Anahtar kelimeler: Aşçı Feshettiğini Ücretli Nezdinde Ödenmediğini Tatili Ulusal İşçilik Bayram Kesinlik
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 39. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde aşçı olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkiline ait işyerinde 16.05.2006 tarihinde çalışmaya başladığını, elden ücret ödemesinin söz konusu olmadığını, ücretinin bordrolarda gösterilen kadar olduğunu, iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiğini, herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kabul edilen hizmet süresinde bir hata bulunmadığı, davacının kıdemi, yaptığı iş, emsal ücret yazıları ve elden ödeme iddialarının tanık beyanları ile doğrulanması nedeni ile kabul edilen ücret ve giydirilmiş ücret miktarında bir hata olmadığı, davalının sunduğu denetim raporu tarihi dikkate alındığında savunmaya itibar edilmemesinin isabetli bulunduğu, taraf tanıkları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının fazla çalışma yaptığı yönündeki iddiasını ispatladığı buna karşın davalı tarafça davacının bu çalışmalarının karşılıklarının ödendiği veya serbest zaman kullandırıldığı hususlarının yazılı delillerle ispatlanamadığı anlaşıldığından alacağın hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, işçilik alacağı ödenmeyen davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği; dolayısı ile kıdem tazminatına da hak kazandığının anlaşıldığı, davalı tarafça davacıya yıllık izinlerinin tam olarak kullandırıldığının veya karşılıklarının ödendiğinin yazılı belgeler ile ispatlanamadığı hususları birlikte dikkate alındığında yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinin de isabetli olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini,
2. Davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını,
3. Davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını,
4. Davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının ücreti, iş sözleşmesinin feshi ile buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirtikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde, haftanın 6 günü sabah 07.30-17.00 arasında çalışma yapıldığını, haftanın en az 3 günü işyerine sebze meyve almak için işveren tarafından hale gönderildiğini, hale gidilmesi gereken günlerde gece 03.00'te evden çıkıp hale gittiğini, bu günlerde gece 03.00'te mesaisinin başladığını ve akşam saat 17.00-18.00'de sona erdiğini iddia etmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının tüm çalışma dönemini kapsayan puantaj kayıtlarının imzalı olduğu, puantajlarda işe giriş ve çıkış saatlerinin yer aldığı, davacının haftanın 6 günü 07.30-16.45 saatleri arasında normal vardiyasının olduğu, bazı günler için "Ek mesai" sütunu altında saat yazılmak sureti ile fazla çalışmasının belirtildiği, aşkın çalışması karşılığında verilen serbest zamanın ayrıca düzenlenen serbest zaman izin formu ile davacıya kullandırıldığı, bordroların imzalı olduğu, puantaj kayıtları, serbest zaman çizelgeleri ve pandemi dönemi izin kullandığına ilişkin belgelerin ücret bordroları ile karşılaştırılmasında davacının fazla çalışma ücretlerinin ödendiği veya serbest zaman olarak kullandırıldığının tespit edildiği, bu kayıtlara göre davacının fazla çalışma ücreti alacağı olmadığı belirtildikten sonra davacı tanığı ... ve ...'nin beyanları dikkate alınarak, davacının haftada 2 defa 03.00-07.30 arasında hale gittiğinin kabul edildiği ve haftalık 9 saat üzerinden fazla çalışma ücretinin hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere dosyada yer alan imzalı puantaj kayıtları, imzalı bordrolar, imzalı serbest zaman formları yazılı delil niteliğindedir. Davacının çalışmasının kayıt altına alındığı dönemler için mahkemece bu kayıtlara itibar edilerek hesaplama yapılmalıdır. Zira fazla çalışmalarının ispatında, yazılı delilin bulunduğu durumda tanık delili ile sonuca gidilmesi mümkün değildir.
Ayrıca fazla çalışma ücreti hesabında beyanı esas alınan davacı tanığı ... 14.09.2007 - 13.04.2019 arasında finans müdürü olarak çalışmış olup beyanında iş sözleşmesi sona erdiğinde hale gitme görevini davacıya devrettiğini, bu şekilde davacının 1 yıl hale gittiğini bildiğini belirtmiş; diğer davacı tanığı ... ise "... ben davacının hale gittiğini görmedim, ancak şirket aracı halden geldiği için ve o aracı gördüğüm için davacının hale gittiğini biliyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının fazla çalışma ücreti hesabının 14.04.2019 - 28.02.2022 tarihleri arasında yapıldığı göz önüne alındığında beraber çalışması ve beyanı görgüye dayalı olmayan davacı tanıklarının beyanına itibar edilmesi de yerinde olmamıştır.
Bu itibarla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!