Anahtar kelimeler: Ödemç Singapurda Külçe Bakır Satarak Satımdan Usd İhraç Bakırköy Fatura

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: Bakırköy 2. Asliye Ticaret MahkemesiESAS NO
: ███████ Esas - ████████ KararTARİHİ
: █████/2025DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Singapur’da faaliyet gösteren davalı şirkete, 03.04.2013 tarih 036805 nolu fatura ile 3.657.321,35 USD bedelle 517.300 külçe bakır, 10.04.2013 tarih 36807 nolu fatura ile 664.440,48 USD bedelle 93.980 külçe bakır satarak ihraç ettiğini, davalının 03.04.2013 tarihinde 3.291.589,21 USD, 19.04.2013 tarihinde 423.121,44 USD ödemç yaptığını, bakiye 607.091,16 USD borcunu ödemediğini beyanla müvekkilinin 607.091,16 USD ürün bedeli alacağının aynen veya bunun mümkün olmaması halinde fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden TL karşılığının, Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yılı vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı şirket adına yapılan yurtdışı tebligatına rağmen yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih, ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"...Dava konusu uyuşmazlık davacı ile davalı arasında ticari alım-satımdan kaynaklanan ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bu ilişki kapsamında davacının davalıdan faturaya dayalı bakiye 607.091,16-USD alacağı bulunup bulunmadığı hususlarındadır. Mahkememizden verilen █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ sayılı kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş olup, dava Mahkememizin ███████ esasına kaydı yapılmıştır.Taraf vekillerinin gerek sunduğu dilekçeler gerekse de duruşmada alınan beyanları ile gelinen aşamada asıl olarak ödenmesi gerekli miktar ve dava tarihine kadar ödenen miktar konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı tarafça yapılması gerekli ödemelerin dava dışı 3.kişiye yapılması nedeniyle borcunun kalmadığı iddiasına dayalı olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce itibar olunan bilirkişi raporu ile █████/2013 tarihli 3.657.321,34 USD tutarlı ve █████/2013 tarihli 664.440,48 USD tutarlı fatura muhteviyatı eşyaların transit beyannameleri ile toplamda 4.321.761,83 USD tutarlı eşyaların yurtdışına transit ticaret kapsamında çıkışının yapıldığı, davacının döviz hesabına davalı tarafça █████/2013 tarihinde 3.291.569,21 USD ve █████/2013 tarihinde 423.101,44 USD havale ile ödeme yapıldığı, davacının aradaki miktar olan 607.091,16 USD miktar kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir. İstinaf ilamında işaret olunan eksiklikler ikmal olunmuş, ödemeye ve ibraya ilişkin sunduğu ve davacı kaşe imzası bulunan belge aslını ibrazı için süre verilmiş, verilen süre içerisinde belge aslı sunulamamıştır. Bu haliyle, dava dışı 3.kişiye yapıldığı belirtilen ödeme ile davacının ifada bulunmuş kabul edilemeyeceği, davalının ödeme iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile 607.091,16 USD'nin dava tarihi olan 28.11.2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince 1 yıl vadeli USD döviz hesaplarına uygulanan değişen oranlarda faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,1-607.091,16-USD'nin dava tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince 1 yıl vadeli USD döviz hesaplarına uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ████████ E., █████████ K. sayılı ilamında açıkça işaret edilen eksik inceleme gerekçelerine itibar etmediğini davacı ... yetkilileri isticvap edilmeden ve kendilerine yemin teklif edilmeden hüküm kurulduğunu, Yerel Mahkeme tarafından belgenin dava dışı ... ve Davacı ... tarafından sunulmasına karar verilmesi gerektiğini, bu karar üzerine davacı ...’ın belgenin aslının elinde bulunduğunu inkâr etmesi halinde, yerel mahkemece kanaat uyandırıcı diğer araçlara başvurulması gerektiğini, bu kapsamda ilk olarak davacı ...’ın yetkililerinin belgenin içeriğine ve aslının nerede olduğuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 169 ve devamı gereğince isticvap edilmesi, isticvap sonucunda mahkeme nezdinde bir kanaat oluşmaması halinde ise davacının HMK m. 220/3 hükmü uyarınca yemin etmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini, somut durumda yerel mahkemenin davacıyı isticvap etme imkânı olduğunu, mahkemece davacının isticvap edilmesi sonucunda bir kanaat uyanmaması halinde HMK m. 220/3 düzenlemesine başvurularak belgenin aslının elinde olduğunu inkâr eden davacıdan yemin etmesinin istenebileceğini, Yerel Mahkeme tarafından HMK m. 220/2 hükmü çerçevesinde belgeyi elinde bulundurduğu iddia edilen ve bunu inkar eden tarafa yemin dahi teklif edilmeden karar verildiğini, oysaki mahkemenin öncelikle belgeyi elinde bulundurduğu iddia olunun davacı ya da dava dışı üçüncü kişilere süre vererek belgeyi ibraz etmelerini istemesi, belgenin ibraz edilmemesi halinde ise öncelikle karşı tarafın isticvap edilmesi, sonrasında yemin teklif edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, ancak davacıya yemin teklif edilmesi halinde dahi, yemin edilmesinin hâkimi bağlamayacağını, somut olayda davacı ... yemin etse dahi, dava dosyasındaki diğer delillerden belgenin aslının ...’ın elinde olduğu kanaatine ulaşılırsa sundukları fotokopinin içeriğinin gerçek kabul edilebileceğini, mahkemenin bu hususlar dikkate alınmadan verdiği kararının hukuka aykırı olduğunu, Öte yandan, dava dışı ...’un belgenin aslının elinde bulunduğunu inkâr etmesi ya da belgeyi ibraz edememesi halinde, ...’un yetkilisinin işbu belgenin niçin sunulamadığına ve belgenin nerede olduğuna ilişkin tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu husus da gözetilmeden karar verildiğini, Müvekkil tarafından ibraz edilen deliller incelenmeksizin karar verilmesinin yerleşik Yargıtay içtihadına aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin işbu davaya ancak, yalnızca davacı tarafından sunulan delillerin değerlendirildiği bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasından sonra dahil olabildiğini, bunun üzerine müvekkilin 25 Mart 2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile birlikte delillerini mahkemeye ibraz ettiğini, daha sonra yabancı dildeki belgelerin tercümelerini de sunduğunu, söz konusu delillerin müvekkil ile davacı taraf arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkil tarafından iddia olunan satım ilişkisine ilişkin olarak sözleşmenin tarafı ... ve davacı ...’a tüm ödemelerin yapıldığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, müvekkilce sunulan ve davacı tarafa herhangi bir borcun bulunmadığını gösteren delillerin incelenmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemenin ödeme ve ibraya ilişkin belge aslının müvekkil tarafından sunulamamasını gerekçe göstererek müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcun bulunmadığını gösteren diğer delilleri incelemeden davanın kabulüne karar verdiğini, mahkemece deliller incelenmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Müvekkil ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, mahkemece davacı ve davalı taraflar arasındaki hukuki ilişki irdelenmeden, bir örneği dosyaya sunulan davacının kaşe imzası bulunduğu belgenin aslının verilen süre içerisinde sunulamamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece ödeme ve ibraya ilişkin belgenin dava dışı ... ya da davacı ... tarafından dosyaya ibraz edilmesine karar verilmeksizin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin ...’a hiçbir borcunun bulunmadığını, Müvekkilin ..., 27 Şubat 2013 tarihinde dava dışı ... ile yapmış olduğu CU-... sayılı Satım Sözleşmesi uyarınca, satıcı ...’dan 1500 metrik ton bakır blister emtiası satın aldığını, Satım Sözleşmesi uyarınca satıcı ... tarafından fatura, holding sertifikası, yükleme limanında yapılan bağımsız denetim raporu ve gayri kabil-i rücu koşula dayalı feragatin sağlanması karşılığında, öncelikle %90 tutarındaki ödeme yapılacağını, kesin detayların belli olmasına müteakiben ise müvekkil tarafından kalan %10 tutarındaki ödemenin yapılacağını, ancak ... tarafından Satım Sözleşmesi ile üstlenilen borcun 517.300 ve 93,980 metrik tonluk kısmı bakımından gümrük işlemlerinde gecikme yaşandığını ve bu nedenle söz konusu emtianın müvekkile ... tarafından gönderilemediğini, bunun üzerine ...'un Satım Sözleşmesi’ne taraf olmayan davacı ... ile, Satım Sözleşmesi ile üstlenmiş olduğu borcun bir kısmının ... tarafından müvekkile gönderilmesi konusunda anlaştığını, akabinde ...'un davacı ...’ın 517.300 metrik tonluk emtianın gönderilmesi konusunda yetkilendirilmesine ilişkin müvekkile bir yazı gönderdiğini, davacı ...'ın ...’un bu yetkilendirilmesi ile, Satım Sözleşmesi’nin bir tarafı haline gelmediğini, yalnızca ...’a ait borcu, üçüncü kişi sıfatıyla ifa ettiğini, müvekkil ... hiçbir zaman doğrudan davacı ... ile iletişime geçmediğini, ... ile herhangi bir sözleşme akdetmediğini, ifayı üçüncü kişi yapsa bile alacaklının borçlandığı edimi ilke olarak sözleşme tarafına ifa etmekle yükümlü olduğunu, dolayısıyla müvekkilin 93,980 metrik tonluk emtia bedelini Satım Sözleşmesi’nin tarafı olan ...’a ödeyerek bu borçtan kurtulduğunu, davacının talebinin sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olmak üzere hiçbir borç kaynağından doğmadığını, hukuki temelden yoksun davanın reddinin gerektiğini, 93,980 metrik tonluk bakır emtiasına ilişkin 612.723,85 USD ödeme 19 Mart 2013 tarihinde Satım Sözleşmesi tarafı olan ...’a yapıldığını, bu bedelin ... tarafından ...’a ödendiğini, 517.300 metrik ton bakır blister emtiasının bedeli olan 3.291.589,21 USD'nin 3 Nisan 2013 tarihinde davacı ...’a ... talimatı uyarınca ödendiğini, işbu ödemelerin 611,280 metrik tonluk satış bedelinin yaklaşık %90’ı olduğunu, bakiye yaklaşık %10’u teşkil eden 423.121,44 USD'nin de ...’un talimatları uyarınca doğrudan ...’a ödendiğini, Nitekim Davacı ...'ın 30 Nisan 2013 tarihinde keşide ettiği yazı ile, “█████/2013 tarihi itibariyle ... Ltd. şirketinden ödenmemiş alacak bakiyemizin kalmadığını onaylarız” demek suretiyle müvekkilden herhangi bir alacağının kalmadığını beyan ettiğini, Müvekkil ...’ın, Satım Sözleşmesi’nden doğan tüm borçlarını ifa ettiğini, hal böyleyken davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenen faturalar ile müvekkilden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davacının hiçbir hukuki dayanağı olmamasına rağmen müvekkili aynı mal için 2 defa ödemede bulunmaya mecbur bırakacak şekilde bu davayı ikame ettiğini, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiğini, Davacı tarafın aktif husumet ehliyetini ispat eder nitelikte bilgi ve belge ibraz edemediğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkile külçe bakır sattığına ilişkin iddialarda bulunduğunu, ancak bu iddialarını ispatlar hiçbir sözleşme veya delil gösteremediğini, yalnızca kendileri tarafından düzenlenen iki adet faturaya dayanarak müvekkilden talepte bulunduğunu, söz konusu faturaların müvekkile gönderilmediğini ve müvekkilin onayına sunulmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturaların müvekkilin herhangi bir borcu bulunduğunu kanıtlamaya elverişli olmadığını, Ayrıca dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın kebir defterinin açılış tasdikinin yapılmadığının tespit edildiğini, yasa gereğince kebir defterinin açılış tasdikinin yapılmış olması gerektiğini, bu çerçevede davacı tarafın ticari defterlerinin işbu davada delil olarak gösterilemeyeceğini, dolayısıyla davacı tarafın ticari defterleri dayanak gösterilerek verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya satılarak ihraç ve teslim edilen bakır emtiasına ilişkin düzenlenen faturaların bakiye bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece █████/2019 tarih, █████████ esas ve ████████ karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████/2021 tarih, █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile; "....Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Buna göre davalı davacının iddialarını tümden reddetmiştir. Bu red içersinde davacıya borcunun bulunmadığı savunması da bulunduğundan, ödeme savunmasının da içinde olduğunun kabulü gerekir. Davalı süresinde delil de bildirmemiştir. Ancak ödemeye ilişkin savunma ve buna ilişkin deliller yargılamanın sonuna kadar ileri sürülebilir, Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ödemeye ilişkin savunmada bulunmuş olup, bu delikçesi ekine █████/2013 tarihli davacı kaşe imzasının bulunduğu ve bedelinin tamamı ödenmediği ileri sürülen █████/2013 tarihli 036807 nolu fatura karşılığı 612.723,85 ödeme alındığına ve █████/2013 tarihi itibarıyla davalının borcu kalmadığına ilişkin belge sunulmuştur. Mahkemece delil bildirme süresinden sonra anılan delilin sunulduğu ve kabul edilemeyeceğine ilişkin kararı hatalı olmuştur. Mahkemece, davacı tarafa sunulan belgelere karşı beyanda bulunması için süre verilmiş, davacı sonradan delil bildirilmesini kabul etmediklerini, davalı tarafın sahte belgeler sunabileceğini belirtmiştir. Bu durumda ödemeye ilişkin savunmanın yargılamanın her aşamasında yapılabileceği ve buna ilişkin belgelerin sunulabileceği dikkate alınarak, davalının ödemeye ve ibraya ilişkin olarak sunduğu ve davacı kaşe imzası bulunan belge aslını sunması için davalı tarafa süre verilerek, bu belge hakkında davacı tarafın beyanının alınması, belgenin davacıdan sadır olup olmadığının araştırılması ve buna göre oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir...." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma ilamından sonra Mahkemece █████/2022 tarih, ████████esas ve ████████ karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın da davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████/2024 tarih, ████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile "....Davalı vekili tarafından ihtilaf konusu bakiye bedelin dava dışı ...'a gönderildiği, ... tarafından ise bu bedelin davacıya gönderildiği, buna ilişkin ... tarafından ve davacı tarafından yazı verildiği, dolayısıyla dava konusu fatura bedellerinin ödendiği ileri sürülmüş, ... tarafından verilen yazı aslı dosyaya sunulmuş, ancak davacı tarafından kaşelenen ve imzalanan dava konusu borcun ödendiğine ve davalıdan alacaklarının kalmadığına ilişkin yazı aslı ise sunulamamıştır. Davalı vekili, söz konusu yazı aslının davacı ile aralarında doğrudan hukuki ilişki olmaması sebebiyle kendilerinde olmadığını, Mahkemece bu yazı aslının davacıdan ve dava dışı ...'dan talep edilmesi gerektiğini ve davacının isticvap edilmesi gerektiğini talep etmiş, Mahkemece bu hususta ara karar ile olumlu ve olumsuz bir karar verilmediği gibi, söz konusu talep gerekçeli kararda da değerlendirilmemiştir. Davalının savunması ve dosyaya sunduğu söz konusu yazılar ödeme savunmasının ispatı yönünden zorunlu belgelerdir. Söz konusu belgelerin sahte olduğu yönünde herhangi bir tespit de yapılmamıştır. Davalı tarafından sunulan gerek üçüncü kişi tarafından verildiği iddia edilen belge, gerek davalı tarafından verildiği iddia edilen belge fotokopisi içeriği dikkate alındığında HMK'nın 220 ve 221 maddeleri uyarınca Mahkemece söz konusu belgenin ibrazı için davacı ve üçüncü kişiye kesin süre verilmesi, süresinde ibraz edilmemesi halinde söz konusu maddelerde belirtilen devamı fıkraların uygulanması ve değerlendirilmesi, belge aslının ibrazı halinde davacının isticvap edilerek sonucuna göre değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve davalının talepleri ve savunması değerlendirilmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş,...." gerekçesiyle kararına kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma ilamından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta faturalara konu emtianın davacı tarafından davalıya teslim edildiğine, fatura bedellerinin bir kısmının davalı tarafından davacı hesabına yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmayıp, davalı vekilinin davacı ile aralarında hukuki ilişki olmadığına, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına ve davacı ticari defterlerine delil olarak dayanılamayacağına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki temel ihtilaf bakiye fatura bedelinin davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olup, davalı tarafından bedelin ödendiği savunulmuş ve buna ilişkin bakiye bedelin dava dışı ...'a gönderildiği, ... tarafından ise bu bedelin davacıya gönderildiği, buna ilişkin ... tarafından ve davacı tarafından yazı verildiği, ... tarafından verilen yazı aslının dosyaya sunulduğu, ancak davacı tarafından kaşelenen ve imzalanan dava konusu borcun ödendiğine ve davalıdan alacaklarının kalmadığına ilişkin yazı aslının ise sunulamadığı, Dairemiz kaldırma ilamından sonra Mahkemece HMK'nın 220 ve 221 maddeleri uyarınca söz konusu belgenin ibrazı için davacı ve üçüncü kişiye kesin süre verilerek belgenin ibrazının ihtar edildiği, davacı tarafından davalının sunduğu belgenin fotokopi olduğu, fotokopi üzerindeki imza ve kaşenin davacıya ait olmadığı, sahte olarak üretildiği, belgenin sahte olarak üretilmesi sebebiyle kendilerinde aslının bulunmasının mümkün olmadığı beyan edilmiş, üçüncü kişi tarafından beyanda bulunulmamıştır. Dairemiz kaldırma ilamında belge asılının sunulması halinde davacının isticvap edilmesi belirtildiğinden ve belge aslı ibraz edilmediğinden davacının isticvap edilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı tarafından borcun ödendiğine ilişkin fotokopi belgeye itibar edilmesi mümkün olmadığından ve ödemeye/borcu söndürmeye ilişkin başkaca geçerli ve yazılı delil sunulmadığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 91.956,45 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 22.989,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 68.967,33 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.