Anahtar kelimeler: Kalıpçı Ustası Süreçte Tatillerinde Sakarya Günlerinde İzinlerinin Zonguldak Yapmasına Ödenmediğini
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Zonguldak 3. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının fazla çalışma yapmasına, hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen karşılığı olan ücretlerinin ödenmediğini, çalıştığı süreçte yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ücretinin beyan ettiği kadar olmayıp ücret bordrolarında yazı tutar üzerinden ücret aldığını, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, bu hususun sunulan istifa dilekçesi ile de sabit olduğunu, dolayısıyla iddiasının aksine kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, yıllık izin ödeme belgesinden de anlaşılacağı üzere yıllık ücretli izin alacağının davacıya ödendiğini, davacı işçinin imzasını havi ücret bordrolarında görüleceği üzere davacı işçinin fazla çalışma yapması hâlinde bunlar bordroya yansıtılarak kendisine ödendiğini, bunun dışında ödenmeyen fazla çalışma alacağının bulunmadığını, ayrıca davacıyla imzalan iş sözleşmesinde fazla çalışmanın temel ücretine dâhil olduğunun kararlaştırdığını, davalı işyerinde resmî ve dinî bayramlarda çalışma olmadığını, olsa bile yapılan çalışma karşılıklarının ödendiğini, haksız kazanç elde etme saikiyle dava açıldığını, talep edilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, raporun denetime elverişli ve kaldırma kararına uygun olduğu, dosya içinde bulunan davacıya ait işten ayrılma bildirgesinde ayrılış sebebi olarak, istifaya ilişkin kodun (kod ...) gösterilmiş olduğu, davalının bildirdiği bu fesih sebebi ile bağlı olduğu ve bunu değiştiremeyeceği, davalı işveren, davacının iştenin ayrılma nedeni olarak belirttiği bu durumla ilgili olarak tarihsiz istifa dilekçesi sunduğu, davacının davalıya vermiş olduğu "Kendi isteğimle işten ayrılmak istiyorum." ibaresi içeren istifa dilekçesi bulunduğu, davacının bu istifa dilekçesinin imzasına ve içeriğine itiraz etmediği, iradesinin fesada uğratılarak alındığını iddia ettiği, dinlenen tanıkların ve davacının işverenin yönlendirmesi ile istifa dilekçesi yazdığı, istifa iradesinin olmadığını beyan ettiklerinin anlaşıldığı, davalı tarafça dosyaya sunulan istifa dilekçesinde tarih bulunmaması, davacı asılın beyanına göre istifa dilekçesinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin talebi ve yönlendirmesi sonucu alındığının ileri sürülmesi dikkate alınarak istifa dilekçesine değer verilmediği, davacının davalıya ait işyerinde iki dönem çalıştığı ve en son brüt ücretinin kıdemi, yaptığı iş, tanık beyanları ve emsal ücret araştırması doğrultusunda 3.590,23 TL olduğu, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17. maddesinde belirtilen ihbar sürelerine uyulmadan bildirimsiz haksız feshedilmiş olduğu kabul edilerek 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun 14. maddesi gereğince kıdem tazminatı talebinin, 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının incelenmesinde davalı Şirket ile davacı adına bildirim yapan dava dışı ... arasında bağ bulunduğu; davacının davalı nezdinde 12.09.2009-30.04.2010, 28.05.2010-22.03.2011 tarihleri arasında ve 17.12.2013-13.02.2017 tarihine kadar toplam 4 yıl 7 ay 17 gün hizmetinin bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre haftanın 7 günü kış döneminde 07.30-17.30, yaz dönemlerinde ise 08.00-18.00 saatleri arası çalışma yapıldığı, dinî bayramlar dışındaki tatil günlerinde çalışıldığının anlaşıldığı, arabuluculuk tutanaklarında alacak kalemleri içerisinde asgari geçim indirimi alacağı yer almadığından bu husustaki alacak talebinin usulden reddi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaptığı iş, tanık beyanları, aynı davalıya karşı açılan davalardaki Dairenin istinaf kararlarına göre davacının son ücretinin net 2.566,69 TL, brüt 3.590,23 TL kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, tanık beyanlarına göre davacının raporda belirlenen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışması ve hafta tatili çalışması yaptığı, bilirkişi raporundaki bu alacaklara yönelik tespitlerin aynı davalıya karşı açılan davalardaki Dairenin istinaf kararlarına göre yerinde olduğu, davacının fazla çalışma yaptığını, genel tatillerde çalıştığını, haftalık izinlerini kullanmaksızın çalıştığını ispat ettiği, izin ücretinde ise bordroda tahakkuk ettirilen miktarın hesaplamadan mahsup edildiği, asgari geçim indirimi ücreti yönünden dava şartının yerine getirilmediği, davacının kabul edilen ücretine göre bakiye ücretinin ödendiğinin ispat edilemediği, emsal Yargıtay kararlarına göre fazla çalışma ücretinde, genel tatil ücretinde ve hafta tatili ücretinde çalışma dönemi, hesaplanan miktar da dikkate alınarak makul oranda indirim yapılması gerektiği, davacı vekilinin talep artırımına konu ettiği bilirkişi raporunda %30 indirim ihtimaline göre belirlenen miktarlarda bu alacak kalemlerini artırmasına rağmen indirim yapılmaması gerektiği yönünde istinaf talebinde bulunduğu, talebin ise indirimli miktar üzerinden olduğu, davacının hizmet pirim cetvelinde görülen ... adlı işverenin davalı Şirketin ortağı olduğu, davacının çalışma süresinin doğru belirlendiği, istifa dilekçesinde tarih bulunmadığı, ayrıca iş sözleşmesinin işin bitimi sonrasında feshedildiğinin iddia edildiğinden iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılamayacak şekilde feshedildiğinin ve fesih öncesi ihbar öneli verildiğinin ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının sunulan ücret bordrolarında ücretin asgari ücret olarak göründüğü anlaşıldığından davalının fazla çalışma ücretinin ücretin içinde bulunduğuna dair iddiasının yerinde olmadığı, kaldırma kararına göre fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, bu alacaklarda davalının talep artırım dilekçesine karşı zamanaşımı savunması dikkate alınmadan hüküm kurulması gerektiği belirtilmesine rağmen kaldırma kararı öncesindeki aynı şekilde kısmi dava gibi hüküm kurulduğu, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen sebeple sınırlı olarak kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, istifa dilekçesinde tarih bulunmadığı ve iş sözleşmesinin işin bitiminden sonra feshedildiğinin ispat edilemediği gerekçe gösterilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı yönündeki kararın hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, zira davacının istifa dilekçesindeki iradesine fesat karıştırılmadığından, davacının imzalamış olduğu istifa dilekçesinin geçerli olduğunu, kaldı ki davacı tarafından da istifa dilekçesinin baskı, tehdit, zorlama altında imzalandığının da ispat edilemediğini, istifa dilekçesinin imzalamış olmasının, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından sonlandırıldığını açıkça ortaya koyduğunu,
2. Davacının hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, dava dışı ...'nın bu davada hasım sıfatının bulunmadığını, davacının, müvekkili Şirketle herhangi bir ilgisi olmayan bir başka işyerinde çalıştığı dönemle alakalı işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ayrıca müvekkili işveren yanında aralıklarla çalışan davacının kıdem tazminatının hesaplanmasında davacının çalışmadığı sürenin hesaba katılmasının hatalı olduğununu,
3. Davacı tarafa yıllık izin karşılığı ücretinin ödendiğini,
4. Müvekkil Şirkette resmî ve dinî bayramlarda çalışma olmadığı gibi fazla çalışma da yapılmadığını, davacının davalıdan bu kalemler açısından da alacağı bulunmadığını, arızi olarak yapılan çalışmalar karşılığı ücretlerinin davacıya ödendiğini, zira davacı işçinin imzasını havi ücret bordrolarında görüleceği üzere davacı işçinin fazla çalışma ve hafta tatili çalışması yapması hâlinde bunların ''hafta tatili'' ve ''fazla çalışma'' başlıkları altında bordroya yansıtılarak davacı işçiye ödendiğnin sabit olduğunu, davacının çalıştığı sürede hiç hafta tatili yapmadan, sürekli fazla çalışma yaparak çalıştığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, objektiflikten uzak tanık ifadelerine göre bu yöndeki taleplerin kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
5. Davanın açılış tarihinden geriye doğru beş yılın dışına çıkan alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 4857 sayılı Kanun'a göre ücret alacaklarında beş yıllık zamanaşımı süresi bulunduğundan zamanaşımına uğramış alacakların reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet süresi, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması konularına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!