2013 yılında İş Kazası Sonucu Ölümden Doğan Maddi ve Manevi Tazminat Davası Hakkında 21. Hukuk Dairesi Kararı
Özet: İş kazası sonucu ölüm nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, mahkeme davalıların bir kısmı yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden ise kısmen kabulüne karar vermiştir; ancak temyiz incelemesinde, davanın iş mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerekirken asliye hukuk mahkemesinde görülmesi ve talep aşımına gidilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.K A R A RDava 29.04.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkemece davalılar ... Tur. Yatr. İşlt. AŞ ile ..., , ... ve ... yönünden kusurları bulunmadığından davanın reddine, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davalı ... Turizm Ticaret Ltd. Şti’den tahsiline karar verilmiş ve bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.Davacılar murisi olan ... ’ın davalı ... Turizm Ticaret Ltd Şti tarafından işletilen otel işyerinde teknik servis elemanı olarak çalışmakta iken, işverence ... ’ye yaptırılan katı yakıt kazanının deneme amaçlı yakılması sırasında meydana gelen patlama sonucu öldüğü, davacıların sigortalının eşi ve çocukları oldukları, davalı şirket ile davacılar murisi arasında hizmet akdine dayanan bir ilişkinin mevcut olduğu, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Davanın yasal dayanağı, 5521 sayılı Yasanın 1.maddesidir. Anılan maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.Somut olayda, davacılar murisi ile davalılar arasında hizmet ilişkisi bulunmaktadır. Başka bir anlatımla davalının, davacılar murisi olan işçinin işverenidir. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın iş akdinden ve İş Kanunundan doğduğu giderek davada, yukarıda sözü geçen Yasanın 1.maddenin öngördüğü koşulların oluştuğu açık-seçiktir. Hal böyle olunca ve özellikle Marmaris’te müstakil bir iş mahkemesinin bulunmamasına göre yargılamaya iş mahkemesi sıfatıyla devam edilmek gerekirken Asliye Hukuk Mahkemesinde sürdürülerek sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Öte yandan HMK’nun 26/1 maddesindeki düzenlemeye göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Hal böyle olunca ek dava açılmadığı ve dava ıslah edilmediği halde davacıların 02.06.2006 tarihli dava dilekçesindeki taleplerini aşar biçimde maddi tazminat karar verilmesi de hatalı olmuştur.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde, İş Mahkemesinde görülmesi gereken davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek ve talep aşılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidirO halde kamu düzenine ilişkin bu hususlar resen nazara alınmalı ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, █████/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.