Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Marka Layihalar İstenmiş Ankara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili tarafından ██████████ başvuru numaralı “... ...” ibareli marka tescili talebinde bulunulmuş olup davalı şirket tarafından "..." ibareli markaya dayalı olarak yapılan itiraz sonucunda 41. sınıfta yer alan "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” hizmetlerin markadan çıkarıldığını, bu kısmi red kararına yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa Türkiye çapında 100'den fazla şubesi ile faaliyet gösteren müvekkilinin markasının ayırt edici ve orijinal bir marka olduğunu, bir ibarenin aynı olmasının markalar arasında benzerliğe neden olamayacağını, zira markaların görünümlerinin aralarında düşünsel bir bağ kurulmasına ve bir markanın diğerini çağrıştırmasına elverişli olmadığını, dava konusu markaların hitap ettiği halk kesiminin üst gelir grubu olup bu grubun markaları karıştırma ihtimalinin olmadığını, markaların başlangıç kısımlarının farklı olduğunu ayrıca "..." ibaresinin herkes tarafından kullanılabilen ayırt ediciliği düşük, sektörde birçok kimse tarafından kullanılan bir ibare olduğunu, müvekkilinin markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olmadığını ve bütün olarak "... ..." olarak algılanacağını ileri sürerek 2021-M-5397 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, siyah harflerle yazılmış “... ...” ibaresinden teşekkül eden davaya konu marka başvurusu ile yine siyah harflerle yazılmış “...” ibaresinden meydana gelen itiraza dayanak markada “X” harfi stilize biçimde yer alıyor ise de, söz konusu şekil unsurunun markada baskın bir nitelik taşımadığını, her iki markada öne çıkan hususun “...” ibaresi olduğunu, markaların her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, davaya konu markanın ayırt ediciliğinden söz edilmeyeceğini, zira gözde bıraktığı iz ve duyulduğunda kulakta kalan sesin redde mesnet markayı hatırlattığını ve bu hatırlatmanın davaya konu markanın redde mesnet markanın bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, başvuru konusu marka kapsamında iken reddedilen 41. sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro,
müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama
hizmetleri dahil)"nin redde mesnet olan ██████████ sayılı "..." ibareli markanın
kapsamımda bulunduğu, bütünsel anlamda davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davacının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "... ..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, markayı tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, dolayısıyla taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, bir markanın başka bir marka içerisinde yer almasının başlı başına markalar arasında benzerlik olduğu sonucuna yol açmayacağını, ilk derece mahkemesince davalı şirket'in markasını teşkil eden "..." ibaresinin tescilin talep edildiği mal ve hizmet sınıfları bakımından ayırt ediciliği bulunmayan herkes tarafından kullanılan bir ibare olduğunu, bu itibarla ilk derece mahkemesinin kabulünün aksine 41. sınıf bakımından ayırt edicilik vasfı düşük olan ibarenin "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin markasındaki "..." ibaresinin ayırt edicilik sağladığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarını oluşturan işaretler arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında görsel ve işitsel olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira, davacının itiraza mesnet markalarında esas unsur olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük olmakla birlikte davaya konu "... ..." markasında yer alan "..." ibaresinin 41. sınıftaki "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri" yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, dolayısı ile "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında yüksek düzeyde bir benzerliğe neden olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!