Anahtar kelimeler: İlişkiden İpoteğin Paraya Parselde İpotek Ortağı Oğlu Gerçekte İlişki Borcunun

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 106 ada 3 parselde kayıtlı taşınmazına 17.02.2010 tarihinde davalı ... lehine 300.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, gerçekte davacı ile davalı arasında ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklanan borcunun bulunmadığını, davacının oğlu ...'in davalılar ile iş ortağı olduğunu, şirketin hesaplarından para çektiğini, zimmetine geçirdiğini iddia ederek dava konusu taşınmaz üzerinde ipotek tesisi istediklerini, davacının babalık duyguları ve oğlunu korumak inancı ile hareket edeceğini bildiklerini, davacının ipotek borcuna karşılık 16.02.2010 tarihinde 10.000,00 TL, 15.04.2010 tarihinde 2.000,00 TL, 17.04.2010 tarihinde 2.500,00 TL'yi bizzat ödediğini; ayrıca, davacının babası ... 'e ait 1277 ada 9 ve 10 parselde kayıtlı iki adet arsa için ipotekten kaynaklanan borç nedeniyle ...'a vekâletname verdiğini, davalının da vekâletnameye dayanarak taşınmazları üçüncü şahıslara sattığını ve haksız bir kazanç temin ettiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve 21. maddelerine aykırı olarak tesis edilmiş olan 300.000,00 TL'lik ipotek bedelinin bu suretle tamamen ödendiğini, icra takibine maruz kaldığını ve icra dosyasına 14.06.2010 tarihinde itiraz ettiğini beyan ederek, müvekkilinin alacak iddiasında bulunan davalı ...'a 300.000,00 TL borcu olmadığının, buna karşılık davacının davalı ...'dan 300.000,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, takibin iptaline, ipoteğin kaldırılmasına, %40'tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 19.09.2014 tarihli dilekçesiyle, █████████ sayılı icra dosyasına 19.09.2014 tarihli makbuz ile 389.186,63 TL ödeme yapmış olmakla ikinci kez davalıya yapılan ödemeler nedeniyle davanın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi gereğince istirdat davası olarak devam ettirilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili 20.09.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile; menfi tespit davalarına ilişkin taleplerini istirdat davası olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kötüniyetle açıldığını belirterek reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 09.04.2019 tarihli kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Mahkemenin 09.04.2019 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, önce hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine Dairemizin 11.01.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın menfi tespit, istirdat ve ipoteğin kaldırılması istemlerinden ibaret olduğu, münhasıran taraflar arasında imzalanan protokolün iptaline yönelik açılmış bir iptal davası olmadığı, bu nedenle Mahkemenin davanın usulden reddine yönelik gerekçesinin hatalı olduğu, taraflar arasında imzalanan 08.02.2010 tarihli protokol ve sonrasında bu protokole dayalı olarak davacıya ait 106 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotek uyarınca, davacının 300.000,00 TL asıl borcu bulunduğunun sabit olduğu, Mahkemece, tarafların delilleri değerlendirilerek ve uzman bilirkişi marifetiyle takip konusu borca mahsuben yapılan tüm ödemeler dikkate alınarak oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.2. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının borçlu olmadığının tespitine, davacıdan haksız tahsil edilen 111.455,12 TL'nin ödeme tarihi olan 19.09.2014 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Bilirkişiler tarafından istirdat tutarının yanlış belirlendiğini,b. Davalının ödemesi gereken toplam istirdat tutarının 35.080,70 TL olarak belirlenmesi gerektiğini,c. İcra dosyasında hesaplanması gereken faizin reeskont faizi olması gerektiğini, bu nedenlerle Mahkeme kararının bozulması gerektiğini ileri sürmektedir.2. Katılma yolu ile davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıdan alacaklı oldukları toplam istirdat tutarının 216.000,00 TL olduğunu,b. Mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle Mahkeme kararının bozulması gerektiğini ileri sürmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; menfi tespit, istirdat, ipoteğin fekki, alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,03.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.