İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 2021/1204 Dosya Numaralı Trafik Kazası Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Davasına İlişkin 2024/1959 Kararının Özeti
Özet: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası sonucu maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davalı sürücünün kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararını, dosyadaki farklı bilirkişi raporları arasındaki çelişkilere rağmen, ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi ve davalı sürücünün kusurunun bulunmaması sebebiyle davacıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO
: 2021/1204
KARAR NO
: 2024/1959
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: 22/10/2020
NUMARASI
: 2015/1081 (E) - 2020/629 (K)
DAVANIN KONUSU
: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ
: 31/12/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; davaya konu olay nedeniyle İstanbul Anadolu 30'uncu Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2015/477 (E) sayılı davada Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, davalı araç sürücüsü ...'ın tali kusurlu, ölen ...'ın asli kusurlu, kimliği belirsiz beton mikser sürücüsünün kusursuz olduğunun belirlendiğini, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ise ölen ...'ın 5/8 oranında asli kusurlu, davalı araç sürücüsü ...'ın 3/8 oranında tali kusurlu bulunduğunu, ardından İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ulaştırma Ana Bilim Dalında alınan bilirkişi raporunda ise ...'ın 8/8 oranında asli kusurlu bulunduğunu; raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın gönderildiği ATK Trafik İhtisas Dairesinin 5/7/2018 tarihli raporunda davalı sürücü ...'ın %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu rapora itirazlarının bulunmamasına ve bu kusur oranına göre dosyanın aktüerya bilirkişisine gönderilmesini talep etmelerine karşın ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor yerine İTÜ Ulaştırma Ana Bilim Dalından alınan rapor esas alınarak karar verildiğini, Yargıtayın istikrar kazanan raporlarında da belirtildiği gibi hukuk ve ceza yargılamalarında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Eldeki davada ise ATK Trafik İhtisas Dairesinin 5/7/2018 gün ve 7742 sayılı raporunda davalı sürücü ...'ın %10 oranında kusurlu, ölen sürücü ...'ın ise %90 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; davaya konu olay nedeniyle İstanbul Anadolu 30'uncu Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2015/477 (E) sayılı davada, ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 6/8/2015 gün ve 7752 sayılı raporda, yönetimindeki ... plakalı otomobille mahal ve yol özelliklerini dikkate almadan yolun sağında dur-kalk yaparak seyrini sürdürüp gerisinden gelen trafik akışını tehlikeye düşürerek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan davalı sürücü ...'ın tali kusurlu; yönetimindeki ... plakalı motosikletle gündüz vakti önünde aynı yönde seyreden davalı sürücünün seyir durumunu dikkate alarak kontrollü ve müteyakkız seyretmesi gerekirken, davalı sürücünün yönetimindeki araca arkadan çarpan ölen sürücü ...'ın asli kusurlu; kimliği saptanamayan beton mikseri araç sürücüsünün ise, alabileceği önlem bulunmadığından kusurlu olmadığı belirtilmiş; İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından, CD kayıtları incelenerek düzenlenen raporda ise, dörtlü ikaz lambalarını yakıp görüşü açık yolda yolun sağında duraklayıp hareket etmesinin ardından tekrar duran davalı sürücü ...'a kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı; yönetimindeki motosikletle aşırı hızlı seyreden, yola gereken dikkati vermediği için görüşü açık düz yolda dörtlü ikaz lambaları yanan otomobili zamanında fark edemeyen ölen sürücü ...'ın ise asli derecede 8/8 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş; sürücü ...'ın beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 30'uncu Asliye Ceza Mahkemesinin 8/6/2017 gün ve 2015/477 (E) - 2017/314 (K) sayılı kararının ise, katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19'uncu Ceza Dairesinin 04/12/2017 gün ve 2017/3683 (E) - 2017/3778 (K) sayılı kararıyla esastan reddine karar verilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu itibarla kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ın kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nin 366'ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 346'ncı maddesinin, 2'nci fıkrası uyarınca Dairemiz kararının tebliğinden itibaren başlayan iki (2) haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024