Anahtar kelimeler: Münferiden Kurucu Temsile Temsilen Euro Hisselerini Satışı Anonim Ayrıldığı Ortağı
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
SUÇ
: Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı
HÜKÜM
: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanığın kurucu ortağı olduğu ve hisselerini devredip ortaklığından ayrıldığı 22.02.2010 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak münferiden temsile yetkili olduğu ... İnşaat Anonim Şirketi'nin ticari faaliyeti kapsamında 150.000 Euro bedel karşılığında 1 adet taşınmazın katılana satışı ve söz konusu taşınmazın satış bedelinin katılan tarafından banka aracılığıyla şirketin hesabına havale edilmek suretiyle ödenmesi konusunda, katılan ve şirketi temsilen sanık arasında sözleşme imzalandığı, katılan tarafından, 100.000 Euro paranın şirket hesabına havale edilmesinden sonra, kalan 50.000 Euro paranın 10.000 Euro'sunun sanığın şirketi temsile yetkili olduğu Ocak/2010 döneminde, kalan 40.000 Euro'nun ise sanığın şirket ortaklığından ayrıldığı Mayıs/2010 döneminde sanığın adına kayıtlı 2 ayrı banka hesabına havale edildiği hâlde, sanığın hesaplarına yatan 50.000 Euro paranın, şirket hesabına aktarılmaması ve şirket tarafından ayrıca talepte bulunulması nedeniyle, katılanın şirket hesabına 19.10.2012 tarihinde 50.000 Euro para göndermek zorunda kaldığı, katılanın taşınmazın satışı ve devri için 150.000 Euro ödemesi gerektiği hâlde toplam 200.000 Euro ödeme yaptığı, sanığın yanıltmış olduğu katılandan 50.000 Euro almak suretiyle haksız menfaat elde ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında; aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen beyanlarda bulunan sanığın soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadesinde; "Ben şikayetçiden bu parayı C1 numaralı villanın kalan bedeli için aldım. Parayı alırken de kalan borcuna yönelik sözleşme kapsamında aldığımı söyledim... bu parayı kendi şahsi hesabıma aldım.... Alırken de şirket adına söylediğim doğrudur. Ancak şirkete bu hususta bir aktarım veya bilgi de vermedim." şeklinde, katılanın kovuşturma aşamasında "Sanık ile 8 yıldır tanışıyoruz ve görüşüyoruz... 40 bin euroyu sanığın şahsi hesabına yatırdığımda onun şirket yetkilisi olmadığını bilmiyordum... bana böyle bir bilgi verilmedi. Ancak bir sene sonra sanık kendisi bana o tarihte şirket yetkilisi olmadığını söyledi." şeklinde beyanlarda bulunmaları karşısında; adı geçen şirketin ticari faaliyeti kapsamında yetkilisi olduğu dönemde şirketi temsilen imzalamış olduğu sözleşme uyarınca taşınmaz satışından kaynaklanan borcun kapanması için kalan 50.000 Euro parayı şirket adına aldığını söyleyip şirketteki yetkisinin son bulduğunu gizleyerek söz konusu tutarın, şirket hesabı yerine, adına kayıtlı banka hesaplarına yatırılmasına neden olan sanığın, katılanı aldatıp haksız menfaat elde etmek suretiyle, 5237 sayılı TCK'nin 158/1-h. maddesi kapsamında şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu ve mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, isabetsiz ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
2. Kabule göre de; hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilirken, hüküm fıkrasında, "Katılanın kendisini duruşmalarda avukat marifetiyle temsil ettiği görülmekle" ibaresinin yazılması suretiyle çelişkiye neden olunması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla, BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... hakkında katılan ...... ..... Oostenrijk'e karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davada Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği beraat kararırının "suçun sabit olduğu sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım.
Sanık ile katılan daha önce 3 ayrı gayrimenkul alım satımında muhatap olmuşlar, katılan dördüncü kez gayrimenkul almak için şirket yetkilisi olan sanığa müracaat etmiş, üçüncü aldığı gayrimenkulün satılması onun bedeline ek olarak ödeme yapılması şeklinde anlaşmaya varmışlardır. Katılan şirket yetkilisi olarak sanıktan başka hiçkimse ile muhatap olmamıştır. Bu dördüncü gayrimenkulün alım satım sözleşmesi sırasında sanığın katılana karşı herhangi bir hileli hareketi bulunmamaktadır. Sanığın alım satım öncesi dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair delil bulunmamaktadır. Bilahare sanık kendi yetkilisi olduğu şirket ile hukuki uyuşmazlığa düşmüş ve ayrılmıştır. Bu nedenle, kendisine yapılan ödemeyi şirkete ödememesi şeklindeki bir kabul olursa sanığın çalıştığı ve ayrıldığı şirkete karşı güveni kötüye kullanma eylemi tartışılabilecektir. Bu fiil ile ilgili açılmış bir dava bulunmamaktadır. Açılan dava sanığın katılana karşı en baştan beri dolandırıcılık kastı ile hareket ederek menfaat temin ettiği yönünde olup CMK'nın 225. maddesine göre bununla sınırlı yargılama yapılmış ve cezalandırmaya elverişli yeterli delil bulunmadığından beraat kararı verilmiştir. Bu karar dosya kapsamına uygundur. Sanığın baştan beri katılana karşı bir dolandırıcılık kastı yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle beraat kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!