Anahtar kelimeler: Yazim Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş Davadan Üye Yoluyla Kredi Banka

DOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı)KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2022 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili, müvekkili banka ile asıl borçlu ... A.Ş. ile arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ... ve ...’ın bu sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu ve kredi kullandırıldığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine, borçlulara 15.05.2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İzmir 23. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçluların itiraz üzerine takibin durduğunu, davalılar ile arabuluculuk görüşmesi yapılarak arabuluculuk tutanağı düzenlendiğini, İzmir 23. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyada takibin 1.438.626,24 TL nakit ve 354.837,68 TL gayri nakit olmak üzere devamına karar verilmesini ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı ... vekili; banka tarafından açılan davanın yersiz ve dayanaksız olduğunu, davacı banka tarafından, müvekkilinin bir dönem ortağı bulunduğu davalılardan ...A.Ş. nin kredi borçlarını ödemediği iddiası ile kredi hesaplarının kat edildiğini ve icra takibine başladığını, müvekkili aleyhine başlatılan takibe itiraz ettiklerini, müvekkilinin İzmir 1. Noterliğinin 21.11.2018 tarihinde 16312 yevmiye nolu “istifaname” başlıklı ihtarnamesi ile .... A.Ş. şirketindeki hisselerini devrettiğini ve ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle kefaletten caydığını, cayma bildiriminin bankaya tebliğinden itibaren şahsi kefaleti olduğu kredi sözleşmelerine dayanarak kredi verilmesi halinde kefilliğin kendisini bağlamayacağını, müvekkilinin davalılardan ... ile ortağı bulunduğu diğer davalı ...AŞ nin davacı bankadan kullanmış olduğu kredilerin dayanağı olan kredi sözleşmelerinde kefalet imzası bulunduğu gerekçesiyle; İzmir 23. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasıyla yapılan takibe karşı mevcut borçtan, kefillikten ayrıldığı tarihten önce kullandırılan kredilerden dolayı sorumlu tutulmak istendiğini, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrinin esas dosyada takibe konu asıl alacak ile işlemiş faizi, faizin gider vergisi, masraf ve gayri nakit toplamı alacaklarına %46,80 ve %31,80 temerrüt faizi işletileceği belirtilmiş ancak ne kadarından müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtilmediğini, Müvekkil tarafından tebliğ alınan ödeme emrinde, borçlarının toplam 1.793.463,92 TL borçlu olduğu bildirilmiş ancak müvekkilinin kefaletinden vazgeçtiği 27.11.2018 tarihinden önceki borç toplamının bildirilmediğini, müvekkilinin hangi borçtan sorumlu olduğu ve sorumlu olduğu tutarlara baz alınacak temerrüt faiz oranının hangisi olduğunun bildirilmediği, müvekkilin kefili olduğu iddia edilen kredi kartı borcunun, asıl borçlu tarafından yıl sonuna kadar düzenli ödendiği bilinmekle, müvekkilin kredi kartı borcundan kaynaklı yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilin kefaletten caydığı dönemde esas borçlunun teminat mektubu ve kredili mevduat hesabı borcu bulunduğunu, teminat mektubu riskinin nakde dönmedikçe, sadece depo talebinde bulunulabileceğini ve faiz yürütülemeyeceğini, kredili mevduat hesaplarının akdi ve temerrüt faiz oranları da TCMB tarafından belirlendiğinden %46,80 ve %31,80 gibi fahiş bir temerrüt faizinin uygulanamayacağını, müvekkilin kefaletten dönme beyanından sonra davacı banka ile ...AŞ ile yeni bir sözleşme akdedilip akdedilmediğini ve kendi sorumluluğu altındaki borç miktarını bilmesinin beklenemez olduğunu, kredi hesapları ile kredilere tahakkuk ettirilen faiz hesaplamaları kontrol edilemediğini, müvekkilinin borçlu tarafından kefaletten sorumlu olduğu miktarın kefalet sözleşmesinden caydıktan sonra banka tarafından kendisine açık ve net şekilde bildirilmediği için müvekkilinin belirli olmayan borcunu sadece alacaklının iddia ettiği şekliyle belirli kabul edilemeyeceğinden, aleyhine takip yapılan borçlu tarafından tamamen iyi niyetli olarak ve yargı denetimi yapılması amacıyla gerçekleştirilen borca itirazda, inkar tazminatına hükmedilmesi hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, bu sebeple borcun sadece bildirilmesi değil, ayrıca borcun kaynağı, özellikle kefalet nedeniyle sorumluluk aranmaktaysa bununla ilgili tüm borç/alacak dökümünün herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ibrazı, kefaletten cayma iradesi varsa bu iradenin bankaya tebliğ edildiği tarih itibariyle kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça ibrazı, borcun ulaştığı nokta itibariyle işlemiş faiz tutarının denetlenebilmesi ve faiz oranlarının bilinmesinin önem arz ettiğini belirterek temerrüt faiz oranını fahiş olması, kredili mevduat hesaplarına TCMB tarafından belirlenen faiz oranlarının çok üstünde talep bulunması nedenleriyle borca, faiz oranlarına itiraz ederek, esas yönünden davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili 18.11.2019 tarihli dilekçesiyle; Kefaletin ortaklığa bağlı bir müessese olmadığını, bu nedenle davalı ...’ın asıl borçlu şirketin ortaklığından ayrılmış olması kefaletini sona erdiren bir işlem olmadığını, takip talebinde bütün davalıların tüm borçtan sorumlu olduklarını, ihtarnameye konu kredi alacaklarının farklı faiz oranlarına tabi olmasından kaynaklandığını, ticari kart ile ilgili itirazların sözleşmenin 9.18 maddesinde görüleceği üzere dayanıksız olduğunu, Davalı ...’ın 2.000.000,00 TL tutarlı sözleşmeye kefil olduğu hususu gözönüne alındığında kefaletini aşan bir talepte bulunulmadığını ve kefalet dışında herhangi bir alacak talep edilmediğini beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan .... A.Ş arasında imzalanan ve davalı ... ile davalı ...'ın müteselsil kefil olarak yer aldığı █████/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmakla bu kapsamda borçlu tarafından kullanılan kredi KMH ve kredi kartından kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine hesap katedilerek bildirimin yapılması üzerine tahsil edilmeme sebebiyle borçlu aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğünün █████████ E sayılı dosyası üzerinden takip başlatılmakla birlikte yapılan yargılamada bankacı bilirkişiler .... ve .... tarafından hazırlanan █████/2020 tarihli raporda takip tarihi itibariyle davacının 1.427.047,04 TL genel nakdi ile 354.837,68 TL gayri nakdi alacağının bulunduğu, bu tutardan davalıların (davalılardan kefil konumundaki ...'ın bankaya gönderdiği kefillikten vazgeçme yönündeki iradesinin tebliğ tarihi olarak █████/2018 tarihi benimsenerek bu tarih itibariyle adı geçen kefilin 1.423.187,13 TL genel nakdi borçtan diğerleri ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) sorumlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, mahkemece dosyanın tevdisi üzerine adı geçen bilirkişi heyetince hazırlanan █████/2020 tarihli raporda her bir kredi borcu yönünden ana para borç bakiyesine dair ayrıntılı hesaplamanın yapıldığını, ayrıntısının bildirildiği ve rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi ile kök rapordaki kanaatlerde bir değişiklik olmadığının bildirildiği, yine tevdii üzerine bankacı bilirkişi ... tarafından sunulan █████/2021 tarihli raporda ise asıl borçlu konumundaki ... Şirketi ile kefil konumundaki ... ...'in 1.382.532,28 TL asıl alacak, 35.971,66 TL faiz, 2.127,23 TL BSMV ve 955,19 TL masraf olmak üzere toplam 1.421.586,36 TL borçtan sorumlu oldukları, kefil konumundaki ...'ın 616.602,71 TL asıl alacak, 20.350,51 TL faiz, 1.017,53 TL BSMV ve 955,19 TL masraf olmak üzere toplam 640.925,94 TL borçtan sorumlu olduğu, asıl borçlu ... Şirketinin nakde dönüşmemiş DBS riski nedeniyle 76.156,86 TL tutarındaki borca ilişkin alacaklının kendisinden depo talebinde bulunabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmekle birlikte mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde davalılardan asıl borçlu yönünden tahkikatın devamında verilen ve kesinleşen iflas kararı neticesinde alacak bildirimi ile iflas müdürlüğüne yapılan başvuru karşısında müdürlükçe 1.382.535,28 TL'nin sıra cetveline kaydı yapılmakla bu tutar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, yine asıl borçlu yönünden 76.156,86 TL teminat mektubu bedelinin depo edilmesine, kefil .... yönünden asıl alacak, işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere 1.420.631,17 TL yönünden takibin devamına, kefil .... yönünden ise yönünden asıl alacak, işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere 639.970,75 TL yönünden takibin devamına, kefiller yönünden depo talebi ile fazlaya ilişkin istemin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, kefil konumunda olan ... yönünden sorumluluğun kefaletten istifa tarihi olan █████/2018 tarihi itibariyle belirlenmesinin tespitinde hata olduğu, doğrudan borçlandırma kredisi gayri nakdi bir alacak türü olarak görülse de davalı ...'ın kefil olduğu sözleşmeye göre limit belirlendiği, riskin kefillikten istifa tarihinden sonra nakde dönülmüş olmasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, sözleşmenin 10.13. maddesinde kefilin sorumluluğunun belirlendiği gibi doğrudan borçlanma kredisinin de gayri nakdi kredi olarak aynı sözleşmenin 9.22. Maddesinde belirlendiği sorumlu olunan tutar ilk bilirkişi raporunda sorumlu olunan asıl tutar 1.378.771,98 TL iken sonraki raporda istifa tarihi göz önüne alınarak yapılan hesaplamaların hatalı olduğu ve ...'ın sorumluluğunun asıl borçlu ve diğer kefillerin sorumluluğundan ayrılarak 638.602,71 TL asıl alacak olarak belirlenmesinin de hatalı olduğu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı açılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu açıklamalar muvacehesinde somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar ilk derece mahkemcesince bankacı bilirkişi .... ve...'dan alınan █████/2020 tarihli kök (ek raporda kök rapora atıf yapılarak değişiklik olmadığının belirtildiği göz önüne alınarak) rapor ile yine bankacı bilirkişi ...'dan alınan █████/2021 tarihli raporlardan █████/2021 tarihli rapora üstünlük tanınarak rapor hükme esas alınmış ise de bahse konu raporlar arasında gerek nakdi gerekse de gayri nakdi kredi hesaplamaları yönünden farklılık olduğu gibi sorumluluk tutarları ve miktarları yönünden de farklı hesaplama ve değerlendirmeler yapıldığı görülmekle birlikte raporlar arası çelişki giderilmediği gibi hükme esas alınan raporun neden hükme esas alınması gerektiği de açıklanmadığı anlaşılmakla bu yönden yapılan araştırma ve inceleme eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Bu yönden davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olduğu anlaşılıştır.Davacı Banka ile asıl borçlu konumundaki ... Şirketi arasında imzalandığı sabit olan █████/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; 9.6 ve 9.18 maddelerine göre müteselsil kefillerin dava konusu kredi borucunu oluşturan KMH ve kredi kartına yönelik sözleşmeleri, 9.22 maddesine göre de doğrudan borçlanma sözleşmesine bağlı gayri nakdi krediye yönelik başlangıçta verdikleri taahhüt sesebiyle söz konusu bu sözleşmeleri ayrıca imzalanmasına gerek olmadığı gibi yine müteselsil kefillerin de tıpkı asıl borçlu gibi 10.13 ve 11. madde hükümlerine göre gayri nakdi borçtan sorumlu olmayı taahhüt ettikleri anlaşılmıştır.Her ne kadar Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalının, davacı bankaya gönderdiği 08.02.2008 tarihli ihtarname ile kefaletten istifa ettiğini bildirdiği tarih itibariyle bu istifanın sonuç doğurması gerektiği kabul edilerek kefil yönünden ayrı bir hesaplama yapılmış ise de kefil ...'ın müteselsil kefil olarak imzaladığı süresiz kredi sözleşmesinin 10.13/son maddesi uyarınca BK.'nun 587 maddesindeki hakkından feragat ettiği gibi aynı zamanda adı geçen yasanın 600 ve 601 maddesindeki haklardan da feragat ettiği, kefilin anılan yasa hükümleri ile kendisine tanınan haklardan başlangıçta vazgeçmesinin olanaklı olduğu (Yargıtay 19.HD █████████ E. █████████ K.) gibi adı geçen davalı tarafından davacıya yapılan bildirimde kefaletten dönme sebebi olarak şirket ortaklığından ayrılmasını gösterdiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 599 uncu maddesi uyarınca mali durumu ile ilgili bir sebep belirtilmediği, kefaletten dönme sebebini mali durumundaki değişikliğe dayandırmadığı, mezkur hükümü karşısında davalı bankanın 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre de 10 yıllık süre içerisinde dönmeye muvafakat etmemesi de dikkate alınarak, davacı tarafın tek taraflı kefaletten dönme beyanı geçersiz olduğundan istifanın ulaştığı tarih itibariyle davalı kefil ... yönünden ayrı bir hesaplama yapılması doğru değildir. (Yargıtay 11 HD'nin █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı). Bu yönde de davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından raporlar arası çelişkinin giderilmesi için dosyanın mahallinde yahut talimat yoluyla seçilecek bankacılık alanında uzman üç kişilik bilirkişi kuruluna tevdisi ile dosyaya kazandırılan █████/2020 tarihli rapor kanaatleri ile █████/20021 tarihli rapor kanaatleri karşılaştırılmak suretiyle ve yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davalıların sorumluluğunu gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlar da giderilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2022 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025