Giriş yap
Kayıt ol

                İSTANBUL VERGİ DAİRESİ SAYIN BAŞKANLIĞI'NA

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR.

DAVACI:

VEKİLLERİ:

DAVALI :

KONU : Müvekkil şirket hakkında davalı vergi dairesince ticari

ilişkide bulunduğu şirketler dolayısıyla " Özel esaslara (sakıncalı
mükellefler listesine veya kodda olma) " uygulamasının yasal dayanağı
olmadığından iptaline;

Uygulamanın açıkça hukuka aykırı ve müvekkil açısından telafisi mümkün
olmayan zararlara yol açtığından dava sonuna kadar "yürütmenin
durdurulmasına" karar verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR:

1. Müvekkilimiz, piyasadan çeşitli inşaat ve el aletlerini toptan alarak
piyasaya parekende satışı yoluyla ticari faaliyetini yürütmektedir. Bu
faaliyeti sırasında pek çok firmadan alış yapmakta ve karşılıklarını da
zaman zaman bankadan havale yapmak suretiyle bazen de müşteri çeklerini
kullanarak ödemektedir.

2. Müvekkilimiz bugüne kadar devlete karşı tüm vergi yükümlülüklerini
düzenli olarak yerine getirmiştir. Ancak davalı idare tarafından
kendisine tebliğ edilen 23.08.2011 tarih ve B.07.I.GİB. 4.34.80.58 nolu
yazı ile özel esaslara alındığı bildirilmiştir (EK-1). Oysa
müvekkilimizin bu şirketlerle ilişkisi tamamen yasal düzeyde
sürmektedir. Bu durumu dilekçemiz ekindeki banka onaylı havale
makbuzları ve çek fotokopileri ile kanıtlamaktayız. (EK-2)
Müvekkilimizin ticari ilişkide bulunduğu gerek şahıs gerekse limited
şirketlerin ne gibi başka işlemler yaptıklarını bilmesi imkan dışıdır.
Basiretli bir tacirden bu durumu bilmesinin beklenmesi hayatın olağan
akışına aykırıdır.

3. Bir üst maddede bahsettiğimiz yazının tebligatından itibaren bir
yıldan fazla bir zaman geçmiş kendisi hakkında herhangi bir inceleme
yapılmadığı gibi özel esaslardan çıkartıldığı ya da çıkartılmayacağı
yolunda kendisine bir bilgilendirme de yapılmamıştır. Oysa G.İ.B.
Mükellef Hakları Bildirgesinde " Açık, güvenilir, zamanında ve yeterli
bilgi ile hizmet vereceğiz. Vergi incelemelerinde kanunları doğru
tarafsız ve tutarlı bir şekilde uygulayacağız. İncelemenin her
aşamasında sizi bilgilendireceğiz." Şeklinde ilke kararları vardır.
Bunlar her ne kadar idare açısından bağlayıcı olmasa da G.İ.B'nın
internet sayfasında yayınlanmaları nedeniyle en azından mükellefler
idarenin bu yönde davranacağını ummaktadırlar. Oysa müvekkilimiz tüm
girişimlerine karşılık bir sonuç alamamıştır.

4.Olayların bu yönde seyri üzerine müvekkilimiz kendisini özel esaslara
alan davalı vergi dairesine bu listeden çıkartılması istemli bir dilekçe
vermiştir (EK-3). Mezkur dilekçe davalının evrak kaydından 17.10.2012
tarihinde 96004 kayıt no ile geçirilmiştir. Ancak bu dilekçeye olumlu ya
da olumsuz bir cevap verilmediği için huzurdaki davayı açma zorunluluğu
doğmuştur.

5.Sayın Mahkeme'nin bildiği gibi davalı idarenin bağlı bulunduğu
hiyerarşik üst makamların mükellefleri bu şekilde kategorize
edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme olmadığı gibi,
Anayasa'nın buna izin veren bir maddesi de yoktur. Bu şekilde yasal
dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflama, vergi barışını bozucu etki
yapacağı gibi, Anayasa'da güvence altına alınmış temel kişi hak ve
hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder.

6. Ayrıca bu sınıflandırma Anayasa'nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti
başlığını taşıyan 48. maddesinin 2. fıkrasındaki "Devlet, özel
teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun
yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak
tedbirleri alacağı" yönündeki normuna da aykırıdır. Yine T.C.
Anayasası'nın Vergi Ödevi başlığı taşıyan 73. maddesinin 3. fıkrasında
da "vergi,resim , harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla
konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir." Davalı
idarenin yaptığı uygulamanın yasal temeli bulunmadığı gibi,
belirttiğimiz Anayasa maddelerine de aykırılığı mevcuttur.

7. Ayrıca Danıştay'da bu uygulamanın doğru olduğu yönünde karar veren
pek çok yerel Vergi Mahkemesi kararını bozmuştur; örneğin bunlardan biri
Danıştay 4. Dairesi 2008/6038 E, 2009/1973 K ve 15.04.2009 Tarihli
kararıdır. Danıştay'ın sözü geçen kararını aşağıya alıntılıyoruz

• KATMA DEĞER VERGİSİ İNDİRİMİ ( Davacının Kullandığı Faturaların Gerçek
Mal Alışlarına İlişkin Olduğu - Davacıya Fatura Düzenleyen Firma
Hakkındaki Raporun Vergilendirme Açısından Yeterli Bulunarak Tarhiyata
Karşı Açılan Davayı Reddeden Mahkeme Kararında Hukuka Uyarlık
Görülmediği )

• SAHTE FATURALAR ( Gerçek Mal Alışlarına İlişkin Olduğu - Davacıya
Fatura Düzenleyen Firma Hakkındaki Raporun Vergilendirme Açısından
Yeterli Bulunarak Tarhiyata Karşı Açılan Davayı Reddeden Mahkeme
Kararında Hukuka Uyarlık Görülmediği )

• VERGİLENDİRME ( Davacının Katma Değer Vergisi İndiriminde Kullandığı
Faturaların Gerçek Mal Alışlarına İlişkin Olduğu - Davacıya Fatura
Düzenleyen Firma Hakkındaki Raporun Vergilendirme Açısından Yeterli
Bulunarak Tarhiyata Karşı Açılan Davayı Reddeden Mahkeme Kararında
Hukuka Uyarlık Görülmediği )

213/m.3, 134

3065/m.29

ÖZET : Davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaları
düzenleyen Ö... Ltd. Şti. hakkında bilinen adreslerinde bulunamadığı,
alışlarının büyük bölümünün sahte faturalarla belgelendirildiği,
dolayısıyla bu şirketin düzenlediği faturaların gerçek bir alım satıma
dayanmadığı yolundaki rapora dayanılarak yapılan tarhiyata karşı açılan
dava rapordaki tespitler yeterli görülerek reddedilmiştir. Ancak, bu
firma ile ilgili tespitlerin alışlarına dayandırılması ve davacı
tarafından ödemelerin büyük bölümünün müşteri çekleriyle veya internet
üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış olması hususları da dikkate
alındığında, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı
faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, davacıya fatura düzenleyen firma hakkındaki raporun
vergilendirme açısından yeterli bulunarak tarhiyata karşı açılan davayı
reddeden mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

İstemin Özeti : Gerçeği yansıtmayan faturalarda yer alan katma değer
vergilerini indirim konusu yaptığı ileri sürülen davacı adına 2003/1, 2,
4, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. dönemleri için re’sen katma değer vergisi
salınıp, vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi kararıyla;
davacı şirketin fatura aldığı Ö... Ltd. Şti. ile D... Ltd. Şti. adlı
mükellefler hakkında vergi tekniği raporları bulunduğu, Ö... Ltd.
Şti.’nin alışlarının büyük bölümünün sahte olduğu, D... Ltd. Şti.’nin
ise müşterilerden aldığı çeklerin büyük bölümünün tüm alışlarını yapmış
olduğu T... Ltd. Şti.’ye ciro ettiği, bu çeklerin başka şahıslarca
tahsil edildiği, dolayısıyla bu şirketlerin düzenlediği faturaların
gerçeği yansıtmadığı sonucuna varıldığı, çek ödemelerinin ise şeklen
yapılmış olduğu, bu durumda dava konusu tarhiyatta hukuka aykırılık
görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, söz
konusu faturaların gerçeği yansıttığını ileri sürerek kararın
bozulmasını istemektedir.

2003 yılı işlemleri incelenen davacının bir kısım mal alışlarını içeriği
itibariyle yanıltıcı mahiyette olan faturalarla belgelendirmek
suretiyle, bu faturalarda yer alan katma değer vergilerini haksız yere
indirim konusu yaptığı ileri sürülerek vergi ziyaı cezalı olarak salınan
katma değer vergisine karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi
kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

KARAR : Tarhiyata dayanak olan ... günlü ve ... sayılı vergi inceleme
raporunda sadece Ö... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen faturalar eleştiri
konusu yapılmasına karşın, temyize konu mahkeme kararında ilgili yılda
eleştiri konusu yapılmayan D... Ltd. Şti. ile ilgili tespitlere yer
verilmesi ve bu hususun karara dayanak gösterilmesinde hukuki isabet
bulunmamaktadır.

Ö... Ltd. Şti.’den yapılan alışlarla ilgili tespitlere gelince; 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının ( a )
bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça
faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler
dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda
gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükmüne yer verilmiş,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde de; vergilendirmede
vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin
esas olduğu, aynı Kanun’un 134. maddesinin 1. fıkrasında ise, vergi
incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu
araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır.

İncelenen dosyada, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı
faturaları düzenleyen Ö... Ltd. Şti. hakkında bilinen adreslerinde
bulunamadığı, alışlarının büyük bölümünün sahte faturalarla
belgelendirildiği, dolayısıyla bu şirketin düzenlediği faturaların
gerçek bir alım satıma dayanmadığı yolundaki rapora dayanılarak yapılan
tarhiyata karşı açılan dava rapordaki tespitler yeterli görülerek
reddedilmiştir. Ancak, bu firma ile ilgili tespitlerin alışlarına
dayandırılması ve davacı tarafından ödemelerin büyük bölümünün müşteri
çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış
olması hususları da dikkate alındığında, davacının katma değer vergisi
indiriminde kullandığı faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla, davacıya fatura düzenleyen firma hakkındaki raporun
vergilendirme açısından yeterli bulunarak tarhiyata karşı açılan davayı
reddeden mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Vergi
Mahkemesinin kararının bozulmasına, 15.04.2009 gününde oybirliği ile
karar verildi.

Bu karar tam olarak müvekkilimizin durumuna uymaktadır. Müvekkilimiz
tamamen ticari kurallara uygun olarak ticaret yapmış ve ödemelerini de
yasal yollarla ilgili şirketlerin hesaplarına yatırmış ya da çeklerle
yapmıştır.

8. Bundan başka yine Danıştay 4. Dairesi 2008/1820 E, 2008/3495 K ve
08.10.2008 Tarihli kararında davaya konu uygulama hakkında özetle "Yasal
dayanağı olmadan, hukuka aykırı bir şekilde idarenin kendi içinde
oluşturduğu bir sınıflandırma ile vergi mükellefi hakkında olumsuzluk
tespit edilen mükellefler listesi olarak adlandırılan listede yer alması
kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olup davanın esasının
incelenmesine ve yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne" dair
oybirliğiyle verdiği bir kararı da bulunmaktadır.

9. Danıştay 3. Dairesi de 2006/1968 E, 2006/3020 K ve 21.11.2006 Tarihli
kararında ise " Davalı idare tarafından davacının ünvanının dahil
edildiği sakıncalı mükellefler listesinin, mükelleflerin iade
taleplerininin yukarıda sözü edilen tebliğdeki özel esaslar bölümünde
yer alan açıklamalara göre yerine getirilmesinde kurum içi işlemleri
hızlandırmak ve sakıncalı mükelleflerin takibi amacıyla düzenlendiği
ileri sürülmüş olup, iade talebinin hangi esasa göre yerine getirileceği
husunda belirleyici olan ve mükelleflerin ünvan ve isimlerinin dahil
edilmesiyle genel esaslardan farklı koşullar öngeren özel esaslara göre
işlem yapılmasını gerektiren bu liste davacının hukuksal durumunu
etkileyeceğinden, listeden çıkarılma talebinin reddi yolunda tesis
edilen işlem açıklanan sebeple davaya konu yapılabilecektir."

10. Son olarak Danıştay 9. Dairesi 10.02.2010 Tarih, 2008/4610 E,
2010/702 E sayılı kararında özetle şöyle demektedir " KOD 5 listesinde
bulunan firmalardan alınan faturalardaki KDV indirimlerinin beyanlardan
çıkartılmasının istenilmesi üzerine ihtirazi kayıtla verilen düzeltme
beyannameleri ile indirim kapsamından çıkartılan, ancak beyanlardan
çıkarması istenen kişi ve şirketler hakkında sahte fatura düzenledikleri
veya kullandıklarına ilişkin olarak herhangi bir raporun düzenlenmemiş
olması halinde, bedelleri banka kanalıyla ödenen faturalarda yer alan
KDV'lerin sırf koda alınan firmaların sahte veya muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belge kullanmalarının muhtemel olduğu gerekçesiyle indirimin
mümkün olmadığının söylenmesi mümkün değildir" demek suretiyle alım
yapılan firmaların S.M.İ.Y.B düzenliyor olmaları halinde dahi, bu
şirketlerle ticaretini kanun çerçevesinde yürüten kişilerin özel
esaslara alınmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır.

11. Dilekçemizde saydığımız gerek Anayasa maddeleri gerekse Danıştay
kararları uyarınca müvekkilimizin özel esaslardan genel esaslara
alınması, bu işlem gereçekleşinceye kadar yürütülmesinin durdurulması
gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: a) Anayasa

b) İ.Y.U.K.

c) Vergi Usul Kanunu

d) Vesaire yasal mevzuat

DELİLLER : Deliller dava dilekçemizin ekinde liste halinde

sunulmuştur.

SONUÇ : Yukarıda arz ve izahına çalıştığımız nedenlerle ve re'sen göz
önüne alınacak sebeplerle;

Anayasa'ya, yasalara, yönetmeliklere ve usule aykırı haksız ve mesnetsiz
olan Sarıgazi Vergi Dairesi'nin müvekkil şirkete uyguladığı " Özel
esaslara" alınma uygulamasının ve işleminin iptaline;

Uygulamanın açıkça hukuka aykırı ve müvekkil şirket tarafından telafisi
mümkün olmayan zararlara yol açtığından dava sonuna kadar YÜRÜTMENİN
DURDURULMASINA, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı idare
üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve
talep ederiz.

            
Avevrak.com © 2024, her hakkı saklıdır.
bilgi@avevrak.com
Tel.: 0507 115 57 78