**Ceza Genel Kurulu, FETÖ/PDY iltisaklı cumhuriyet savcılarının örgütsel saikle soruşturmayı engellemek için görevde yetkiyi kötüye kullanma mahkumiyetini inceliyor.**
Özet: FETÖ/PDY üyesi olduğundan şüphelenilen bir şahsı korumak amacıyla cumhuriyet savcısı olan sanıkların, dosya tevzi kurallarını ihlal ederek soruşturmayı manuel olarak belirlenmiş bir savcıya yönlendirdiği, ihbar üzerine başlatılan soruşturmada delil toplamak yerine usulsüz bir şekilde müzekkerenin işlemsiz iadesini istediği ve şüphelinin yurt dışına kaçmasına neden olacak şekilde etkin bir kovuşturma yürütmeyerek görevde yetkiyi kötüye kullandıkları, bu eylemlerinin örgütsel saikle gerçekleştirildiği ve sanıkların 1 yıl hapis ile hak yoksunluğuna mahkum edildiği karara bağlanmıştır.
Ceza Genel Kurulu         2024/10 E.  ,  2026/175 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : Ceza Genel Kurulu
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 23-69
    HÜKÜMLER
    : Sanıkların görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkindir.
    Sanıkların görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 10.10.2023 tarihli ve 23-69 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 29.12.2023 tarihli ve 137181 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    I. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Sanık ... müdafii; isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığı, sanık ... müdafii; suçun maddi unsurlarının oluşmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, temel cezadan uzaklaşmayı gerektirecek bir husus bulunmadığı gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
    II. GEREKÇE
    Olay tarihinde Cumhuriyet savcısı olan sanıklara müsnet suçun niteliği itibarıyla, 2802 sayılı Kanun’da öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre:
    ... isimli şahsın FETÖ/PDY üyesi olduğu ve bu yapının elebaşı ile Amerika’da görüşmeler yaptığı, anılan örgüt ile yakın ilişki içerisinde olduğundan dolayı usulsüz olarak ihaleler aldığının ihbar edilmesi üzerine nöbetçi savcı tarafından, ihale dosyalarının Fatsa Devlet Hastanesinden temin edilerek ihaleye fesat karıştırılıp karıştırılmadığının tespiti için kolluğa müzekkere yazıldığı, ardından Fatsa Cumhuriyet Başsavcısının izinde olması nedeniyle Başsavcılık makamına vekâlet eden sanık ...'in, belirtilen soruşturma dosyasını UYAP sisteminden otomatik olarak tevzi etmek yerine manuel olarak sanık ...'ya tevzi ettiği, adı geçen sanığın nöbetçi savcı tarafından yazılan müzekkerenin işlemsiz olarak iade edilmesini istediği ve soruşturma dosyasında şüpheli konumunda olan ...’u korumak ve soruşturmayı etkisizleştirmek amacıyla müzekkere yazdıktan sonra yaklaşık on ay süreyle etkin bir soruşturma yapmadığı, dosya için başka bir savcının görevlendirilmesinden kısa bir süre sonra ...’un yurt dışına gidip bir daha dönmediği ve böylelikle sanıkların adı geçene menfaat sağlayarak görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
    ... hakkındaki evrakın soruşturmaya kaydedildiği tarihte geçerli olan iş bölümü uyarınca 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında kalan suçların soruşturmasına sanık ... tarafından bakıldığı ve ihbar yazısında ihaleye fesat karıştırmanın yanı sıra yer verilen terör suçları bakımından ayrıca bir Cumhuriyet savcısının görevlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ancak ihaleye fesat karıştırma 4483 sayılı Kanun kapsamında kalmayıp 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu'nun 17/1. maddesi uyarınca doğrudan soruşturmaya tabi bir suçtur. Açıklanan nedenle de gerek ihaleye fesat karıştırma gerekse terör örgütüne üye olma suçları açısından dosyanın otomatik tevziye tabi tutulması gerekir. Haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma ve kovuşturma yapıldığı ve FETÖ/PDY ile iltisakı bulunduğundan bahisle meslekten ihraç edildikleri de dikkate alındığında, örgütsel saikle hareket ettikleri anlaşılan sanıklardan ...'in, ...’u korumak amacıyla soruşturma dosyasını sanık ...’ya tevzi etmek suretiyle görevinde yetkiyi kötüye kullandığı kabul edilmelidir.
    ...’un yetkilisi olduğu şirketlerin almış olduğu ihalelere ilişkin dosyaların Fatsa Devlet Hastanesinden temin edilerek ihaleye fesat karıştırılıp karıştırılmadığının tespitine ilişkin rapor aldırılması için nöbetçi savcının yazmış olduğu müzekkerenin sanık ... tarafından işlemsiz olarak iade edilmesi istenmiş, adı geçen sanık; ihale evrakı üzerinde gerekli inceleme yapılması dışında ikinci derecede önem ihtiva eden delilleri tespit etmek ve şüpheli şahsı koruyup soruşturmayı etkisizleştirmek amacıyla ihbarcının kimliğini ve suç duyurusu yazısının ekinde olan raporu tanzim eden polis memurunun uzmanlık alanını, görevini ve raporun kimler tarafından hazırlandığını öğrenmeye yönelik araştırma yapılması için talimatlar vermiş, ihbarda ...'un paralel devlet yapılanmasının elebaşısı ile yurt dışında görüştüğüne dair iddia olmasına rağmen müzekkerede anılan şahsın yurt dışı çıkış kayıtlarını araştırmamış ve ihaleye fesat karıştırma, resmî belgede sahtecilik, rüşvet gibi suçlara konu olabilecek eylemlerin ortaya çıkarılması bakımından etkin soruşturma yükümlülüğüne aykırı olarak bu isnadı soruşturma dışı bırakma gayreti içerisine girmiştir.
    Daha sonra başka bir Cumhuriyet savcısı tarafından ihale evrakında herhangi bir suç unsuru tespit edilemediğine ilişkin bilirkişi raporu ve silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair bir delil bulunmadığına ilişkin kolluk yazısı doğrultusunda, ... hakkında ihaleye fesat karıştırma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 14.06.2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan sanık ...’nın, ...’u korumayı ve soruşturmayı etkisizleştirmeyi amaçlayarak müzekkere yazıp yaklaşık on aylık süre içerisinde müzekkerenin akıbetini sormak dışında başka işlem yapmamış, soruşturmanın kendi kontrolünde kalmasını sağlamış ve dosyanın başka bir Cumhuriyet savcısına tevzi edilmesinden üç gün sonra 24.12.2015 tarihinde ise ...'un yurt dışına çıkmış ve yurda giriş kaydına rastlanamamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...’nın örgütsel saikle hareket ederek görevinin gereklerine aykırı davranarak ...’a haksız bir menfaat sağladığı, bu suretle görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmıştır.
    Sanıklara isnat olunan görevde yetkiyi kötüye kullanma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda şahsileştirilerek uygulandığı anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
    Sanık ... yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Özel Dairenin ilgili, yeterli ve yerinde gerekçesinde gösterilen sebeplerle sanık ...’nın müsnet suçtan mahkumiyetine ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
    Ancak, yapılan ihbara ilişkin evrakın kaydedildiği tarihte geçerli olan iş bölümü uyarınca 4483 sayılı Kanun kapsamında kalan suçların soruşturulmasının sanık ... tarafından yapıldığı ve terör suçları bakımından ayrıca bir Cumhuriyet savcısının görevlendirilmediği hususları tartışmadan varestedir.
    Her ne kadar ihaleye fesat karıştırma suçu ile ilgili soruşturmanın, 3628 sayılı Kanun'un 17/1. maddesi uyarınca genel hükümlere göre yapılacağında şüphe bulunmamakta ise de, mezkur suçun niteliği itibarıyla ihale sürecinde yetkili olan kamu görevlilerinin de suça iştiraki ihtimali gözardı edilemeyeceğinden, tevziin bu yönüyle kötü niyet taşıdığının ileri sürülmesini haklı kılan yeterli sebepten bahsedilemez.
    Kaldı ki ihaleye fesat karıştırma suçunda daha önce nasıl bir tevzi işleminin yapıldığına dair dosya kapsamında bir belirleme yapılmamış olup bu durum sanık aleyhine değerlendirilmemelidir.
    Keza bu dönem içerisinde iş bölümü nedeniyle otomatik tevziye tabi tutulmayan ve diğer savcılara tevzi edilen başka soruşturma dosyalarının da olduğu görülmektedir.
    Nihayet, her türlü suç örgütünde, örgüt mensuplarının örgütün benimsenen amacı doğrultusunda faaliyet gösterip hareket ettiklerinde şüphe yok ise de, her örgüt mensubunun, her örgütsel faaliyetten haberdar olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir örgüt mensubunun kişisel davranışlarının, örgütün amacına da hizmet etmesi, bu davranışı -velev suç teşkil etse de- örgütsel faaliyet vasfına dönüştürmez. Bu cümleden olarak; örgüt mensubunun her eyleminin, örgütsel saikle icra edildiği ve/veya örgütsel faaliyet kapsamında kaldığı söylenemez. Özellikle bir suç teşkil etmeyen fiillerin örgütsel saikle icra edildiğinin karine ya da zanla değil, gerekçeli şüpheyi ortadan kaldıracak delillere dayalı vicdani kanaatle ortaya konulması gerekir.
    Bu nedenlerle sanık ...’in, ihaleye fesat karıştırma suçunun da memur suçlarına bakan Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturulması gerektiğinden bahisle dosyayı otomatik tevziye tabî tutmaksızın memur suçlarını soruşturmakla görevli sanık ...’ya tevzi etmekten ibaret eylemini, örgütsel saikle icra ettiği hususunda yeterli delil ikame olunamadığından 'in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekir." düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu üyesi de; benzer gerekçelerle,
    Karşı oy kullanmışlardır.
    III. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 10.10.2023 tarihli ve 23-69 sayılı sanıklar hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA,
    2- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede sanık ... bakımından oy birliğiyle, sanık ... bakımından oy çokluğuyla karar verildi.