Anahtar kelimeler: Kış Yaz Aralıksız Haftanın Saatleri Döneminde Altı Şirkette Anadolu Kesinlik

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 8. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.08.2009-18.07.2016 tarihleri arasında aralıksız olarak davalı Şirkette çalıştığını, ücretinin 1.800,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davalı işyerinde haftanın altı günü kış döneminde 09.00-18.30 saatleri arasında, yaz döneminde ise 09.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını; ancak hizmet süresi boyunca fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenmediğini, davacının davalı Şirkette ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığını, yıllık ücretli izinleri kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.02.2010 tarihinden itibaren Şirketinde satış elemanı olarak çalışmaya başladığını, 01.04.2016 tarihinde doğum izni sebebiyle izne ayrıldığını, normal prosedür olan dört ay ücretli izin hakkını kullandığını, ve dava tarihi itibarıyla altıncı ay ücretsiz izin hakkını kullandığını, kendisine işe dönmesi için çağrı yapıldığını, işten çıkartılması dolayısı ile tazminat hakkı söz konusu olmadığını, davacının ücretli izin süresinde müvekkili Şirketi arayarak işe dönmeyeceğini ve çalışmayacağını söylemesi üzerine 18.07.2016 tarihli işten ayrılış bildirgesi verilmiş ise de daha sonra bunun iptal olunduğunu, davacının hafta içi 09.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, gün içerisinde bir saat ara dinlemesi yaptığını, cumartesi günleri ise 09.30-12.30 saatleri arasında çalıştığını, yıllık ücretli izinlerinin büyük bir kısmını da kullandığını, kullanmadığı izni varsa da işe başlayacağı 2017 yılı Şubat ayından sonra kullanabileceğini, kendisine 19.01.2017 tarihinde noterden, doğum izninin bittiğini ve üç iş günü içerisinde işe başlamasını belirten işe davet yazısı gönderilmesine rağmen davacının işe dönüş yapmadığı gibi 07.02.2017 tarihinde işe dönüş yapılmadığı için iş sözleşmesinin müvekkili işverence devamsızlık nedeniyle haklı olarak feshedildiğine dair ihtarname gönderildiğini, davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince ilk kararın ortadan kaldırılması üzerine yeniden yapılan yargılama üzerine, davacı asıla yemin eda ettirildiği ve emsal ücret araştırması yapılarak bilirkişiden ek rapor alındığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre, davacının davalıya ait işyerinde 6 yıl 5 ay 17 gün süre ile çalıştığı, aylık ücretinin net 1.800,00 TL olduğu, davalı tarafça zamanaşımı def'inde bulunulduğundan davacının 27.10.2011 tarihinden önceki alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığı, davalı tarafça sunulan devamsızlık tutanaklarının davacının işten çıkartıldığını iddia ettiği tarihten çok sonraki tarihlere ilişkin olduğu, ispat yükü üzerinde bulunan davalının davacının iş sözleşmesini kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ve davacıya ihbar önelini kullandırdığını ya da ücretini ödediğini ispatlayamadığı, tüm bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, ıslah dilekçesinde talep edilen tutarlar ile bağlı kalınarak kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verildiği, davalı tarafça ıslaha karşı zamanaşımı def'i gözetilerek hesaplama yapıldığı, dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının haftalık 47,5 saat çalışma yaparak haftada 2,5 saat fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunduğu, hizmet süresine göre 90 günlük yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, hesap yapılan dönemlere ilişkin asgari geçim indirimi tutarlarının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanamaması nedeniyle asgari geçim indirimi alacağı talebinin ıslaha karşı zamanaşımı def'i doğrultusunda hüküm altına alındığı, ücret hesap pusulası, banka ekstresi, makbuz veya eşdeğer belgelerle ödendiği kanıtlanamadığından davacının ücret alacağı bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesi kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yemin beyanı ve tüm deliller değerlendirildiğinde; davacının doğum sonrası izne ayrılmak ve işsizlik ödeneğinden yararlanmak istediğini söylemesinin davacının iş sözleşmesini tazminatsız sonlandırılmasını istediği anlamına gelmeyeceği, nitekim işten çıkarılması üzerine SGK'ya yaptığı şikâyet, dosyaya sunulan yazışmalar, davanın 27.10.2016 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında davacının yasal doğum izni bitiminde iş sözleşmesinin feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatı verilmemesini gerektirmeyecek şekilde sonlandırıldığının ise ispatlanamadığı anlaşılarak davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde görülmediği, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre değerlendirme yapılmasında, davacı asılın yemin beyanı da dikkate alındığında bir isabetsizlik bulunmadığı, yıllık ücretli izin alacağı ve asgari geçim indirimi alacakları konusunda davacı asılın yemin eda ettiği, ücretinin elden ödendiğinin tanık beyanı ile doğrulandığı, emsal ücret araştırmaları, davacının kıdemi ve yaptığı iş dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararında bu yönleriyle bir isabetsizlik bulunmadığı, ücret miktarının oluşa uygun belirlendiği, kabul ve reddedilen miktar dikkate alındığında vekâlet ücretlerinde hata bulunmadığı, davalı lehine verilmesi gereken vekâlet ücreti için davacıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde maddi hataya dayalı karar verilmiş ise de bu durumun mahallinde düzeltilebileceği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Mahkemece davacının yeminli beyanı göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini, zira davacı asılın yemin beyanı ve ikrarı doğrultusunda davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağının açık olduğunu,2. Davacı işçinin yasal on altı haftalık izni ve akabinde altı aylık ücretsiz izin hakkını kullandığı ve izin süreleri bitiminde 18.01.2017 tarihinde işe gelmediği için iş sözleşmesinin müvekkili işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'na uygun biçimde haklı nedenle feshedildiğini,3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı hesaplamalar içerdiğini, tanık beyanlarının yanlış değerlendirildiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, müvekkili Şirket nezdinde sadece iki ay çalışan davacı tanığının beyanına dayalı olarak yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını,4. Hesaba esas ücretin hatalı belirlendiğini, yalnızca davacının soyut beyanı doğrultusunda dayanaksız olarak davacının lehine olacak şekilde hesaplama yapıldığını,5. Ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarına hak kazanmayan davacı yönünden bu alacakların hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından hangi tarihte feshedildiği ve feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, davacının fazla çalışma ile ulusal bayram genel tatil alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının ispat edilip edilemediği ve bu alacakların hesaplanma yöntemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı tarafa yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.