Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 2011-2012 dönemi elektrik perakende satış ve sayaç okuma hizmet bedellerinin Danıştay kararlarıyla hukuka aykırı tahsiline ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, 2011-2012 döneminde davalı elektrik şirketinden aldığı elektrik faturalarına yansıtılan perakende satış hizmet bedeli ile sayaç okuma/faturalandırma bedelinin, Danıştay kararlarıyla iptal edilen mevzuat hükümlerine aykırı olarak kWh bazında ve fahiş tahsil edildiğini iddia ederek, söz konusu bedelin yasal faiziyle iadesini talep ederken; davalı şirket, husumet, zamanaşımı ve davanın belirsiz alacak davası niteliği taşımadığı itirazında bulunarak, tahsilatların ilgili dönemdeki mevzuata uygun yapıldığını, Danıştay kararlarının geriye dönük uygulanmayacağını ve davacıyı kapsamadığını savunmaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU
: ALACAK
İSTİNAF TALEP TARİHİ
:02/02/2026-26/01/2026
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:08/09/2026
KARARIN YAZIM TARİHİ
:09/09/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı ile aralarındaki elektrik aboneliği kapsamında Ocak 2011 ila Aralık 2012 dönemleri için davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirketin düzenleyip gönderdiği faturaların davacı tarafından ödendiğini, söz konusu faturalarda sayaç okuma, faturalama gibi hizmetlerin yanında perakande satış hizmet bedeli ve fatura sayaç okuma hizmet bedelinin de tahakkuk ettirildiğini, ancak bahsi geçen bedellerin mevzuata ve hukuka aykırı olarak sabit ücret yerine 2006-2015 yılları arasında KWH başına belirlenen bir bedel olarak tahsil edildiğini, Danıştay 13.Dairesinin 06/04/2011 tarih, .... Esas, ....Karar sayılı kararı ile Elektrik Piyasası Kanunun geçici 9.maddesi gereğince 875 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kararı ile onaylanmış olan 20 dağıtım şirketi için gelir gereksinimi hesaplaması ve tarife metodolojisinin perakende satış tarifesinin KWH bazında belirlenmesine ilişkin ikinci bölümünün B bendinin iptaline karar verdiğini, Danıştay'ın iptal kararının gözönüne alınarak EPDK tarafından perakende satış hizmeti fiyatının yeniden değerlendirildiğini, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik ile 2011-2015 döneminde perakende satış hizmeti tarifesinin KWH bazında belirlenmesine ilişkin geçici 11.maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, bu Danıştay kararına ilaveten Danıştay 13.Dairesinin 31/03/2015 tarih ve ..Esas, ....Karar sayılı kararı ile Elektrik Piyasası Tarifeleri Yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımların serbest tüketiciler yönünden iptaline karar verildiğini, Danıştay'ın karar gerekçesine göre perakende satış hizmet bedelinin KWH üzerinden nispi olarak hesaplanıp belirlenemeyeceğini, Danıştay'ın iptal kararı ile birlikte idari işlemin hukuk aleminden silindiğini, davalının 2011 yılında sayaç okuma başına sabit alınması gereken PSHB bedelini tek kalem altında ve tüketilen enerji miktarı olan KWH üzerinden hesaplayarak hukuka ve mevzuata aykırı fazla tahsilat yaptığını, 28/12/2011 tarihli ve 3612 sayılı kurul kararı ile perakende satış hizmet bedelinin abone başına sabit okuma şeklinde tahsilinin uygulamasına geçildiğini, 2011/2012 dönemlerinde PSHB bedeli için maktu bir bedelin tespit edilmemiş olması karşısında bilirkişi incelemesi yoluyla ne tutarda PSHB bedelinin tahsil edilmesi gerektiğinin tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını beyanla, davalı şirket tarafından davacı şirketten Ocak 2011 ile Aralık 2012 dönemleri arasında elektrik aboneliğine ilişkin olarak fazladan, hatalı, sözleşme ve mevzuata aykırı tahsil edilen perakende satış hizmeti, sayaç okuma/faturalandırma bedeli ve bu bedel üzerinden tahakkuk ettirilen KDV bedeli dahil şimdilik toplam 10.000,00 TL'nin her bir fatura ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiş,yargılama sırasında bedel arttırım yoluna giderek 174.960,41-TL.nin her bir faturanın ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
CEVAP
:Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan bedellerin davalı şirketin geliri olmadığını, davalı dağıtım şirketinin ilgili dönemde tahsil ettiği bedelleri sadece aracı olarak tahsil edip tarifeye aktardığını, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, 01/01/2013 tarihinden itibaren tedarik/perakende satış faaliyetlerinin, kısmi bölünme suretiyle kurulan dava dışı ....Elektrik Perakende Satış A.Ş tarafından yürütüldüğünü, bu sebeple HMK'nun 124/3 maddesine göre taraf değişikliği yapılması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açma koşullarının bulunmadığını, EPDK'nın kararları doğrultusunda dava konusu bedellerin tahsil edildiğini, tahsilatların yapıldığı dönemde mevzuat hükümlerinin yürürlükte olduğunu, Danıştay'ın iptal kararının geriye yürüyemeyeceğini, kaldı ki Danıştay'ın iptal kararının sadece ikili anlaşma imzalayarak tedarikçisini seçen serbest tüketiciler yönünden geçerli olduğunu, davacının bu kategoriye girmediğini, bu yüzden Danıştay kararlarının davacı yönünden uygulanabilirliğinin bulunmadığını, hukuk aleminde var olan düzenleyici işleme güvenilerek yapılmış bireysel işlemin sonradan düzenleyici işlemin iptal edilmesi sebebiyle hukuka aykırı hale gelemeyeceğini, bu durumun hukuki güvenirlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, ihtirazı kayıt olmadan yapılan ödemelerin istirdadının istenemeyeceğini, özel hukuk tüzel kişisi olan davacının 6183 sayılı yasaya göre faiz uygulaması talebinin hukuka uygun olmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
YEREL MAHKEME KARARI
: Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas, ....Karar sayılı 03/12/2025 tarihli kararı ile; "...hükme esas alınan 21.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu ....nolu aboneye ait ...Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi'nin müzekkere cevap yazısı ekindeki endeks dökümlerinden görüleceği üzere EPDK tarafında yayınlanan 2011-2012 yıllarına ait serbest tüketici limitlerinin çok üzerinde elektrik tükettiği ,dolayısıyla serbest tüketici vasfına sahip olduğu, Danıştay kararına istinaden serbest tüketici konumuna haiz davacı ....Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden tahsil edilen PSH ve Sayaç okuma bedellerinin iade edilmesi gerektiği, davalı tarafın zaman aşımı itirazı da gözetilerek davacının 133.745,05 TL bedelin iadesini talep edebileceğinin tespit edildiği, yine davacının yapmış olduğu ödemelerin ne kadar olduğunun tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, SMMM bilirkişi .....'den 06.11.2025 tarihli raporun alındığı, bilirkişi raporunda sonuç olarak davacı tarafın incelenen resmi defter kayıtlarına göre; davalı ....Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi tarafından kesilen, 04.04.2025 tarihli teknik heyet bilirkişi raporunda belirtilen faturaları resmi defter kayıtlarına aldığı ve fatura ödemelerinin yapıldığı, buna göre davacı ....Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne 133.745,05 TL PSH ve sayaç okuma bedeli iadesi yapılması gerektiğinin tespit edildiği" yönündeki gerekçeyle;
"Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 133.745,05-TL'nin dava tarihi olan 17.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ
: Davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesi ile; dava konusu alacağın zaman aşımına uğramadığını, bilirkişi heyeti raporunda hatalı ve eksik tespit, değerlendirme yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağının abonelik sözleşmesi olduğunu, buna göre uygulanması gereken zaman aşımı süresinin 10 yıl olması gerektiğini, söz konusu sürenin ise ödeme tarihinden itibaren başlayacağını, bu sebeple davada bu zaman aşımı süresinin geçmediğini, öte yandan davacı şirketin hak kaybı tarihi olarak Danıştay'ın karar tarihinin esas alınması gerekeceğini, bu karar tarihinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığını, Danıştay'ın iptal ilamlarının herhangi bir süreye tabi olmadan infazının sağlanması gerektiğini, Danıştay'ın çoğu kararlarında iptal kararları yönünden ilam zaman aşımının söz konusu olacağı ve zaman aşımı süresinin iptal kararının verildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiğini, idari yargı organlarınca verilen iptal kararlarının iptal edilen işlemi tesis edildiği tarihten itibaren hükümsüz hale getirdiğini, bu kararların diğer yargı mercilerinin iptal kararlarından farklı olarak geçmişe de etki edeceğini, iptal kararlarının geriye yürüyerek idari işlemin baştan itibaren hiç yapılmamış saydığını, bu durumda iptal kararıyla birlikte yapılan işlemler yok sayılacağından idari işlemin iptaliyle zaman aşımı süresinin işlerlik kazanacağını, faiz başlangıcının ödeme tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, buna göre ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizine hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece faiz başlangıcı yönünden hatalı bir karar tesis edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesi ile; tahsil edilen bedellerin davalı şirketin geliri olmadığını, davalı dağıtım şirketinin ilgili dönemde tahsil ettiği bedelleri sadece aracı olarak tahsil edip tarifeye aktardığını, düzenleyici kurum tarafından belirlenen kalemler neyse davalının onu tahsil etmekle yükümlü olduğunu, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, bu hususun yerel mahkemece gözetilmediğini, bunun yanında tedarik / perakende satış faaliyetlerinin kısmi bölünme suretiyle kurulan dava dışı ....Elektrik Perakende Satış A.Ş tarafından yürütüldüğünü, dolayısıyla davanın muhatabının adı geçen şirket olduğunu, davanın bu nedenle de husumet yönünden reddi gerektiğini, 875 sayılı kurul kararının kısmen iptal edilmiş olsa da fonsuz tarifelere ilişkin olarak EPDK tarafından 3 ayda bir alınan ve PSH bedellerinin tahsiline esas olan kurul kararlarının hukuk aleminde varlıklarını sürdürdüğünü, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. Maddesinin ve dava konusu kararların bu yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımlarının serbest tüketiciler yönünden iptali hükmü dolayısıyla 28/12/2010 tarihli ve ...sayılı kurul kararında kısmi olarak serbest tüketiciler yönünden iptalinin söz konusu olduğunu, bunun dışında kurul tarafından alınan herhangi bir tarihteki herhangi bir ulusal tarife kararı için verilmiş bir iptal kararının bulunmadığını, iptal hükmünün uygulanabilirliğinin salt limiti geçen tüketiciler için değil limiti geçen ve ikili anlaşma imzalayarak tedarikçisini seçen tüketiciler için geçerli olduğunu, yerel mahkeme kararına dayanak olan bilirkişi raporlarının serbest tüketici kavramı üzerinden mevzuatı hatalı olarak yorumladığını ve yerel mahkemenin de aynı yanılgı ile karar verdiğini, dava konusu uyuşmazlığın Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin 10. maddesine göre değerlendirilmesi gerekirken mülga serbest tüketici yönetmeliğine göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, PSH bedeli, PSH sayaç okuma ve PSH diğer unsurlarından oluştuğunu, davacı tarafın varsayımsal hesaplamalarının PSH diğer unsurunu gözetmediğini ve eksik surette gerçekleştirdiğini, davaya konu edilen dönemde KWH başına tahsil edilen bedelin ne kadarının PSH sayaç okuma bedeli ve ne kadarının PSH diğer bedeli olduğunun EPDK tarafından belirlenmediğini, sadece PSH sayaç okuma bedelinin kullanılarak hesaplama yapılmasının hatalı ve hukuka uygun olmayan sonuçlar doğuracağını, hukuk aleminde var olan düzenleyici işleme güvenilerek yapılmış bireysel işlemin, sonradan düzenleyici işlemin iptal edilmesi sebebiyle hukuka aykırı hale gelmeyeceğini, EPDK'nın konuya ilişkin hazırladığı 25/09/2014 tarihli yazısında da belirtildiği üzere düzenleyici bir işlemin iptal edilmesinin bu işleme dayanılarak iptalden önce yapılmış olan bireysel işlemleri etkilemeyeceğini belirttiğini, aksinin kabulünün iptale konu kurul kararı gibi 4 yıl boyunca yaklaşık 35 milyon aboneye her ay uygulanan bir düzenleyici işlemin iptalinin idari istikrarı bozacağını, yaklaşık 1 milyar 680 milyon faturanın yeniden hesaplanması gerekeceğini, geriye dönük böyle bir uygulama yapılmasının hukuken ve tarife yapısı itibariyle fiilen olanaksız olduğunu, ihtirazi kayıt olmadan yapılan ödemenin istirdadının istenemeyeceğini, davacının yaptığı ödemelerinde ihtirazi kayıtın bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;
Dava; davacı şirketin, davalı şirket ile aralarındaki abonelik sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilerek gönderilen Ocak/2011 ila Aralık/2012 dönemine ait faturalarda perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma/faturalandırma bedelinin sabit olarak belirlenmesi gerekirken KWH başına nispi hesaplanmak suretiyle davacıdan fazla tahsilat yapıldığı iddiasına dayalı istirdat istemlidir.
İlk derece mahkemesince .... esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde ....Karar sayılı 05/07/2022 tarihli kararı ile; "davanın kabulü ile;174.960,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiş, karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Dairemizin ... Esas, ....Karar sayı ve 22/02/2024 tarihli kararı ile;
"Taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunduğu,abonelik kapsamında davacının davalıdan elektrik satın aldığı ve davalının fatura tahakkuk ettirerek davacıya gönderdiği,uyuşmazlık konusu Ocak 2011 ila Aralık 2012 dönemine ait faturalarda perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma/faturalandırma bedellerinin kwh başına nısbi olarak belirlenerek davacıdan tahsil edildiği her iki tarafın da kabulündedir.
Davalının, abonelik sözleşmesinin tarafı bulunmasına ve uyuşmazlık konusu yapılan dönemdeki tahsilatların davalı tarafından yapılmış olmasına, kaldı ki ....Elektrik Perakende Satış A.Ş'nin uyuşmazlık döneminden sonra 01/01/2013 tarihinden itibaren tedarik/perakende satış faaliyetlerini yürütmeye başlamasına göre davalının husumet itirazları haksız ve yersiz bulunmuştur.
PSH bedelinin EPDK kararları uyarınca dönemlere göre değişen tutarlarda hesaplanması gerektiğinden eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu yapılan dönem için perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma/faturalandırma bedelinin sabit ücret olarak mı yoksa kwh başına nisbi olarak belirlenmesi gerektiği, davacının ilgili Danıştay kararında belirtilen serbest tüketici kapsamında kalıp kalmadığı, Danıştay iptal kararlarının geriye yürüyüp yürüyemeyeceği, buna göre davalı şirket tarafından davacıdan fazladan yapılmış tahsilat bulunup bulunmadığı, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2023/2025 Esas, 2023/1798 Karar sayı ve 06/06/2023 tarih; 2016/10473 Esas, 2018/3130 Karar sayı ve 28/03/2018 tarih; 2023/1002 Esas, 2023/2693 Karar sayı ve 12/10/2023 tarih; 2021/6805 Esas, 2022/3479 Karar sayı ve 12/04/2022 tarih v.b emsal içtihatlarda izah edildiği üzere;
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (cc) bendine göre serbest tüketici; "Kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimi bulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. "
Yine Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin "Serbest tüketici kapsamı" başlıklı 5 inci maddesi; " Aşağıdaki koşulları sağlayan tüketiciler serbest tüketici olarak kabul edilir;a) İletim sistemine doğrudan bağlı olan tüketiciler,b) Bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,c) İçinde bulunulan yılda gerçekleşen toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,d) Kendi üretiminden tükettiği miktar dahil toplam elektrik enerjisi tüketim miktarı serbest tüketici limitini geçen otoprodüktör lisansı sahibi tüzel kişiler,e) Bir önceki takvim yılındaki tüketimi serbest tüketici limitini geçmeyen ancak, içinde bulunulan yılda serbest tüketici limitini geçeceğini ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye taahhüt eden ve bağlantı anlaşması veya abonelik sözleşmesindeki bağlantı gücü veya sözleşme gücü dikkate alınarak hesaplanan tüketim değeri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,f) İçinde bulunulan yılda serbest tüketici limitini geçeceğini ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye taahhüt eden ve bağlantı anlaşmasındaki bağlantı veya sözleşme gücü dikkate alınarak hesaplanan tüketim değeri serbest tüketici limitini geçen yeni tüketiciler." hükmünü içermektedir.
Diğer taraftan, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na (4628 sayılı Kanun) 5496 sayılı Kanun ile eklenen ve 24.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren geçici 9 uncu madde ile konu ile ilgili düzenleyici idari işlem yapma yetkisi EPDK’ya verilmiş ve EPDK da bu doğrultuda yukarıda sözü edilen metodolojiyi onaylayarak yürürlüğe koymuştur. İşbu düzenleyici işlemin iptali istemiyle açılan davaya bakan Danıştay 13. Dairesi; sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiği gerekçesiyle, 06.04.2011 tarihli ve ... E. .... K. sayılı ilamıyla metodolojinin Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümünün (B) bendini iptal etmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24.05.2012 tarihli ve ... E. ...K. sayılı kararıyla; daire kararının, serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanması gerektiği belirtilmek suretiyle onanarak kesinleşmiştir
Bir idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararlarının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı, İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yargı mercileri tarafından idari bir işlemle ilgili olarak verilen iptal kararının doğurduğu bu sonucun, verilen iptal kararı ister usul yönünden, isterse esas noktasından verilmiş olsun, hiçbir şekilde değişmeyeceği açıktır.
Zira, anılan idare hukuku ilkesinden dolayı idare, iptal kararının amaç ve kapsamına gore yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılmasının bir gereği olarak önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü bulunmaktadır (Danıştay İdari Dava Daireleri 20.10.2005 tarihli ve 2003/977 E., 2005/2500 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Buna bağlı olarak, iptal edilen idari işleme bağlı olan diğer işlemler de ortadan kalkar. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmaktadır. Bir başka ifadeyle, iptal kararları; iptal edilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hale getirmektedir. Bununla birlikte, iptal kararları herkes bakımından geçerlidir. Aynı idari işlemin iptali amacıyla başkalarının da iptal davası açmasına gerek bulunmamaktadır. İptal kararı, davacının yanı sıra iptal olunan idari işlemin etkide bulunduğu diğer kimseler hakkında da hüküm ifade etmektedir (Danıştay 2. Dairesinin 12.12.2011 tarihli ve ... sayılı kararı da aynı yöndedir).
Öte yandan; 17.06.2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde davaya konu bedellerin tanımı yapılmış olup, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun değişik 17/1 inci maddesinde ilgili tüzel kişilerin bu tarifelere uymakla yükümlü oldukları belirtilmiş, 17/10 uncu maddesinde ise mahkemelerin ve tüketici hakem heyetlerinin yetkisinin, bu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacağı öngörülmüş, nihayet Geçici 20 nci maddesinde Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2016/150 E. 2017/179 K. sayılı kararı ile 6446 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 19 uncu ve Geçici 20 nci maddelerine yönelik iptal talepleri reddedilmiş olup, 6446 sayılı Kanun’un 17 nci maddesine eklenen (10) numaralı bendin ise hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahalede bulunduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı elektrik dağıtım şirketinin davaya konu Ocak/2011 ila Aralık/2012 tarihleri arası geçiş döneminde, Danıştay tarafından iptal edilen EPDK'nın düzenleyici işlemine ( metodoloji) dayanarak, abonesi olan davacı şirket adına tahakkuk ettirdiği faturalar ile tüketilen enerji miktarı (kwh) üzerinden nispi olarak PSH bedeli tahsil ettiği, diğer taraftan anılan dönemlerde davacının yıllık enerji tüketim miktarı dikkate alındığında bilirkişi raporuyla da belirlendiği üzere serbest tüketici sıfatını haiz olduğu, bu durumda, geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle, davalı şirket tarafından geçiş döneminde fazladan tahsil edilen PSH bedelinin davacıya iadesi gerekeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Davanın PSH bedelinin hiç alınmayacağından bahisle değil, fazladan tahsil edildiği iddiasıyla açılmış olmasına göre yukarıda belirtilen 6719 sayılı yasal hükümlerinin somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle; dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre aşağıda belirtilen hususlar haricinde kalan davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde değildir.
Taraflar arasındaki abonelik ilişkisinin ve buna göre dava konusu taleplerin 6098 sayılı TBK 146.maddesi kapsamında genel 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu tartışma dışıdır. Ancak davacı vekili, 18/06/2021 tarihinde eldeki davayı açmış bulunmasına karşılık 10 yıllık zamanaşımı süresini aşacak şekilde Ocak 2011 tarihinden itibaren fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin istirdadını istemektedir. Bu sebeple zamanaşımına uğrayan dönem gözetilmeden davacının talebi hakkında yapılan alacak hesabına dayalı bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle ve süresi içinde davalı vekilince ileri sürülmüş zamanaşımı defisi nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Öte yandan mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sabit ücrete göre uyuşmazlık konusu dönemde tahakkuk ettirilen faturalardaki perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma bedelinin ne tutarda olması gerektiği hesabı yapılmadan , buna göre davacıdan ne tutarda fazladan tahsilat yapıldığı belirlenmeden, sadece davacıdan uyuşmazlık konusu dönem için tahsil edilen tüm PSH bedeli ve sayaç okuma bedeli, KDV'si ile birlikte hesaplanmıştır.Rapor,bu haliyle hüküm kurmaya elverişli yeterlilikte değildir.Buna rağmen ilk derece mahkemesince sözkonusu raporun hükme esas alınarak davacıdan tahsil edilmiş tüm PSH bedeli ve sayaç okuma bedelinin KDV'si ile birlikte davalıdan istirdadı yönünde hüküm kurulması ayrıca isabetli görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle; davalının zamanaşımı defisinin gözetilerek, uyuşmazlık konusu dönem için sabit ücrete göre davacıdan ne tutarda PSH ve sayaç okuma bedelinin tahsil edilmesi gerektiği ve buna göre ne tutarda fazladan tahsilat yapıldığının hesaplanması amaçlı bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden delillerin gereği gibi toplanmaması karşısında davalı vekilinin istinaf talebinin belirtilen yönlerden kabulüne, sair yönlerden reddine, HMK'nun 353/1.a- 6.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiştir" şeklinde karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından akabinde Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince ... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde ise ... Karar sayı ve 03/12/2025 tarihli karar ile; yukarıda özetlenen gerekçeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar süresi içerisinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, davalı vekilinin husumet, ödenen PSH ve sayaç/okuma faturalandırma bedelinin istirdadının istenemeyeceği, Danıştay iptal kararının geriye yürüyemeyeceği, davacının serbest tüketici vasfını taşımadığı yönündeki istinaf itirazlarının dairemizin yukarıda belirtilen kaldırma kararında ayrıntılı olarak karşılanmak suretiyle reddedilmiş olmasına, önceki mahkeme kararında dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği halde bu karar aleyhine davacının istinaf yoluna başvurmayarak kararı benimsemesi neticesinde davalı lehine faiz başlangıç tarihi yönünden usuli kazanılmış hakkın doğmasına göre taraf vekillerinin aşağıda belirtilen hususlar haricindeki sair istinaf itirazları yerinde değildir.
Dairemizin kaldırma kararında ifade edildiği üzere taraflar arasındaki abonelik ilişkisi nedeniyle dava konusu alacak genel 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Zaman aşımı ise her bir faturanın tahsil edildiği, yani dava konusu yapılan bedellerin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/2882 Esas, 2025/3366 Karar sayılı ve 17/06/2025 tarihli emsal içtihadı)Bilindiği üzere zorunlu arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklar yönünden 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 16/2 maddesi uyarınca;arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
İlk derece mahkemesince serbest muhasebeci bilirkişiye davacının defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak ödeme tarihleri belirlenmeye çalışılmış ise de alınan bu rapor sonrasında,bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilerek varsa davacıdan fazladan tahsil edilen PSH bedeli ve sayaç okuma bedelinin tespiti için ek rapor alınması yoluna gidilmediği görülmüştür. Dosyada yer alan bilirkişi heyeti raporunda; fatura ödeme tarihleri gözetilmeden hesaplamaların yapıldığı, bu haliyle davacının varsa zaman aşımına uğramış alacaklarının herhangi bir tereddüte meydan bırakmayacak ve hakim denetimine olanak sağlayacak şekilde belirlenmediği anlaşılmıştır.Yine dairemizin kaldırma kararında açıkça belirtildiği halde talep konusu yapılan dönem itibariyle davacıdan ne tutarda PSH ve sayaç okuma bedelinin tahsil edildiği,oysa alınması gereken KDV.siyle birlikte PSH bedeli ve sayaç okuma bedelinin ne miktarda olduğu,buna göre varsa davacıdan fazladan tahsil edilen PSH bedeli ve sayaç okuma bedelinin ne tutarda olduğunun denetlenebilir şekilde hesaplanmadığı, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle;anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak ilk derece mahkemesince karar verilmesi doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf taleplerinin belirtilen yönlerden kabulü ile HMK'nun 353/1.a-6 maddesi uyarınca delillerin gereği gibi toplanmaması karşısında yerel mahkemenin kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-HMK'nun 353/1.a-6 maddesi uyarınca Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 03/12/2025 tarih ve ...Esas, ....Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,
5-Taraflardan alınan istinaf başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine,
6-İstinaf eden tarafların istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararla değerlendirilmesine,
7-Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunanlara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,oybirliği ile karar verildi. 08/09/2026