Anahtar kelimeler: İtirazname Sabıka Kocaeli Taciz İnceleyen Süreç Sayı Diş Dosyayı Hukukî

İtirazname No
: ██████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 313-D.işI. HUKUKÎ SÜREÇCinsel taciz suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 105/1, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.02.2020 tarihli ve 903-90 sayılı karara yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2020 tarih ve 2020-313 değişik iş sayı ile; "...Sanık ...’nun sabıka kaydında bulunan Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasının suç tarihinin 17.11.2017 olduğu, kararın 25.12.2018 tarihinde kesinleştiği ve sanığın 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, itiraza konu davada karar tarihinin 06.02.2020 olması dikkate alındığında; sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verildiği tarihte Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olduğu, CMK’nın 231/6. maddesinin a bendi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması gerektiği, bu nedenle katılan vekili tarafından yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği değerlendirildiğinden; katılan ... vekilinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazının kabulüne, sanık müdafi ve katılan ... vekili tarafından yapılan itirazlar yerinde görülmediğinden reddine, sanık ... hakkında Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesice verilen 06.02.20 20... /903 e. ███████ k. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik hükmünün kaldırılmasına," karar verilmiştir.Bu hükme yönelik Adalet Bakanlığının 12.10.2020 tarihli ve 8883-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.10.2020 tarihli ve 91583 sayılı ihbarnamede; "Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve itirazın kabulüne esas olarak gösterilen Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.01.2018 tarihli ve ████████ esas, 2018/8 sayılı kararın, incelemeye konu suç tarihi olan 02.11.20 17... .11.2017 tarihlerinden sonra, 25.12.2018 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle 5271 sayılı Kanun'un 231/6-a maddesinde yer alan daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunmamak koşuluna engel teşkil etmediği gözetilmeden itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." gerekçesi ile kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.05.2022 tarih ve 17427-4844 sayı ile kanun yararına bozma isteğinin CMK'nın 309. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.10.2022 tarih ve 91583 sayı ile; "...Somut olayda; sanık hakkındaki yargılama konusu suç tarihinin █████/2017 -█████/2017 olduğu, adli sicil kaydında yer alan mahkumiyet hükmüne ait suç tarihi █████/2017, kesinleşme tarihi █████/2018 olup, yargılamaya konu suçun işlendiği tarihten sonra işlenip kesinleştiği, yani adli sicil kaydında yer alan suçun işlenme ve kesinleşme tarihinin, yargılamaya konu suç tarihinden sonrasına ait olduğu, bu durumun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmediği, mahkemece herhangi bir zarar bulunmadığı ve 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin 6 fıkrasının (b) bendinde yer alan ölçüt değerlendirilmek suretiyle tekrar suç işlemeyeceği yolunda kanaate de ulaşıldığı nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile kaldıran mercii kararının isabetsiz olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.06.2023 tarih ve 13689-4371 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın sabıkasında yer alan ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel nitelik taşıyıp taşımadığı ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kaldırılmasına dair merci kararının yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARSanık hakkında 02.11.20 17... .11.2017 tarihlerinde işlemiş olduğu zincirleme biçimde cinsel taciz suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Yerel Mahkemece sanığın TCK'nın 105/1, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak işlenen suç nedeniyle oluşan maddi bir zararın olmaması, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması ve aksine bir beyanında söz konusu olmaması gerekçeleriyle CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilince yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2020 tarih ve ████████ Değişik iş sayı ile; "...CMK’nın 231/6. maddesinin a bendi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması gerektiği," gerekçesiyle sanık hakkında Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik hükmün kaldırılmasına karar verildiği,Dosya içerisinde bulunan adli sicil ve arşiv kaydına göre; Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesince 04.01.2018 tarih ve 779-8 sayı ile sanığın 17.11.2017 tarihinde işlediği cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1-2 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 25.12.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarCMK’nın 231. maddesinde düzenlenen ve Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 346–25 sayılı kararı ile diğer müstakar kararlarında açıkça belirtildiği üzere; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, kamu davasının CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.5560, 5728, 5739, 6008, 7499 sayılı Kanunlarla CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;1) Suça ilişkin olarak;a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,b- Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,2) Sanığa ilişkin olarak;a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.Tüm bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve on sekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hâkim tarafından her olayda resen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkân verecek biçimde kararda gösterilmelidir.Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebileceği belirtilmiş; itiraz usulü, inceleme mercileri ve inceleme sonucu verilecek kararlar hakkında aynı Kanun’un 267-271. maddelerinde yer alan ilgili hükümlerin uygulanması esası kabul edilegelmiştir. Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 534-15 sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın hem maddi olay hem de hukuki yönden itiraz merciince incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yüksek Kurulun 17.02.2022 tarihli ve 90-98 sayılı kararıyla da aynı uygulama devam ettirilerek itiraz merciinin, CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. İşbu uygulama, CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolunun açık olduğunu düzenleyen kuralın, Anayasa Mahkemesinin 20.07.2022 tarihli ve 121-88 sayılı kararıyla iptal edilmesine ve 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasının; "İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir." şeklinde, 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. maddesi ile de; "272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir." biçiminde değiştirilmesine kadar devam etmiştir.Öte yandan, ayrıntıları Genel Kurulun 18.06.2025 tarihli ve 2022/6-121 E. – ████████ K., 26.03.2025 tarihli ve 2024/6-347 E. – ████████ K. ile 22.01.2025 tarihli ve ████████ E. – ███████ K. sayılı kararlarında açıklandığı üzere;Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (İHAM Kuznetsov/Rusya, B. No: ██████, 11.4.2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: ████████, 15.2.2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: ████████, 9.12.1994, § 27), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir.Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin in'ikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: ████████, 16.12.1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır.Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır.Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: █████████, 18.6.2014, §§ 31, 34).Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve CMUK'un 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.Anayasa’nın 141/3 ve CMK’nın 34. maddelerinde kararın türü ve verildiği mahkeme ile ilgili herhangi bir sınırlamaya yer verilmemesine nazaran gerekçe yükümlülüğünün, itiraz üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını inceleyecek olan merci kararları bakımından da geçerli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.B. Hukuki DeğerlendirmeYerel mahkemece sanığın zincirleme biçimde; "...İşlenen suç nedeniyle oluşan maddi bir zararın bulunmaması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmaması ve yukarıda açıklanan gerekçelerle yeniden suç işlemeyeceği konusunda da kanaate varılması nedeniyle, aksine bir beyanda söz konusu olmadığı" gerekçeleriyle sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara yönelik yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2020 tarih ve 2020-313 Değişik iş sayı ile; "...CMK’nın 231/6. maddesinin a bendi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması gerektiği," gerekçesiyle Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik hükmün kaldırılmasına karar verildiği anlaşılan dosyada;Sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamın, suç tarihi itibarıyla hakkında verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yasal engel oluşturmadığı ve yalnızca sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirlemek yönünden değerlendirmeye tabi tutulabileceği gözetilmeden "...Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması gerektiği," gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar veren merci kararının gerekçesinin, Anayasa'nın 141/3 ile CMK'nın 34. maddelerinde işaret edildiği üzere yasal ve yeterli olmadığının kabulü gerekmektedir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.VI. KARAR1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24.05.2022 tarihli ve 17427-4844 sayılı kanun yararına bozma işleminin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,3- Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2020 tarih ve 2020-313 Değişik iş sayılı kararının, sanığın sabıkasında yer alan ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel nitelik taşımaması ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kaldırılmasına dair merci kararının yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.