Anahtar kelimeler: Nikah İdava Evliliğinden Evlendiklerini Aradaki Malatya Dini Bağı Ederken Evlilik

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Malatya 4. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 31.03.1988 tarihinde ... ile evliliğinden 3 çocuğunun bulunduğunu, davacının eşi ...'ın davacıdan önce de bir evlilik yaptığını, ...'ın 01.04.2009 tarihinde vefat ettiğini, ... ... ile ilk eşi ...'ın arasında resmi nikah bulunduğunu, aradaki evlilik bağı devam ederken davacının ... ... ile dini nikah ile evlendiklerini, davacının, ... ve ...'ın ilk eşinin 20 yıl boyunca birlikte yaşadıklarını, ailenin geçiminin vefat eden ... tarafından sağlandığını, dolayısıyla davacının da müteveffanın bakmakla yükümlü olduğu kişi olduğunu, ... vefat edene kadar Sosyal Güvenlik Kurumu primlerini tam ve eksiksiz olarak ödediğini, 1995 yılında emekli olduğunu, ...'ın vefatı ile resmi nikahlı olduğu ilk eşi ...'a ölüm aylığı bağlandığını, ancak bu süreçte davacının da vefat edenin bakmakla yükümlü kişilerden olduğu bildirilse de SGK tarafından ölüm aylığı bağlanması talebine bir dönüş olmadığını, ...'ın 08.05.2020 tarihinde vefat ettiğini ve dul yetim aylığı olarak bilinen ölüm aylığının da kesildiğini, davacının vefat eden ... ile 31.03.1988 tarihinde evlendiklerini, tarafların müşterek 3 çocuklarının bulunduğunu, vefat edenin resmi nikahlı eşi ... olduğundan çocukların nüfus kaydı yapılırken müşterek çocuklar ... ile ...'ın annesi olarak nüfus cüzdanına ...'ın yazıldığını ileri sürerek, davacının vefat eden ...'ın eşi olması nedeniyle ...'ın vefatı sonrası ölüm aylığı konusunda hak sahibi olan kişilerden olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia etmiş olduğu gibi ... ...'ın dini nikahlı eşi olmasının, yani davacı ile ... ... arasında yasal evlilik bağı olmaması karşısında, davacının 5510 sayılı Kanun'da tahdidi olarak sayılan hak sahibi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türk Medeni Kanunu uyarınca aralarında geçerli bir evlilik ilişkisi bulunmayan davacının, birlikte yaşadığı sigortalının hak sahibi olarak kabulünün mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; miras hukuku yönünden, bir kimsenin resmi nikahlı olmayan eşinden doğan çocukların hak sahibi olduğu ve yine ölüm aylığı konusunda da bu kişilerin evlilik dışı olsa dahi ölüm aylığı yönünden hak sahibi oldukları, bu minvalde vefat edenin arada resmi nikah bulunmasa dahi 20 yılı aşkın süredir birlikte yaşadığı ve 3 çocuğun annesi olan davacının da vefat edenin ailesinden olduğu ve bakmakla yükümlü kişilerden olduğu aşikar olup davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.C. Değerlendirme ve SonuçUyuşmazlık, sigortalı ... ile evlilik ilişkisi olmaksızın birlikte yaşayan davacıya sigortalı desteğin 01.04.2009 tarihinde ölümü nedeniyle ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.