Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, temyiz harcının tatil başlangıcı sonrası ödenmesinin süresinde olup olmadığına ilişkin usul incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacı ile ailesinin açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı ile bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurularını esastan reddetme kararının temyiz edildiği bir yargılama sürecini anlatmaktadır; özellikle davacılar vekilinin, davalılardan birinin temyiz harcını yasal süre dışında yatırdığı iddiasıyla temyiz başvurusunun reddedilmesi talebi ve bu talebin bölge adliye mahkemesince reddedilmesi üzerine yaşanan usuli itirazı detaylandırmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/17680 E.  ,  2026/3100 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : 2024/2284 E., 2025/779 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
    SAYISI
    : 2018/499 E., 2024/372 K.
    Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacılar vekili tarafından, asıl kararı ise davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve davalılar ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalılar ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... adlarına Av. ... ile davacılar adına Av. ..., davalılar ... Hafr. Eml. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacılar vekili özetle; davacı kazalı ...’un davalı ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait iş yerinde çalıştığı sırada 23.12.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını, kazanın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek davacı kazalı ... lehine 4.538.546,65 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 690.000,00 TL bakıcı gideri ve 300.000,00 TL manevi tazminat; davacı ... lehine 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat; davacı ... lehine 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
    II. CEVAP
    Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı ...’un usuli kazanılmış hak dikkate alınarak %59,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacı kazalı ... %20, davalı işveren ... şirketinin %35, işveren vekili davalı ...'nin %5, davalı ... şirketinin üçüncü kişi sıfatıyla %35, işveren vekili davalı ...'in %5 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacı kazalının iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin kabulüne, bakıcı gideri talebinin reddine, davacı ...'un tedavi gideri isteminin reddine, davacı anne ...'in destekten yoksun kalma tazminatı isteminin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Dairemizin 10.09.2025 tarihli geri çevirme kararı üzerine davalı şirketler yönünden eksik temyiz harçlarının ikmali için muhtıra düzenlenmiş, davacı vekilince davalı ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz harçlarını süresinde yatırmadığından bahisle temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi talep edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2025 tarihli ek kararı ile bu talebin reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacılar vekili 04.11.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye temyiz harçlarını tamamlaması için çıkarılan muhtıranın 21.10.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, bir haftalık kesin sürenin 28.10.2025 günü saat 13:00’te sona erdiğini, davalının harcı aynı gün saat 15:14’te yatırması nedeniyle temyiz harcının süresinde tamamlanmadığını, 28 Ekim günü saat 13:00’ten itibaren Cumhuriyet Bayramı tatili başladığından HMK’nın 92. maddesindeki “süre son günün tatil saatinde biter” kuralı gereğince bu saatten sonra yapılan işlemin süresinde kabul edilemeyeceğini, UYAP üzerinden ödeme yapılabilmesinin resmî tatil saatinden sonra yapılan işlemi geçerli hâle getirmeyeceğini, harç tamamlama muhtırasında eksik harcın kesin süre içinde yatırılmaması hâlinde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağının açıkça ihtar edildiğini, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davalının saat 13:00’ten sonraki harç ödemesinin süresinde kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ek kararın bozulmasını ve davalının temyiz başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalılar ... Şirketi ve ...'un ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının dava dilekçesinde davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirmediğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak “şimdilik” ibaresiyle kısmi dava açtığını, kaza tarihinin 23.12.2010 olduğunu ve ıslah tarihi itibarıyla talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ...’nin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini ve inşaat işiyle iştigal etmediğini, müvekkili şirket ile ... arasında anahtar teslim inşaat sözleşmesi bulunduğunu, inşaatın henüz müvekkiline teslim edilmediğini ve kaza yerinin yüklenici ...’ın hâkimiyet alanında olduğunu, bu nedenle müvekkilinin asıl işveren olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ... ile ... arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, tekstil işi yapan müvekkili şirketin yeni yaptıracağı bina inşaatını anahtar teslim olarak yüklenici firmaya vermesinin iş hukuku anlamında asıl işverenlik ilişkisi doğurmayacağını, sözleşmenin 8 inci maddesi uyarınca inşaat emniyeti ile işçi kaza ve ceza sorumluluklarının yüklenici firmaya ait olduğunu, davacının geçirdiği kazanın tazminat hukuku bakımından iş kazası olmadığını, davacının ceza dosyasındaki ifadesinde öğle paydosunda inşaata bakmak için gittiğini ve babasının da orada çalıştığını belirttiğini, kazanın davacının işini yaptığı sırada veya işverenin görevlendirmesiyle değil, ara dinlenmesi sırasında ve çalışma alanı dışında meydana geldiğini, kaza yerinin davacı ve müvekkili şirket yönünden işyeri niteliğinde olmadığını, davacının müvekkili şirkette kesim atölyesinde çıraklık yapacak olup kazanın sokağın karşısındaki henüz tamamlanmamış inşaat alanında gerçekleştiğini, bu nedenle olayın müvekkili yönünden işyeri sınırları içinde meydana geldiğinin kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin davacının inşaat işiyle uğraştığını kabul ederek değerlendirme yaptığını, oysa davacının kendi beyanına göre inşaata çalışma amacıyla değil, öğle paydosunda bakmak için gittiğinin anlaşıldığını, bu nedenle olayın iş kazası kabul edilmesinin ve müvekkillerine kusur yüklenmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, müvekkili ...’a kişisel kusur yüklenmesi için somut görev, yetki ve sorumluluklarının araştırılması gerekirken sadece ... şirketine atfedilen kusur içinde değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, ...’un olayla ve zararla somut bağlantısı kurulmadan sorumluluğuna hükmedilemeyeceğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun davacının meslekte kazanma gücü kaybını %59, Adli Tıp 2. Üst Kurulunun ise %64 olarak belirlediğini, Mahkemece bu çelişki ve itirazlarının gerekçeli şekilde değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davacının kaza öncesinde bedensel veya zihinsel bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı araştırılmadan maluliyet oranı belirlendiğini, ... Bakanlığı, ... ve ... Bakanlığı kayıtları getirtilerek davacının önceki sağlık durumunun incelenmesi, mevcut bedensel ve zihinsel gerilik ile kaza arasındaki illiyet bağının tartışılması gerektiğini, davacının kusuru ve maluliyeti hatalı belirlendiğinden buna dayalı aktüerya raporunun da hatalı olduğunu, tazminat hesabında olay tarihindeki yaş ve koşulların esas alınması, muhtemel yaşam süresinin PMF tablosuna göre belirlenmesi gerekirken farklı tablo kullanılmasının doğru olmadığını, pasif dönem hesabında çalışanların asgari ücretine tanınan vergi istisnasının uygulanmasının hatalı olduğunu, pasif dönem geliri hesaplanırken brüt asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi düşülerek hesaplama yapılması gerekirken bu hususun gözetilmediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığını, olay tarihi, meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, yaralanmanın ağırlığı ve dosya kapsamı dikkate alındığında daha makul bir miktara hükmedilmesi gerektiğini, kazalı ... dışındaki davacılar ... ve ... lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için ağır bedensel zarar koşulunun gerçekleştiğinin ve bu ağır bedensel zararın dava konusu olayla illiyetli olduğunun ispatlanması gerektiğini, bu husus yeterince değerlendirilmeden yakınlar lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarı belirlenirken davacılara atfedilebilecek kusurların gözetilmesi ve buna göre indirim yapılması gerektiğini, Mahkemece bu değerlendirme yapılmadan manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacı vekili dava dilekçesinde ... lehine 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmesine rağmen Mahkemece bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığını, bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken hüküm kurulmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    Davalılar ... Şirketi ve ...'ın ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ...’un dava dilekçesinde 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği hâlde Mahkemece bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir hüküm kurulmadığını, bilirkişi raporunda bu talebin fiili ve yasal dayanağı bulunmadığı belirtildiğinden talebin reddine karar verilmesi gerekirken hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece 14.06.2024 tarihli tavzih kararıyla her bir manevi tazminat hükmü bakımından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedildiğini, HMK’nın 305. maddesi gereğince tavzih yoluyla hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar değiştirilemeyeceğinden müvekkillerini borçlandıracak şekilde tavzih kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kısmi dava niteliğinde olduğunu, dava dilekçesinde bu talebin açıkça belirsiz alacak davası olarak gösterilmediğini, “fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla” ve “şimdilik” ifadelerinin kullanıldığını, bu nedenle dava değer artırım dilekçesiyle talep sonucunun artırılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafça sunulan dilekçenin “dava değeri artırım dilekçesi” başlığıyla verildiğini ve içeriğinde ıslah kurumuna dayanılmadığını, buna rağmen Mahkemece bu dilekçeye ıslah dilekçesi muamelesi yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava değeri artırım dilekçesi ıslah olarak kabul edilse dahi olay tarihi 23.12.2010 olduğundan ıslah tarihi itibarıyla alacakların zamanaşımına uğradığını, Mahkemece zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayın meydana geldiği alanın davalı ... şirketinin depo olarak kullandığı ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu alan olduğunu, ... çalışanı ...’ün güvenlik görevini yerine getirip getirmediği ve ...’nin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğu araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ...’ün ceza dosyasında beraat etmiş olmasının hukuk mahkemesinde kusur incelemesi yapılmasına engel olmadığını, TBK’nın 74 üncü maddesi gereğince hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesiyle bağlı olmadığından ... ve ... yönünden ayrıca hukuki kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini, ... Şirketi ile ... arasında 10.02.2010 tarihli kaba inşaat sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin kaba inşaatı sözleşmeye uygun şekilde tamamlayarak 11.11.2010 tarihinde ...’ye teslim ettiğini, bu tarihten sonra ince işçilik ve kullanım alanına ilişkin güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünün ...’ye ait olduğunu, bu nedenle müvekkillerine kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, olay sonrası hastane kayıtlarında “yüksek bir yerden düşme, atlama veya itilme gerçekleşme şekli belirlenmemiş” ibaresinin yer aldığını, bu nedenle kazanın merdiven kenarındaki boşluktan düşme şeklinde gerçekleştiği kesin olarak ortaya konulmadan korkuluk eksikliği ile olay arasında illiyet bağı kurulmasının doğru olmadığını, kaza tarihinde kaba inşaatı bitmiş olan taşınmaz ... tarafından depo olarak kullanılmakta olduğundan bu bölüme uygun korkuluk ve güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğünün ...’ye ait olduğunu, müvekkilleri ... ve ...’ın olayın meydana gelmesiyle illiyet bağının bulunmadığını, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, gerekçeli kararda manevi tazminatın somut olayın hangi özellikleri dikkate alınarak belirlendiğinin açıklanmadığını ve genel ifadelerle davacıları zenginleştirecek ölçüde manevi tazminata hükmedildiğini, maluliyet, kusur ve tazminat hesaplamalarına yönelik itirazlarının gerekçesiz şekilde reddedildiğini, davacı ...’un müvekkillerinin değil ... Şirketinin çalışanı olduğunu, bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma, eğitim verme ve ekipman sağlama yükümlülüğünün ...’ye ait olduğunu, buna rağmen müvekkilleri ile ...’nin aynı oranda kusurlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinde ileri sürülen açık hukuka aykırılıklar yeterince incelenmeden ve gerekçeli şekilde karşılanmadan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    1.Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2025 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Dosya kapsamından, Dairemizin 10.09.2025 tarihli geri çevirme kararı ile davalı şirketler yönünden eksik temyiz harçlarının ikmalinin sağlanması için dosyanın mahalline geri çevrildiği, geri çevirme kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 13.10.2025 tarihli muhtıraların düzenlendiği, anılan muhtıraların davalı şirketler vekillerine 21.10.2025 tarihinde elektronik yolla tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
    Davalı ... Hafr. Eml. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince eksik temyiz harçları 21.10.2025 tarihinde yatırılmıştır. Davalı ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince ise eksik temyiz harçları, muhtıranın tebliğinden itibaren verilen sürenin son günü olan 28.10.2025 tarihinde saat 15:14’te yatırılmıştır.
    Her ne kadar 28.10.2025 tarihi Cumhuriyet Bayramı tatili öncesi yarım gün çalışma yapılan gün ise de, davalı ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince eksik temyiz harçlarının elektronik ortamda aynı gün saat 15:14’te yatırıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 445 inci maddesinin dördüncü fıkrasında elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin gün sonunda biteceği düzenlendiğinden, eksik temyiz harçlarının süresinde ikmal edildiğinin kabulü gerekir. Kaldı ki düzenlenen muhtıralarda “harçların dosyamıza yatırılması gerektiği” yönünde usulüne uygun olmayan açıklamaya yer verilmiş olup bu hâliyle de davalı ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz başvurusunun reddi koşulları oluşmamıştır.
    Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin davalı ... Tekstil İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi isteminin reddine ilişkin verilen 04.11.2025 tarihli ek kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
    Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2025 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmiştir.
    2.Davalılar vekillerinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Aynı Kanun’un 297. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
    Somut olayda, davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı baba ... lehine destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davacı ...’un sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemi ile davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kabul kararı verilmiş; davacı ...’un bakıcı gideri istemi, davacı ...’un tedavi gideri istemi ve davacı ...’un destekten yoksun kalma tazminatı istemi hakkında ret hükmü kurulmuştur.
    Ne var ki İlk Derece Mahkemesince, davacı baba ...’un destekten yoksun kalma tazminatı istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Bu hâliyle, davacı baba ...’un destekten yoksun kalma tazminatı istemi hakkında hüküm kurulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    1-Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2025 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile anılan ek kararın ONANMASINA,
    2-Davalılar vekillerinin asıl karara yönelik temyiz itirazları yönünden, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    4-Bozma nedenine göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
    5-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
    6-Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgili davacılara yükletilmesine,
    7.Davalılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.