Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2022/650 Esas numaralı, eser sözleşmesiyle ilgili menfi tespit davası istinaf kararının özeti.
Özet: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebini içeren istinaf başvurusunu, ilk derece mahkemesinin davayı kabul kararını kaldırarak HMK 353/1-a-4 ve a-6 uyarınca yeniden incelenmek üzere geri göndermiştir. Davacının icra takibine itiraz edememesi ve alacağın temliki iddiası ile açtığı davada, davalının fatura alacaklarının tahsili amaçlanmaktadır. Uyuşmazlık, davalının alacağını temlik edip etmediği ve icra takibinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-4 ve a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas-████████ Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
:
DAVALI
: ... ...
VEKİLLERİ
İHBAR OLUNAN
: ... ...
DAVANIN KONUSU
: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında eser sözleşmesi kapsamında davalı tarafından betonarme imalatı yapılarak müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirket ile olan sözleşme ilişkisine ve yapılan işlere ilişkin bir itirazının söz konusu olmadığını, sözleşmenin devamı sırasında davalı tarafça yapılan işlerin bedelinin faturalandırıldığını ve müvekkili şirketçe ödemelerin yapıldığını fakat davalı şirkette işçi olarak çalışan ... tarafından iş kazası nedeniyle müvekkili şirketin grup şirketlerinden ... aleyhine Ankara Batı 3. İş Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası ile iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı ve davanın aleyhe sonuçlanması üzerine "...'ün geçirdiği iş kazası nedeniyle ...'nin uğradığı her türlü zararı karşılayacağımı, yine Ankara Batı İş Mahkemesi'in 06.07.2018 tarih 2018-94 ese-2018-450 karar sayılı kararı gereğince ...'nin ödeyeceği tüm bedeleri tazmin edeceğimi kabul ve beyan ederim. Mahkeme kararı gereğince davacı taraftan talep edilen bedel ile Mahkeme harç ve masraflarına karşılık olarak ... Yön.Tic. A.Ş. Nezdindeki tüm alacaklarıma bloke konulmasına, bloke konulan bedellerin ...'ye ödenmesine muvafakat ediyorum" şeklindeki belgeyi müvekkiline ve diğer şirketlere vererek alacakları üzerine bloke konulmasını ve söz konusu alacaklarının ... tarafından açılan davadan kaynaklı oluşan veya oluşacak bedellere karşılık olarak ... şirketine ödenmesini talep etmiş olduğundan bu şekilde alacağını söz konusu şirkete temlik ettiğini, davalı tarafın söz konusu talebinin, alacağın iradi temliki olup temlik ile birlikte alacaklı sıfatının devredenden devralana geçtiğini, devredenin alacak hakkının alacak üzerindeki tasarruf hakkı ve buna bağlı olarak ilgili alacağa ait olarak dava açma ve icra takibine geçme hakkının da devralana geçeceğini, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu icra dosyasından yapılan elektronik tebligattan sistemde yaşanan teknik bir sorun nedeniyle haberlerinin olmadığından yasal süresi içerisinde borca itiraz edemediklerini belirterek; müvekkilinin Ankara 9. İcra Müdürlüğünün ████████ Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin talebi üzerine Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyasından dava konusu edilen takip bedeli olan 122.292,40 TL'nin %15i olan 18.343,86 TL teminat olarak yatırılması halinde İİK 72/3 maddesi uyarınca Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün ████████ esas sayılı dosyasında "icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi" yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmiştir.
YANIT
:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketten talep etmiş oldukları alacaklarının faturalardan kalan bakiye alacaklarının olduğunu, her iki şirket yetkililerinin de alacağın varlığı ve miktarı konusunda mutabık kaldıklarını, davacının fatura bedellerini süresinde ödemediğinden davalıya 26.11.2020 tarihinde ödeme ihtarnamesi gönderdiğini, davacının ihtarnameye vermiş olduğu cevabında "bir başka şirketin, davacı adına yatırmış olduğu bir teminatın olduğunu, bu borçlarının o teminata mukabil tutulduğunu, kendi uhdelerinde bloke edildiğini" belirterek ödeme yapılmayacağını bildirdiklerini, davacı şirketin alacağın temlikinden bahsetmediğini, müvekkilinin alacağının bir başka grup şirketinin müvekkili ile davalı olduğu dosyaya yatırdığı teminat bedelinin SGK tarafından açılıp devam eden diğer bir davada muhtemel çıkacak bir ödemenin teminatı olarak ellerinde tuttuklarını ifade ettiğini, davacı şirket aleyhine Ankara 9. İcra Dairesi'nin ████████ Esas sayılı ile dosyası ile başlattıkları icra takibinin kesinleşmesi üzerine, davacı şirket tarafından icra dosya borcunu dosyaya depo ettiğini, %15 oranında teminat yatırarak icra dosyasına ödenen paranın alacaklıya ödenmemesi doğrultusunda karar verildiğini, davacı şirketin kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, itiraza ve davaya dayanak belgenin, alacağın temliki niteliğinde olmadığını, bu belgenin müvekkilinden zorla ve tehdit ile alındığını, davacı şirket yetkililerinin "muvafakatname vermezsen ödeme yapmayacağız, bir daha sana iş vermeyeceğiz, iş akitlerini feshedeceğiz." şeklinde baskı ve tehditlerle, bu muvafakatnameyi aldıklarını belirterek davanın reddi ile davacının alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarihli ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında özetle; Dava, icra takibine karşı açılan menfi tespit davasıdır.
Davacı vekilince, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalı tarafından yapılan imalatların kendilerine teslim edildiği, yapılan işlere bir itirazlarının bulunmadığı, ne var ki; davalı şirkette işçi olarak çalışan ... tarafından iş kazası nedeniyle davacı şirketin Grup şirketlerinden dava dışı ... aleyhine, Ankara Batı 3. İş Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı ve davanın aleyhe sonuçlanması üzerine davalı şirket yetkilisi tarafından kendilerine verilen tahhütname ile davalının kendilerinden olan alacağına bloke konulmasını kabul etmesine rağmen, İş mahkemesinde görülmekte olan davanın sonuçlanmamış olmasına rağmen, ödenmeyen hak ediş alacağı bulunduğu gerekçesiyle aleyhlerine icra takibi başlatıldığını belirterek, menfi tespit talebinde bulunulmuştur.
Davalı vekilince, davacı tarafça dayanılan belgenin müvekkilinden zorla ve tehdit ile alındığı savunularak, davanın reddi dilenmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi içeriği nazara alındığında, öncelikle Tehdit- İkrah halinin irdelenmesinde ve somut olaya uyup uymadığının belirlenmesinde fayda bulunmaktadır.
Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. b., Ankara 2017, s. 392).
İrade bozukluğu hâlleri 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 30 ila 39. maddeleri arasında bu defa “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. TBK’nın 37/1 maddesine göre taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.
Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu; 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” şeklinde düzenlendiği gibi usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler uyarınca ispat yükü, korkutma (ikrah) nedeniyle iradesinin sakatlandığını ileri süren davacı tarafa aittir.
Bu bilgiler ışığında gerçekleşen somut olay değerlendirildiğinde; davalı tarafça savunma olarak ileri sürülen korkutma olgusuna ilişkin olarak, HMK 318.maddesi uyarınca delillerin somutlaştırılmadığı gibi bu hususta bir delil de ileri sürülmediği anlaşılmakla, davalı tarafça ileri sürülen korkutma hususunun ispatlanamadığı ve buna göre davacı tarafça sunulan belgenin davalıyı bağladığı kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafça imzası inkar edilmeyen belge içeriğine göre de; davalı tarafça, Ankara Batı İş Mahkemesi'nin 2018-94 Esas sayılı kararı gereğince ...'nin ödeyeceği tüm bedellerin tazmin edileceği beyan edilerek, Mahkeme kararı gereğince davacı taraftan talep edilen bedel ile Mahkeme harç ve masraflarına karşılık olarak davacı şirket nezdindeki tüm alacaklarına bloke konulmasına muvafakat edilmesine ve anılan dava dosyasının takip tarihi itibariyle kesinleşmemiş olmasına rağmen, davacı hakkında Ankara 9. İcra Müdürlüğüne ait ████████ Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlattığı, buna göre icra takibine esas alacağın muaccel bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmiş, yasal koşulları itibariyle oluşmayan taraflarca talep edilen kötüniyet tazminatı taleplerinin ise reddine dair karar verildiği görülmüş ve sonuç olarak davanın kabulüne, davacının, Ankara 9. İcra Müdürlüğüne ait ████████ Esas sayılı takip dosyası nedeniyle takip tarihi itibari ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal koşulları oluşmadığından davacı ve davalının tazminat taleplerinin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili tarafından verilen 12.05.2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili ile arasındaki akdi ilişkiyi (eser sözleşmesi ilişkisini), müvekkilinin işi yaptığını ve dava ve icra takibine dayanak fatura bedelleri kadar kendilerinden alacaklı olduklarını kabul ettiğini, ancak davacı şirketten olan alacaklarının bir başka grup şirketi lehine temlik ettiklerini iddia ettiğini, bu iddiasını kabul etmediklerini yargılama sırasında dosyaya bildirdiklerini, alacağın temlikinin söz konusu olmadığını, kendisine temlik edildiği iddia edilen dava dışı .... Şirketine müvekkilinin ne kadar borcunun olduğunun belli olmadığını, Ankara BAM 8. HD'nin kesin kaldırma kararından sonra kazazede işçinin dava dosyasının yeni esasa kaydedildiğini, kaldırma kararı gereğince dosyanın maluliyet (MKGKO) yönünden Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'na gönderildiğini ve bu kurulca maluliyet raporu verildiğini, müvekkili şirketin alacağının miktar itibariyle muaccel ve kesin hale geldiğini, davacının dava ve itirazına dayanak belgenin, alacağın temliki değil, havale mahiyetinde bir belge olduğunu, davacının sunmuş olduğu müvekkili şirket yetkilisine ait tarihsiz belgenin havale niteliğinde olduğunu, havalenin tek taraflı bir hukuki işlem olduğunu, ibraz edilen belgenin alacağın temliki belgesi olmadığını, alacağın temlikinin alacaklı ile üçüncü şahıs arasında karşılıklı olarak yapılan bir sözleşme olduğunu, havale alıcısına, havale alıcısının alacağının belirsiz hale geldiğini, ancak müvekkili şirketin havale ödeyicisinin davacı şirketten olan alacağının varlığı ve miktarının kesin olduğunu, aynı belgeye istinaden müvekkili aleyhine karar veren ve dosyaya istenen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████-E. , Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████-E. sayılı dosyalarındaki kararları da aynı gerekçelerle usul ve kanuna aykırı olduğunu, kaldırılması için her iki kararı da istinaf ettiklerini, iş mahkemesi dosyasındaki davaya konu olayda müvekkili şirketin, alt işveren olarak işyerinde sadece işçilik yaptığını, davalı şirketin, kazazedenin alacaklı olduğu icra dosyasına yatırdıkları teminat miktarı iddia ettiklerinin 403.000,00 TL olduğunu, bu miktarın %28.2 maluliyet oranına göre hesap edilen miktar olduğunu, %28.2 maluliyet oranı, %2.3 maluliyet oranına düştüğünü, iş bu davaya dayanak muvafakatnamenin geçerli olmadığını, müvekkilinin davalı şirket grubu ile Türkiye' nin çeşitli illerinde başlamış ve devam eden işleri olduğunu, müvekkilinin o andaki zor durumundan yararlanmak suretiyle, ''bak seni hacizden kurtarıyoruz, senin adına da teminat yatırıyoruz, o halde bize diğer alacaklarını almayacağına ve istemeyeceğine dair muvafakat vereceksin.'' diyerek müvekkilinden itirazlarına ve davaya dayanak gösterdikleri belgeyi zorla ve baskıyla aldıklarını, bu belgenin, irade fesadı nedeniyle geçersiz olduğunu, iş mahkemesinin kararının istinafla kesin olarak kaldırdığını, iş mahkemesinde ...' ün alacağının en az %91.80 oranında düşeceğini, teminatı yatıran şirketin başka bir şirket olduğunu, iş bu davanın davacısının başka şirket olduğunu, Ankara Batı 3. İş Mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılması gerekirken buna dair taleplerinin reddi ile davanın kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamına, usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının varlığını kabul ettiği alacaklarının yerel mahkemenin kararıyla iptal edildiğini, işbu davaları ile birlikte diğer iki grup şirketin aleyhine de ayrı ayrı dava açtıklarını, davacı şirketin kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, davanın reddi ile davacının, asıl alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına da mahkum edilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine karşı açılmış olan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında, beton imalatı yapımını kapsayan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda davalı şirket tarafından yapılan işlere bir itirazlarının söz konusu olmadığını ancak davalı şirketin yine davacı müvekkili şirketin de içinde bulunduğu grup şirketlerinden ...'ye karşı açılan iş kazasından kaynaklı tazminat davası nedeniyle vermiş olduğu muvafakatname belgesi ile bu şirketin açılan bu dava nedeniyle uğramış olduğu tüm zararlarını karşılayacağını taahhüt ederek yine bu bedellere karşılık olarak davacının da içinde bulunduğu grup şirketlerindeki tüm alacaklarına bloke konulmasına ve bloke konulan bu bedellerin ...'ye ödenmesine muvafakat ettiğine dair belgeyi de davacı şirkete verdiğini, buna rağmen müvekkili şirket nezdinde doğan hak ediş alacaklarının tahsili için müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibinden haberdar olmadıkları için yasal süre içerisinde takibe itiraz edemediklerini, bu nedenle takibin kesinleşmiş olduğunu belirterek menfi tespit davalarının kabulü ile icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve takibe konu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yukarıda ayrıntıları verilen gerekçelerle takip tarihi itibari ile alacağın muaccel olmadığı kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne, davacının davaya konu takip dosyası nedeniyle davalıya takip tarihi itibari ile borçlu olmadığının tespitine, yasal koşulları oluşmadığından davacı ve davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
Yargıtay HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”
Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi, █████████ Esas, █████████ Karar).
Gerçekten de bir davanın esastan veya usulden reddi; gerek taraf lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden, gerekse de kesin hüküm özelliği taşıyıp taşımaması bakımından farklı sonuçlara yol açacaktır. Muaccel olmayan bir alacak için icra takibi yapılamayacağı gibi, itirazın iptali davası da açılamaz. Somut olayda kararın gerekçesinde Ankara Batı 3. İş Mahkemesi'nde devam eden davanın hangi miktar yönünden ne yönde sonuçlanacağının belli olmadığı değerlendirildikten sonra davacının açık olarak muvafakat ettiği bir hususu sonradan ileri sürüyor olmasının basiretli tacire uygun olmadığı değerlendirilmiş ve davanın esastan mı, yoksa usulden mi reddine karar verildiği konusunda bir açıklama yapılmamış olup bu durum yukarıdaki açıklamalara göre doğru görülmemiştir. Kabule göre de, Ankara Batı 3. İş Mahkemesi dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılıp yapılmayacağının tartışılmaması da doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 ve a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarihli ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 ve a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 1.670,43 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-Davalı tarafça yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
7- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!