Anahtar kelimeler: Birtakım Vadesinde Satımdan Senet Anadolu Senedin Bedelli Şirketten Ödenmemesi Takibi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO
: ███████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
: █████/2022
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile yaptığı ticari iş karşılığında davalı şirketten 127.708,81 TL bedelli senet teslim aldığını, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 23.İcra Dairesi ... esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını ve dosyanın kesinleştiğini, icra dosyasından birtakım haciz işlemlerinin yapıldığını ancak davalı vekili tarafından davalı şirkete kayyum atandığını, şirketin TMSF'ye devredildiğini bildirerek dosyadaki hacizlerin kaldırılmasını sağladığını, davalı şirket ile görüşüldüğünü, icra dosyasından feragat edildiği ve senetlerin şirkete teslimi halinde protokol yapılarak ödeme sırasına konulduğunu beyan ettiklerini, müvekkilinin davalı şirket kayyumuna olan güveni üzerine alacağı baki kalmak üzere takipten feragat ettiğini, davalı şirket ile ödeme protokolü yapma kararı aldıklarını, icra takibinden feragat edildiğini ancak senedin icra dosyasında bulunamadığını, bu durumun icra müdürü tarafından tensip tutanağına yazıldığını, davalı tarafından ödeme protokolü düzenlenmesi adına geri dönüş olmadığını, davalı tarafından müvekkiline yapılan ticaret sebebi ile borcuna karşılık senet verildiğini, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin resmi olarak yapıldığını, davalının müvekkiline ödeme protokolü düzenlememesi üzerine davalıya karşı fatura alacağından kaynaklı olarak İstanbul Anadolu 9.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinin taraflar arasındaki ticaretten kaynaklanan alacağa dayandığını, tüm alacağın şirket defterlerinde usulüne uygun olarak tutulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 9.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin TMSF'ye devredilmediğini, TMSF'nin kayyum olarak atandığını, davanın TMSF'ye ihbar edilmesi gerektiğini, davacının İstanbul 9.İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, yasal süresi içinde itiraz ettiklerini, TMSF 1.Tahsilat Başkanlığının oluru ile Ticari İktisadi Bütünlük oluşturulmasının uygun bulunduğunu ve davalı şirketi grubu için Ticari İktisadi Bütünlük oluşturulmasına ilişkin karar verildiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134.maddesi düzenlemesi uyarınca TMSF'ye kayyumluk yetkisi devredilen ve TİB oluşturulması kararı verilen şirketlerin tüm mal ve hakları üzerinde haciz, koruma altına alma ve satış işlemlerinin yapılamayacağı kararı verildiğini, bu nedenle davalı şirket mal varlığı üzerinde hiçbir suretle haciz, muhafaza altına alma ve satış işlemlerinin yapılmayacağının ön görüldüğünü, İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında haciz işlemlerinin yapıldığını, takip tarihi itibariyle müvekkil şirket hakkında TİB kararı verilmesi nedeniyle menkul, gayrimenkul ve her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindeki varlıkları hakkında haciz, muhafaza ve satış işlemlerinin talep edilemeyeceğinden dolayı hacizlerin kaldırıldığını, davacının icra dosyasından feragat ettiğini, icra dosyasına konu senet hakkında ödeme protokolü düzenlenebilmesi için senet aslının müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, senedin teslim edilmemesinden dolayı protokolün düzenlenemediğini, protokolün düzenlenmesinin ön şartının senet aslının teslim edilmiş olması gerektiğini savunarak; davanın reddini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;
".......Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın araflar arasındaki sözleşmesel ilişki nedeniyle düzenlenen █████/2016 düzenleme ve █████/2017 vade tarihli 127.708,80 TL bedelli senetten kaynaklanan alacak davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda █████/2016 düzenleme ve █████/2017 vade tarihli 127.708,80 TL bedelli senede ve ticari defterlere dayandığı, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde tarafların ticari defterlerini ibraz ettiği, tarafların usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine delil teşkil ettiği, yine tarafların defterleri arasında çelişki bulunmaması durumunda, bunların defterler lehine olan taraf yönünden kesin delil teşkil edeceği, bu kapsamda dosyadaki █████/2021 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında tarafların defterleri arasındaki farkın davalının davacıya teslim ettiği █████/2016 düzenleme ve █████/2017 vade tarihli 127.708,80 TL bedelli senedin davacının cari hesabından düşülmesi nedeniyle kaynaklandığı, bu durumda taraflar arasındaki 127.708,80 TL bedelli senetten kaynaklanan hukuki ilişkinin davacı tarafça ispat edildiği, davalının senedin bedelini ödediğini ispatlamakla mükellef olduğu, davalının bu yöndeki savunmasının senet aslının teslim edilmemiş olması nedeniyle mutabakat imzalanmadığı şeklinde olduğu, öncelikle davaya ve takibe konu senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı, yukarıda atıf yapılan TTK 654. maddesi uyarınca nama yazılı senet niteliğinde olduğu, yukarıda atıf yapılan TTK 655 maddesi uyarınca borçlunun nama yazılı senede dayalı borcu senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan kişiye ödemek zorunda olduğu, bu sebeple davalının senedin üçüncü kişiler tarafından tahsilinin gerçekleşebileceği yönündeki savunmasının da yersiz olduğu, davacının da senedin zayi olması nedeniyle iptalini isteyip istememesinin eldeki davanın sonucunu etkilemeyeceği, zira bir borç için kambiyo senedinin veya nama yazılı kıymetli evrakın verilmesinin borcun ödendiği anlamına gelmeyeceği gibi borcun yenilendiği anlamına da gelmeyeceği, tahsilde tekerrür olmamak üzere her iki yolla da alacaklının alacağını talep edebileceği (örnek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi █████████ Esas ve █████████ Karar), yine davacının İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinden feragat etmiş olmasının asıl alacağın esasından feragat ettiği anlamına da gelmeyeceği (örnek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi ████████ Esas ve ████████ Karar), tüm bu sebeplerle taraflar arasında kesin delil teşkil ettiği ifade edilen ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan taraflar arasındaki hukuki ilişki nedeniyle (█████/2016 düzenleme ve █████/2017 vade tarihli 127.708,80 TL bedelli nama yazılı senede bağlanmış) 127.832,62 TL alacaklı olduğu, davalının borcu tevilli bir şekilde de ikrar ettiği ve borcu ödediğine ilişkin herhangi bir savunma ileri sürmediği gibi bu yönde dosyada herhangi bir delil de bulunmadığı, bu sebeple davalının İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın iptalinin gerektiği, alacağın likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve borçlunun itirazında haksız çıkması nedeniyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2- Takip konusu alacağın (127.832,62 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 25.566,524 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile müvekkil şirket aleyhine 127.832,62 TL bedelli icra takibi başlatıldığını, işbu ödeme emrine yasal süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine müvekkil şirket aleyhine itirazın iptali talepli olarak huzurdaki davanın ikame edildiğini, davacının müvekkil aleyhine başlattığı takip ve takibe itiraz neticesinde açılan işbu itirazın iptali davasının haksız oludğunu ve dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını,
Davalı şirkete İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 22.09.2016 tarih ve █████████ D. İş sayılı dosyasından 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. ve 19. maddeleri ile CMK 133. maddesi gereğince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verilmiş olduğunu, Fon Kurulu tarafından atanan Yönetim Kurulunun 23.09.2016 tarihinde göreve başladığını, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılaması Hakkında 01.09.2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayınlanarak yürürlüğe giren 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 20.maddesinde yer alan; "19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde bu şirketlerin yahut bunların sahiplerin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır..." hükmü uyarınca, ... Grubu Şirketler için Ticari İktisadi Bütünlük (TİB) oluşturulmasına karar verildiğini, 2016 yılında verilen Ticari İktisadi Bütünlük Kararlarının 2018, 2020 ve 2022 yıllarında yenilenmiş olduğunu ve TİB kararlarının geçerliliğini korumakta olduğunu, 04.11.2016, 06.12.2018,03.12.2020 ve 01.12.2022 tarihli Ticari İktisadi Bütünlük kararlarında ayrı ayrı belirtildiği üzere;5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi düzenlemesi uyarınca TMSF’ye kayyumluk yetkisi devredilen ve Ticari İktisadi Bütünlük oluşturulması kararı verilen şirketlerin tüm mal ve hakları üzerinde haciz, koruma altına alma ve satış işlemleri yapılamayacağını, ilgili kanun maddesi uyarınca borçlunun müvekkil şirkete malvarlığı üzerinde hiçbir suretle haciz, muhafaza altına alma ve satış işlemlerinin yapılmayacağının öngörüldüğünü, müvekkil şirkete ait menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına haciz konulması mümkün olmadığı gibi konulan tüm hacizlerin de talep neticesinde fekkinin sağlandığını, bu aşamadan sonra davacı tarafından icra dosyasından feragat edilmiş olduğunun belirtildiğini, Müvekkil şirket uygulamasına göre İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına konu senet hakkında ödeme protokolü düzenlenebilmesi için senet aslının müvekkil şirkete iade edilmesi gerektiğini, davacı tarafından senet müvekkil şirkete teslim edilmediğinden ödemeye ilişkin protokol düzenlenemediğini, protokolün düzenlenememiş olmasının nedeninin senet aslının müvekkil şirkete teslim edilmemesi olduğunu, müvekkil şirket uygulamasına göre senede ilişkin ödeme protokolü düzenlenebilmesinin ön şartı olarak senedin müvekkil şirkete teslim edilmiş olması gerekmesi nedeniyle protokolün yapılamamasında müvekkil şirketin bir kusurunun bulunmadığını, protokolün davacıdan kaynaklı sebeplerle düzenlenemediğini, davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine bu defa ilamsız icra takibi başlatılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı firma her ne kadar müvekkil şirketle arasında ticari ilişki dahilinde cari hesap alacağı olduğunu iddia etmekte ise de müvekkil firma ile davalı firma arasında karşılığı ödenmemiş bir ticari ilişki bulunmadığını, Davacı tarafından faturalara konu malların teslim edildiği, hizmetin sunulduğu beyan edilse de huzurdaki dava kapsamında, faturaya konu mal teslimini veya hizmetin sunulduğunu ve faturaların taraflarına teslim edildiğinin ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacının iddia ettiği üzere malların tesliminin kime, ne zaman, nasıl yapıldığına ilişkin davacı tarafından herhangi bir bilgi ve yahut delil sunulmadığını, bu bakımdan satıma konu malların teslimi esnasında sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerektiğini, davacı tarafından işbu sevk irsaliyelerinin de dosyaya sunulmadığını, bu kapsamda davacı tarafından mal ve hizmetlerin teslim edildiğine dair herhangi bir ispat vesikası sunulmadan salt ticari defterlerde alacak gözükmesi sebebiyle davacının alacaklı olduğu yönünde rapor düzenlenmesinin kabul edilemeyeceğini, TTM 223. maddesi kapsamında, tacirin ticari defterlerinin delil olarak kullanıldığını, ancak ticari defterlerin tek başına değil fatura sevk irsaliyesi gibi diğer belgelerle desteklenmesi ve bu kayıtlar birbiriyle örtüşmesi gerektiğini, ticari defterlerin delil vasfını kazanmasının şartlarından birisinin de defterleri sunan tarafın tüm kayıtlarının birbiri ile örtüşmesi olduğunu, davacının sevk irsaliyesi ile mal veya hizmeti müvekkile sunduğunu ispatlayamadığını, Dava kapsamında salt faturaların incelenmesi değil, faturaya konu malın teslim edilip edilmediğinin, hizmetin sunulup sunulmadığının araştırılması gerektiğini, özellikle ispat yükünün davacıda olduğu hususunun ayrıca ve özellikle göz önüne alınması gerektiğini, davacı fatura ibrazının yanında söz konusu faturalara konu mal veya hizmetin taraflarına sunulduğunu da ispat etmekle yükümlü olduğunu, bu hususu ispat içinde salt defter ibrazı yeterli olmadığını, sevk irsaliyeleri ve makbuzlar gibi diğer tutanakların dava dosyasına sunulması gerektiğini, Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafla takibe konu edilen senedi müvekkile iade etmesi halinde borcun ödenmesi hususunda anlaşma müzakereleri yapıldığını, ancak ilgili senedin İcra Müdürlüğünde kaybolması sebebiyle taraflar arasında protokol imzalanamadığını, senedin İcra Müdürlüğünde kaybolduğunun kesin olmadığını, ilgili senet İcra Müdürlüğünde kaybolmuş olsa dahi henüz bulunamamış olduğundan söz konusu senedin 3. kişilerin eline geçmesi ve sahte ciro işlemi ile taraflarına husumet yöneltilmesi rizikosunun devam ettiğini, kaybolduğu iddia edilen senedin 3. kişi eline geçmesi halinde ilgili senedin tekrar takibe koyularak taraflarından tahsil edilme çabasına girişileceğini ve müvekkil tarafından bir senette yer alan borç ile ilgili olarak mükerrer ödeme yapılacağını, ilgili senet İcra Müdürlüğü tarafından bulunana dek söz konusu borç hakkında ödemezlik def'inde bulunulması gerektiğini, Davaya konu alacağın varlığının tespitinin yargılama ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle itirazın haksız olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi karşılığında davalı şirket tarafından keşide edilmiş 127.708,81 TL bedelli 23.06.2016 düzenleme ve 18.01.2017 vade tarihli senedin davacı tarafça teslim alındığı, söz konusu senedin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... E. Numaralı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçilmiş ve iş bu dosyanın kesinleştiği, davalı şirket vekilleri tarafından dosyaya 94075621-640-E-20682 Sayılı ... İnşaat Ticari ve İktisadi Bütünlüğü konulu bir yazı sunularak; OHAL kapsamında davalı-borçlu şirkete kayyum atandığı, şirketin TMSF'ye devredildiği, KHK gereğince ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına alındığı ve haciz işlemi yapılamayacağının beyan edildiği, icra müdürlüğünce verilen █████/2017 tarihli tensip kararı ile; Dosya borçlusunun kapatılan kurumlardan olduğu gerekçesi ile dosyanın KHK Gereği Düşme ile kapatılmasına karar verildiği,alacaklı vekilinin talebi üzerine dosyanın █████/2018 tarihinde yenilenerek ... yeni esas numarası aldığı, alacaklı vekili Av....'ın 26.02.2020 tarihli talebi ile icra dosyasından feragat ederek, dosyada bulunan senedin kendisine iadesini talep etmiş olmakla, icra müdürlüğünce verilen █████/2020 tarihli karar tensip tutanağı ile dosyanın feragat nedeniyle işlemden kaldırılmasına, senet aramalara rağmen bulunamadığından alacaklı vekiline teslim edilmemesine karar verildiği, davacı taraf dava dilekçesinde, davalı şirketin takipten vazgeçilmesi akabinde bir protokol ile senet bedelinin ödemeye başlayacağı vaadinde bulunmuşsa da ne protokol imzaladığını ne de ödeme yaptığını, feragat edilen icra dosyasındaki senet vadesi 2016 olup iş bu senedin kambiyo vasfı ortadan kalktığını, dolayısı ile temel ilişkiye davalı olarak faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili talebiyle iş bu davaya konu icra takibinin başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığını beyan etmiştir.Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan cari hesap bakiyesi olarak 127.832,62 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya teslim ettiği senedin davacının cari hesabından düşülmesi sonucunda davacıya borcu olmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarındaki mutabakatsızlığın dava konusu davalı tarafından ödenmeyen 127.832,62 TL tutarlı senet kadar olduğu, davacının 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından feragat ettiği, 127.832,62 TL tutarlı senedin İcra Dairesinde kaybolması nedeni ile davalıya protokol imzalamak amacı ile teslim edemediği, davaya konu 127.832,62 TL tutarlı senedin varlığı ve davalı tarafça ödenmediği konusunda çekişmenin olmadığı, davacının senedin ödenmemesi nedeni ile senet tutarını davalının cari hesabına borç kaydederek cari hesap bakiyesi olarak 127.832,62 TL alacaklı hale geldiği, davacının yaptığı muhasebe kaydının genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun bir kayıt olduğu belirtilmiştir.Davalı vekili, iş bu icra takibine konu fatura içeriği malın müvekkiline teslim edilmediği, davacı tarafın faturadan kaynaklı alacaklı olmadığını ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere takip konusu faturanın davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu durumda fatura içeriği malın davacı tarafından davalı tarafa teslim edildiğine karine oluşturduğundan malın teslim edilmediğine ilişkin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava konusu icra takip tarihinin █████/2020 olduğu, takip tarihi itibariyle zayi olan 127.708,81 TL bedelli 23.06.2016 düzenleme ve 18.01.2017 vade tarihli senedin zamanaşımına uğradığı tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2021 tarihli 2018/(19)11-537 esas, █████████ karar sayılı kararında da belirtildiği üzere zamanaşımına uğrayan  bono kambiyo senedi vasfını yitirdiği için, bono hamilinin kambiyo hukukundan doğan haklardan yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Zamanaşımına uğramış bono adi senet mahiyetinde dahi olmayıp, alacağı tek başına ispata yeterli olmayacaktır. Zamanaşımına uğramış bonoda temel ilişkiye dayanan hamil alacağını ispat yükü altındadır.Somut olayda, davacı tarafından davalı aleyhinde, temel ilişkiye dayalı olarak bakiye fatura alacağının tahsili talebiyle davaya konu icra takibini başlattığı, yargılama aşamasında tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan cari hesap bakiyesi olarak 127.832,62 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya teslim ettiği senedin davacının cari hesabından düşülmesi sonucunda davacıya borcu olmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarındaki mutabakatsızlığın dava konusu davalı tarafından ödenmeyen 127.832,62 TL tutarlı senet kadar olduğu, davacının 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından feragat ettiği, icra müdürlüğünce verilen █████/2020 tarihli karar tensip tutanağı ile dosyanın feragat nedeniyle işlemden kaldırılmasına, senet aramalara rağmen bulunamadığından alacaklı vekiline teslim edilmemesine karar verildiği,İİK. 8 Maddesi uyarınca, İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteber olduğu, buna göre davacı tarafça 127.832,62 TL tutarlı senedin İcra Dairesinde kaybolması nedeni ile davalıya protokol imzalamak amacı ile teslim edemediği, davaya konu 127.832,62 TL tutarlı senedin varlığı ve davalı tarafça ödenmediği konusunda çekişmenin olmadığı, davacının senedin ödenmemesi nedeni ile senet tutarını davalının cari hesabına borç kaydederek cari hesap bakiyesi olarak 127.832,62 TL alacaklı hale geldiği, bu tespitlere göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yönetimi TMSF'ye devredilmiş davalı şirket harçtan muaf olmadığından karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1683,10 TL İstinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 8.732,24 TL. istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleşiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!