Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Hükümsüzlüğü Haklar Marka Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, davalı şirketin ██████████ numaralı '... ...' ibareli markasının 35. sınıfta tescili istemine yönelik müvekkilinin, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı ''...'', ... ...' ''...'' ibareli markalarına dayalı itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkiline ait “...“ ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markasının telaffuz ve görsel olarak çok yakın olduğunu, her iki markada da "D" harfinin yazım şeklinin aynı olduğunu, markaların amblemlerindeki renk farkını tüketiciler nezdindeki benzerliği ortadan kaldırmadığını, bu hali ile davaya konu markanın müvekkilinin seri markası izlenimi uyandırdığını, müvekkilinin markası 29, 30, 31, 32, 35 ve 43. sınıflarda tescilli iken davaya konu markanın 35. sınıfta 29, 30, 31, 32. sınıftaki malların satışı hizmetlerini kapsadığını ileri sürerek 2021-M-6767 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı şirket ile müvekkilinin farklı illerde faaliyet gösterdiklerini, farklı müşteri kitlesine hitap ettiklerini, "..." ile "..." ibarelerinin yazılış ve okunuşlarının birbirinden farklı olduğunu, davacının itiraza dayanak markasının ülke içinde tanınmışlığı bulunmadığından taklit edilmesinin söz konusu olmadığını, "..." ibaresinin "büyük, toptan" anlamına gelmesinden dolayı ilgili sektörde çok kullanılan bir kelime olduğunu, müvekkilinin markasında bulunan "D" harfinin içinde yer alan harfler ile "..." yazılı olduğunun açıkça anlaşıldığını ve hal böyle iken müşterilerin markaları karıştıracağının iddia edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin “büyük, toptan” gibi anlamlara gelen ve özellikle perakende satış hizmetlerinde faaliyet gösteren işletmelerce tüketiciye toptan, daha uygun fiyatlı ve hemen her tür ürünün satışının yapıldığı yönünde mesaj veren bir ibare olduğu, dava konusu markada yer alan “D” harfinin, ... ilini simgeler şekilde kullanıldığını derhal idrak edebileceği, “...” ve “...” ibarelerinin birlikte kullanımı ile oluşturulan davacı markalarında “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler açısından asli unsur olduğu, bu itibarla “D” ve “...” asli unsurlu markalar arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." esas ibareli markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, davaya konu markanın davacının tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu ve yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin isim ve logosu ile davalı şirketin isim ve logosu arasında benzerlik bulunduğunu, davaya konu markada "D" harfinin üzerinde yazılı "..." ibaresinin diğer harf ve işaretlere göre okunması ve seçilmesi daha zor olan küçük puntolarla yazılı olması nedeniyle ortalama tüketicilerin bu harfin ... ilini simgelediğini derhal idrak etmek bir yana, bahse konu ibareyi fark etmesinin dahi mümkün olmadığını, bu nedenle dikkat düzeyi düşük, orta seviyedeki kişilerden oluşan tüketici portföyünün davaya konu markayı "..." olarak idrak edeceğini, müvekkilinin logo ve işletme adında kullandığı ibarenin bire bir olarak davaya konu marka kapsamında kullanıldığı ve markaların aynı mal ve hizmetleri kapsadığı nazara alındığında markalar arasındaki benzerliğin ilişkilendirme ihtimali ve aynı markanın seri markası yahut şubesi imajı yaratacak düzeyde olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "... ..." ibareli markası ile davacı markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira bütünsel açıdan inceleme yapılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusunu gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!