Anahtar kelimeler: Borsada Halka Yiüfe Defterdarlığı Salınan Faizinin Mallar Fazladan Veraset Yedinci
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Defterdarlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı tarafından, veraset yoluyla kendisine intikal eden mallar arasında yer alan borsada işlem görmeyen halka kapalı şirket hisselerinin "itibari değerle" beyanı sonrası yapılan vergi incelemeleri neticesinde tespit edilen "emsal bedel" arasındaki fark için salınan ve 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan vergi üzerinden yapılandırma esnasında gecikme faizi yerine hesaplanan Yİ-ÜFE oranındaki faizinin iptali ile fazladan ödenen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bozma kararına uymak suretiyle, ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden bir tarhiyata faiz işletilebilmesi için bunun re'sen, ikmalen ya da idarece tarh şekillerinden birine dahil olmasının gerektiği; veraset ve intikal vergisi bakımından yapılan ikinci tarhiyatın ikmalen tarhiyat değil, olması gereken matrahın mükelleflerce hesaplanmasının güçlüğü göz önüne alınarak matrahın doğru olarak belirlenmesini teminen idareye yüklenen eksiği giderme yükümlülüğü olduğu, olayda, fer'i bir alacak olan gecikme faizinin bağlı bulunduğu tarhiyatın re'sen ya da idarece yapılan tarhiyat şekillerine girmediği, veraset ve intikal vergisine özgü olan bu tarhiyatın, davacının vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmemesinden veya eksik yerine getirmesinden değil, idarenin davacıya murisin terekesinden intikal eden hisse senetlerini farklı ölçüyü esas alarak değerlemesinden kaynaklandığı; dolayısıyla, aynı değerleme ölçüsüne göre saptanmaması nedeniyle söz konusu vergiye ceza uygulanmasına ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinde belirtilen tarhiyat yöntemlerinden farklı olması nedeniyle anılan vergi üzerinden gecikme faizi hesaplanmasına olanak bulunmadığı; bu durumda, 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'da gecikme faizi yerine bu Kanun'un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının esas alınacağına dair düzenleme uyarınca, davacı adına tahakkuk ettirilmesine hukuken olanak bulunmayan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının esas alınması suretiyle faiz hesaplanmasında hukuka uyarlık görülmediği; davacının faiz istemine gelince; Anayasanın 125. maddesinde ifadesini bulan “İdarenin Sorumluluğu” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinin bir zorunluluk olduğu, görülmekte olan uyuşmazlıkta tahsili hukuka aykırı bulunan ve idarece tahsili tarihinden işbu karara göre iadesi gereken tarihe kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan tutarın, 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrasındaki hüküm uyarınca 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte iadesinin icap ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile tahsil edilen 577.951,95-TL'nin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Veraset yolu ile intikal eden hisse senetlerinin 213 sayılı Kanun hükümlerine göre emsal bedellerine göre değerlenmesi sonucunda hesaplanan vergi ve beyan edilen vergi arasındaki farkın ikmalen tarh edilmesi karşısında tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmasında 213 sayılı Kanun'un 112. maddesine ve 7143 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılan verginin ilk taksitte ödenmesi nedeniyle gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda, kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, bölge idare mahkemelerince bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu yapılan kararın iptale ilişkin hüküm fıkrası Dairemizin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, temyize konu kararın faize ilişkin hüküm fıkrası da mevzuata uygun olup, davalı idarece ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
7143 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 9. fıkrasında; "Bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için madde kapsamında ödeme başvurusunda bulunulan alacağa ilişkin dava açılmaması şarttır." açık hükmüne yer verildiği, olayda ise, dava konusu edilen gecikme faizinin bağlı bulunduğu verginin anılan Kanun kapsamında yapılandırıldığı konusunda ihtilaf bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda karar bozmaya uyularak verilmiş olsa da açık Kanun hükmü bulunan kararların temyizi aşamasında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrasının istisnasını teşkil edip etmeyeceği değerlendirilerek, temyiz edilen kararın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, temyiz incelemesinin ''bozmaya uygunluk'' yönünden incelenerek temyize konu kararın onanması yolundaki Dairemiz kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!