İş Kazası Sonucu Maluliyet Tazminatı Davasında Temyiz İncelemesi: 21. Hukuk Dairesi 2011/12924 E., 2011/12660 K. Kararı
Özet: İş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminat istemli davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; Yargıtay, maddi tazminat miktarının temyiz sınırının altında kalması nedeniyle davalı vekilinin bu yöndeki temyiz istemini reddetmiş, diğer temyiz itirazlarını reddetmiş, bozma kararına uyulmasına karar vermiştir. Yargıtay ayrıca, iş kazasında ölen işçinin kusur oranı ve Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca manevi tazminat miktarının değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    K A R A R
    1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 1. Maddesinde “Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı, geçici 3. Maddesinde ise Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete' de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı HUMK’ nun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” düzenlenmiştir. Anılan düzenleme gereğince uygulanması gerekli olan HUMK'nun 427. maddesindeki 40,00 TL olan kesinlik sınırı parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı Yasa'nın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda bir milyar liraya (1.000,00 TL’ye) çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın bir milyar lirayı (1.000,00-TL’yi) geçmesi gerekir.
    Öte yandan HUMK’a 5236 sayılı Yasa'nın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
    2010 yılında bu parasal sınır 1.430,00-TL.olarak uygulanmıştır. 12.11.2010 Gün ve 27757 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 401 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2010 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 7,7 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2011 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.540,00. TL.’sini geçmesi gerekir.
    Somut olayda, davacılardan ... yararına hükmedilen maddi tazminat miktarı 1.433,78 TL’dir. Bu durumda hüküm, davacılardan ... yararına hükmedilen maddi tazminat yönünden kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalı ... avukatının davacılardan ... yararına maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin hükme yönelik temyiz dilekçesinin kesinlikten reddi gerekir.
    2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre ve bozma kararına uygun karar verilmesine göre davalı ...'nün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
    3-Dava, 13.6.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen işçinin eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
    Mahkemenin, davanın reddine dair 16.12.2008 günlü kararının Dairemizin 10.5.2010 günlü kararı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda 12.7.2011 tarihli karar ile davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, davacılar ..., ..., ... ve ...'un maddi tazminat davalarının tüm davalılar yönünden ayrı ayrı reddine, davacı ...'un maddi tazminat davasının davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 1.433,78 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 13.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacı ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat davasının davalı ... yönünden kısmen kabulü ile davacı ... için 32.000,00 TL, davacı ... için 22.000,00 TL, davacı ... için 22.000,00 TL, davacı ... için 22.000,00 TL ve davacı ... için 22.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 13.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden alınarak davacılara verilmesine, fazla istemin reddine karar vermiştir.
    Davacıların eş ve babası olan ... 'un 13.6.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu öldüğü, iş kazasının meydana gelmesinde ölen işçinin % 50, davalı ... Müdürlüğünün % 50 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
    Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
    Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK █████/2004, ██████-370)
    Bu ilkeler gözetildiğinde ölen işçinin çocukları ..., ..., ... ve ...'un herbiri yararına hükmedilen 22.000,00'er TL manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu açıktır.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde davalı ... Müdürlüğünün bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Yukarıda açıklanan nedenlerle ... avukatının davacılardan ... yararına maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin karara yönelik temyiz dilekçesinin kesinlikten REDDİNE, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan TCDD Genel Müdürlüğüne iadesine, 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!