Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazasında SRC belgesi bulunmayan sürücü sebebiyle ödenen sigorta tazminatının araç sahibinden rücuen tahsili talebine ilişkin kararı inceliyor.
Özet: Bir sigorta şirketinin, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası kapsamında, sigortalı aracı yetkisiz (SRC belgesiz) bir sürücünün %100 kusuruyla karıştığı trafik kazasında mağdurlara ödediği tazminat bedellerini sigortalıdan rücuen tahsil etme talebi üzerine açılan bu davada, ilk derece mahkemesi sürücünün belgesiz ve tam kusurlu bulunması sebebiyle sigorta şirketinin yaptığı ödemeleri sigortalıdan geri isteme hakkı olduğuna hükmetmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ
:23/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
:13/10/2021
DAVANIN KONUSU
:Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ
:23/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı adına sigortalı ... plakalı aracın davacı şirket nezdinde ... numaralı Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ile 21.02.2014-21.02.2015 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, aracın 26.07.2014 tarihinde dava dışı sürücü ... idaresinde iken yaralamalı trafik kazasına karıştığını, sürücünün gerekli yasal belgeleri olmaksızın aracı kullandığını, kaza nedeniyle sürücünün tam kusurlu olduğunu, kaza neticesinde ... ve ...'ın malül olduğunu, ...'na ihtiyari arabuluculuk görüşmesi neticesinde 12.06.2018 tarihinde 11.250.57-TL ödeme yapıldığını, diğer mağdur ...'a ise Sigorta Tahkim Komisyonu kararı neticesinde 21.01.2018 tarihinde 19.256,20-TL ödeme yapıldığını, kazaya sebep olan sürücünün SRC belgesinin olmadığını ve kazada asli kusurlu olduğunu, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B7 maddesi ile gerekli belgeler olmadan araç kullanmanın rücu nedenleri arasında sayıldığını, bu nedenle mağdurlara ödenen 30.506,77-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle
: Davacının belirsiz veya kısmi dava açmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirkete kusura ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin kusura ilişkin raporlara itiraz şansı olmadığını. varsa kusura raporuna ve kusur oranlarına itiraz ettiklerini, davalının kusurundan söz edilemeyeceğini, aracın güvenli şekilde trafiğe çıkmasını sağladığını, iddia edilen bedellerin neye istinaden ödendiğinin belli olmadığını, miktarların fahiş olduğunu, eğer kusurdan bahsedilecekse dava dışı 3. Kişilerin kendi kusurları ile sebebiyet verdiklerini, ...'nın Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyasından manevi tazminat davası açıldığını, söz konusu davada davacı lehine 1.500,00-TL manevi tazminata hükmedildiğini, bu nedenle ödenen bedellerin fahiş olduğundan davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...Somut olayda da davacı sigorta vekilinin davaya konu aracın gerekli yasal belgeleri olmayan kimse tarafından sevk edildiği iddiasında bulunduğu, davalı tarafın bu iddiayı çürütecek bilgi ve belgeleri sunmadığı gibi açıkça davacı sigorta şirketinin bu iddiasına karşı da konulmadığından SRC belgesi hususu uyuşmazlık konusu yapılmadığından bu konuda mahkememizce bu konuda gerekli araştırma yapılmasına gerek görülmediği;
Dava dışı ...'ın dava konusu olay neticesinde maluliyet oranının Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yaptırıldığından, bu hususta usul ekonomisi gereği yeniden rapor aldırılmamış, ancak dava dışı ... maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan rapor aldırılmadığı anlaşıldığından, dava dışı ...'nın Üniversite Hastenesine sevki sağlanarak dava konusu olay neticesinde maluliyet oranının tespiti hususunda rapor aldırılmış, 11/03/2021 tarihli Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporunda zarar gören kişide sürekli iş göremezlik halinin bulunmadığı değerlendirmesi yapıldığı;
Davacı şirketin dava dışı zarar gören ...'a ana para, faiz ve ferileri ile birlikte 19.256,20.-TL ödeme yapıldığı; zarar gören ...'na ise sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 11.250,57.-TL ödeme yaptığı;
Davacı sigorta şirketince üçüncü kişilere yapılan ödemenin yerinde olup olmadığı hususunda rapor aldırılmış ve anılı raporda zarar gören ...'ın anapara zararının 21.157,25 TL olduğu; ...'nın sürekli iş göremezlik zararının oluşmadığı tespitinin yapıldığı;
Kazaya neden olan araç sürücüsünün gerekli yasal belgesinin olmaması durumunda zarar görene ödeme yapan (ZKTMM) Sigortacısının sürücünün kusuru oranında sürücüye ve kendi sigortacısına rücu edebileceğinden, SRC belgesi bulunmayan sürücü ...'in kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 06/11/2020 tarihli raporu ile anlaşıldığı ve davacı sigorta şirketinin zarar görenlere ödediği rakamın sürücünün kusuru oranında (%100) davalıya rücu edebileceği (Yargıtay 17. HD'nin 2015/6984 E., 2018/121 K. Sayılı ilamı), kanaatine varıldığı, ancak zarar gören ...'na geçici iş göremezlik tazminatı için bir ödeme yapılmadığı ve zarar gören ...'nın sürekli iş göremezlik zararının oluşmadığı göz önüne alınarak.." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza sonucunda maluliyeti bulunan dava dışı ...'nın maluliyetinin yerel mahkemede alınan rapor ile tespit edilerek, dosya kapsamında devlet hastanesinden alınan rapora göre %2 sürekli maluliyetinin tespit edildiğini, Antalya Devlet Hastanesinden alınan maluliyet raporuna göre sürekli iş göremezliği bulunan dava dışı ...'na, müvekkili şirket tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı ödendiğini, kaza tarihi itibari ile müvekkili şirket tarafından alınan maluliyet hesabı tazminat raporu sonucuna göre arabuluculuk yolu ile anlaşmaya varılarak ödendiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararda işbu hususun hiç dikkate alınmadığını, kaza tarihi itibariyle PMF-1931 sayılı yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, yeterli ve gerekli inceleme yapılmaksızın, hazırlanan raporun kabulünün mümkün olmadığını, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde hiç bir kusurunun olmamasına rağmen aleyhlerine hüküm verilmesinin doğru olmadığını, sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğunun yargılama esnasında alınan bilirkişi raporu ile anlaşıldığını, ...'nın maluliyet tespiti için ... tarihinde Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığını, söz konusu kişinin sürekli iş göremezlik halinin bulunmadığının tespit edildiğini, hal böyle olmakla birlikte davacı sigorta şirketi tarafından kendi kusurları ile haksız yere para ödendiğini, bu hatalarının faturasının müvekkili şirkete kesilmeye çalışıldığını, ayrıca her ne kadar ...'ın maluliyetine ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından maluliyet raporu aldırılmış olsa da bu rapora da itibar edilmeden, yeni bir rapor alınması gerektiğini, ancak mahkeme tarafından yeniden rapor alınmadığını, eksik belgelere dayanarak karar verildiğini, müvekkili tarafından üzerine düşen tüm yükümlülüklerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, sigortacı tarafından ödenen paranın rücu edilebilmesi için gereken şartların oluşmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere gerçek zarar hesabı özü itibarı ile varsayımlara dayalı bir hesap olması nedeniyle gerçeği en iyi şekilde ortaya koyabilecek veriler esas alınarak belirlenmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.12.2021, Esas 2018/1027, Karar 2021/1708). Bu nedenle, bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, 2017/(21)10-1179 E., 2021/1563 K., 21.12.2021 tarihli 2018/10-1027 E., 2021/1708 K, 2021/3-575 E., 2022/1660 K. sayılı kararları) Bu hususta istisnai bir durum olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, TRH-2010 tablosunun 2012 yılından sonra Yargıtay içtihatlarında kabul görmeye başlaması nedeniyle 2012 tarihinden önce meydana gelen olaylarda PMF-1931 yaşam tablosunun, 2012 tarihinden sonraki olaylar yönünden ise TRH-2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiş ise de somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 2014 olduğundan, bu halde de TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması yerinde bulunmuştur.
Yine, davacı vekili, istinaf dilekçesinde, dava dışı ...'na, müvekkili şirket tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı ödendiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Davanın niteliğine göre, mahkemece gerçek zararın tespiti gerekmektedir. İlk derece mahkemesince, ... yönünden, Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın 24/02/2021 tarihli raporuna dayanılarak, sürekli iş göremezlik maluliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, ...'na ödenen tazminat yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Sigorta dosyasında mevcut, Antalya Atatürk Devlet Hastanesi tarafından ... tarafından düzenlenen "Engelli Sağlık Kurulu Raporu"nda, adı geçenin % 2 vücut fonksiyon kaybı olduğu belirtilmiş, sigorta aktüer raporunda da, bu yönetmeliğin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlendiği belirtilmiştir. Anılan sağlık raporunda ise bu yönde bir tespit yoktur.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/8761 Esas, 2025/6962 Karar).
Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 17 Hukuk Dairesi'nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları).
İlk derece mahkemesince, ... yönünden aldırılan rapor, kaza tarihi dikkate alındığında, yerinde olarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiştir. Her ne kadar Yargıtay kararlarında, farklı yönetmelik hükümlerine göre hazırlansa da, raporlar arasında açıkça ve büyük oranda mübayenet bulunursa çelişkinin giderilmesi gerektiği belirtilse de raporlar arasında büyük oranda bir farklılık olmaması ayrıca mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olması, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre düzenlenmesi karşısında, ...'nın sürekli maluliyetinin olmadığı anlaşılarak, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır.
Davacı vekili, kaza tarihi itibari ile müvekkili şirket tarafından alınan maluliyet hesabı tazminat raporu sonucuna göre arabuluculuk yolu ile anlaşmaya varılarak ödendiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararda işbu hususun hiç dikkate alınmadığını beyan etse de uyuşmazlığın niteliği gereği, yapılan ödemeler de doğal olarak dikkate alınmakla beraber, gerçek zararın tespiti ve bu yönüyle mahkemece inceleme yapılması gerektiğinden, davacının, sadece ödenen tazminat ve dayanaklarının dikkate alınması anlamına gelen istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Dosyada, her ne kadar mahkeme gerekçesinde dava dışı ...'ın dava konusu olay neticesinde maluliyet oranının tespiti Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yaptırıldığından, bu hususta usul ekonomisi gereği yeniden rapor aldırılmadığı belirtilmiş ise de, dosya arasındaki Sigorta Tahkim Komisyonu kararı içeriğinde, ...'ın olay nedeniyle yaralandığı ve malul kaldığı, 29/03/2016 tarih ve ... numaralı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Engelli Sağlık Kurulu raporunda maluliyet oranının % 5 olarak ve sürekli olduğunun belirtildiği, 16/06/2017 tarihinde davalı yana yapılan başvurunun karşılanmadığı iddiası ile uyuşmazlığın tahkime intikal ettirildiği ve belirtilen Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Engelli Sağlık Kurulu raporundaki % 5 oranın hakem heyetince karara esas alındığı açıkça belirtilmiştir. Yani, mahkeme gerekçesinde ve hatta davalının istinaf dilekçesinin bir bölümünde öne sürüldüğü üzere hakem heyetince ...'ın maluliyet tespiti yaptırılmamıştır. Davalı vekili, sonuç olarak ... yönünden de rapor aldırılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekilinin bu yöne isabet eden istinaf sebepleri yerindedir.
İlk derece mahkemesince, hem yerel bilirkişiden hem Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu aldırılmıştır. Her iki rapor da birbirini teyit eder nitelikte olup, sürücü ...'in tam kusurlu olduğu tespitinde bulunulmuştur. Mahkemece de, Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alındığı gerekçede açıkça belirtilmiştir. Kusur konusunda alınan raporların birbirini teyit etmesi ve dosya kapsamına, oluşa uygun bulunmasına, ...'in davalının işleteni olduğu aracın sürücüsü bulunmasına göre, davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kazaya sebep olan sürücünün SRC belgesinin olmadığını ve kazada asli kusurlu olduğunu, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B 7 maddesi ile gerekli belgeler olmadan araç kullanmanın rücu nedenleri arasında sayıldığını söyleyerek, iş bu davayı açtıklarını beyan etmiş, davalı taraf ise cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, gerekçesinde, SRC belgesinin olmadığı hususu uyuşmazlık konusu yapılmadığından, bu konuda araştırma yapılmasına gerek görülmediğini belirtmiştir.
Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B7 maddesinde, rücu nedenleri sayılmıştır. Dava dilekçesinin (5) numaralı paragrafında da bu hususta genel şartların ilgili maddeleri gösterilmiştir. Davacı vekilinin, iddiasının dayanağı hususunda, SRC belgesinin olmamasının, ilgili maddeler gereği rücu imkanı sağlayıp sağlamayacağı konusunda yeterli inceleme ve açıklama, gerekçede yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. Bu nedenle, davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde zaman aşımı def-inde bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK'nun 114. maddesinde dava şartları, aynı kanunun 116.maddesinde ise ilk itirazlar düzenlenmiştir. Zamanaşımı, 6100 Sayılı HMK'da dava şartı olarak düzenlenmediğinden HMK'nın 115.md.göre mahkemenin kendiliğinden araştıracağı hususlardan olmadığı gibi HMK 116.md. ve 319. Maddesine göre de cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gereken ilk itirazlardan da değildir. Bu durumda kural olarak ( davacının süresinde yapılmamasına rağmen açık muvafakatının bulunduğu haller ile davacının mazeretsiz olarak ön inceleme duruşmasına katılmadığı ön inceleme duruşmasında savunmasını genişletebildiği durumlar hariç olmak üzere) zamanaşımı savunması yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda en geç HMK 141.md. göre ikinci cevap dilekçesinin verildiği aşamada, Basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda ise, HMK 319.md. göre, cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesine kadar yapılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta bu yönde bir muvafakat olmadığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, cevap dilekçesinde, zaman aşımı def-inde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, HMK'nun 357. Maddesine göre de; ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz. Bütün bu hususların yanında, bir an için aksi düşünülse dahi, dava rücuen tazminat talebi olduğundan, eylemin ceza yargılamasına konu olduğu ve özellikle ödeme tarihi dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle zaman aşımının dolmadığı da açıktır. Davalı vekilinin, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı def-i yerinde değildir.
Mahkemece, davacı vekilinin, iddiasının dayanağı hususunda, SRC belgesinin olmamasının, dava dilekçesinde belirtilen ilgili maddeler gereği rücu imkanı sağlayıp sağlamayacağı konusunda yeterli inceleme yapılması, rücu imkanı mevcut ise ... yönünden, gerçek zararın tespiti amacıyla, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporunun ve sonrasında hesap raporunun aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜ İLE; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/10/2021 tarih ve ... Esas ... Kara r sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
4-Davacı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafın istinaf talebi kabul edildiğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
7-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
10-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 23/03/2022 tarihli 5.514,25 TL tutarlı nakdi teminatın yatırana İADESİNE,
11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...