Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

                YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
Gönderilmek Üzere
İSTANBUL 00. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO : 000/000 E.

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN SANIK :

VEKİLİ : Av.

DAVACI : K.H.

SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet

SUÇ TARİHİ ve YERİ : -31/12/2006 - İstanbul
-31/12/2008 - İstanbul 

KONU : İstanbul 00. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 00/00/0000 Tarih ve 00/00
E.-00/00 K. Sayılı kararının temyizi talebimizden ibarettir.
TEMYİZ TARİHİ : 05/05/2015
TEMYİZ NEDENLERİ :

İstanbul 00. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı yazılı
kararı ile, müvekkil hakkında açılan kamu davasının yürütülen
yargılaması sonucunda verilen karar tarafımıza 30/04/2015 tarihinde
tebliğ edilmiştir. Gerekçeli karar ile dosya içeriğini temyiz süresi
içerisinde incelememiz neticesinde ise, kararın usul ve yasaya aykırı
olduğu tarafımızca anlaşılmıştır. Bu nedenle izah ettiğimiz nedenler ve
Yüksek Yargıtay’ca saptanacak sair sebeplerle zikredilen kararı lehimize
hüküm ifade etmek üzere temyiz ediyoruz.

1.  Suç sanık tarafından işlenmediği halde sanığın cezalandırılmasına
    karar verilmiştir. Dosya kapsamında mevcut olan sanık lehine ve
    aleyhine bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun
    sanık tarafından işlenmediği sabittir. Mahkemece delillerin
    takdirinde sanık aleyhine yanılgıya düşülerek mahkumiyet hükmü
    kurulmuştur. Oysa Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2. maddesine göre
    yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması veya
    yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması
    hallerinde beraat kararı verileceği düzenlenmiştir. Diğer taraftan
    sanığın cezalandırılabilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin,
    inandırıcı ve mahkumiyete yeter delil elde edilmesi gerekmektedir.
    Somut olayda ise sadece şüpheye dayalı mahkumiyet kurulmuştur.
    Evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan şüpheden sanık yararlanır
    ilkesi gereğince sanığın lehine hareket edilmesi gerekmektedir. Bu
    nedenle sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi usul ve
    yasaya aykırıdır.

2.  Müvekkil sanığın söz konusu işyeri ile bağlantısı sadece kuruluş
    dönemindeki imza aşamasında olmuştur. Müvekkilin eşi 00/00/000
    tarihinde işyerini açmış ve sanık üzerine yapmıştır. Sanık ev hanımı
    olup işyeri ile hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır. İşyerine ait tüm
    alım satım, giriş çıkış, muhasebe, evrak, fatura vs. faaliyetlerle
    eşi ilgilenmiştir. Suça teşkil eden hiçbir olayla müvekkilin ilgisi
    yoktur. Zira bir ev hanımının sahte fatura düzenleyerek vergiden
    kaçması hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil 19/01/2013
    tarihli ifadesinde “… 2011 yılında eşim bana vergi borcumuz var,
    bunu sen git bir araştır dedi, bende …. Vergi Dairesine gittim,
    orada borcumuz olduğunu öğrendim, oradaki bayan bana işyerinin 2006
    veya 2008 yılları olacak tam hatırlamıyorum ama kapanmış olduğunu ve
    3.000,00 TL civarında bir vergi borcumuzun olduğunu söyledi, bende
    gidip o borcu taksitlendirdim, onun dışında işyerinin hiçbir
    faaliyeti ile ilgilenmedim…” beyan etmiştir. Ancak yerel mahkeme
    ….’nun ifadesini almaksızın hukuka ve kanuna aykırı olarak karar
    vermiştir. Şöyle ki
    “ Gerekçeli kararın eleştiri ve kabul kısmındaki;
    … tüm aramalara rağmen mahkememizce dinlenememiş bu durumda tüm
    sorumluluğun vergi mükellefi olan ve en azından olayda asli iştirakı
    bulunan sanığın bu suçun sorumlusu olduğu kanaati ile
    cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. …” hükmü ceza hukuku
    ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Zira sanığın ifadesinin olayın
    çözümüne etki edecek derecede olması nedeniyle …’nun kesinlikle
    dinlenmesi gerekirken kendisine ulaşılamadığı gerekçesiyle takdiri
    hüküm verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırıdır.

3.  Gerekçeli kararın eleştiri ve kabul kısmında sanığın dosyaya
    yansıyan kişiliği göz önünde bulundurularak yeniden suç
    işlemeyeceğine dair olumlu kanaat edinilemediği gerekçesiyle hükmün
    açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi
    mahkemenin vicdani kanaatiyle hükme bağlanmıştır. Ancak, suçu kabul
    etmemekle birlikte, müvekkilin daha önce hiçbir olaydan sabıkası
    bulunmamaktadır. Türk Ceza Kanunu m.62/1 ve 62/2 gereği cezada
    indirime gidilmesi gerekir. Müvekkil TCK 62. maddenin şartlarını
    sağlamış olmasına rağmen cezada herhangi bir indirim yoluna
    gidilmemiştir. Bu da hukuka ve kanuna aykırılık teşkil etmektedir.

4.  213 sayılı Vergi Usul Kanunun 359/b sayılı maddesi; Vergi kanunları
    uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti
    bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter
    sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç
    yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen
    veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri
    kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
    cezalandırılır. Şeklinde düzenlenmiştir. Suç 2006 ve 2008 yılına ait
    vergi kayıtlarına ilişkin olup tek suçtan iki ceza verilmiştir.
    Verilen cezalar 2006 yılı için alt sınırdan 2008 yılı için üst
    sınırdan verilmiştir. Ancak kararın eleştiri ve kabul kısmında
    verilen kararların alt sınırdan verildiği ifade edilmiştir. Ayrıca
    müvekkile yokluğunda toplanan deliller sonradan bildirilmemiştir.
    Ceza Muhakemesi Kanununun 204. maddesine göre sanığın yokluğunda
    duruşma yapılmış ve delil toplanmış ise, sanığın yokluğunda toplanan
    bu deliller sanığa sonradan okunmak suretiyle bildirilmelidir. Bu
    nedenle sanığın savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olup, usul
    ve yasaya aykırı kararın müvekkile lehine bozulması gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER:  Anayasa, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 Sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu, Örf ve Adet Hukuku, Yüksek Heyetinizin Takdiri
vd...
DELİLLER:  Sanık İfadeleri, Duruşma Tutanakları, Kolluk Tutanakları,
Nüfus ve Sabıka Kayıtları, Mahkeme Dosyası, Sair Belge ve Deliller vs.
SONUÇ VE İSTEM:
İzah ettiğimiz nedenler ve Yüksek Yargıtay'ca saptanacak sair sebeplerle
usule, kanuna ve hukuka aykırı olan İstanbul 00.. Asliye Ceza
Mahkemesi’nin 00/00/000 Tarih ve 00/00 E. 00/00 K. sayılı kararının
temyizen incelenerek BOZULMASINA karar verilmesini vekaleten ve talep
ederiz.
Sanık Müdafii
Av.