Anahtar kelimeler: Gib Earşiv Ayları Mezkur Mart Yılının Temmuz Satım Alkollü Görüleceği

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararTARİH
: █████/2022DAVA
: İTİRAZIN İPTALİKARAR TARİHİ
: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasındaki alkollü ... satım gereği olarak 2021 yılının Mart ile Temmuz ayları arasında davacı tarafından davalı tarafa e-arşiv faturalar düzenlendiğini, mezkur faturaların davalı tarafa e-arşivli olarak GİB sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, cari hareket raporunda görüleceği üzere 03.07.2021 tarihi itibariyle davalı tarafın, davacıya 15.444,31 TL borcu olduğunu, ödenmeyen fatura bedelleri için 16.09.2021 tarihinde İstanbul 26. İcra müdürlüğünün...E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, faturalarla sabit olan borç çerçevesinde davacının üstüne düşen fatura karşılığı malların teslimini sağladığını, buna rağmen davalı tarafın bunun karşılığında ücret ödeme borcunu ifa etmediğini, hali hazırda borçlu malları teslim almadığı yönünde bir beyanda da bulunmadığını, takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, İstanbul 26. İcra müdürlüğünün...E. Sayılı dosyasının takip çıkışının 15.961,69 TL olduğunu, işbu davada, davacı tarafından geçmiş gün faizi istenmemekte olduğunu, davanın harca esas değerinin cari hesap ekstresi olan 15.444,31-TL olduğunu, takibin durması neticesinde taraflarınca zorunlu olarak arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde uzlaşma sağlanamadığını, izah edilen nedenlerle davalının kötü niyetli olduğunu, likit olan alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edildiğini, alacağın likit olması gerçekliği karşısında borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle, davanın kabulüne, takibin devamına, alacağın işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, borcun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin bir çok alanda faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamakta olduğunu, ileri sürülen alacak iddialarının taraflarınca mümkün olmadığını, davacı tarafın alacak iddialarına dayanak olarak sunduğu faturalara konu malların davalı şirkete hiçbir zaman teslim edilmediğini, taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığını, davalı şirketin, davacı tarafa, takibe ve davaya konu faturalarda yer aldığı belirtilen herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının ticari defter ve kayıtlarının tetkikinde iş bu durumun açıkça gözükeceğini, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde hareket edilmesi sebebiyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, davacı tarafından haksız ve hukuki mesnetten yoksun ikame edilen işbu davanın reddine, davacı tarafa yükletilmek üzere %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” talep etmişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; " Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, █████/2022 tarihli ara karar ile tarafların ticari defterlerinin SMM bilirkişi aracılığı ile incelenerek; iddia ve savunma hudutları doğrultusunda dosya içeriği delil ve belgeler üzerinde davacının alacağının varlığının ve miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. █████/2022 tarihli raporunda bilirkişi; Davalı taraf ticari defter ve kayıtlarında davacı ... Turizm'e ilişkin cari hesap kaydı davacı tarafından tanzim edilen faturaların veya tahsilat makbuzlarının davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edildiği, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların davalı kayıtlarında bulunmadığından fatura dönemlerine ait davalı Keyif Turizm'in Ba Bs formları üzerinde inceleme yapıldığı, davalı Keyif Turizm” in Mart, Nisan, Mayıs, Haziran 2021 dönemlerinde Ba formlarında davacı tarafın düzenlediği faturaların bulunmadığı tespit edildiği, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen fatura üzerinde “teslim alan” kısımlarında isim-imza bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin Mart, Nisan, Mayıs, Haziran dönemlerine ilişkin SGK Hizmet Listeleri incelendiği, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların teslim alan kısımlarında ... ve ... isimleri bulunduğu tespit edildiği, davalı tarafın Mart, Nisan, Mayıs, Haziran dönemleri sgk hizmet listelerinde yapılan incelemede faturada bulunan isimlerin davalı şirketin SGK hizmet listelerinde bulunmadığı tespit edildiği, davacı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalı taraftan takip tarihi (21.09.2021) itibari ile takip konusu edilen 15.444.31.-TL kadar alacaklı olduğu tespit edildiği, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarında davacı tarafından tanzim edilen satış faturaları ve davacı tarafından düzenlenen tahsilat makbuzlarının kayıtlarında bulunmadığı, davacı şirket adına bir cari hesabı olmadığı, fatura üzerinde teslim alan isimleri üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin SGK listesinde isimlerinin bulunmadığı, davalı şirketin kayıtlarında davacı tarafla herhangi bir ticari ilişkisi olmadığı tespit edildiği, davaya konu aşıl alacak yönünden;, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacının takip tarihi itibari ile davaya konu asıl alacak tutarı olan 15.444,31-TL alacaklı olacağı, faiz yönünden; davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talebi olmadığından değerlendirilmediği, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davacı ile ticari ilişkisi olduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmadığı, Mahkememizce gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı müdafaaları yönünde hüküm hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyasından kaynaklanan ve 2004 sayılı İİK madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunması gereklidir. Bunun yanı sıra fatura tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı kabul edilmekte ve faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi fatura mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine karine teşkil etmektedir. Ancak bu karinenin aksi elbetteki her türlü delil ile ispatlanabilir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta; Tek başına davacı yan ticari defter ve kayıtlarının alacağın ispatı için yeterli olamayacağı, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarında davacı ... Turizm'e ilişkin cari hesap kaydı ve davacı tarafından tanzim edilen faturaların veya tahsilat makbuzlarının yer almadığı, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların davalı kayıtlarında bulunmadığından fatura dönemlerine ait davalı Keyif Turizm'in BA/BS formları üzerinde inceleme yapıldığı, davalı Keyif Turizm” in Mart, Nisan, Mayıs, Haziran 2021 dönemlerinde BA formlarında davacı tarafın düzenlediği faturaların bulunmadığı ve yine davacı tarafından davalı adına tanzim edilen fatura üzerinde “teslim alan” kısımlarında isim-imza bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin Mart, Nisan, Mayıs, Haziran dönemlerine ilişkin SGK Hizmet Listeleri incelendiği, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların teslim alan kısımlarında ... ve ... isimleri bulunduğu tespit edildiği, davalı tarafın Mart, Nisan, Mayıs, Haziran dönemleri SGK Hizmet listelerinde yapılan incelemede faturada bulunan isimlerin davalı şirketin SGK hizmet listelerinde bulunmadığı bu hususların mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki alkollü ... satımı gereği olarak 2021 yılının Mart ile Temmuz ayları arasında davacı müvekkili tarafından davalı yana e-arşiv faturalar düzenlendiğini ve mezkur faturaların davalı yana e-arşivli olarak GİB sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, yine dava dilekçesi ekinde sundukları cari hareket raporunda da görüleceği üzere 03.07.2021 tarihi itibariyle davalı yanın davacıya 15.444,31-TL borcu olduğunu, ödenmeyen fatura bedelleri için 16.09.2021 tarihinde İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın, dosyaya sunduğu itirazlarında ödeme emrindeki borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, hâlbuki faturalarla sabit olan borç çerçevesinde davacı müvekkilinin üstüne düşen fatura karşılığı malların teslimini sağladığını, buna rağmen davalının ücret ödeme borcunu ifa etmediğini, mevzuat gereği davacı tarafından keşide edilen tüm faturalar E-Arşivli fatura olup davalıya GİB sistemi üzerinden gönderildiğini, davalının bu faturalara herhangi bir itirazı da olmadığını, örnek teşkil etmek üzere 24.03.2021 tarih ve 10.527,94 TL bedelli faturanın tebliğ edildiğine ilişkin LOG listesini dava dilekçesi ekinde sunmuş olduklarını, Mahkemenin red gerekçesinin, davacı tarafından e-arşivli olarak keşide edilen faturaların davalı defterlerinde olmaması, irsaliye yerine geçmek üzere fatura üzerine imza atan kişilerin davalının sigortalı çalışanı olmaması olduğunu, oysa davacı tarafından keşide edilen faturaların tümünün e-arşivli fatura olduklarını ve bu faturalar elden teslim edilmeyip Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden gönderildiklerini, nitekim dava dilekçesinin ve işbu kanun yolu başvuru dilekçesinin 3.maddesinde faturalardan birinin tebliğ edildiğine ilişkin log listesini sunduklarını, işbu dilekçe ekinde e-arşivli faturaların GİB sistemine kayıtlı olduğuna ilişkin yapılan sorgulama sonuçlarını da örnek teşkil etmesi açısından sunduklarını, 07.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun 3.sayfasında bilirkişi tarafından "Davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-defter kullanan mükellef olduğu, dava konusu 2021 yılı Aralık ayı e-defterlerinin GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür.' tespiti yapıldığını, bilirkişi tarafından bu tespit yapılmışken, salt davalı defterlerinin incelenmesi ile yetinilmesinin ve GİB sisteminden e-arşiv fatura sorgusu yapılmamasının hatalı olduğunu, bunun sonucunun e-arşivli faturalara karşı herhangi bir itiraz süreci yürütülmedikten sonra bu faturaların ticari defterlere işlenmesinin tacirin adeta keyfine bırakılması olacağını, böyle bir durumda hem vergi tahakkuku/takibi/tahsilatı hem de ticaret güvenliğinin sağlanamayacağını, Davacı şirketin ticaret hacminin, benzer nitelikteki şirketlere göre daha fazla olup bazı günlerde beş yüz kadar perakende alkol satım noktasına mal satımı yapıldığını ve dolayısıyla bu noktalara da e-arşivli faturalar düzenlendiğini, iş hacmi ve ticari teamüller gereği satım yapılan noktalarda malın teslim alındığı kişilerin SGK kaydını incelemenin de davacının görevi olmadığını, bir an için davacının böyle bir sorumluluk altında olduğunu düşünülürse müvekkilinin hem kendisi için hem de diğer tacirler için ticaretin yürümeyeceğinin de sarih olduğunu, zira böyle bir kontrol sürecinin ticaretin güven karinesi üzerinden işlemesi nedeniyle taraflar arasındaki ticaretin de olağan şekilde işlemesine engel olacağını, Taraflar arasındaki cari ilişkinin çok sayıda fatura ve tahsilat içerdiğini, 07.06.2022 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere bakıldığında davacının hem düzenlediği faturaların hem de tahsil etmiş olduğu miktarların tek tek görüldüğünü, davacı tarafından düzenlenen ve GİB sistemi üzerinden davalıya gönderilen ve bilirkişi tarafından da e arşivli faturaların olduğu bilindiği halde incelemenin salt davalının adeta kendi keyfine göre tutmuş olduğu fiziki defterlere göre yapılması karşısında bilirkişinin raporunun ağır bir ihmal zinciri altında düzenlendiğinin anlaşılacağını, zira dosya bilirkişisinin inceleme metoduna bakıldığında tacirlerin ticari deftelerini keyfe keder tutması bakımından problem görülmediğini ve karşı tarafın gönderdiği faturanın deftere işlenmemesinin arada ticaretin olmamasına karine sayıldığının görüleceğini, böyle bir değerlendirmenin en başta kamu düzenine aykırı olacağını, zira tacirlerin elektronik sistemlerle karşı tarafa gönderdiği faturaları dahi kötü niyetle ticari defterlerine işlemeyen tarafın bu şekilde korunmasının ticareti en temelinden sarsacağını, işbu dosya sonucuna göre bundan böyle davacının ve e-arşivli faturayla çalışan tüm işletmelerin karşısındaki her tacirin faturayı defterine işlemediği takdirde arada ticaretin olmadığı sonucuyla borçlarından kurtulmuş olacaklarını, üstelik bu durumun aynı zamanda devletin vergi geliri kaybedeceği anlamına da geleceğini, zira olayımızda davalı tarafın, davacı tarafından düzenlenen bu faturaları sistemine işlemeyerek ve fakat malları da teslim alarak belgesiz alım/satımdan dolayı devlete ödeyeceği %18'lik katma değer vergisini de ödememiş olacağını, olayın diğer bir yüzünde ise kararın bu şekilde kesinleşmesi halinde davacı tarafından davalıya keşide edilen mezkur faturaların vergilerinin de sözde olmayan bir ticaret için ödenmiş olacağını, İzah edilen nedenlerin davalı borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, likit olan alacağı sürüncemede bırakılmak amacıyla itiraz edildiğini, alacağın gerçekliği karşısında davalının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, İleri sürerek, izah edilen ve re'sen saptanacak hususlara binaen; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve öncelikle yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine aksi halde esas hakkında inceleme sonucu davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; açık hesaba dayalı yürütüldüğü ileri sürülen ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; taraflar arasında açık hesaba dayalı alkollü ... satışı ilişkisi yürütüldüğünü, tanzim edilen faturaların davalıya e arşiv fatura olarak elektronik sistem üzerinden tebliğ edildiğini, ürünlerin de teslim edildiğini, buna rağmen bakiye 15.444.31-TL'nin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı yan ise taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece icra dosyası, SGK kayıtları celbedilmiş, açık hesaba konu satış faturaları davacı tarafından dosyaya sunulmuş, taraf defterleri üzerinde mali bilirkişiye yaptırılan inceleme akabinde tahkikat bitirilerek yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla, davalıya e satış faturalarının GİB sistemi üzerinden elektronik olarak tebliğ edildiği, örnek bir faturanın log kaydının da dosyaya sunulduğu, buna rağmen faturaların kötü niyetli olarak davalı defterlerine kaydedilmemiş olmasının alacağın varlığını ortadan kaldırmayacağı yönündedir. Dosya içeriği delillere göre; davacının sunmuş olduğu açık hesaba konu faturaların 2021 yılı Mart, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin satış faturaları oldukları, faturaların bağlı bulunduğu teslim alan kısmı imzalı irsaliyelerin mevcut olmadığı, öte yandan davacının ba formları incelendiğinde yalnızca 2021 yılı Mart dönemine ilişkin KDV hariç 20.029-TL bedelli üç adet faturayı davalıya satış olarak beyan ettiği, Haziran ve Temmuz dönemlerine ilişkin bir beyanının bulunmadığı, davalı defterlerinde ise davacı ile ticari ilişki bulunduğuna dair hiçbir kaydın yer almadığı, davacının sunduğu faturalardan █████/2021 tarihli 5.721,23-TL bedelli satış faturası ile █████/2021 tarihli 7.347,78-Tl bedelli satış faturası altında sırasıyla ... ve ... isimlerinin yazılı olduğu ve fakat bu isimlerin davalı şirket yetkilisi yahut çalışanı olmadıkları, diğer faturalar üzerinde ise herhangi bir isim ve imza bulunmadığı, taraflarca sunulan e defter ve kayıtları kapsamından davacının ticari defter ve kayıtlarının elektronik ortamda tutulduğunu; davalının ticari defterlerinin ise elektronik defter olmadığının anlaşıldığı, davalının e fatura sistemine kayıtlı olduğuna dair delil bulunmadığı, █████/2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 509 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin e-Faturanın Düzenlenmesi ve İletilmesi V.5.1. Maddesine göre; e-Fatura uygulamasına kayıtlı mükelleflerin birbirlerine düzenledikleri e-Faturanın, bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslara uygun olarak düzenlenmesi, gönderme veya alma işlemlerinin de Başkanlık tarafından oluşturulan e-Fatura uygulaması aracılığıyla gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu, aynı Tebliğ'in "e-Arşiv Faturanın Düzenlenmesi ve İletilmesi" başlıklı V.5.2. Maddesi uyarınca; e-Arşiv Fatura uygulaması yoluyla elektronik ortamda oluşturulan faturanın, e-Fatura uygulamasına kayıtlı olmayan alıcısına talebi doğrultusunda kâğıt olarak gönderilen veya elektronik ortamda iletilen şeklinin belgenin aslı, düzenleyen tarafından muhafaza edilen elektronik halinin ise ikinci nüsha hükmünde olduğu, yine aynı madde uyarınca alıcısına malın yanında kâğıt olarak verilen e-Arşiv Faturanın, irsaliyeli fatura yerine kullanılabileceği, ancak bu imkândan yararlanabilmek için faturanın düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi, malın teslimi anında düzenlenmesi, kâğıt çıktısına "İrsaliye yerine geçer." ifadesinin yazılması ve kâğıt çıktının satıcı veya yetkilisi tarafından ıslak imza veya hazır imzalı olarak ayrıca imzalanmasının zorunlu olduğu, davacı açık hesaba konu e arşiv faturalarından 10.527,94-TL bedelli satış faturasının davalıya elektronik ortamda iletildiğini ileri sürmüş ise de, bu fatura üzerinde irsaliye yerine geçeceğine dair bir kayıt bulunmadığı gibi, faturanın düzenleme tarihi yanında düzenlenme zamanının saat ve dakika olarak gösterilmediği, fatura üzerinde alıcıya ait ıslak veya hazır imza bulunmadığı, kaldı ki fatura üzerinde bu satış faturasının bağlı bulunduğu irsaliye bilgilerinin ayrıca yazılı olduğu, ancak irsaliyenin sunulmadığı, diğer faturaların tebliğ edildiğine dair de hiçbir delil sunulmadığı, HMK'nun 222/3 fıkrası uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmamasının zorunlu bulunması, davacının tek taraflı düzenlediği satış faturalarının alacağı ispata yeterli olmaması, açık hesaba konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmaması ve muhtevalarının davalıya teslim edildiklerinin davacı tarafından ispatlanamamış olması karşısında, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.