Anahtar kelimeler: Zeytinburnuistanbulda Onüçüncü Petrol Akaryakıt Piyasa İstasyonunun Mühürlenerek Kaçakçılık Süreci Piyasası
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğinin tespit edildiğinden bahisle davacıya ait akaryakıt istasyonunun (Zeytinburnu/İstanbul'da bulunan şubesinin) 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mühürlenerek piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) Denetim Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemine istinaden tesis edilen ... tarih ve...sayılı mühürleme tutanağının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; bayilik lisansı sahibi davacının ilgili hesap dönemine ait işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen Vergi Suçu Raporu'nda sahte belge kullandığının tespit edildiği, şirket yetkilisi hakkında 213 sayılı Kanun'un 359/b maddesinde yazılı suçları işlediğinden bahisle yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması neticesinde açılan soruşturmaların devam ettiği anlaşıldığından, davalı idarece 5015 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması kapsamında ve bağlı yetki içerisinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi üzerine; █████/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği, kanun koyucu tarafından söz konusu iptal gerekçeleri dikkate alınarak █████/2023 tarihinde kabul edilen ve █████/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle anılan maddenin yeniden düzenlendiği, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde yapılan yeni düzenlemede, Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak davalı Kuruma, geçici durdurma (mühürleme) işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı;
Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki gerekçeler göz önünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu işleme dayanak alınan Kanun maddesinde yapılan yeni düzenlemenin dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibarıyla davacı lehine yeni bir hukuki durum oluşturmadığı, şirket yetkilisi hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması neticesinde "Vergi Usul Kanunu'na Muhalefet" suçundan soruşturmaya başlanıldığı, gelinen süreçte ise işbu karar tarihi itibarıyla da ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulamadığı dikkate alındığında, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, mühürleme işlemine gerekçe gösterilen hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, şirket yetkilisinin mahkeme kararıyla kayyım olarak atandığı, dolayısıyla şirkete kayyım olarak atanan kişi hakkında başlatılan ceza soruşturmasından sorumlu tutulmalarının suçun şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, çalışma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve... sayılı Vergi Suçu Raporu'nda, davacının 213 sayılı Kanun'un 359/a-2 maddesinde yer alan "defter ve belge ibraz etmemek" fiili ile 359/b maddesinde yer alan "sahte fatura kullanma" fiilini işlediği tespitlerine yer verilmiş, davalı idare tarafından da 213 sayılı Kanun'un 359/b maddesinde düzenlenen "sahte fatura kullanma" fiili esas alınarak mühürleme işlemi tesis edilmiştir.
Dairemizin █████/2024 ve █████/2024 tarihli ara kararlarıyla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ve taraflardan "şirket yetkilisi hakkında sahte belge kullanma fiiliyle ilgili herhangi bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, eğer böyle bir soruşturma var ise neticesinde dava açılıp açılmadığı" hususunda açıklama istenilmiş olup, gelen cevabi yazı incelendiğinde, şirket yetkilisi hakkında sahte fatura nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararıyla verilen görevsizlik kararının Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderildiği, anılan merci tarafından söz konusu kararın █████/2024 tarihinde İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına bildirilmesi sonucunda Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Dairesi Başkanlığınca █████/2024 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulmak suretiyle konunun adli yargı merciilerine intikal ettirildiği, gelinen süreçte ise işbu karar tarihi itibarıyla ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından, temyiz aşamasında 213 sayılı Kanun'un 359/a-2 maddesinde düzenlenen "defter ve belge ibraz etmemek" fiili nedeniyle yürütülen yargılamada beraat kararı verildiğine dair... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı sunulmuş ise de; söz konusu karar içeriği incelendiğinde, anılan davada dava dışı ... Akaryakıt İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye kayyım olarak atanan şirket yetkilisinin 2017 yılına ait yasal defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmeme suçundan yargılandığı anlaşıldığından, söz konusu davanın işbu davada taraf olmayan başka bir şirkete ait defter ve belgeleri ibraz etmeme suçuna ilişkin olduğu ve bu davaya konu edilen mühürleme işlemiyle ilgisinin bulunmadığı açıktır.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın ve istemi halinde kullanılmayan...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; “g) (Ek:29/4/2021-███████ md.) Bu Kanun'a göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, █████/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" başlıklı 152. maddesinin birinci fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı; üçüncü fıkrasında ise "Anayasa Mahkemesinin, işin kendisine gelişinden başlamak üzere 5 ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin buna uymak zorunda olduğu; "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde ise, iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararının Resmi Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceği kurala bağlanmıştır.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...sayılı dosyasında verilen kararla, 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa’nın 2., 13., 35., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulduğu; Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararıyla özetle, dava konusu mühürleme işlemine dayanak alınan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde düzenlenen geçici olarak faaliyet durdurma tedbirini öngören kuralın belirli ve öngörülebilir olduğunun, meşru bir amaca dayandığının, meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğunun ve anılan tedbirin kanun koyucunun takdir yetkisinde kaldığının ve gerekli olduğunun tespit edildiği, tedbirin orantılılığı yönünden yapılan incelemede ise; kuralın yalnızca "hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verilenler" yönünden idareye tedbiri yeniden gözden geçirip tedbirin kaldırılması ya da daha hafif bir tedbir uygulamasına yönelik imkan vermemesinin ilgililere aşırı bir külfet yükleyeceği gerekçesiyle “...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, anılan iptal kararının █████/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin █████/2023 tarihinde kabul edilen ve █████/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümemekle birlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konu yargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi hâlinde uygulanacağı hususu yerleşik içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlâl eden yasa kuralının itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, henüz kararı kesinleşmeyen uyuşmazlıklarda iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği hâlde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da imkan bulunmamaktadır.
Dava konusu mühürleme işleminin iptali için açılan işbu davada İdare Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusu sonucunda ise; "Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra █████/2024 tarihinde iptal kararındaki gerekçeler dikkate alınmak suretiyle anlaşmazlık konusu işleme dayanak alınan Kanun maddesinde yapılan yeni düzenlemenin dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibarıyla davacı lehine yeni bir hukuki durum oluşturmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir.
Dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek kararın █████/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olması karşısında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş bulunan Kanun maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli biçimde reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrasında Kanun koyucu tarafından getirilen yeni düzenlemede 5015 sayılı Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak davalı Kuruma, geçici durdurma (mühürleme) işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenilmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı, yapılan bu değişiklik uyarınca davalı Kurum tarafından yeniden bir işlem tesis edilebileceği de tabiidir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!