Anahtar kelimeler: Dernekçe Alıma Eskişehir Tedbir İhtiyati Anadolu İlamda Özetle Satın İstemiyle

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: 25.06.2025
NUMARASI
: ████████ D. İş - ████████ Karar
DAVA
: İhtiyati Tedbir
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili, ihtiyati tedbir dilekçesinde özetle; müvekkili dernekçe Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine satın alıma dayalı tapu iptal ve tescili istemiyle dava açıldığını, mahkemenin 19.06.2025 tarihli ara kararı ile taşınmaz üzerine teminatsız olarak tedbir konduğunu, tescil davasında belirtildiği üzere davalı şirketin 2007-2022 yıllarında yönetim kurulu başkanlığı ve imzaya yetkilisi olan ... in İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ soruşturma sayılı dosyasında verdiği ifadesinde, müvekkili dernek ve gönüllüleri tarafından satın alınan taşınmazın tapusunun davalı şirkete nasıl geçtiğinin detaylı olarak anlatılarak ikrar edildiğini, anılan beyanda 600 taşınmazın hiçbirinin bedelinin şirketlerce ödenerek alınmadığı, dava konusu taşınmaz gibi diğer taşınmazların gönüllüler tarafından satın alındığını, bu taşınmazların gerçek sahiplerinin de müvekkili dernek üyeleri gibi hayırseverler olduğunu beyan ettiğini, davalı şirketin inançlı işlem ve benzer tevessüller sonucu sahip olduğu taşınmazları şifahen talep edilmesine rağmen gerçek sahiplerine iade etmediğini, müvekkilince keşide edilen 23.06.2025 tarihli ihtarla taşınmazın istendiğini, davalı şirketin sicil gazetesinde yaptığı ilana göre şirketin bir ya da birden fazla şirkete tam bölüneceği, şirketten alacaklı olanların bu ilan sonucu şirketten alacaklarını talep etme haklarının olduğunun ilan edildiğini, bölünmeye ilişkin TTK'nın 159. ila 179.maddeliri uyarınca tam bölünen şirketin tasfiyesiz olarak sona ererek sicilden terkin edileceğini, TTK'nın 159/1.a maddesine göre tam bölünmenin, bir şirketin tüm mal varlığının bölümlere ayrılarak mevcut veya yeni kurulacak en az iki şirkete devrolunması olduğunu, bununla tam bölünen şirketin sona erer erek unvanının sicilden silineceğini, 25.06.2025 tarihli genel kurulda bölünme işlemlerinin tamamlanacağını, bölünme ile şirketin içindeki davalı taşınmazın da yeni kuracakları şirketlere aktarılarak, şirketin içinin boşaltılacağını, müvekkili ile bir çok dernek ve gönüllülerin aldığı taşınmazların hukuken geri almalarını imkânsız hale getirileceğini, belirtilen işlemlerin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, TTK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir kurumunun tüm şartlarının gerçekleştiğini, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik ile hangi hallerde genel kurul toplantısının yapılamayacağı sayma yöntemiyle belirtildiğini, “Toplantının yapılmasının mahkeme kararıyla durdurulması” halinde de toplantının yapılamayacağının belirtildiğini, genel kurulda alınacak tam bölünme kararı sonucunda davalı şirketin bölünme işlemi tamamlandıktan sonra tasfiyesiz bir şekilde sona ereceğinden müvekkili açısından geriye dönüşü olmayan mağduriyetler oluşacağını ileri sürerek, 25.06.2025 tarihinde gerçekleştirilmesi öngörülen davalı şirketin genel kurul toplantısının durdurulmasına, bu şekilde toplantı yapılması halinde tam bölünme işlemi ile ilgili olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılacak sicil işlemlerine geçici olarak tedbir durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun İhtiyati tedbirin şartları başlıklı 389 ncu maddesi '(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.', İhtiyati tedbir talebi başlıklı 390 ncı maddesi '(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.' ve İhtiyati tedbir kararı başlıklı 391 nci maddesi '(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. (3) (Değişik:22/7/2020-███████ md.) İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.' hükmünü düzenlemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi '(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.' ve İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi '(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.' hükmünü düzenlemiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 445 ve devamı maddelerinde genel kurul kararlarının iptali davası açabileceklerin tahdidi olarak sayıldığı, talep sahibinin davalı şirket için genel kurul kararlarının iptali davası açabilecek kişilerden olmadığı, bu suretle talep sahibinin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşıldığı..." gerekçesiyle, karşı taraf şirketin 25.06.2025 tarihinde gerçekleştirilecek genel kurul toplantısının tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati tedbir isteyen vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir isteyen vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Günümüzde dava konusunun korunmasının öneminin gittikçe arttığını, karmaşıklaşan uyuşmazlıkların çözümüne kadar davanın konusunun ortadan kalkmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde açıklandığı üzere, davalı şirket yetkilisinin soruşturma dosyasında verdiği beyanında, ülke çapında davalı ... A.Ş ve dava dışı ...gibi benzer şirketler üzerinde yaklaşık 600 taşınmaz oldu, bu taşınmazların hiçbirinin şirketler tarafından bedel ödenerek satın alınmadığını, dernek ve gönüllüleri tarafından bedeli ödenerek satın alınan taşınmazların usulsüz şekilde davalı şirket adına tescil ettirildiğini, açılan tapu iptali ve tescil davasında bu taşınmazın tapusunun iptalinin istendiğini, oysa şirketin bu sırada tam bölünme gündemi ile toplantı için karar aldığını, genel kurulun yapılması halinde şirketin tüm mal varlığının yeni bölünecek şirketlere geçeceğini ve şirketin terkin edilmesi nedeniyle müvekkilinin taşınmazı için muhatap bulacak kimse kalmayacağını, HMK'nın 390/III maddesinde ihtiyati tedbir bakımından yaklaşık ispat artı arandığını, şirket yöneticisinin ikrarı ve bölünme gündemli genel kurul dikkate alındığında, şirketin tam bölünmesi ile müvekkilinin hakkının ciddi zarar göreceğinin açık olduğunu, bir çok Yargıtay kararında bu gibi durumlarda yaklaşık ispat bulunduğunun kabul edildiğini, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi zarar oluşacağına ilişkin yasadaki şartın da vaki olacağını, müvekkilinin TTK'nin 446.maddesi anlamında iptal davası açabilecek kişilerden olmadığının belirtilmesine karşın, müvekkilimiz asıl dava açmış olan, menfaati doğrudan etkilenecek olan, alacaklı ve ayni hakkı ihlal edilen taraf olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep, aleyhine ihtiyati tedbir istenen şirketin 25.06.2025 tarihinde yapılacak bölünme gündemli genel kurul toplantısının yapılmasının tedbiren önlenmesine, tam bölünme kararı alınması hâlinde müteakip işlemlerin sicil müdürlüğünce yapılmasının tedbiren engellenmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, ihtiyati tedbir isteyen vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 446. maddesinde de iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Somut talepte, henüz yapılmamış genel kurul toplantısının yapılmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesi istenmiştir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkını nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Yapılması planlanan 25.06.2025 tarihli genel kurulda şirketin tam bölünmesine karar verileceği ve şirketin mal varlığının yeni şirketlere geçerek şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle, şirkete karşı açılan tapu iptali ve tescil davasının konusuz kalacağı kabul edilmiştir. TTK'nın 151 ve devamı maddelerine göre şirketin bölünmesi halinde yeni kurulacak şirketlerin sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmaktadır. Yasada bir şirketin bölünme yoluyla tüm yükümlülüklerinden kurtulması ve yeni kurulacak şirketlerin sadece, bölünen şirketin aktiflerini devir alarak ticari faaliyetlerini engelleyecek bir çok düzenleme bulunmaktadır. Kaldı ki henüz yapılmamış bir genel kurul toplantısında, talepte bulunanın haklarını zarar uğratacak kararlar alınacağı varsayımı ile ihtiyati tedbir yoluyla genel kurul yapılmasının engellenmesi, ihtiyati tedbir kurumunun amacı ile bağdaşmamaktadır. Yapılacak genel kurul toplantısında ortaklar veya üçüncü kişilerin haklarını ihlal eden yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı karar alınması halinde bu kararlara karşı dava açılıp, bu dava içinde kararların yürütmesinin durdurulması mümkündür. Gerçekleşmemiş bir toplantıda alınacak kararlar için ihtiyati tedbir istemin bakımından, TTK'nın 159 ve devamı maddelerindeki koruyucu hükümler dikkate alındığında, bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğine ilişkin ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, talepte bulunan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve HMK'nın 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 09.10.2025
KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!