Yargıtay 10. Ceza Dairesi, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi'nin uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkumiyet kararını, sanık hakkında önceden aynı suçtan açılmış bir dava ve kamu davasının ertelenmesi kararı varken doğrudan dava açılması nedeniyle kanun yararına bozma istemini değerlendirerek usul yönünden hatalı bulmuştur.
Özet: Hükümlünün uyuşturucu madde bulundurma suçundan aldığı hapis cezası, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay tarafından incelenmiş; daha önce aynı suçtan açılan bir davanın varlığı ve 5237 sayılı kanunun 191. maddesinin 4. ve 6. fıkraları gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi şartlarının değerlendirilmemesi nedeniyle, ilk davadaki ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği veya diğer unsurların sübut bulup bulmadığının yargılama sonucu belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
10. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza Mahkemesi
    HÜKÜMLÜ
    : ...
    SUÇ
    : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
    İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 21.02.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
    Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve █████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
    " Dosya kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 05.01.2021 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de,
    Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 29.03.2022 tarihli ve █████████ esas, █████████ sayılı olağan temyiz kanun yolu incelemesine konu ilâmında yer alan, " ... aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı varsa ve kovuşturması devam ediyorsa, verilecek hüküm inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması, sonuçlanmış ve hüküm kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konulması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması ... " şeklindeki,
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2022 tarihli ve ███████-8, ████████ sayılı ilâmında yer alan, " ... Aynı mahkemenin farklı esaslarına açılmış bulunan ve soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden her türlü bilgisine ulaşılabilecek olan 25.04.2010 ve █████/2010 tarihli eylemlere ilişkin davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin, bu bağlamda ayrı ayrı kesinleşmiş söz konusu bu davaların yeni delil ya da olay olduğunun ileri sürülebilmesinin mümkün olmaması ...ayrı ayrı adli para cezasına mahkum edilen sanığın söz konusu eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında kalıp kalmadığı hususunun CMK'nın 309 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan kanun yararına bozma yasa yoluyla incelenmesi gerektiği.." şeklindeki açıklamalar ile,
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki 4. fıkrası ile, "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki 6. fıkrası hükümleri birlikte değerlendirildiğinde,
    5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 6. fıkrasına göre, aynı Kanun'un 4. fıkrasına göre kamu davasının açılmasından sonra, yani yükümlünün, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ve uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumlarının gerçekleşmesi hâlinde tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verilemeyeceği ve doğrudan kamu davası açılabileceği,
    Ancak, anılan Kanun'un 4. fıkrasına göre açılan her davanın kendi somut olayı içerisindeki değerlendirmede, ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği veya kullanma, satın alma, kabul etme, bulundurma veyahut da kullanma eylemlerinin sübut bulup bulmadığı, yükümlü sanık hakkında herhangi bir cezasızlık sebebinin bulunup bulunmadığının yapılacak yargılamanın sonucuna göre açıklığa kavuşacağı, dolayısıyla suçun sübutu noktasında yapılacak yargılama sonucu toplanan delillere göre beraat, cezasızlık sebebinin bulunup bulunmamasına göre de ceza verilmesine yer olmadığına veya diğer kovuşturma şartlarının bulunup bulunmamasına göre de durma veya düşme kararlarının verilebileceğinin hukuken de olsa ihtimal dâhilinde olduğu,
    Bu anlamda, 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 6. fıkrasına göre, erteleme kararı verilmeden doğrudan açılan uyuşturucu kullanma davalarının yapılan yargılamalarında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesine engel mahiyetteki önceki eylemi nedeniyle yapılan yargılamanın sonucunun önem arz ettiği, önceki davada verilen veya verilecek her bir kararın sanıkların hukukî durumunu etkileyeceğinde hiçbir duraksamanın bulunmadığı, bu durumda 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 6. fıkrasına özgü olarak açılan davalarda, sanıkların önceki eylemi nedeniyle açılan davalarının safahat bilgilerinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesinin zorunluluk arz ettiği,
    Diğer taraftan, Ceza Genel Kurulunun kararında da anlatım bulduğu üzere soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturma bilgisine rahatlıkla ulaşılabileceği, sanığın diğer eylemlerine konu davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin de ileri sürülemeyeceğinin mümkün olmadığı dikkate alındığında,
    Tüm bu anlatılanlar ışığında dosya kapsamına göre somut olayda ise, sanığın önceki 12.08.2017 tarihli eylemi ile ilgili açılan davanın iddianamede açıklanarak belirtilmesi diğer yandan önceki eylemine konu İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esasına kayden görülen davada ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle verilen durma kararının incelemeye konu dosyada verilen mahkûmiyet kararından önce 12.11.2019 tarihinde verildiği ve 19.03.2020 tarihinde kesinleştiği de dikkate alındığında, kesinleşen bu durma kararının dosya arasına getirtilerek incelenmesi, gerekirse durma kararı sonrası oluşacak duruma göre bekletici mesele yapılarak sanığın hukukî durumunun tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ”
    Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    A. Şüpheli hakkında, 05.01.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2021 tarihli ve ██████████ Soruşturma, ██████████ Esas, █████████ sayılı iddianamesi ile, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce 15.08.2019 tarihinde İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
    B. Yapılan yargılama sonucunda; İstanbul 52.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.02.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    C. İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının incelenmesinde;
    Sanık hakkında, 12.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2018 tarihli ve ██████████ Soruşturma, ████████ Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.08.2019 tarihli ve ██████████ Esas sayılı iddianamesi ile İstanbul 56.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İstanbul 56.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın her iki grup çalışmasına katılmamasında haklı ve geçerli mazereti olduğu, ihlal kastı bulunmadığı, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının 19.03.2020 tarihinde itirazın reddi kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
    D. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
    Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
    5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli
    serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
    5237 sayılı TCK'nın 191/6 maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra
    işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
    Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir.
    İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
    Tüm bu açıklamalar ışığında;
    Dosya kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 05.01.2021 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturma bilgisine rahatlıkla ulaşılabileceği, sanığın diğer eylemlerine konu davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği de dikkate alındığında, sanığın önceki 12.08.2017 tarihli eylemine konu İstanbul 56.Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esasına kayden görülen davada ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verildiği, durma kararının 19.03.2020 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşmadığı gözetilerek, İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesince verilen durma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılması, gerektiğinde ve hukuken mümkün olduğunda her iki davanın birleştirilmesi, sanığın eyleminin, erteleme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden önce mi işlendiği, erteleme kararının ihlâli mi olduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı veya eylemin bağımsız suç mu oluşturacağı hususlarının irdelenmesi ve sanığın hukuki durumunun tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeden,
    sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
    A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    B. İstanbul 52.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
    5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    16.12.2024 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!