Anahtar kelimeler: İtirazname Mahsuba İnceleyen İsparta Sayı Süreç Dosyayı Antalya Müsadereye Öldürme
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No
    : █████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 2172-2908
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.02.2022 tarihli ve 389-28 sayılı re'sen istinaf incelemesine tabi hükmün, sanık müdafii tarafından da istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 27.10.2022 tarih ve 2172-2908 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bu hükmün de sanık müdafii ve Bölge Adliye Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.10.2023 tarih ve 1886-6466 sayı ile; "Kanun yararına temyiz yoluna başvurularak kesinleşmiş Asliye Hukuk Mahkemesi hükmünün maddi gerçeklik ve mevzuata uygun hâle getirilmesi ile İlk Derece Mahkemesince sanığın resmî belge ve maddi durumuna uygun olarak verilen yaş tashih kararının kesinleşmiş başka bir kararla çelişmeyecek biçimde ve sadece münferit ceza davası için değil, hukuksal ve idari mevzuat açısından da doğru ve çelişki doğurmayacak şekilde tescil edilebilir hâle gelmesinin sağlanması için bu sürecin bekletici mesele yapılmasından ve bir karara bağlanmasından sonra sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu," gerekçesiyle bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiş,
    Daire Üyesi ...; "...Her ne kadar sanığın yaşı hakkında asliye hukuk mahkemesince bir karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de, ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında bu konunun aksine bir iddia ileri sürülmesi üzerine mahkemenin konuyu araştırdığı ve sanığın doğum kaydına ulaştığı, hukuk mahkemesinin eksik araştırma ile karar verdiğinin anlaşıldığı, sanığın yaşı ile ilgili maddi gerçeğin kesin şekilde tespit edilerek CMK'nın 218/2. maddesinin verdiği yetkiye istinaden ceza yargılamasına özgü olarak yaş düzeltilmesi yapılıp sonucuna göre hüküm tesis edildiği, uygulamanın tamamen doğru olduğu, kesinleşen hukuk mahkemesi kararının ortadan kaldırılması için işletilmesi gereken yasal yollara her zaman başvurulmasının mümkün bulunduğu, ceza mahkemesinin maddi gerçeği tespit ettikten sonra buna göre karar vermesinde zorunluluk olup hukuk mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasını beklemesinin gerekmeyeceği gibi dosyanın tutuklu olması nedeniyle bu yöndeki bir gecikmenin de kabul edilemeyeceği," açıklamasıyla karşı oy kullanmıştır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.12.2023 tarih ve 7851 sayı ile; "...Ağır Ceza Mahkemesince sanığın yaşı ile ilgili maddi gerçeğin kesin olarak tespit edilmesinden sonra buna göre karar verilmesinde kanunen zorunluluk bulunması ve yerleşik uygulama doğrultusunda verilen kararın da usul ve yasaya uygun olması karşısında, asliye hukuk mahkemesi kararının maddi gerçeklik ve mevzuata uygun hâle getirilmesi bakımından, kanun yararına temyiz yoluna başvurulmasının her zaman mümkün olduğu, sanığın tutuklu olarak yargılandığı hususu da nazara alındığında, hukuk mahkemesi kararının ortadan kaldırılması sürecinin bekletici mesele yapılmasının yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olacağı ve sanığın hukuki durumunu değiştirmeyeceği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 24.01.2024 tarih, 9372-575 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında maktule yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sanığın doğum tarihinin tashihine ilişkin hatalı bir şekilde kurulan hükmün, kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşmesinden sonra açılan kamu davası üzerine ilk derece mahkemesince CMK'nın 218/2. maddesi uyarınca ceza yargılamasına hasren sanığın yaşının, gerçek kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılan somut olayda, hukuki ve idari mevzuat açısından ortaya çıkan mezkur çelişkinin giderilmesi için başvurulacak olan kanun yararına bozma sürecinin, incelemeye konu ceza davasının temyizi aşamasında bekletici mesele yapılması gerektiğinden bahisle Özel Dairece verilen bozma kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya muhteviyatından;
    Nüfus kaydına göre 22.11.2001 doğumlu olan ve 19.12.2001 tarihinde nüfusa tescil edilen sanığın, 24.11.2019 günü maktul ... inceleme dışı katılanlara yönelik kasten öldürme ve nitelikli yaralama suçlarını işlediğinden bahisle soruşturmaya başlandığı,
    Tahkikat devam ederken sanık tarafından 04.12.2019 tarihinde ikame olunan yaş tahsisi davası üzerine Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 23.01.2020 tarih ve 477-36 sayı ile sanığın 22.11.2001 olan doğum tarihinin 07.12.2001 şeklinde düzeltilmesine karar verildiği, bahse konu kararın kanun yollarına başvurulmaksızın 03.03.2020 tarihinde kesinleştirme işlemlerinin yapıldığı,
    Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.12.2020 tarihli ve 3817-455 sayılı iddianame ile sanığın maktule yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı,
    Yargılama sırasında katılanlar vekili tarafından suç tarihi itibarıyla sanığın 18 yaşını ikmal etmesine rağmen yaş küçüklüğü nedeniyle indirim hükümlerinden yararlanabilmek amacıyla tashih davası açtığının ve mahkemece talebe uygun olarak yaşının düzeltildiğinin ileri sürülmesi üzerine yapılan araştırma neticesinde, Isparta Şehir Hastanesi Başhekimliğince, sanığın 22.11.2001 tarihinde Isparta Doğum Hastanesinde doğduğu bildirilerek ilgili tutanakların gönderildiği,
    Isparta Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, karar oturumuna nüfus idaresinin de iştiraki sağlanıp ceza davasına münhasıran sanığın yaşının, gerçek kaydına uygun şekilde 22.11.2001 olarak düzeltilmesine karar verildiği ve yaş küçüklüğü nedeniyle indirim hükümleri tatbik edilmeden ceza mahkûmiyetine gidildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından ilgili kanuni düzenlemeler üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
    CMK’nın "Ceza mahkemelerinin ek yetkisi" başlığını taşıyan 218. maddesi;
    "1) Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici sorun kararı verebilir.
    2) Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması hâlinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir." şeklinde düzenlenmiştir.
    Bahse konu madde gerekçesinde; "Dava konusu uyuşmazlığın çözülmesi, diğer bir deyişle bir eylemin suç olup olmadığının veya niteliğinin saptanması, ceza hukukunun kapsamına girmeyen bir meselenin çözümüne bağlı ise ceza mahkemesinin önünde üç seçenek bulunmaktadır:
    1. Ceza davasının bir an önce sonuca ulaşmasını sağlamak için bu sorun hakkında da ceza hukukundaki usul ve deliller için geçerli kurallara göre karar vermek.
    Kuşkusuz ceza mahkemesinin bu sorun hakkında verdiği karar, sadece dava konusu uyuşmazlık yönünden geçerli olmak üzere ve esas dava bakımından gerekli olduğu ölçüde verilmiş bir karar sayılacaktır.
    2. Çözülmesi uzmanlığı gerektiren bir sorunun söz konusu olduğunu saptadığında, mahkeme yargılamaya ara vererek sorunun konusuna göre hukuk davası veya idarî dava açılması için ilgililere süre verebilecektir.
    3. Yetkili mahkemede bu hususta bir dava açılmışsa bu mahkemenin kararını da bekleyebilecektir.
    Özetlemek gerekirse, ceza mahkemesi dava konusu uyuşmazlığın çözümünde etkili bulunan ve ceza hukuku dışında kalan bir sorun hakkında gerekli hâllerde kendisi karar verecek, sorunun nitelik ve kapsamına göre bu sorunun çözümünü bekletici sorun kabul ederek ilgililere süre de verecektir. Duruşma sırasında, suçtan zarar görenlerle sanıkların yaşları bakımından gerekli görülecek düzeltmelerin yerine getirilmesi 5/5/1972 tarihli ve 1587 sayılı Nüfus Kanunundaki usullere göre ceza mahkemesince yapılacaktır. Bu hususta verilecek karara karşı maddede yazılı kanun yollarına başvuru hakkı tanınmıştır.
    Ancak yukarıda (2) numaralı paragrafta da açıklandığı üzere, mahkemenin ceza davasını beklemeye alması, ancak çok zorunlu ve uzmanlığa ilişkin bir husus söz konusu olduğunda karar verilebilecek bir hâl sayılmalıdır. Aksi takdirde davanın makul sürede bitirilmesi ilkesi ihlal edilmiş olur." biçiminde açıklamalara yer verilmiştir.
    Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesince 30.03.2012 tarih ve 34-48 sayı ile; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin "Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir." biçimindeki cümlesinin, bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı hâlinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını istemesinin, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı kapsamında olup bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilmemesini öngören ve hak arama özgürlüğüne müdahale niteliği taşıyan kuralın, Anayasanın 17... . maddelerine aykırı olduğunun kabulü ile iptaline karar verilmiştir. Bahse konu iptal kararı sonrasında 5490 sayılı Kanun’un 36. maddesi;
    "(1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur:
    a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.
    b) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.
    c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder.
    (2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır." şeklinde son hâlini almıştır.
    Aynı Kanun'un "Kayıt düzeltilmesi" başlığını taşıyan 35. maddesinde de; "Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.." hükmü öngörülmüştür.
    Yukarıda izah olunan ilgili mevzuat hükümleri ve madde gerekçeleri birlikte gözetildiğinde şu tespit ve değerlendirmelerde bulunulabilir.
    1- CMK’nın 218. maddesinin ikinci fıkrasına göre bazı durumlarda bir ceza davasında verilecek hüküm o ceza davasının konusunu teşkil etmeyen bir sorunun çözülmesine bağlı olabilir. Bu gibi durumlarda hâkimin önünde gerçekte iki seçenek bulunmaktadır. Bunlardan ilki mahkemenin önündeki sorunu bu Kanun hükümlerine göre çözmesi yani nispi yargılama yaparak Kanun'dan doğan ek yetkisini kullanmak iken diğer seçeneği ise dava konusu ile bağlantılı uyuşmazlığın ilgili yargı yerinde çözülmesini beklemektir. Başka bir değişle, bir eylemin suç oluşturup oluşturmadığının, suçun niteliğinin saptanmasının veya yüklenen suçun ispatının ceza mahkemesi dışında bir sorunun çözümlenmesine bağlı olduğu hâllerde ceza hâkimi, ya sorunu ceza muhakemesi hükümlerine göre karara bağlayacak ya da sorunun hukuk veyahut idare mahkemesinde çözümlenmesini bekleyecektir. Yaş tespiti dışında kalan bu tali sorunların çözümü bakımından ceza mahkemelerine ek muhakeme yapma mecburiyeti getirilmemiş, iki seçenek sunularak bekletici sorun sayma ya da tali sorunu çözme imkânlarından birisini kullanma yetkisi verilmiştir.
    Bazı durumlarda ise nispi yargılama yapmak zorunlu olup bekletici mesele kararı verilmesi mümkün değildir. CMK'nın 218. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kanun koyucu kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın gerçek yaşına ilişkin ihtilafı diğer ön sorunlardan farklı olarak ele almış ve uygulanacak maddi ceza hukuku kurallarının tespiti bakımından bir sorunla karşılaşması durumunda ceza mahkemesine ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek Anayasanın 141. maddesi ile de uyumlu olacak şekilde mümkün olan süratle hüküm verme mecburiyeti getirmiştir. Yaş düzeltim davalarında asliye hukuk mahkemesi genel görevli mahkeme olsa da ceza hâkimi ilgilileri hukuk mahkemesinde dava açmaya sevk edemeyeceği gibi hukuk mahkemesinde derdest bir dava bulunduğuna ıttıla etmesi durumunda bildirimde bulunarak hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı vermesini sağlamak zorundadır.
    Ceza mahkemesine tanınmış olan yaş düzeltme yetkisi yaşta meydana gelecek değişikliğin, suçun unsurlarına ve ceza sorumluluğuna etkili olmasına bağlıdır. Sanığın sübuttan beraatine karar verileceği, ya da yaş tashihinin cezanın artmasını veya azalmasını sağlamayacağı veyahut ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmayacağı ahvalde bu yola gidilmemesi gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.
    2- Gelinen aşamada hukuk mahkemesince verilen yaş tashihi kararının ceza mahkemeleri nezdinde bağlayıcı olup olmadığı hususuna da değinilmelidir.
    a- Öncelikle belirtmek gerekir ki, ceza yargılamasında serbest ve vicdani delil sistemi benimsenmiştir. Bu sistemle ifade edilmek istenen mevcut delillerin bağımsız, tarafsız ve tam bir vicdani sorumluluk içinde değerlendirilmesidir. Ceza yargılamasında maddi gerçek arandığından hâkimi bu gerçeğe götürebilecek kanuni sınırlar içerisindeki her şey delil niteliğindedir. Bu belirleme ceza yargılamasında şekli duruma değil, somut gerçeğe itibar edileceğini ortaya koymaktadır. Hukuk muhakemesinde ise kural olarak taraflarca getirilme ilkesi geçerli olduğundan hukuk hâkimi kanunda belirtilen durumlar dışında kendiliğinden delil toplayamaz. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.04.1980 tarihli ve 110-166 sayılı kararında da, hukuk ve ceza davasının konuları, tarafları, amaçları ve yargılama usulleri birbirinden farklı olduğundan hukuk mahkemelerinden verilen kesinleşmiş bir hükmün ceza davasına etkili olmaması gerektiği kabul edilmiş; ceza mahkemesi tarafından bekletici sorun sayılarak çözümün hukuk mahkemesine bırakıldığı hâllerde ceza mahkemesince bu hükmün diğer kanıtlarla birlikte değerlendirilerek göz önünde tutulacağı sonucuna ulaşılmıştır. Görüldüğü üzere mesele-i müstehire yapılan durumlarda dahi verilecek kararın kesin hüküm olarak kabulü esası benimsenmiş değildir.
    b- Kovuşturma aşamasından önce hukuk mahkemesince yöntemine ve maddi gerçekliğe uygun şekilde verilmiş ve usulünce kesinleşmiş olan yaş düzeltme kararına ceza mahkemesince itibar edilmemesi için bir neden bulunmamakta ise de, hukuk mahkemesince kabul edilen delillerin olayı temsil edici, kanıtlayıcı veya hukuka uygun mahiyette olmamaları nedeniyle ceza hâkiminin hukuk mahkemesince verilen tashih kararını yerinde ve yeterli görmediği ahvalde maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda öngörülen usulü izleyerek sanığın ya da mağdurun vücut yapısını gözlemleyip hakkında bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişi raporu aldıktan ve geçerli diğer delilleri topladıktan sonra gerçek yaşı saptayarak bir sonuca varmak mecburiyeti bulunmaktadır. Hukuk mahkemesince karara dayanak yapılan yetersiz rapor ile ceza mahkemesinin Adli Tıp Kurumundan aldığı rapor arasında ceza mahkûmiyetinin sonucunu etkileyecek şekilde fark bulunması hâlinde maddi gerçeğin, hatalı bir şekilde verilen hükmün bağlayıcılığı ilkesine feda edilmesi düşünülemez. Bu hâlde gerçek yaşa itibar edilerek sonuç ceza tayin edilmelidir. (CGK, 30.03.1981 tarih ve 2-106 sayı)
    3- Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36/1-b maddesinde yer alan aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceği şeklindeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra uyuşmazlığa da konu olduğu üzere birbiriyle tenakuz hâlinde olan yaş tashihi kararların varlığı durumunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair kanunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olup meselenin genel hükümler çerçevesinde hâlli gerekmektedir.
    a- Evvelemirde, nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile yakından ilgilidir. Nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu bakımdan yaş tashihi konusunda genel görevli olan ve taraflarca hazırlama ilkesine tabi bulunan asliye hukuk mahkemeleri yaş düzeltim davalarının yargılaması aşamasında taleple bağlı kalmayıp re’sen araştırma ve kendiliğinden delil toplama yetkisine sahip olduğundan kamu davası açılmadan önce hukuk mahkemesince yöntemince hükmedilerek kesinleşen bu yargısal kararın güvenirliği ve hukuki kesinlik ilkeleri de dikkate alındığında, bir başka yargısal karar ile hukuka uygun olmadığı tespit edilmediği müddetçe etkisini sürdürmeye devam etmesi esastır.
    b- Nitekim, hukukun üstünlüğüne dayanan devlet, hukuk düzeninin tekliği ve bütünlüğü merkezli bir uygulamayı gerekli kılar. Bu nedenle farklı yargı kolları ile alakalı olsa da mahkeme kararlarının da kamu vicdanında ma'kes bulacak bir ahenk içinde olması beklenir. Bu cümleden olarak nüfus ve tapu kütüklerinin hukuki değer/güven itibarıyla özel bir korumaya tabi tutuldukları mahkemelerce de gözetilmelidir. Ne var ki ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğe ve adalete insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmaktır. Hukuk devleti ilkesi kapsamında; maddi hakikatin, şekli (varsayılan) hakikate, masumiyet ilkesi ve ceza adaletinde tecelli edecek kamu yararının, bahsi geçen diğer yararlara nispeten üstünlüğü her türlü tartışmadan varestedir.
    c- Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonrasında daha önce mahkeme kararı ile değişiklik yapılmış olsa da sanık veya mağdurun gerçek yaşının nüfus kaydından farklı olduğunun iddia edilmesi durumunda yaşlarının yeniden araştırılıp belirlenmesi ve gerektiğinde düzeltilmesine ya da mevcut yargılama ile sınırlı olarak tespitine karar verilmesi olanaklı hâle gelmiştir. Esasen, iptal kararından önceki dönemde de hukuk mahkemesince hüküm verilmiş olsa bile ceza hâkiminin yapacağı nispi muhakeme sonunda adalet-i mahzayı temin için gerçek yaşı tespit ederek sonuç cezayı buna göre belirlemesi gerektiği kabul edilmiş, uygulama da bu yönde süregelmiştir. (CGK, 30.03.1981 tarihli ve 2-16; 18.04.2000 tarihli ve 74-79; 15.04.2008 tarihli ve 239-86; 12.02.2013 tarihli ve 974-49; 30.01.2020 tarihli ve 73-40; 26.06.2024 tarihli ve 324-210 sayılı)
    4- Son olarak eksik inceleme ile verilen hukuk mahkemesi kararına yönelik nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ile ceza mahkemesi kararının nüfus kütüğünü düzeltmede esas alınıp alınamayacağı hususu da tartışılmalıdır.
    a- Hukuk mahkemesince verilip kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşen karara karşı olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozmaya gidilebilir. Kanun yararına temyiz talebinin yerinde görülmesi ve kararın bozulması hâlinde 6100 sayılı Hukuk Mahakemeleri Kanunu’nun 363. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün bozulmasıyla yetinilecek olup kararın hukuki sonuçları ortadan kalkmamaktadır. Bu nedenle dosya, kararı veren hukuk mahkemesine gönderildiğinde mahkemenin yeniden bir duruşma açarak delilleri değerlendirip yeni bir yaş tashihi kararı vermesi mümkün değildir. Bu manada, hukuk usulünde kanun yararına bozma kararı, davanın sonucuna ve taraflarına tesir etmeden hukuka aykırılığın tespit edilmesi ile sınırlı bir amaca dönüktür.
    b- Sanığın yaşının ilk kez ceza mahkemesince düzeltilmesine karar verildiği hâllerde, Kanun tarafından görevli sayılan (CMK 218/2) bir mahkeme hükmünün icra yeteneğine sahip olmadığı düşünülemeyeceğinden ceza mahkemesinin yaş tashihi konusunda verdiği karar uyarınca nüfus kaydında gerekli düzeltilmelerin yapılması gerekir. Ceza mahkemesinin, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda belirlenen usul dairesinde düzeltme yapması göz önüne alındığında, ceza davasına münhasıran tashih kararı vermiş olması bu kabulü değiştirmez.
    c- Daha önce hukuk mahkemesince verilmiş bulunan maddi gerçeğe aykırı bir kararın varlığı karşısında durum ne olacaktır? Ceza mahkemeleri, hâkimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandıracağı yönündeki CMK’nın 217. maddesi uyarınca bu karar ile bağlı olmayıp aynı Kanun’un 218. maddesinin ikinci fıkrası gereğince bu hususta görevli de kılındığından hukuk mahkemesince verilen karar aleyhine kanun yollarına başvurulmasını beklemeksizin kamu davasına hasren gerçek yaşı tespit ederek yargılamayı sonlandırmalıdır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda zikredilen iptal kararı sonrasında kaydın birden fazla kez düzeltilmesi olanaklı hâle geldiğinden yine kanun yararına bozma sürecini beklemeden nüfus kütüklerinde gerekli tashih işlemlerinin yapılmasını sağlamak amacıyla kararın bir suretini Cumhuriyet savcılığına sevk etmelidir.
    B. Sonuç
    Ceza hâkiminin, başka bir mahkemede görülen davanın konusunun, yargılama yaptığı davada ispata yönelik etkisinin bulunduğu kanaatini taşıması hâlinde bekletici sorun kararı vermesi takdirinde iken kanun koyucu tarafından yaş tahsisi konusunda ceza mahkemelerine bu yönde bir takdir hakkı tanınmayıp davayı gerekli hızla bakıp sonuçlandırmasını sağlamak amacıyla sınırlı ve özel bir yetki ile yaş davasını karara bağlama görevi verilmesi, delil serbestliği ilkesi doğrultusunda maddi gerçeği tüm yönleriyle araştıran ve CMK’nın 218. maddesinin ikinci fıkrasının amir hükmü uyarınca gerçek yaşı usulüne uygun olarak belirlemekle görevli kılınan ceza mahkemesinin, hukuk mahkemesinin eksik araştırma ile verdiği kararıyla bağlı olmaması, sanığın ya da mağdurun yaşının, örneğin, doğum tutanağı gibi kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilebildiği hâllerde buna göre hüküm tesisinde zorunluluk bulunması karşısında, hukuk mahkemesince verilen karara yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin her zaman mümkün olduğu, kaldı ki kanun yararına bozmanın, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayıp hukuka aykırı olduğunu tespitle sınırlı bir vazife gördüğü, bu hâlde olağanüstü kanun yolu sürecinin beklenmesinde hukuki bir menfaat bulunmadığı, aksi yöndeki kabulün, yaş ihtilafını bir an önce karara bağlamak hususunda ceza hâkimine rüyet etmek görevi yükleyen kanun koyucunun amacına da aykırılık meydana getireceğinde bir tereddüt bulunmasa gerektir.
    C. Açıklamalar Işığında Uyuşmazlık Konusu Değerlendirildiğinde
    22.11.2001 doğumlu olan sanığın maktul ... inceleme dışı katılanlara yönelik 24.11.2019 tarihinde işlediği iddia olunan kasten öldürme ve nitelikli yaralama suçlarından başlatılan soruşturma devam ederken sanık tarafından yaş tahsisi davası açılması üzerine Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 23.01.2020 tarih ve 477-36 sayı ile sanığın doğum tarihinin 07.12.2001 şeklinde düzeltilmesine karar verildiği, bahse konu kararın kanun yollarına başvurulmaksızın 03.03.2020 tarihinde kesinleştirilmesinden sonra Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.12.2020 tarihli ve 3817-455 sayılı iddianame ile sanığın maktule yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama sırasında katılanlar vekilinin itirazı üzerine yapılan araştırma neticesinde sanığın 22.11.2001 tarihinde Isparta Doğum Hastanesinde dünyaya geldiğinin tespit edilmesi üzerine yargılama yapan Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesince CMK'nın 218/2. maddesi uyarınca bu davaya hasren sanığın doğum tarihinin gerçek kaydına uygun olarak 22.11.2001 şeklinde düzeltilmesine karar verildiği anlaşılan dosya kapsamında; ceza mahkemesinin resmî sağlık kuruluşunda doğduğu tespit edilen sanığın yaşını, maddi gerçeğe uygun şekilde düzelterek bir an önce yargılamayı karara bağlaması yerinde olup kanun yararına bozma sürecinin beklenmesinde de hukuki bir menfaat bulunmadığı anlaşıldığından Özel Dairenin bozma kararının isabetsiz olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.10.2023 tarihli ve 1886-6466 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
    3-Dosyanın esas yönünden temyiz denetimi yapılması için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!