Anahtar kelimeler: Turgutlu Mahsuba Açılarak İnceleyen Sayı Süreç Cezasıyla Dosyayı Yağma Hukukî
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 6. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 2278-3262
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.01.2020 tarihli ve 327-5 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; 03.12.2020 tarih ve 1087-788 sayı ile; İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılarak sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-d, 168/3-1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.05.2024 tarih, 8823-6488 sayı ve oy çokluğu ile; "Sanığın, telefonu faydalanmak maksadı ile aldığı hususu sabit olmadığından, unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyesi ... ise; "Sanığın telefonu jandarmaya ve güvenli bir yere bırakabileceği oysa bunu yapmayarak 1 ay üzerinde bıraktığı, kanunda yağma suçu için faydalanma kastından bahsedilmediği, zilyetliğin ele geçirilmesiyle suçun oluştuğu anlaşıldığından daha önce İzmir Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149-1-d, 168/1 ve 63. madddeleri gereğince sanığa verilen 4 yıl 2 ay hapis cezasının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." şeklindeki gerekçe ile karşı oy kullanmıştır.
    İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi 11.09.2024 tarih ve 2278-3262 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2024 tarihli ve 101973 sayılı bozma istemli tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.11.2024 tarih ve 5094-12178 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Mağdur ile sanığın evli olmalarına rağmen suç tarihinde ayrı yaşadıkları, olay günü kızlarını mağdura teslim etmek üzere mağdurun yanına giden sanığın, kızlarını teslim ettikten sonra evden ayrılmayıp mağdur ile konuşmak istediğini bildirmesi üzerine aralarında tartışma başladığı, mağdurun suça konu cep telefonunu çıkartarak sanığa gösterip "Polisi arayacağım." dediği, bunun üzerine sanığın mağdurun kolunu bükerek cep telefonunu alıp evden uzaklaştığı iddia ve kabul olunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Yağma suçunu düzenleyen TCK'nın 148. maddesi şöyledir; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.".
    Madde gerekçesi ise şu şekildedir; "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.".
    Bileşik suçu düzenleyen TCK'nın 42. maddesi şöyledir; "Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.".
    Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz (TCK madde 42). Esas itibarıyla birden fazla bağımsız suçun, unsur veya ağırlaştırıcı neden ilişkisine dayanılarak normatif/hükmi bir nitelik izafe edilmek suretiyle hukuken tek fiil, dolayısıyla tek suç sayıldığı bu suç tipinin kendine özgü, yeni ve bağımsız bir suç olarak ortaya konduğu açıktır. Bileşik suçta suç tekliği olarak kabul edilen bu durum, bileşik suçun doğuracağı hükümler bakımındandır. Örneğin; uygulanacak ceza, zamanaşımının belirlenmesi, şikâyet ve uzlaşma gibi konularda suç tekliği geçerlidir. Yoksa bu durum bileşik suçta gerçekte birden çok suçun olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle bileşik suçta manevi unsur belirlenirken bileşik suç çatısı içinde birden çok suç bulunması nedeniyle birden çok manevi unsurun bir arada gerçekleşmesi gerekir. (Mustafa Özen, Suçların İçtimaı, Doktora tezi, Ankara-2008, s. 91).
    Bileşik suç olan yağma suçunda kasten yaralama veya tehdit suçunun yanı sıra, hırsızlık suçu söz konusudur. Hırsızlık suçunda olduğu gibi malvarlığına karşı işlendiğinde ve hukuken mülkiyet/zilyetlik hakkını koruduğunda kuşku bulunmayan yağma suçunun, bununla birlikte kendisini oluşturan diğer suçların korudukları kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı gibi değerleri de koruduğu açıktır. Cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun malı teslim etmesi veya alınmasına karşı koyamaması hâlinde mülkiyet/zilyetlik hakkından bağımsız olarak mağdurun kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı hakkının ihlali, yani bileşen/araç suç tamamlanmış olacaktır. Yağma suçu araç hareketler (bileşen bazı suçlar) bakımından kişiye, amacı bakımından ise zilyetlik ve mülkiyete yönelik bir saldırıdır (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2020, s. 671).
    Yağma suçu, kasten işlenebilen suçlardandır. Failin bilerek ve isteyerek mağdura karşı cebir veya tehditte bulunması ve bu cebir ve tehdidi de malın alınmasına veya teslimine yönelik olması gerekmektedir. Yağma suçunun düzenlendiği TCK'nın 148. maddesine ilk bakışta; özel kasta, yani saike önem verilmediği, yağma suçunun genel kastla işlenebileceği, bu nedenle fail tarafından mağdur mal sahibinin veya malın zilyedinin elinden iradesi dışında, cebir kullanılarak veya tehditle alınması hâlinde, failde başkaca bir kastın bulunmasına ihtiyaç olmaksızın yağma suçunun oluşabileceği sonucuna varılabilir. Ancak, hırsızlık suçu bileşik suç olan yağmanın bir unsuru olduğuna göre, hırsızlık suçu için aranan faydalanma kastının yağma suçu için de aranması gerekir. Diğer taraftan yağmanın kanuni tanımında manevi unsur olarak faydalanma kastına yer verilmemekle birlikte, suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis'inden hareket edildiğinde, yağma suçunun faydalanma maksadıyla alınması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlardan ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 694). Nitekim Yüksek Kurulun 14.12.1981 tarihli ve 345-424, 11.10.2016 tarihli ve 331-352, 09.06.2020 tarihli ve 284-2 75... .07.2020 tarihli ve 125-341 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
    Yağma suçundaki yararlanma kastı mutlaka malın sahiplenilmesine yönelik olmayıp, geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır. (Sulhi Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, İstanbul, 2001, s. 435). Buradaki yararın geçici veya sürekli olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Failin yararlanma kastıyla hareket etmesi yeterlidir. Çaldığı maldan yararlanmış olup olmamasının suçun oluşumuna etkisi bulunmamaktadır (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Baskı, Ankara, 2010, s; 372). Bu cümleden olarak failin, sigara içen çocuğunu görerek tokat atıp sigarayı alması, şaka yapmak amacıyla malı alması veya polisi aramasını engellemek için mağduru darbederek elinden telefonunu alması vb. gibi durumlarda yararlanma kastı söz konusu olmadığından yağma suçunun manevi unsuru oluşmayacaktır.
    B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
    Somut olayda; mağdurun polisi aramasını engellemek amacıyla suça konu cep telefonunu alan sanığın faydalanma kastı bulunmaması nedeniyle nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşmadığının kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat olunan nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 11.09.2024 tarihli ve 2278-3262 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat olunan nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibariyle oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!