Anahtar kelimeler: Hakkımız Vazifesi Ekleri Hasarlı Sayıldığı İkame Euro Kuru Hükmünce Fiilden

T.C.

İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: 23.12.2024
KARAR TARİHİ
: 14.05.2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.08.2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası ile ilgili olmak üzere; Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak, şimdilik 40,00 Euro hasar ve 10,00 Euro ikame araç bedeli tazminatının, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro ... Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsili ile ekspertiz rapor ücreti talep ettiklerini, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesinde hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlendiğini, Türk Ticaret Kanunun 1483 ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlendiğini davalılardan bir tanesi sigorta şirketi olduğundan, Asliye Ticaret Mahkemeleri iş bu davada görevli olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 7. maddesinde, "davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir'' maddesi gereğince, davalı sigorta şirketinin Ege Bölge Müdürlüğü'nün İzmir'de bulunduğunu, bu sebeple tüm taraflar bakımından İzmir Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, yabancı plakalı araçların Türkiye'de kazaları ile ilgili olmak üzere verilmiş detaylı Yüksek Mahkeme Emsal kararlarını sunduklarını, kararların bu yönde olduğunu, bu ilamlarda genel olarak, yabancı plakalı araçların kazası halinde tamiratının Türkiye'de yapılmasının zorlanamayacağını, araç sahibinin seçimlik hakkı olduğunu, zararın ilgili para birimine göre ve plakanın kayıtlı olduğu ülke standartlarına göre hesap edilmesi gerektiği, araç yurtdışında tamir edilecekse oranın ekonomik koşullarına göre ki burada değer kaybı dahil tazminatların belirlenmesi gerektiği, tazminatlar yabancı para üzerinden verilse dahi, ne zaman ödenecek olsa bile TL bazındaki sigortacının teminat limitini aşmayacak olduğu ayrıca, KDV'nin mutlaka ödenmesi gerektiği gibi önemli hususlara açıklık getirildiğini, Mahkemeden, yazılı yüksek Mahkeme kararları ve ekte sunmuş olduğunu BAM kararları çerçevesinde yargılamanın yapılmasını ve özellikle bilirkişilerden, bu çerçeve içinde raporlarını oluşturmalarını talep ettiklerini, Türkiye standartlarına göre değerlendirilip EURO'ya çevirme şeklinde değil, direk Almanya standartlarına göre değerlendirme yapılmasının gerektiğini, 23.08.2024 tarihinde ...'e ait ve ... ve idaresindeki... plakalı aracın, davacı tarafa ait... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davacı tarafın aracı ile, Tokat İli, Erbaa İlçesi, Gazi Bulvarı üzerinde İzzettin Çağpar Caddesi girişinde durur vaziyette iken, davalı şirket nezdinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsü, İzzettin Çağpar Caddesi üzerinden geri geri manevra yaparak çıkmak istediği esnada, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kendi aracının arka kısımları ile davacı tarafa ait ... kaza plakalı aracın sağ yan kısımlarından çarparak zarar verdiğini, kolluk kuvvetlerince tanzim edilen kaza tespit tutanağında yapılan tespit ile, davalı şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün, Karayolları Trafik Kanun'nun ilgili hükümlerini ihlal ederek maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, davada kusurlu sürücü ve malik ile ... Sigorta Anonim Şirketi'ne karşı açıldığını, davalı şirket ile kusurlu araç arasında kaza tarihi itibarıyla geçerli ZMMS poliçesinin bulunduğunu, bu sebeple davalı şirket de, bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, davacı taraf Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, Yargıtay'ın ve Bölge Adliye Mahkemelerinin bir çok kararında belirtildiği gibi, seçimlik hakkını kullanarak, aracı ile ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'da bulunan KT Ingenieurbüro isimli yetkili firma tarafından 24.09.2024 tarihinde düzenlenen teknik maliyet ekspertiz raporu hazırlandığını, hasar miktarı, KDV dahil 2.929,38 Euro olarak belirlendiğini, aracın tamir süresi boyunca günlük kullanım kaybı 38,00 Euro olup, onarım süresi 2 iş günü olduğundan, 76,00 Euro ikame araç bedeli söz konusu olduğunu, Ekspertiz raporu için 821,22 Euro ücret ödendiğini, Almanya'dan alınan bu rapor, tazminatların belirlenmesinde rol oynadığını, böyle bir raporun olmaması halinde eksik yargılama olacağını, bu sebeple Mahkemenin de onay verdiği gibi, ekspertiz rapor ücreti ödenmesi gerektiğini, belirlenen ekspertiz rapor ücreti, 2022 yılı için oluşturulmuş Almanya Federal Serbest ve Motorlu Taşıtlar için Bağımsız Eksperler Birliği (BVSK) ücret listesine göre olup, ilgili liste tercümesiyle beraber ekte dosyaya sunduklarını, davalı sigorta şirketine, 01.12.2024 tarihinde, şirketin ...mail adresine bildirim yapıldığını, kanun gereği 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu olduğundan sigorta şirketi 12.12.2024 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalı sigorta şirketi, kaza tarihi itibarıyla 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, şirket yönünden taleplerinin, ZMMS teminat limiti olan 200.000,00 TL'yi aşmamak üzere sınırladıklarını, davacı tarafın aracı yabancı plakalı olup, davacı tarafın daimi ikametgahının da Almanya olduğundan ve orada Euro üzerinden harcama yapacağından, araçtaki zarar, parça fiyatları, işçilik ücretleri, değer kaybı ve diğer zorunlu giderler, yani eksperiz rapor ücreti de Türkiye piyasasına göre değil aracın bulunduğu ülke piyasasına yani Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davalı taraf ve davalı sigorta şirketi ZMMS sıfatıyla zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğunu ve hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduklarını, davacı tarafın daimi ikametgahı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında, davacı tarafın zararını gidermek için yabancı para EURO üzerinden harcama yapacağının da kabulünün gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken zarar görenin malvarlığının zararını doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması esas tutulmalı ve gerçek zararı gidermeye yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmeli, tazminat miktarı, zarar görenin malvarlığında zarardan önceki duruma göre bir artış sağlamamalı, ancak azalmaya da neden olmaması gerektiğini, bu durumda davacı tarafın zararının tazmini de Euro üzerinden hesaplanmalı ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, 6098 sayılı TBK. 99. maddesine göre de yabancı para üzerinden doğan borç "ödeme günündeki rayiç bedeli üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir." olarak açıklandığını, kanunen yapmış oldukları bildirim ve ihtarlardan bir netice alamadıklarından dolayı davayı açmadan önce ticari dava şartı olarak davalı sigorta şirketi için son kez zorunlu Arabuluculuk müessesine başvurmalarına rağmen alacaklarının tamamı için anlaşma sağlanamamış olduğunu, diğer davalılar için zorunlu arabuluculuğun söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı ve davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve netice-i talepleri artırım ve Islah haklarının saklı kalması kaydıyla, her ne kadar ekte sunulu raporlar belirlenmiş ise de, bilirkişi marifetiyle sonuca ulaşılacağından ve dolayısıyla yargılama gerektiğinden, belirsiz alacak olarak şimdilik 40,00 Euro hasar tazminatının; davalı sürücü ve araç sahibinden, kaza tarihi olan 23.08.2024 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise, ZMMS teminat limitleri (200.000,00 TL) ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (01.12.2024+8 iş günü) 12.12.2024 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini, belirsiz alacak olarak şimdilik, 10,00 Euro ikame araç bedelinin, sadece davalı araç malikinden, kaza tarihi olan 23.08.2024 tarihinden itibaren, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürürlükte değişecek faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro...Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini, Almanya BVSK listesine göre orantılı olarak belirlenmiş, TTK. 1426 gereği ve davacı tarafından ödenmiş olan 821,22 Euro ekspertiz rapor ücretinin, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasını, diğer yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAPLAR
: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, davacı tarafın HMK.'nın yetki kurallarına aykırı olarak yetkisiz mahkemede davayı açtığını, davalı şirket merkezinin "Barbaros Mah. Mor Sümbül Sok. ...Center (WBC) No:9 Kat:13 Batı Ataşehir/İSTANBUL" adresinde bulunduğu göz önüne alındığında açılan davanın yetki bakımından İstanbul Anadolu Mahkemesi yetkili alanına girdiğinin görüleceğini, bu nedenle yetkisiz mahkemede açılan davaya ilişkin olarak yetkisizlik kararı verilmek suretiyle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, alacak miktarının belirlenebilir olmasına rağmen davacının dava dilekçesinden HMK. madde 107 doğrultusunda belirsiz alacak davası niteliğinde istemde bulunduğu anlaşıldığını, belirsiz alacak davası açmada davacının hukuki yararının bulunmadığını, HMK.'nın dava şartlarına ilişkin 114-1/h maddesi kapsamında konu davada belirsiz alacak davası açmakta "hukuki yarar yokluğu2 nedeniyle dava usulden reddedilmesinin gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan zararın haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, oysaki anılan husus Yargıtay ilamlarıyla da sabit olduğunu, Türkiye'de gerçekleşen bir kaza neticesinde yabancı plakalı bir araçta meydana gelen zararın haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiği yönünden karar verildiğini, hasar bedelinin kaza tarihine göre ve memleket parası üzerinden belirlenmesi gerekirken aksi yönde hükmedilen bedelin hatalı olduğunu, açıklanan sebeplerden dolayı davacı tarafın hasar bedelini davalı sigorta şirketinden Euro üzerinden talep etmesi ve onarım bedelinin yabancı ülke şartlarına göre hesaplanması gerektiğinin hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, hasar bedelinin Türkiye piyasa koşullarına göre ve memleket parası üzerinden meydana geldiğinin kabulünün gerektiğini, davacı tarafın müracaatı üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde tespit edilen hasar bedeli davacı vekili hesabına 09.01.2025 tarihinde 110.759,27 TL hasar bedeli ödendiğini, dolayısıyla yapılan hasar bedeli ödemeleri ile davacı tarafın zararının karşılandığını, fazlaya dair taleplerinin reddini talep ettiklerini, davacı tarafından sunulan uzman incelemesi raporunda aracın Alman piyasasına göre hesaplanan onarım bedelinin KDV dahil 2.929,38 Euro olduğu belirtilmiş ise de, bu hususta herhangi bir somut veriye yer verilmediğini, bu tutar takdire göre belirlenmiş olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından sunulan raporda yapılan tespitlerin ne şekilde yapıldığı anlaşılır olmayıp hesaplamaya esas alınan onarım bedeli tutarının somut verilere dayanmadığı ve denetlenebilir olmadığı açıkça ortada olduğunu, bu nedenlerle, hasar onarım bedeline ilişkin herhangi somut ve denetime elverişli bir inceleme yapılmayan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora itibar edilmemesini ve Türk Piyasa koşullarına göre bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiklerini, eksper ataması Eksper Atama ve Takip Sistei üzerinden yapılmasının gerektiğini, başvuru eki olarak sunulan hasar tespit raporunda Müsteşarlıkça Usul Ve Esasları Belirlenen Eksper Atama ve Takip Sistemi Üzerinden Bir Ekspertiz görevlendirmesi yapılmamış olup, talebe konu hasar raporunun bağlayıcılığı bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin ekspertiz ücretine ilişkin sorumluluğu, ihbar yapılmasına rağmen sigorta şirketi tarafından eksper atanmaması durumunda doğacağını, hasar talebine ilişkin olarak sigorta şirketine yapılan ihbardan önce başvuran tarafından eksper atanmış olması halinde ise ekspertiz ücretinin eksper atayan tarafça karşılanması gerekeceğini, davacı tarafın sigorta şirketine yapılan ihbardan önce, şirket tarafından süresi içerisinde eksper görevlendirip görevlendirmeyeceği veya hasar bedeli üzerinden uyuşmazlık olup olmayacağı henüz belirli değilken ekspertiz yaptırmasının hatalı olduğunu, bu nedenle taraflarınca herhangi bir bildirimde bulunmaksızın davada delil olarak ileri sürülen başvuran eksper raporunun hükme esas alınmamasının gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, haksız fiil sonucu kusur konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için kazanın meydana geldiği yer, kaza şekli ve nedeni hususlarının bildirilmesinin gerekli olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan zararın ancak haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabul edilmesinin gerekli olduğunu, bu sebeple yapılacak bilirkişi incelemesinde zararın Türkiye Piyasası Standart ve Şartları'na göre yapılmasını talep ettiklerini, bu bağlamda yabancı para cinsinden talep edemeyeceklerine yönelik itirazları tekrar eder, değişken faiz türüne de itiraz ettiklerini, çünkü oluşan riziko sebebiyle davalı İşletenin, zarar görenlere karşı hangi oranda temerrüt faizi ödemesi gerekiyor ise, onun hukuksal sorumluluğunu üzerine alan Sigorta Kuruluşu'nun da aynı oranda temerrüt faizi ödemekle yükümlü olacağını, dolayısıyla işleteninin sorumlu tutulamayacağı bir faiz türünden, onun sorumluluğu üzerine alan Trafik Sigortacısı'nın sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, davalı İşletenin faiz ile ilgili yükümlülüğü ise, yasal faiz olacağını, ayrıca söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, davalı sigorta şirketinin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğunu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceğinin izahtan vares olup Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, her durumda davalı sigorta şirketi temerrüde düşmediğinden yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasının gerektiğini, açıklanan nedenlerden dolayı davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediği dikkate alındığında yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, açılan davanın yetkisiz Mahkemede ikame edildiğinden yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, belirsiz alacak davası açmada davacının hukuki yararının bulunmadığından davanın usulden reddini, davacı tarafın hasara ilişkin zararı giderildiğinden bu yöndeki taleplerinin reddini, itirazların kabul edilmemesi halinde hasar bedelinin Genel Şartlara göre hesaplanmasını, bilirkişi raporunda tespit edilen fahiş miktardaki ekspertiz ücreti taleplerinin reddini, ihbar edilmeden ödenen ekspertiz ücretinden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmamasını, her durumda davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediği dikkate alınarak davalı sigorta şirketinin yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasını, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı...
vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davalı taraf aleyhine açılan davada, 23.08.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi zarar iddiasına dayandığını, davacı tarafça talep edilen Araç Mahrumiyet Bedeli olan 76,00 Euro ve kaza tarihinden itibaren işletilmiş yasal faiz zararının tamamı, 12.05.2025 tarihinde davacıya eksiksiz ve gecikmeksizin ödenmiş olup, dava konusu alacak tamamen karşılandığını, ödeme dekontunu cevap dilekçelerinin ekinde dosyaya sunmuş olduklarını, bu durumda hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/2. maddesi uyarınca, dava konusunun ortadan kalktığını, ayrıca dava konusu ödeme ancak davanın açılmasından sonra gerçekleştirilmiş olduğundan ve davalı zararının dava açılmadan önce karşılanmış olsa dava açılmasına gerek kaymayacağından, davanın açılmasına davalı tarafın kusuru neden olmamış olduğunu, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davacı tarafa yüklenmesi gerektiğini, çünkü HMK. 331/1 maddesi uyarınca karar verildiğini, açıklanan nedenlerle, davacı tarafça açılan davada talep edilen zarar bedelinin dava açıldıktan sonra tamamen karşılanmış olması nedeniyle, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini, dava açılmasında davalı tarafın kusurunun bulunmadığından, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava dosyasına sunulmuş olan ödeme dekontunun dosyasına eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR
:
Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'na ait kayıtlardan tarafların araçlarına ilişkin UYAP sistemi üzerinden bilgiler celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden dava konusu araca ilişkin poliçe ve hasar kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
Davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nden dava konusu araca ait hasar ve değer kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
GEREKÇE
:
Davacı aracında meydana gelen zararının karşı araç sürücüsü, maliki ve ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili 15.01.2025 tarihli cevap dilekçesinde, 09.01.2025 tarihinde 110.759,27 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını ve Davalı ... vekili 13.05.2025 tarihli cevap dilekçesinde, 12.05.2025 değer kaybı ödemesinin yapıldığına ilişkin beyanda bulunmuştur.
6100 sayılı HMK.'nın madde 313-(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2)Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3)Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4)Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.
Madde 314-(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Madde 315-(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
Davalı vekilinin tespit edilen miktar üzerinden ödeme yaptığı, uyuşmazlığın bu şekilde sona erdirildiği anlaşılmakla ödeme nedeniyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yabancı ekspertiz ücretine ilişkin yapılan değerlendirmede; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ...Karar sayılı ilamında "... Ancak yargılama giderlerinden olan ekspertiz masrafı ile ilgili karar verilmemiştir. Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemiş olması doğru değil bozma sebebi ise de bu yöndeki yanılgının giderilşmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden ...."
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında "Ekspertiz gideri ayrı bir alacak olmayıp yargılama gideri olması nedeniyle yargılama giderine dahil edilerek kabul ve red oranına göre tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara tefhim edilen kısa kararda ekspertiz giderinin yargılama gideri bölümünde tahsiline karar verildiği belirtildiğinden bu doğrultuda gerekçeli kararın son paragrafında ekspertiz giderinin yargılama giderleri bölümünde değerlendirilerek kabul ve red oranına göre davalıdan tahsiline karar verildiğinin belirtilmesi kısa karar ile gerekçe arasında çelişki oluşturmayıp bu yöndeki davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerekmekte ise de hükmün yargılama giderlerine ilişkin 4 nolu bendinde ekspertiz giderlerinin unutulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Ancak yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre yabancı ekspertiz ücretinin fiili ödeme tarihindeki kura göre tahsiline karar verilmesi gerekirken davacı vekili dava dilekçesinde karar tarihindeki kura göre tahsil isteyerek talebini daralttığından davacı vekilinin fiili ödeme tarihindeki kura göre hüküm kurulması gerektiğine" şekilde ilamları mevcuttur.
6102 sayılı TTK.'nın sigorta sözleşmelerine ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği kısmında yer alan 1426/1. maddesinde "sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır" düzenlemesi uyarınca davacı tarafından zararın tespiti için araç üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine neticesinde ödenen (ve belgesi sunulu) ekspertiz ücreti zararının da anılan kanun hükmü kapsamında yargılama giderleri içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacının bu davayı açmakta haklı olup olmadığı konusunda esasa yönelik inceleme yapılmamış ise de uyuşmazlığın ödeme nedeniyle sona erdirildiği dikkate alındığında davacının bu davayı açmakta yararı bulunduğu ve davalının bu davayı açmaya sebep olduğu, davacı vekilinin vekalet ücreti talebi, yargılama gideri ve ekspertiz ücreti talebi bulunduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN ÖDEME YAPILMASI NEDENİYLE KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Ekspertiz ücreti zararının yargılama giderleri arasında sayılmasına,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu nispi harçtan, peşin yatırılan 427,60 TL harçtan alınması gereken eksik olan 187,80 TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 265,00 TL tebligat ve posta giderinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, ayrıca ekspertiz masrafı toplamı 821,22 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 1.833,40 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-HMK.'nın 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 14.05.2025
Katip 278039
¸E-imza
Hakim 199006
¸E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!