Anahtar kelimeler: Katlı Mlik Binanın Hazinesine Maliye Anadolu Ecrimisil Tahliyesine Şimdilik Müdahalesinin
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti dava dışı Maliye Hazinesine ait 264,66 m²'lik arsa üzerindeki iki katlı binanın müvekkiline ait olduğunun tespitine, davalıdan şimdilik 500,00 TL ecrimisil tahsiline ve dava konusu taşınmaza müdahalesinin önlenmesi ile taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun tebligata rağmen süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanında davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; “binanın bulunduğu arsayı davacının adi senet ile 03.05.1987 tarihinde satın alarak üzerine ruhsatsız bina inşa ettiği, bir dairesinde kardeşi olan davalının ikâmet etmesine izin verdiği, davalının hiçbir akdî veya kanunî sebebe dayanmaksızın taşınmazı ikametgâhı olarak kullandığı anlaşılmakla taşınmaza haksız müdahalesinin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği; davalının davacıya ait taşınmazı 22.06.2016-12.07.2016 tarihleri arasında hiçbir akdî ya da kanunî sebep olmaksızın kullandığı ve bu süre içinde kullanması karşılığında ecrimisil ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, binanın davacıya ait olduğunun tespitine, davalının 3 No.lu daireyi ikametgâh olarak kullanmak suretiyle yaptığı müdahalenin men’ine, ecrimisil talebi yönünden talep ile bağlı kalınarak 22.06.2016-12.07.2016 tarihleri arası için 500,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; “dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğu, davalının binanın 3 No.lu dairesini hiçbir akdî veya kanunî sebebe dayanmaksızın ikâmeti olarak kullandığı, davacının davalıya ihtarname göndererek muvafakatini sonlandırdığından Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak İlk Derece Mahkemesince taşınmaz üzerinde bulunan binanın zilyetlik hakkının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, arz sahibinin taraf olmadığı davada arz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğunun tespitine şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, bu husus kamu düzenine ilişkin bulunduğundan kararın buna ilişkin bölümünün düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar bakımından reddine, kamu düzenine ilişkin husus yönünden hükmün 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne, binanın davacı zilyetliğinde olduğunun tespitine, davalının 3 No.lu daireyi ikametgâh olarak kullanmak suretiyle yaptığı müdahalenin men’ine, ecrimisil talebi yönünden taleple bağlı kalınarak 22.06.2016–12.07.2016 tarihleri arası dönem için 500,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce; “…1-Dava konusu 886 ada 3 parsel sayılı taşınmaz arsa vasfı ile Hazine adına kayıtlıdır, Dava dilekçesi kapsamı ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre, uyuşmazlık, Hazineye ait arsa üzerinde yapılan kalıcı nitelikli yapıya ilişkindir. Taşınmaz üzerindeki bina bakımdan açılan dava TMK'nin 683. maddesi gereğince mülkiyet hakkına dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
... Emlak Daire Başkanlığının 24.02.2010-25.09.2013 ve 13.05.2016 tarihli taşınmaz tespit tutanaklarında taşınmaz üzerindeki 3 katlı yapının 1992 yılından beri ... ve ... tarafından müştereken kullanıldığının tespit edildiği ve ... Belediyesinin 07.06.2017 tarihli yazısında ...’ün kapı No:39/A-1, 39 B 1, 39/2, 39/3, 39/4, kapı numaralı daireler, ...’ün 5/4 kapı No.lu daire için emlak beyanında bulunduğu bildirilmiş olup, davacının, davalının oturduğu daire yönünden emlak beyanında bulunmadığı gibi tanık ve diğer delillerle de davalının oturduğu dairenin davacıya ait olduğu hususunun ispatlanamadığı anlaşıldığından, dava konusu bölüm yönünden tarafların birbirine üstün hakları bulunmamaktadır. Bu nedenlerle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davacının diğer talepler yanında taşınmaz üzerinde bulunan yapının kendisine aidiyetinin tespiti istemi de bulunmaktadır. Muhdesatın aidiyeti istemli davalar, tespit davası mahiyetinde olduğundan tapu kayıt maliki dışında üçüncü kişi konumunda olan davacının dava açmasında hukuki yararının bulunması ve bu yararın devam ediyor olması gerekir. Hazineye ait taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ait olduğunun tespitini istemekte davacının güncel hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Bu nedenle bu talep yönünden de açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “önceki gerekçeye ilâveten yargılama aşamasında dosyaya sunulan 03.05.1987 tarihli senet, ecrimisil ihbarnameleri ve tahsilatları, nizalı taşınmaza ilişkin davacı tarafından verildiği anlaşılan emlak beyannameleri ve dosya kapsamına göre nizalı taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından inşa edildiği ve hak sahipliğinin davacıya ait olduğu, Özel Daire bozma kararında bahsi geçen ve davalı tarafından verildiği bildirilen 5/4 No.lu daireye ilişkin emlak beyanının dava dışı parsele ilişkin bulunduğu, davacı tarafından hak sahipliği iddiasının kanıtlandığı, bina ve dava konusu bölüm yönünden üstün hakkı olduğu ve davada muhdesatın tespiti hususunda talep bulunmadığı” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulunca “...Dava konusu yapının üzerinde bulunduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 8861 ada 3 parsel sayılı ve 264,66 m² arsa vasıfındaki taşınmaz tam hisse ile dava dışı Maliye Hazinesi adına kayıtlıdır. Davacının kendi emek ve malzemesiyle inşa ettiğini ileri sürdüğü bina da üç katlı olup taşınmazda kalıcı ve sürekli olması amacıyla yapıldığı ve buna göre muhdesat niteliğinde olduğu açıktır. Diğer yandan davacı taraf, binadaki 3 numaralı daireyi ekonomik durumu düzelinceye kadar oturması için davalı kardeşine tahsis ettiğini ancak ikamet konusundaki rızasını ihtar çekerek geri almasına karşın davalının daireyi boşaltmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise ekonomik durumunun her zaman iyi olduğunu ve iddia edilenin aksine üç katlı binanın kendisi tarafından inşa edildiğini savunmuştur.
İddia ve savunma ile toplanan deliller bağlamında davacı tarafın 3 numaralı daire üzerinde davalıya karşı ileri sürdüğü üstün hakkını ispat edip edemediği hususuna gelince, İstanbul Valiliği ... ve İmar Takip Koordinatörlüğünün 23.02.2010-25.09.2013 ve 13.05.2016 tarihli taşınmaz tespit tutanaklarında işgalin başlangıç tarihinin 01.01.1992 olduğu, konut ve bahçe olarak kullanılan taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı yapının üçüncü katının ne zaman yapıldığının net olarak öğrenilemediği, taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı binada beş daire ve bir dükkânın bulunduğu, bir dükkân ve dört dairenin ...'e ait olduğu, bir dairenin ise ...'e ait olduğu belirtilmiştir.
İstanbul Valiliği ... Dairesi Başkanlığı ... Müdürlüğünün 23.03.2017 tarihli müzekkere cevabında; mahallinde düzenlenen 23.02.2010 tarihli tespit tutanağına göre 1992 yılından beri üç katlı binanın konut ve bahçe olarak ... ve ... tarafından müştereken kullanıldığı tespit edildiğinden anılan kişilere ecrimisil tahakkuku yapılacağı belirtilmiştir. Ancak ecrimisil ihbarnameleri davacı ...'e gönderilmiştir.
... Belediye Başkanlığının 07.06.2017 tarihli müzekkere cevabında ise; davacı ...’ün binadaki 39/A-1, 39/B-1, 39/2, 39/3, 39/4, kapı numaralı daireler, ...’ün 5/4 kapı No.lu daire için emlak beyanında bulunduğu bildirilmiş olup, davacı davalının oturduğu daire yönünden emlak beyanında bulunmadığı gibi binanın yapımında kalebodur işlerini yapan, tuğla, çimento gibi inşaat malzemelerini satan davalı tanık beyanları ve diğer delillerle de davalının oturduğu dairenin davacıya ait olduğu hususu ispat edilemediğinden dava konusu bölüm yönünden tarafların birbirine karşı üstün hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf dava dilekçesinde taşınmaz üzerinde bulunan yapının müvekkiline aidiyetinin tespiti isteminde de bulunmuş olup Yargıtay, öğreti ve uygulamada bu davaların muhdesat iddiasını kabul etmeyen tapu kayıt maliki ya da maliklerine karşı açılacağı konusunda görüş birliği vardır. Muhdesatın aidiyeti istemli davalar tespit davası niteliğinde olduğundan, davacının tapu kayıt maliki olmayan ve üçüncü kişi konumunda olan kişiye karşı bu davayı açmasında hukuki yararı yoktur. Zira Maliye Hazinesine ait taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ait olduğunun tespitini istemekte davacının güncel bir hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davacının eldeki davada binanın kendisi tarafından yapıldığının tespiti yönündeki isteminin 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca yapılacak bir satış nedeniyle belirtildiği ve davacının Maliye Hazinesine ait dava konusu taşınmaz üzerinde -satış önceliği bakımından- hak sahibi kişinin kendisi olduğunu ileri sürdüğünün anlaşıldığı, dolayısıyla belirtilen kanun hükmü gereğince dava konusu taşınmazın idare tarafından satışının söz konusu olduğu, en azından böyle bir talebin bulunduğu, bu satış sırasında Kanun gereğince taşınmaz üzerindeki yapı sahibinin öncelik hakkı bulunduğu, dolayısıyla muhdesatın aidiyetinin tespiti istemi bakımından davacının hukuki yararı bulunduğu ve direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek kararın onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir...” gerekçesiyle, "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “Hukuk Genel Kurulunun az yukarıda yazılı kararında, davanın binaya yapılan müdahalenin önlenmesi, ecrimisil ve muhdesatın tespiti olduğu belirlenmiş bulunmakla bozma kararında belirtildiği üzere Hazine adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki binada davalının oturduğu dairenin davacıya ait olduğu hususunun ispat edilemediği, dava konusu bölüm üzerinde tarafların birbirine karşı üstün hakkı bulunmadığı, muhdesatın tespiti bakımından ise tapu kayıt maliki olmayan ve davayı açmakta hukuki yararı bulunmayan davacının binanın kendisine ait olduğunun tespitini istemekte güncel hukuki yararı olmadığı” gerekçesiyle bozma kararı uyarınca davacının müdahalenin önlenmesi, ecrimisil ve muhdesatın tespitine ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hatalı olduğunu, taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve muhdesatın aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının Dairemizin bozma kararına ve Hukuk Genel Kurulu kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!