İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2024/1907 Kararı: Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan İtirazın İptaline İlişkin İstinaf Kararı
Özet: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacının sigortalısının uğradığı zararı tazmin ettiği ve taşıma sırasında hasar gören emtiadan dolayı taşıyıcının sorumlu olduğunu iddia ettiği, davalının ise dava ehliyeti olmadığı, konşimentoda yetkili mahkemenin Londra mahkemeleri olduğu, hasarın ispatlanamadığı ve sigorta poliçesi teminat dışı olduğu savunması üzerine yapılan incelemede, ilk derece mahkemesi kararının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısı ... A.Ş. tarafından yurtdışında mukim "..." isimli firmadan susam tohumu emtiası satın aldığını, emtianın "..." gemisine hasarsız bir şekilde yüklenerek MEDUCM152939 numaralı konşimento tahtında Kamerun'dan Türkiye'ye taşındığını, 24.03.2022 tarihinde Mersin Limanı'nda tahliye sırasında MEDU2096771 numaralı konteynerde emtianın bulunduğu çuvalların ıslak, nemli ve küflü olduğunun tespit edildiğini, sigortalı şirket tarafından davalı şirkete hasar ihbarında bulunulduğunu, ekspertiz incelemesi yapıldığını, konteynerin sağ yan duvar sacında ve tabanında deformasyon olduğu ve bu deformasyondan içeri su girdiğinin belirlendiğini, hasarın davalı şirkete noter kanalı ile 25.03.2022 tarihinde ihbar edildiğini (ek 7), davalı şirketin, taşımaya ilişkin konşimentoyu düzenlediğini ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirdiğini, dava konusu taşımada "fiili taşıyan" olarak hareket ettiğini, zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, TTK m. 1472 uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, davalı taşıyanın, kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğini, hasarın eşyanın kendi hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğinden TTK m. 1178 uyarınca sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili şirketin oluşan zararı rücu etmek amacıyla TTK m. 1472/1 gereğince İzmir 20. İcra Müdürlüğü ██████████ Esas sayılı dosyasıyla takip başlattığını, ödeme emrine borçluların itiraz ettiğini, dava ön şartı arabuluculuğa başvurduklarını, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın kabulü ile itirazın iptali, takibin devamına ve davalı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosyada ibraname ve temliknamenin bulunmadığını, TBK m. 183'de düzenlenen alacağın devrine ilişkin koşulların sağlanıp sağlamadığının tetkik edilemediğini, 100 çuval için sovtaj belgesi ve 37 çuval için imha tutanağının da dosyaya sunulmadığından davacı sigortalısının gerçekten bir zararı olup olmadığının bilinemediğini, alacağın devrinin tasarruf işlemi olduğundan tarafların bu yönde bir iradelerinin olması gerektiğini, dosyaya yasal süresi içerisinde bu evraklar sunulmadığından davacının TMK m. 6 gereğince hakkını dayandırdığı olgunun varlığını ispat edemediğini, dosyada ıslaklık iddiası söz konusu olmasına rağmen eksperler tarafından gümüş nitrat testinin uygulanmadığını, davacı sigortacının emtia nakliyat sigortası genel şartları incelendiğinde, yağmur suyu ve ve nemlenmenin teminat dışı bırakıldığını, bu kapsamda yapılan ödemenin ex gratia (hatır ödemesi) niteliğinde olduğunu, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, dava konusu taşımanın merkezi Cenevre İsviçre’de bulunan ... S.A’nın MEDU2096771 numaralı konşimento tahtında üstlenildiğini, kırkambar taşıması olan konteyner taşımalarında konşimentoların arka yüzünde taşıma şartlarının yer aldığını, konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47 de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, konşimentoda taşımanın yüklenildiğini, konşimentonun arka yüzünde taşımanın şartlarının bulunduğunu, konşimentoyu ciroyla devralan sigortalının bu şartlarda bağlı olduğunu, MÖHUK m. 24/1’e göre tarafların açık olduğu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunu, emtia hasarı ve konteyner kapağında iddia edilen delikleri ispat eden bir delil sunulmadığını, emtianın bir kısımın sovtaja tabi tutulduğunu bir kısmının ise imha edildiğinin ispat edilemediğini, MEDU2096771 numaralı konteynerin müvekkili şirkete 24.03.2022 tarihinde boş döndüğünü, eksperin 25.03.2022 tarihinde konteyner müvekkili şirkete 24.03.2022'de döndükten sonra konteyner kapaklarında delik gördüğünü ifade ederek taraflı bir rapor düzenlediğini, emtia hasar fotoğrafı bulunmadığını, MEDUCM152939 numaralı konşimento için alınan geçici kabul taahhütnamesinde davacı sigortalının sigorta şirketleri tarafından taşıyan aleyhine gelecek tüm taleplerin kayıtsız şartsız kendilerine ait olacağını, ithal ve ihraç mallara gelebilecek hasar ve ziyadan taşıyanı, kaptanı ve acenteleri ibra ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, eğer bir hasar gerçekten mevcut ise, ya ıslak yükleme yapıldığı ya da ön/son taşımada hasar meydana geldiğinin değerlendirilmesi gerektiğini, konşimento kayıtları gereğince de taşıyanın sorumluluğu bulunmadığını, konşimentoda "..." kaydının bulunduğunu, bu kaydın "içeriği belli olmadığı ve yükleten tarafından sayılarak istiflendiği ve mühürlendiği" anlamına geldiğini, konteynere emtianın ıslak yüklenip yüklenmediğinden taşıyanın değil yükleten/taşıtanın sorumlu olduğu kabul edilmesi gerektiğini, konşimentoda FCL/FCL kaydının bulunduğunu, yükün konteyner içine yükleten tarafından yüklendiğini ve istiflendiğini ve konteynerin taşıyana kapalı ve mühürlü bir şekilde teslim edildiğini, poliçe kapsamında döviz kurunun 14,20210 olarak sabitlendiğini, buna rağmen davacının döviz kurunu 27,6225 USD olarak hesaplayarak 1.328,37 USD hatır ödemesi yaptığını, davacı tarafın sigorta şirketi olması sebebiyle, sigortalısına yaptığı %10 ek ödemenin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın yetki ve esastan reddini ve davacı aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece; "..Dava dışı sigortalı ... AŞ’ye ait olan 3.040 çuval net ‭152.000‬ kg (brüt 152.304 kg) susam emtiasının 8 adet 20 lik konteyner ile yüklenerek Kamerun / Douala’dan – Mersin limanına taşınması konusunda davalı ile anlaştığı taşımanın akdi ve fiili olarak ... tarafından yapıldığı, yükletenin .... (... ) gönderilenin ... olduğu, satışın CFR / Mersin satış yoluyla yapıldığı, davalının taşıma yaptığı konteynerlerden MEDU2096771 nolu konteynerin Mersin limanında konteynerin 24.03.2022 tarihinde gemiden indirilmesi ile 24.03.2022 tarihinde alıcı tarafından alınarak hasarın 24.03.2022 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü ile birlikte tutanak ile birlikte hasarın tespit edildiği ve ... gemi acenteliğine 25.03.2022 tarihte hasarın bildirildiği, 24.03.2022 tarihinde ekspertize haber verilerek 25.03.2022 tarihinde incelemenin yapıldığı, ekspertizin konteyner üzerinde yaptığı incelemede bu konteynerde yan saç ve tabanında deformasyon bulunduğunun tespit edildiği, konteyner içerisindeki susam emtiasının ıslanarak küflendiği, konteyner boşaltıldıktan sonra çekilen fotoğrafların incelenmesi bu durumun tespit edildiği 50 kg’lık çuvallardan 37 çuvallık susam emtiasının ıslak ve küflü olduğu belirlendiği, bu emtianın gıda sağlığı açısından risk teşkil ettiği ve kullanılamaz durumda olduğu, yine 100 çuval susam emtiasının nemli ve küflü olduğu tespit edilmek ile birlikte bu 100 çuval / 5.000 kg susam emtiasının hayvan yemi olarak kullanılabileceği, 37 çuval emtianın tam ziya, 100 çuval emtiasının hayvan yemi olarak kullanılabileceğinden toplam zarar miktarı olan 9.829,75 USD’den 3.474,06 USD sovtaj bedelinin mahsup edilmesi ile gerçek zararın 6.355,69 USD olduğu, bu zarardan sigorta bedelinin tümü üzerinden uygulanan %2 muafiyet tenzili mahsup edilmesi ile (300.514,83 USD x %2 =6.010,29 USD’nin sigortalının zararının 345,40 USD zararın olduğu belirlendiği, bilirkişi raporunda da zararın kaynağının konteynerdeki delikten oluştuğu ve hasar ihbarının da TTK m. 1185’e göre 3 günlük yasal süresi içerisinde yapıldığı, dolayısıyla taşıyan lehine TTK m. 1185/4f de ki sorumsuzluk karinesinin doğmadığı belirlenmiştir. ‬
Gemide yapılan taşımada bay plana göre geminin üzerindeki konteynerin gemide uygun şekilde istiflenmiş olduğu, buna rağmen hasarın konteynerdeki sağ yan duvar saçında ve tabanındaki deformasyondan giren sudan kaynaklandığı ve taşıyanın hâkimiyeti sırasında zararın meydana geldiği, konteynerin taban kısmında ürünlerde hasar olduğu belirlenmiştir. Taşınan susam emtiasının zarar görmesi nedeniyle bu ürünün 37 çuvallık kısmının tümünün imha edildiği, 100 çuvalın ise sovtaj bedeli düşülerek yapılan hesaplama ile hasar miktarının 345,40 USD olduğu, TTK m. 1178 e göre ...’nın taşıyan olarak sorumlu bulunduğu, TTK m. 1184 ve 1185 hükümleri değerlendirildiğinde eşyada görülen ziya ve hasarın en geç gönderilene teslim sırasında taşıyana bildirildiği, konteynerin kapak bağlantı noktaları delikten su girmesi neticesinde zararın meydana geldiğinin belirlendiği, böylece taşıyan lehine TTK m. 1185/4 fıkradaki sorumsuzluk karinesinin aksinin ispat edildiği, taşıyanın yedindeyken hasar ve zararın meydana geldiği, ekspertiz raporu ve bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Olaya konu olan yük zararı taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklanmaktadır. Şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır. Buna göre taşımaya konu MEDU2096771 konteyner taşıyan ... .’nin sorumluluğunda taşındığı, konteyneri temin edenin taşıyan olduğu ve gemiye yüklenen konteynerdeki delikten su girmesi sonucu yükteki hasarın oluştuğu belirlenmiş olduğundan geminin alonju niteliğindeki konteynerdeki bu delik nedeniyle 6102 sayılı TTK m.1141’e göre taşıyıcı sorumlu olacaktır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan (6102 sayılı TTK m. 1141) (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır.
Olaya konu olan yük zararının taşıyan açısından sorumluluğunun belirlenmesinde bugüne kadar uygulanan sorumluluk kuralları dikkate alındığında gerek eski Alman Hukukunda ve mahkememiz uygulamasında; taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklandığı kabul edilerek şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılmıştır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olduğu kabul edilerek taşıyanın ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ancak bu sorumluluğunun değişen doktrin ve Uluslararası sözleşmede ki sorumluluk sınırlamaları ve uygulaması (Rotterdam Kuralları m. 14’e göre bu davranışlar artık konteynerin yüke elverişli hâle getirilmesi borcu kapsamında değerlendirilmektedir) göz önüne alındığında konteynırın taşıyan tarafından tedarik edilmesi halinde taşıyanın sorumluluğu taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasına yardımcı olmak amacıyla konteyner tedarik etmeyi taahhüt etmesi navlun sözleşmesinden doğan yan edim yükümlülüğü kabul edilmektedir. Bu halde taşıyan konteynır tedarik ederek tek bir sözleşme niteliği taşıyan ve karma sözleşme olmayan navlun sözleşmesinde taşıma ediminin yanında yan edim olarak sağlam, taşımaya ve yüke elverişli bir konteynır tedarik etmeyi yükümlenmektedir. Bu edim yan edim yükümlülüğü olmakla edimin yerine getirilmemesi halinde sorumluluğu doğmakta olup bu sorumluluk navlun sözleşmesinden ortaya çıkmakta ve sözleşmenin ihlalinden doğan (taşıyan yüke elverişli konteyner tedarik etme borcunun ihlâlinden (kötü ifa) ötürü yükle ilgililere karşı sorumlu olacaktır). TBK m. 112 ve devamına göre borcun ifa edilmemesinden dolayı sorumluluğu bulunacaktır. Taşıyanın hâkimiyet alanında bulunduğu dönemde konteynerin elverişsizliği sebebiyle ortaya çıkan eşya zararları (zıya ve hasar) için ise yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk kuralları (TTK m. 1178 vd.) uygulanacaktır. Yükümlülüğün ihlâl edilmesi halinde taşıyanın hâkimiyet alanı içerisinde eşya zıya veya hasara uğrarsa, yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk hükümleri uygulanmalıdır ([e]TTK m. 1061 vd., TTK m. 1178 vd). Konteynırda ki zıya veya hasarın taşıyanın hâkimiyet alanı dışında gerçekleşmesi hâlinde ise, navlun sözleşmesinin ihlâlinden ötürü taşıyan sorumluluk sınırlamasına tâbi olmadan ortaya çıkan bütün zararlardan sorumlu olması söz konusu olacaktır (BK m. 112 vd.).
Taşımayı FCL kaydıyla yapmakla konteynerin su geçirmezliği için gerekli denetimlerin taşıyan tarafından zorunlu denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bundan kurtuluş için gerekli ispat vasıtalarını da ortaya koymamıştır. Konteynerdeki deliğin derhal anlaşılabilecek ve gözle görülebilecek nitelikte olmadığı da belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK m.1141’e göre gerek taşıyanın geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden sorumluluğu sınırsız olduğundan ya da konteynırın taşıyan tarafından temin edilmesiyle hâkimiyet alanı içinde veya dışında olmakla birlikte meydana gelen zarardan sorumludur. Meydana gelen zarar taşıma sırasında oluşmuş olup bu zarardan dolayı taşıyanın sorumluluğu gerek TTK m. 1186’da ki yer alan sınırlamalar ve gerekse BK m.112 gereğince TTK da ki sınırlamalara tabi olmasa da bu sınırlar içerisinde kaldığından TTK m. 1186’ya göre bilirkişi raporunda da taşıyanın sorumluluk miktarı karar tarihi itibari ile meydana gelen zararın TTK m. 1186 a göre hüküm tarihine en yakın tarihteki değeri “koli” başına (666,67 ÖÇH x 137 çuval x 1.31737 USD =) 120.320,40 USD olduğu ve yine “kilogram” başına (2 ÖÇH x ‭6.850‬ kg x 1.31737 USD =) ‭ 18.047,97‬‬ USD olduğu ve meydana gelen zarar miktarının ekspertiz ve bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere bu sınırların altında kaldığından bu zarara hükmedilmesi gerektiği belirlenmiştir. Hüküm tarihi itibari ile bu tutar 345,40 USD olduğu ve sorumluluk sınırı altında ve sorumluluk sınırları içerisinde kaldığı belirlenmiş olduğundan taşıyanın bu zarardan sorumlu olduğu belirlenmiştir. Buna göre davalının sigortalının doğan zararının, karşılamakla yükümlü olduğu, sigortacı davacı dava dışı sigortalının yerine halef olduğu ve alacağı ibraname ile temlik aldığından, taşıyanı sorumluluktan kurtulacak herhangi bir kurtuluş beyyinesi getirilmediğinden zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.‬‬‬‬
..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu hasar ve miktarın, hukuken geçerli bir belge niteliğinde olan ekspertiz raporu ile sabit olduğunu, Yerel Mahkeme kararında hüküm altına alınan tutarın hatalı olup, hasar miktarının 1.328,37 USD olduğunu, Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine, emsal kararlar uyarınca müvekkilinin %10 ilave bedelini davalılardan talep hakkı bulunduğunu, davanın tüm alacak miktarı olan 1.328,37 USD üzerinden kabulüne karar verilmesini, kararın icrasının geri bırakılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME,
DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun █████/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca █████/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Kabul ve ret miktarı dikkate alındığında reddedilen miktar dava tarihi itibariyle 27.153,00 TL olması nedeniyle █████/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. █████████ E ve █████████ Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih, █████████ esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2-Davacının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2024

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!