Bedelsiz Senet Kullanımı Suçu: 2011/12264 ve 2012/36517 Sayılı Dosyaların Yargıtay Kararı Özeti
Özet: Sanığın, devrettiği pastane karşılığında aldığı senedin bir kısmının katılan tarafından ödendiği halde, kalan kısmı iade etmeyip tamamı için icra takibi başlattığı gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde, uzlaştırma işlemlerine girişilmemesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması imkanının değerlendirilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
15. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi

SUÇ
: Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM
: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz kalmış senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için;sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile konması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir.Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda; sanığın pastanesini katılana devrettiği ve karşılığında yedi bin TL'lik senet aldığı, kabule göre katılanın senet bedelinin üç bin TL'lik kısmını bankaya olan kredi borcunu kapatmak suretiyle, geriye kalan dört bin TL'lik kısmını da tanık ...,'ya ait üç adet çek ile ödemesine rağmen, sanığın bedelsiz kalan bu senedi iade etmeyip, tanzim ve vade tarihi koyarak katılan aleyhine icra takibinde bulunduğu gerekçesine sanığın mahkumiyetine dair hükümle ilgili, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 4.3.1989 tarih, 1988/1 Esas, 1989/2 Karar sayılı içtihadında "İmzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça hükmü haiz bir muamele yazıldığı veya yazdırıldığı iddiasıyla 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 509. maddesine(5237 sayılı TCK'nun 156. maddesine) dayanılarak şikayet üzerine açılan ceza davasında sanığa yüklenen bueylemin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat edilemeyeceği"nin belirtildiği somut olayda; suça konu senede katılanın zararına anlaşmaya aykırı muamele yazıldığı ya da yazdırıldığına dair bir anlaşmazlık bulunmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dükkanın katılana devri nedeniyle ... borç nedeniyle verilen senet bedelinin bir kısmının bankaya ödendiğinin sanık tarafından da kabul olunmasına göre, bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanığa yüklenen bedelsiz kalmış senedi kullanma suçu nedeniyle,hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa’nın 24.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 253 ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemlerine girişilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!