Anahtar kelimeler: Yünü Msi Tlkdv Tır Tir İlişkiden Ayda Taş Esaskarar Haftada

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.KAYSERİ1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARARESAS NO
:...KARAR NO
:...HAKİM
: ...KATİP
:...DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av....Av. ...DAVALI
: ...DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: ...KARAR TARİHİ
:...GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: ...Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... Şirketi arasında 09.05.2024 tarihinde yapılan ticari iş anlaşmasında davalı müvekkiline m2'si 37 TL olmak üzere 5 tır (7.603.20 m2) (haftada en az 1 TIR) taş yünü teslim edeceğini, karşılığında ise müvekkilinin 281.318,00 TL+KDV= 337.582,00 TL bedelli çek düzenleyerek avans olarak davalıya verdiğini, fakat davalının mal teslimini en geç 1 ayda tamamlayacağını vaat etmişse de aradan geçen aylara rağmen edimini yerine getirmediğini, hiçbir şekilde mal sevki gerçekleştirmediğini, haliyle müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının iade etmediği çekin sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, işbu sebeple de davalının anlaşmaya istinaden teslim etme taahhüdünde bulunduğu malları teslim etmediğini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile mümkünse teminatsız aksi halde uygun teminat karşılığında müvekkilinin Keşidecisi olduğu ... Katılım Bankası █████/2024 tarihli ... seri numaralı 337.582,00-TL bedelli çekin, öncelikle muhatap banka tarafından bedelinin lehtara veya 3. Kişilere ödenmesini önleme hususunda çekin ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aksi halde çekin teminat ile İİK 72/2 maddesi gereğince takibe konu edilememesi, takibin durdurulmasına karar verilmesine, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, akabinde çekin istirdatına ve müvekkile iadesine, çekin tedbir verilmemesi ve icra baskısı altında ödenmesi durumunda davanın istirdat olarak devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Dava dilekçesinin davalıya e-tebligat yoluyla usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.DELİLLER
:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin ortaklarını ve temsile yetkili yöneticilerini gösterir ticari sicil kayıtları celp edilmiştir.Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, muhasebeci- mali müşavir bilirkişi...█████/2025 tarihli raporunda özetle;Davacının 2023-2024 yılına ait yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu (e-defterlerin beratlarının olduğu), içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğunun tespit edildiği,Davaya konu ... Katılım Bankası █████/2024 tarihli ... seri numaralı 337.582,00-TL bedelli çekin fotokopisinin alındığı kağıtta "elden teslim aldım" ibaresinin davalı kaşesinin, ... isim ve imza içerir şekilde teslim edildiği, Kayseri Ticaret Odasından gelen müzekkere cevabında ise davalı şirketin tek ortaklı ve ortağın ... (...) olduğunun tespit edildiği,Davacı kayıtlarında davaya konu çekinde davalı ile 2023 öncesinden süregelen ticari ilişki kapsamında avans çeki olarak verilerek davalının takip edildiği cari hesabın borcuna kayıtlı olduğu, davalının 4.170,00-TL bakiye alacağının düşülmesi ile davacının davaya konu çek bakımından davalıdan 333.412,00-TL alacaklı olduğu, diğer bir ifade ile davaya konu 337.582,00-TL bedelli çekin 333.412,00-TL' lik kısmının bedelsiz kaldığının tespit edildiği yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:Dava; kambiyo senedinden dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nun 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nun 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Aynı ilkeler, HGK’nun █████/2003 gün ve ███████-781 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Bedelsizlik iddiası, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.Çek, 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nun 670. ve devamı düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s.221).Çek, 6102 sayılı TTK’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s.268).Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nun 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça "emre yazılı" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.Ciro ise 6102 sayılı TTK’nun 683. maddesine göre cironun, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve "alonj" denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.Eldeki dava, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan çekin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK'nun 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/ kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK'nun 202. maddesinde düzenlenen "delil başlangıcı" olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan çeklerin avans olarak verildiği halde karşılığında mal teslimi yapılmadığından dolayı bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687).HMK'nun 202/2. maddesi; "Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendime karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklindedir. Buna göre bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcından bahsedebilmek için ilk olarak bir "belge" bulunmalıdır. Belgenin tanımı HMK'nun 199. maddesinde yapılmıştır. Anılan madde: "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan. kroki, fotoğraf film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." şeklindedir. Buna göre, delil başlangıcı olarak başvurulabilecek belgeler arasında yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları sayılabilir. Kanun'da belge tanımına giren unsurlar sınırlayıcı biçimde sayılmadığı için belge olduğu iddia ve ispat edilen her türlü unsura delil başlangıcı olarak dayanmak mümkündür. Belge kavramının Kanunun'daki tanımına bakınca ayrıca HMK'nun 200. maddesi anlamındaki her senedin bir belge olduğu, ancak her belgenin senet olmadığı da anlaşılmaktadır. Senet bir hakkın doğumu için gerekli olmasa da, ispatı için gerekli olabilir. Bir belge senet olabilir, ancak belge senedin şartlarını gerçekleştirmiyorsa, o zaman belgenin delil başlangıcı olma ihtimali ortaya çıkmaktadır. Buna göre senet ve belge kavramlarım mutlak surette birbirinden ayırmak gerekir. Belge kavramı kesinlikle üst bir kavramdır, zira senet niteliğini haiz her belge aynı zamanda bir senet teşkil etmektedir (Erdönmez. s. 1771). Eğer bir belge, senet vasfını haiz değilse, o zaman HMK'nun 202. maddesindeki şartları yerine getirmesi hâlinde delil başlangıcı olma ihtimali bulunmaktadır.Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuki işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (HMK'nun 202/1. maddesi). Delil başlangıcının varlığı hâlinde hâkim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık ve diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir (Erdönmez, Güray: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2017. s. 1841). İkinci olarak, belge, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır. Bununla birlikte yazılı delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını taşıyan bir belge olması gerekli değildir (Kuru. s. 2291)" (YİBGK E. 2019/1, K. 2019/8T. █████/2019).Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, muhasebeci- mali müşavir bilirkişi ... █████/2025 tarihli raporunda özetle;Davacının 2023-2024 yılına ait yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu (e-defterlerin beratlarının olduğu), içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğunun tespit edildiği,Davaya konu ... Katılım Bankası █████/2024 tarihli ... seri numaralı 337.582,00-TL bedelli çekin fotokopisinin alındığı kağıtta "elden teslim aldım" ibaresinin davalı kaşesinin, ... isim ve imza içerir şekilde teslim edildiği, Kayseri Ticaret Odasından gelen müzekkere cevabında ise davalı şirketin tek ortaklı ve ortağın ... (...) olduğunun tespit edildiği,Davacı kayıtlarında davaya konu çekinde davalı ile 2023 öncesinden süregelen ticari ilişki kapsamında avans çeki olarak verilerek davalının takip edildiği cari hesabın borcuna kayıtlı olduğu, davalının avans olarak verilen çeke istinaden mal teslim ettiğine dair dosyaya delil sunmadığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davacının davasının kabulü ile; keşidecisi ... Sanayii ve Ticaret LTD. ŞTİ, lehtarı ... Yatırım LTD. ŞTİ olan █████/2024 tarihli, 337.582,00-TL bedelli ... seri nolu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, söz konusu çekin davalıdan istirdadına,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 23.060,23-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 5.765,06-TL harcın mahsubu ile eksik 17.295,17-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 5.765,06-TL peşin harç, 92,00-TL posta ücreti ve 4.500,00-TL olmak üzere toplam 10.784,66-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 54.013,12-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır