Ticari satış sözleşmesinde ayıplı olduğu iddia edilen cihazın iadesi ve tazminat talepli istinaf davası kararı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, bir güzellik makinesi alıcısının, ön ödemeli bir kampanya kapsamında satın aldığı iddia edilen cihazın Kore malı ve sıfır olduğu belirtilmesine rağmen Çin malı ve ikinci el çıkması üzerine sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi talebini konu alırken; satıcı taraf ise alıcının cihazı aslında çok daha önce teslim alıp kullandığını, bedelini ödemediğini ve uydurma iddialarla iade etmeye çalıştığını savunmaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ
:14/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
:09/12/2021
DAVANIN KONUSU
:Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ
:14/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir'de güzellik merkezi işletme işiyle iştigal ettiğini, davalı şirketten dava konusu ... isimli makineyi satın aldığını, davalı şirketin ön ödemeli kampanya yaptıklarını, cihazı Aralık ayında teslim edebileceklerini, demo olarak ürünün reklamının yapılacağını, teslim tarihine kadar hem müşteri çevresinin oluşacağını hem de ürünü ucuza alabileceğinden bahisle müvekkilinin teklifte bulunduğunu, 28/03/2017 tarihinde ön ödemeli kampanya kapsamında 20/12/2017 tarihinde teslim edilmek üzere davalı şirketten 45.000,00 TL tutarında 1 adet cihazı aldığını, bankadan havale yolu ile ücretinin ödendiğini, müvekkiline kore malı olarak satılan cihazın çin malı olduğunun ortaya çıktığını, sıfır olduğunun iddia edilmesine rağmen 2.el olduğunun ortaya çıktığını, tüm ödemeleri eksiksiz ve çok önceden yapmasına rağmen faturanında açık olarak kesildiğini, bunun üzerine 26/12/2017 tarihinde İzmir 22. Noterliğinin ihtarname ile durumu resmi olarak davalı tarafa bildirdiğini, davalı tarafın bu ihtarname üzerinde mesnetsiz ve yalanlarla dolu karşı ihtanamesinin ve başlatılan icra takibinin ardından müvekkilinin davalı tarafın tamamen kötü niyetli olduğuğunu ve kadın olması ile hayatta yeni olmasını da fırsat bilerek bunu kurgulayarak açık fatura gönderdiğinin anlaşıldığını, bu nedenlerle alınan makineyi iade etmeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkı kullanıp şimdilik 5.000,00 TL'sinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 17/10/2016 tarihli sözleşme ile 53.100,00 TL bedel karşılığında müvekkili şirketten ... marka bölgesel zayıflama cihazı satın aldığını ve aynı gün 17/10/2016 tarihinde ürün kendisine teslim edildiğini, davacı davaya konu cihazı aldığı dönemde sırf KDV ödememek adına cihazın faturasının kesilmesini istemediğini, müvekkili şirketin cihazın bedelini davacıdan alınınca keseriz diye söz konusu cihaz ile ilgili olarak o dönem için fatura tanzim edilmediğini, bugüne kadar davacı cihazın bedelini ödemediği gibi ödenmesi konusunda da hiç bir çaba sarf edilmediğini ve ödeneceği konusunda da müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkilinin ürünün bedelinin tahsili için icrai ve hukuki takibe geçilebilmesi adına artık kesilmesi zaruri olan cihazın faturası satış sözleşmesi çerçevesinde 20/12/2017 tarih ... numara ve 45.000,00 TL bedelli olarak tanzim edildiğini, daha sonra ... kargo vasıtası ile müvekkiline gönderildiği ve müvekkili tarafından teslim alındığını, faturanın icra takibine koyulayacağını anlaşan davacının faturayı alınca müvekkiline bedeli ödeyeceğini beyan ederek müvekkilini sürekli oyaladığını, davacının kendince bir senaryo hazırlayarak anki 17/10/2016 tarihinde sıfır olarak kendisine teslim edilen ve bu zamana kadar kullandığı ürünü sanki 20/12/2017 tarihinde 2.el ürün olarak teslim edildiğini ve bedelini de ödemediği halde sanki ödemiş gibi göstermek suretiyle aldığı ürünü iade etmeye ve ürünün bedel iade talebini de içeren kötü niyetli bir ihtar keşide ederek müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin de Antalya 15. İcra Müdürlüğünün 02/01/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile davacı cevabi ve karşı ihtar gönderdiiğini ve davacı bu ihtarı 12/01/2018 de tebliğ aldığını, ürünü alan ve bedelini ödemeyen davacı aleyhine Antalya 11.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 19/01/2018 tarihinde icra takibine geçildiğini, davacının müvekkiline borcu ödeyeceğini, sırf zaman kazanmak için takibe itiraz ettiğini, hatta yetkiye dahi itiraz etmediğini beyan ederek müvekkilinin oyaladığını, davacının cihazı müvekkilinden 2017 yılı Aralık ayında değil 2016 yılı Eylül ayında aldığını aldığı cihazı 20 aydır kullandığını ve üzerinden de çok büyük kazançlar elde ettiğini, 2016 yılında davacının sayısız sosyal medya paylaşımlarının mevcut olduğunu, davacının 2016 yılı içerisinde açmış olduğu işyerine isim bulamamış olması nedeniyle davaya konu ürünün ismini vermek için müvekkiline başvurduğunu, davacıdan ürünü almadan önce kendi işyerinde başka bir firmanın ... isimli bir ürünün olduğunu ve işyerine bu ismi verince kendisine isim hakkından dolayı dava açıldığını, cihazın ikinci el olduğu konusunun da gerçekleri yansıtmadığını, davacının ürünü aldıktan sonra ürününü mütemmim cüz'ü olan ... özelliklerindeki 2 adet başlıklarını da satın aldığını, buna ilişkin kayıtların da 17/10/2016 tarihli sözleşmede ve 31/10/2016 tarih ve ... numaralı faturada yer aldığını, davacının ürün bedelini ödediği varsayılsa dahi ürün bedeli talep etme yani cayma hakkı süresinin de geçtiğini, davaya konu ürününün 17/10/2016 tarihli teslim formu-teknik servis formunda ürünün hatasız ve sıfır olarak davacıya teslim edildiğine dair imzasının mevcut olduğunu, davacının 20/12/2017 tarih ve ... nolu 45.000,00 TL bedelli, 31/10/2016 tarih ve ... nolu 23.600,00 TL bedelli, 16/02/2017 tarih ve ... nolu 1.341,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 69.941,00 TL borcundan ödediğini, 03/04/2017 tarihli tahsilat makbuzuna istinaden 6.000,00 TL, 18/04/2017 tarihli tahsilat makbuzuna istinaden 2.750,00 TL, 24/04/2017 tarihli tahsilat makbuzuna istinaden 3.500,00 TL ile birlikte toplamda ödediği 12.252,00 TL düşülünce 57.689,00 TL borcunun bulunduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava ticari satımda ayıplı malın bedelinin iadesi talebine ilişkindir. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin kesinleşen ... esas ... karar sayılı dosyasında dava konusu malın 26/10/2017 tarihinde teslim edildiği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen ayıp süresi ve TTK da belirlenen ayıp ihbar süreleri nazara alındığında eldeki davada ayıp ihbarı için gereken süre geçtikten sonra sözleşmeden dönülmesi ve bedelin iadesinin istendiği anlaşılmıştır. Bir an için bu sürelerin geçmediği kabul edilse dahi malın Kore malı olarak kararlaştırıldığı hususunun sözleşmede bulunmadığı, böyle bir taahhüt olduğunun davacının ispat etmesi gerektiği, yine davacının 2. el makineye ilişkin iddiasının ispata muhtaç olduğu, poliklinik ortam olmaksızın güzellik salonunda kullanılamayacağı hususunun ispata muhtaç olduğu, bunlara ilişkin soyut iddia dışında sunulan somut delil, bilgi, belge bulunmadığı, bu hususların tanıkla ispatlanamayacağı vicdani kanaatine varılmakla, kullanımla ortaya çıkacak mahiyetteki hususların ayıp olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek sözleşmede 3 gün olarak belirlenen muayene ve ihbar koşulu gerçekleşmediğinden, kesinleşen dosyada yapılan belirlemeler de nazara alınarak..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline cihazın demosunun teslim edildiğini, yerel mahkemenin gerekçesinde belirttiğinin aksine malı teslim aldıklarının kabul ettiklerine dair bir beyanlarının dosyada olmadığını, müvekkilinin süresi içinde gizli ayıp ihbarını yerine getirdiğini, davalının beyanlarının gerçek dışı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Dava, ayıplı mal bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin gerekçesinde de geçen taraflar arasında görülen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasına bakıldığında, taraflarının iş bu yargılamadaki taraflar ile (davacı ve davalı sıfatları farklı olmak üzere) aynı olduğu, dava konusunun itirazın iptali olduğu, dosyada davacı ...'nin iddiasının meydana gelen ticari ilişki sebebi ile müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği mallara karşılık müvekkilinin ... seri nolu 45.000,00 TL bedelli ... seri nolu 23.600,00 TL bedelli ve ... seri nolu 1.341,00 TL bedelli toplam 69.941,00 TL bedelli fatura düzenlediğini, davalının bu fatura bedelinin 6.000,00.-TL sini 03/04/2017, 2.750.-TL sini 18/04/2017, 3.500.-TL'sini 24/04/2017 tarihinde ödediği, bakiye borcunun 57.689,00 TL olduğu, davalının bunlardan ... seri nolu 45.000,00 TL bedelli fatura konusu "..." marka malı geri verip bedelinin iade edilmesi için dava açtığı (istinaf incelemesine konu iş bu dosya), bu malın faturası her ne kadar 20/12/2017 tarihinde kesilmiş ise de gerçekte bu malın davalıya 53.100,00 TL karşılığında 1. el olarak 17/10/2016 tarihinde satılıp teslim edildiği, davalının bu malın fatura tarihinde teslim edildiğine ilişkin iddiasının doğru olmadığı, malın 17/10/2016 tarihinde teslim edildiği hususunun, hem aralarındaki sözleşme hem de aynı tarihli teknik servis formu gereği ispatlandığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasının yargılaması sonucunda, mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Antalya 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bu yönden, ilk derece mahkemesi gerekçesinde geçen, "Davacı malı teslim ettiğini sunduğu servis fişi ile ispatlamış; davalı ise servis fişine konu teslim edilen malın demo olduğu iddiasını ispatlayamamıştır." şeklindeki kabul de kesinleşmiştir. "Davacı malı teslim ettiğini sunduğu servis fişi ile ispatlamış" şeklindeki kabule gerekçe olan servis fişi de yine gerekçede geçen 17/10/2016 tarihli servis fişi olduğu hususu kesinleşmiştir. Bu kabuller doğrultusunda, istinaf incelemesine konu kararda dava konusu malın 26/10/2017 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığına yönelik kabul yerinde değildir ancak istinaf edenin sıfatına göre bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır.
Somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Somut olayda, dava dilekçesinde, davacı vekili, iddia ettiği teslim tarihinde ürünü doktor arkadaşlarına ve işin uzmanlarına gösterdiğini, ürünün güzellik merkezlerinde kullanılamaz olduğunun bildirildiğini beyan etmiştir. Bu yönüyle, ayıbın en azından malın teslimi sırasında açıkça belli olmayan ancak adi bir muayene ile ortaya çıkacak bir ayıp olduğu anlaşılmaktadır.
Malın teslimi sırasında ilk bakışta kolaylıkla görülebilecek nitelikteki ayıplar, açık ayıptır. Açık ayıpta ihbar süresi iki gündür. Malın teslimi sırasında açıkça belli olmayan ancak adi bir muayene ile ortaya çıkacak ayıpta, ihbar süresi sekiz gündür.Alıcının malı muayene ederek 8 gün içinde satıcıya ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. Alıcının muayene süresini kaçırdıktan sonra yapacağı ayıp ihbarı hukuken sonuç doğurmayacağı gibi, alıcı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanamaz (Yargıtay 19.H.D.nin 2015/17709 E, 2016/8206 K, 19.H.D.nin 2016/5159 E, 2017/915 K, 19.H.D.nin 2012/9334 E,2012/18827 K, 19.H.D.nin 2015/12062 E,2016/5585 K, 19.H.D.nin 2012/13847 E.2013/982 K sayılı ilamları). Bu arada şu hususu da belirtmek gerekir ki, satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette gerek TTK.25. ve gerekse BK’nun 198.maddelerinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. Bu nedenle o malın alıcısı olan kişinin, “satıcının ayıba karşı tekeffülü” hükümlerinden yararlanabilmesi için mutlaka TTK.’nun 25. ve BK.’nun 198.maddeleri hükümlerinde, açık ve gizli ayıplar için öngörülen yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmuş olması şarttır(Bkz.İsmail Doğanay,Ticari Alım-Satım akdi ve nevileri Ankara 1993, Sh.152-153; Yargıtay 19. HD, 2013/4400 E., 2013/9271 K ve aynı dairenin 16.01.2013 tarih, 2012/10866 E., 2013/650 K.; 29.02.2012 tarih, 2011/7408 E., 2012/3133 K. ; 15.02.2012 tarih, 2011/8034 E., 2012/2199 K. sayılı kararları).
Somut olayda, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, TTK da belirlenen ayıp ihbar süreleri nazara alındığında eldeki davada ayıp ihbarı için gereken süre geçtikten sonra sözleşmeden dönülmesi ve bedelin iadesinin istendiği anlaşılmaktadır. Aksi yöndeki davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.
Davacı taraf, ayrıca, mahkemenin tanık dinlemediğini ileri sürmüştür. Dava değeri, tarafların sıfatı düşünüldüğünde, ayıbın ve ayıp ihbarının ispatı için mahkemenin tanık dinlememesi yerindedir(Yargıtay 19. HD'nin 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327 K.; Yargıtay 19. HD'nin 2014/248 Esas, 2014/2628 K).
Davacının bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Tüm açıklamalar ışığında; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...