Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kasten öldürmeye teşebbüs suçunda sanığın ani gelişen eylemde müşterek fail sorumluluğunun tartışıldığı itiraz başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Sanığın kimliği belirsiz üçüncü bir kişinin gerçekleştirdiği teşebbüs aşamasında kasten öldürme eylemine müşterek fail olarak katılıp katılmadığına ilişkin hukuki süreçte, ilk derece mahkemesi beraat kararı vermişken, istinaf mahkemesi sanığı 11 yıl hapse mahkûm etmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu mahkûmiyeti oy çokluğuyla onamış, ancak bir üye sanığın olaya plansız ve aniden gelişen duruma engel olamayacağı gerekçesiyle beraat etmesi gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu karşı oy gerekçeleriyle yaptığı itiraz, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından yerinde görülmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna intikal etmiştir. Temel uyuşmazlık, sanığın bahsedilen eyleme müşterek fail olarak katılımının tespitidir.
Ceza Genel Kurulu         2024/255 E.  ,  2026/179 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 333-1486
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    Sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.10.2021 tarih ve 154-473 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 07.11.2022 tarih ve 333-1486 sayı ile CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 35/2, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; bu hükmün de sanık müdafii, katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.11.2023 tarih, 1410-6723 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyesi ... ; ''...Sanık ... ile mağdur ... arasında geçmişte hiçbir husumet bulunmaması ve mağdur ...'ın ifadelerine göre tanımadığı ilk kez gördüğü şahısla da aralarında hiçbir husumet bulunmadığını ifade etmesi göz önüne alındığında sanık ...'nin olay yerine geldiklerinde mağdur ...'a karşı bir suç işlemek amacıyla gelmediklerinin apaçık bir şekilde belli olduğu, (böyle bir amaçla gelmeleri için öncelikli aralarında bir husumet olması, mağdur ...'ı gördüklerinde konuşmaya dahi başlamadan bir veya ikisininde derhal ...'a doğru ateşe başlamaları gerektiği) mağdur ... sanık ... ile sohbete başladığında nedeni bilinmeyen bir şekilde şoför koltuğundaki şahsın dengesiz bir hareketle mağdur ...'a yumruk atması, mağdur ...'ın bu şahsa yumrukla karşılık vermeye kalkıştığını gören sanık ...'nin karışma yani karşılık verme diye konuşmasına rağmen bir anlık sinirle mağdur ...'ın da kendisine vurana yumrukla vurmasından etkilenen şahsın tabancayla ...'ın sol ayak diz altı ve sol ayak diz üstü baldır kısmından iki yerden mermi giriş çıkışı ile yaralayacak şekilde ateş etmesi sebebiyle, bu eylemin başlangıçtan planlanan bir eylem olmayıp karşılıklı yumruklaşmaların sonrasında bu şahsın ani bir kararı ile mağduru yaraladığının, dolayısıyla sanık ...'nin böyle bir eylemi beklemediğinin, böyle bir olay için olay yerine gelmemiş olduğunun, ani gelişen en fazla birkaç saniye süren bu eylemi ön görüp arkadaşına engel olmasının veya destek olmasının mümkün olmadığı, bu itibarla bu eylemden sorumlu tutulamayacağı, sonuç olarak sanık ...'nin mağdur ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve dosyaya uygun olmayan gerekçeyle karar verilmesi...'' düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.12.2023 tarih ve 1346 sayı ile; karşı oyda belirtilen gerekçelere dayanılarak sanığın eyleminin sabit olmadığı görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.04.2024 tarih ve 9261-2873 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    İtirazın kapsamına göre inceleme sanığın katılan ...'ya yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın kimlik bilgileri tespit edilemeyen üçüncü şahsın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme eylemine müşterek fail olarak katılıp katılmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan ...'ın ateşli silah yaralanması sonucu, sol kruris posterior giriş çıkış, sol uyluk anteriorda ve posteriorda giriş çıkış yarası mevcut olacak şekilde yaralandığı, mevcut yaralanmanın katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir duruma yol açmadığı ve basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
    Olay yeri inceleme raporuna göre; olay yerinde yedi adet 9 mm boş kovan ele geçirildiği,
    22.09.2017 tarihli kriminal rapora göre; olay yerinden elde edilen yedi kovandan altı adedinin tek bir silahtan, birinin ise başka bir ateşli silahtan atıldığı,
    Elektronik Kelepçe Yüklenici Firma İzleme Raporuna göre; yükümlünün konutuna saat 20.54 itibariyle giriş yaptığı, aynı güne ait kayda göre sanığın olay günü saat 11.06'da çıktığı evine saat 13.07'de döndüğü, yine aynı gün saat 14.19'da ayrıldığı konutuna saat 20.54'de geldiği, dolayısıyla suçun işlendiği zaman diliminde konutunda bulunmadığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ...; olay günü babası ve amcası tarafından işletilen ... Kıraathanesi'nin karşısında amcası, babası ve birkaç arkadaşı ile birlikte oturup alkol aldıklarını, bu sırada inceleme dışı maktul ...'nın da kahvehanede olduğunu, bir ara lavaboya gidip döndüğünde kahvenin önüne siyah bir aracın geldiğini gördüğünü, selektör yapınca tanıdık biri olduğunu düşünerek aracın yanına yaklaştığını, şoför koltuğunda daha önce hiç görmediği 20-25 yaşlarında bir kişinin oturduğunu, yolcu koltuğunda ise daha önceden tanıdığı sanığın oturduğunu, sanık ile sohbet ettikleri sırada şoför koltuğunda oturan ve tanımadığı şahsın kendisine yumruk attığını, bu nedenle sendelediğini, kendisinin de yumruk atacağı sırada sanığın ''Karışma'' dediğini, ancak o anki öfke ile şahsa yumruk attığını, bunun üzerine şöför koltuğundaki şahsın silahla ayaklarına doğru ateş ettiğini, hemen arabanın arkasına doğru kaçtığını, daha sonra aracın hareket ettiğini ve kahvedekilere doğru ateş edildiğini, aracın sağ tarafından ateş açıldığını, ancak kimin ateş ettiğini görmediğini,
    İnceleme dışı katılan ...; olay günü saat 20.30 sıralarında tanık ... ile birlikte alkol aldıkları sırada siyah bir aracın olayın meydana geldiği kahvenin önüne gelerek durduğunu, bir süre sonra silah sesleri duyduğunu ve vurulduğunu anlayarak yere yığıldığını, ambulansla hastaneye kaldırıldığını, kendisini vuran şahısları görmediğini,
    İnceleme dışı katılan ...; olay günü saat 20.30 sıralarında olay yeri olan kahvenin bahçe kısmında arkadaşlarıyla okey oynarken silah sesleri duyarak yere yattığını, bağrışmalar sırasında yanında oturan inceleme dışı maktul ...'nın koşarak kahvenin iç kısmına girmeye çalışırken yere düştüğünü, çok sayıda silah sesi duyduğunu, dışarı çıktığında yeğeni olan katılanın ve arkadaşı olan inceleme dışı katılan ...'ın vurulduklarını gördüğünü, kahvehanenin cam kısmına da bir adet mermi isabet ettiğini, olayı gerçekleştiren şahısları görmediğini, katılanın bu olayı sanığın ve beraberindeki erkek şahsın gerçekleştirdiğini söylediğini,
    İnceleme dışı katılan ...; olay günü ikametinin bahçesinde uyurken silah sesi duyması üzerine uyandığını, evine yakın olan kıraathane önünde siyah renkli, camları film kaplı, markasını modelini bilmediği bir araçtan silahla ateş edildiğini gördüğünü, aynı araçtan evine de ateş açıldığını, korktuğu için dikkatli bakamadığını, şahısların yüzlerini göremediğini,
    Tanık ...; kahvehanenin önünde oturduğu sırada siyah renkli bir aracın cadde üzerinden kahvehaneye doğru geldiğini, katılanın aracın şoför tarafına giderek aracın içine eğildiğini, iki üç saniye sonra silah sesleri gelmeye başladığını, ne olduğunu anlamaya çalışırken katılanın yere düştüğünü, bu sırada şoförün yan koltuğunda oturan ikinci bir şahsın ise kendilerine doğru ateş ederek ''Yatın lan a....a k...m!'' diye bağırdığını, kendisini yere attığını, kafasını kaldırdığında aynı araçtan bir eve ateş edildiğini gördüğünü, ateş eden şahısların eşkâlini görmediğini, kaç kişi olduklarını bilmediğini,
    Tanık ...; kahvehanenin önüne siyah renkli bir aracın geldiğini, aracın şoför koltuğunda oturan şahsın katılanı yanına çağırması üzerine katılanın aracın şoför tarafına doğru eğildiğini, iki üç saniye sonra şoför koltuğunda oturan eşkâlini görmediği şahsın katılana yumruk attığını, katılanın geri çekilip karşılık vermesine fırsat vermeden göremediği şahsın elini camdan dışarı çıkarıp katılana ateş etmeye başladığını, dört el ateş ettiğini, katılanın yaralanarak yere düştüğünü, bu sırada şoförün yan koltuğunda oturan ikinci şahsın da caddenin karşı tarafında bulunan kahvehaneye doğru ateş açtığını, şoförün de kendisinin bulunduğu yere doğru silahını üç dört kez ateşlediğini, can havliyle caddenin kenarında bulunan aracın arkasına kendisini attığını, aracın sonra hızla uzaklaştığını,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık; infazı devam eden bir suçtan dolayı kendisine elektronik kelepçe takıldığını, onunla dışarı çıkmasının da mümkün olmadığını, katılanı ve inceleme dışı katılanları tanıdığını, üç dört yıl önce aynı mahallede oturdukları sırada uyuşturucu işi yaptıkları için katılanların babası tarafından şikâyet edildiklerini, bu nedenle aralarında husumet bulunduğunu ve kendisine iftira atıldığını, sol ayağında başka bir olay nedeni ile alçı olduğu için böyle bir eyleme girişemeyeceğini savunmuştur.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ceza Genel Kurulunun 11.02.2026 tarih ve 29-78; 14.01.2026 tarih ve 519-33; 26.11.2025 tarih ve 529-539; 16.04.2025 tarih ve 173-166; 08.02.2023 tarihli ve 398-66 sayılı içtihatları ve birçok kararında açıklandığı üzere;
    Müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
    1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
    2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
    Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
    Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
    TCK'nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme de; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
    1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
    a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
    b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
    Olarak sayılmıştır.
    2- Manevi yardım ise;
    a) Suç işlemeye teşvik etmek,
    b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
    c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
    d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
    Şeklinde belirtilmiştir.
    Kişinin eyleminin, bir suçun katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira yardım etmeyi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.
    İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bir bağdır (YCGK 20.02.2020 tarihli ve 145-116 sayılı). Mevcut katkı somut olayın özelliklerine göre zımni olarak veya ani ortaya çıkan bir karar biçiminde de olabilir.
    Doktrinde bir kısım yazarlarca, kararlaştırılan hareketlerin sınırı dışında kalıyorsa meydana gelen farklı suçtan, sadece bu hareketleri yapanların mesul bulundukları; yok eğer kararlaştırılan hareketlerin kapsamı içinde ise ortaya çıkan farklı sonuçtan (kararlaştırılandan daha hafif veya daha ağır olup olmadığına bakılmaksızın) bütün ortakların birlikte sorumlu olacakları ifade edilmiştir (Nevzat Toroslu, Haluk Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, 2019, s. 347). Diğer bir kısım yazarlar ise bu açıklamalara ilaveten, anlaşma dışında kalan netice ile suç ortaklarının hareketleri arasında nedensel bir bağ bulunması gerektiği, ortaklardan birinin anlaşma dışı olarak işlemiş olduğu suçun, öteki ortakların hareketlerinin nedensel bir sonucu olmasının lüzumlu olduğu, ortada böyle bir nedensel bağ yok ise anlaşma dışında kalan suçtan sadece eylemi icra eden failin sorumlu tutulacağı ve en nihayetinde meydana gelen neticenin beşeri deney kurallarına göre olağan ve öngörülebilir bir netice olması gerektiğini dile getirmektedirler (Hafızoğulları-Özen, s.343 vd).
    Müşterek faillikten bahsedebilmek için fiil üzerinde hakimiyet yanında suçu birlikte işleme iradesinin de mevcudiyeti gerekir. Müşterek faillerden birinin kararlaştırılan suçtan başka bir suçu veya kararlaştırılan suçun nitelikli veya ağır şeklini gerçekleştirmesi halinde, diğer müşterek faillerin gerçekleşeceğini (en azından) tahmin ettikleri, hesaba kattıkları, öngördükleri ve gerçekleşmesine katlandıkları bu neticelerden de sorumlu tutulacakları konusunda müstakar uygulamada tereddüt yoktur (CGK'nın 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayılı kararı).
    Birlikte suç işleme kararı olmaksızın birbirinden habersiz birden fazla kişi tarafından aynı konu üzerinde aynı suçun aynı anda işlenmesi hâlinde ise yan yana faillik söz konusu olacaktır. Ancak suçun failleri arasında böyle bir müşterek suç işleme kararı mevcut değilse, bu kişilerin müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde tutularak tayin etmek mümkün olacaktır (Özgenç, s. 519).
    İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yoksa belirsiz sayıda suçların işlenmesi için kişilerin tahrik edilmesi sonucu işlenen suçlarda iştirak söz konusu değildir... (Timur, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, s. 535). İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez(YCGK 28.12.2022 tarihli ve 296-860 sayılı).
    Diğer taraftan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrinde ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
    Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir.
    B. Somut Olaya İlişkin Hukuki Değerlendirme
    Olay günü katılanın babası ve amcası tarafından işletilen ... Kıraathanesi'nde inceleme dışı katılanlar ... ve ... ile katılan ve inceleme dışı maktul ...'in oturdukları sırada, denetimli serbestlik çerçevesinde takılan elektronik kelepçe sebebiyle evinde bulunması gereken sanığın kimliği tespit edilemeyen bir şahsın kullandığı siyah renkli araçla kahvehanenin önüne geldiği, aracın bir iki kez selektör yaptığı, çağrıldığını düşünen katılanın aracın yanına yaklaştığı ve sürücü tarafına geçtiği, aracın içerisine bakınca gördüğü sanıkla daha önceden tanıştıkları için selamlaşıp sohbet etmeye başladığı, tespit edilemeyen bir nedenle aracın sürücü koltuğunda bulunan kimliği belirsiz şahsın katılana aniden bir yumruk attığı, katılanın da bu şahsa yumrukla karşılık vermesi üzerine kimliği belirlenemeyen şahsın silah çekerek aracın içinden katılanın ayaklarına doğru birden çok kez ateş ettiği, sonrasında kimliği tespit edilemeyen fail ile sanığın birlikte olay yerinden kaçtıkları Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen olayda;
    Dosyaya yansıyan deliller ile olayın seyri itibariyle katılanın yaralamasıyla neticelenen eylemin kimliği meçhul şahıs tarafından ani bir kararla gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Katılanın sanıkla selamlaşıp konuştukları dikkate alındığında sanığın soyut husumet iddiası haricinde katılanın ne sanık ne de kimliği tespit edilemeyen şahıs ile bir husumeti bulunmaktadır. Sanığın bu eylemi önceden bildiği kanıtlanamadığı gibi işlenişine herhangi bir katkısının bulunduğu da tespit edilememiştir. Sanığın beklemediği, ani gelişen ve çok kısa bir süre içerisinde gerçekleşen bu eylemi öngörüp kimliği belirlenemeyen şahsa engel olması veya onu desteklemesi de genel hayat tecrübeleri uyarınca kendisinden beklenemeyecektir.
    Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanığın kimliği belirsiz şahsın katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna iştirak ettiği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin onama kararının kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02.11.2023 tarih ve 1410-6723 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 333-1486 sayılı, sanık hakkında katılan ...'ya yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın isnat edilen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde yapılan ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 25.03.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.