Anahtar kelimeler: Sarsıldığı Sayılıp Uğrayıp Haksızlığa Kamunun Güveninin Toplumu Bireylerin Etkilenmeyeceği Güvenine

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Resmi belgede sahtecilikASIL HÜKÜM
: DüşmeTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaDairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2014 tarihli ve ███████-397 Esas, ████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi hâlinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde ise bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, “mağdur” kavramının, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişiler olarak; "suçtan zarar görme" kavramının ise gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu gerek Dairemiz kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak yorumlanıp uygulandığı dikkate alındığında sahtecilik suçlarında suçtan zarar görenin, suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olduğu, katılanlar ... ve ...'nun yetkilisi olduğu ... Ticaret Ltd. Şti. aleyhine sahte bono düzenlenmesi şeklinde gerçekleşen olayda, adı geçenlerin suçtan doğrudan zarar gördükleri, bu itibarla 5237 sayılı TCK'nın 237/1 maddesi uyarınca davaya katılma ve aynı Kanun'un 260/1 maddesi kapsamında hükmü temyiz hak ve yetkilerinin bulunduğu anlaşıldığından, usul ve yasaya aykırı bulunan 05.04.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına; suçtan doğrudan zarar gören ve katılma talepleri haksız şekilde reddedilen, hüküm ile ek kararı yasal süresinde temyiz ettikleri belirlenen adı geçenlerin katılan sıfatıyla kamu davasına kabullerine karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, bozma öncesi 07.07.2015 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu ve bu tarihten inceleme konusu hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımının dolduğu, Mahkemece zamanaşımı nedeniyle düşme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, katılanlar vekillerinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2025 tarihinde karar verildi.