Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kasten öldürme suçunda sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarını belirlemek üzere daireler arasındaki direnişi inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, sanığın maktulün eşiyle olan ilişkisi üzerine maktulün sanığa bıçakla saldırması sonucu işlenen kasten öldürme suçunda, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı konusundaki yargısal uyuşmazlığı ele almaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi, maktulün bıçaklı saldırısının sanığın kendi eylemine karşı aşırı ve orantısız olduğunu belirterek haksız tahrik uygulaması gerektiği yönünde direnme kararı verirken, Yargıtay Özel Daire ise sanığın kendi eyleminin olayın etki-tepki dengesini sanık lehine bozmadığı gerekçesiyle tahrik hükmünün uygulanamayacağını savunmaktadır.
Ceza Genel Kurulu         2025/11 E.  ,  2026/141 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 1-370
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 62, 53, 63... /6. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2018 tarihli ve 274-438 sayılı, resen istinafa tabi hükme yönelik sanık müdafiince de istinaf talebinde bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, 28.03.2019 tarih ve 495-826 sayı ile; Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün kaldırılarak sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 29, 62, 53, 63... /6. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir.
    Bu hükmün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.07.2020 tarih ve 956-1629 sayı ile; ''...Olayın oluş şeklinde göre meydana gelen etki tepkinin sanık lehine bozulmadığı nazara alındığında, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması yerinde görülmediği,'' gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 22.10.2020 tarih ve 2286-1464 sayı ile bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 26.04.2022 tarih ve 328-298 sayı ile; ''... Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanığa ve müdafisine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliğinden, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına'' karar verilmiştir.
    Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 09.11.2022 tarih ve 2541-1944 sayı ile; sanığın önceki hüküm gibi haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 29, 62, 53, 63... /6. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir.
    Hükmün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.12.2023 tarih ve 4273-7630 sayı ile; ''... Sanığın maktulün resmi nikahlı eşi ile karı koca hayatı yaşaması şeklinde oluşan haksız eylemi sonucunda maktulün sanığa karşı fiziksel saldırıda bulunmasının, olayın oluş şekline göre meydana gelen etki tepkide sanık lehine bozulma oluşturmadığı nazara alındığında, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 13.03.2024 tarih ve 1-370 sayı ile; ''... Somut olayda sanığın, maktulün resmi nikâhlı eşi ... ile gönül ilişkisinde bulunması ve evi terk eden ... ile birlikte yaşamaya başlaması maktul lehine haksız tahrik niteliğinde ise de maktulün bu haksız eylemin meydana getirdiği tahrik altında olay günü bıçakla sanığın yanına giderek sanığa saldırması, araya girenlerin müdahalesine rağmen saldırısına ısrarla devam etmesi karşısında, sanığın karşılaştığı tepki kendi gerçekleştirdiği haksız eylemle karşılaştırıldığında aşırı ve oransız olduğundan, maktulün saldırısının sanık lehine başlı başına haksız fiil niteliğinde kabul edilmesi gerektiği, sanığın eylemi maruz kaldığı bu haksız eylemin meydana getirdiği hiddetin tesiri altında işlediği anlaşıldığından sanık lehine TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.'' gerekçesiyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 29, 62, 53, 63... /6. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün sanık müdafii ve katılan vekilince temyiz edilemesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2024 tarihli ve 55799 sayılı düzeltilerek onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.11.2024 tarih ve 4883-7781 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Otopsi raporundan; 167 cm boyunda, 70 kg ağırlığındaki erkek cesedinde, batında ve göğüste birer adet kesici delici alet yarası bulunduğu, kanda alkol tespit edilemediği, maktulün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu öldüğü,
    Sanık hakkında düzenlenen adli rapordan; göğüste solda ve sağ omuz arkasında 0,5 cm uzunluğunda iki adet kesi ile sağ omuz önde 6 cm uzunluğunda bir çizik bulunduğu, yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,
    Kayseri Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 24.07.2018 tarihli uzmanlık raporundan; sanıktan ele geçirilen ve olay yerinde maktulün yanında bulunan bıçaklarda vücut izi tespit edilemediği, 26.07.2018 tarihli rapordan; sanığa ait 8,4 cm uzunluğunda, tek ağızlı sivri uçlu sırtı küt namlusu el yardımı ile açılıp sabit durumda kalabilen bıçak ile maktule ait 8,7 cm uzunluğunda tek ağızlı, sivri uçlu, sırtı küt bıçağın 6136 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olmadıkları,
    Çiftlik Devlet Hastanesi güvenlik kameralarınca tespit edilen olaya ilişkin görüntülerle ilgili olarak bilirkişi raporu düzenlendiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... Cumhuriyet Başsavcılığında; babası olan maktulün tesisat işiyle uğraştığını ve şehir dışında çalıştığını, kendisinin ise 23 yaşında ve evli olduğunu, annesi ...’nün bir buçuk ay önce kendi rızasıyla evden ayrılıp sanıkla birlikte yaşamaya başladığını, annesinin sanıkla ilişkisini iki ay önce öğrendiklerini, sanığın telefonda kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, ne kendisinin ne de babasının sanıkla yüz yüze görüştüğünü, telefon görüşmesinden sonra annesi ...’nün dedesinin evine gittiğini, buradan da sanık ve yanındaki üç silahlı kişi tarafından götürüldüğünü bildiğini, babası maktulün olay günü yakacak yardımına başvurmak için kasabaya geldiğini, hastanenin karşısında çay içtiği sırada annesi ...’yü görünce hastaneye uğradığını ve olayın gerçekleştiğini, bu anlattıklarını etraftan işittiğini, babasının yanında küçük bir çakı taşıdığını bildiğini, babasının annesine şiddet uyguladığına tanıklık etmediğini, bahsettiği evi terk etme olayı sırasında dahi babasının annesine şiddet uygulamadığını,
    Tanık ... kollukta; maktul ile resmi nikâh kıyarak evlendiklerini, sanıkla yaklaşık üç yıldır gönül ilişkilerinin olduğunu, maktulün bu ilişkiyi bir buçuk ay önce öğrenmesi üzerine maktul eşinin yanından ayrılarak sanığın yanına yerleştiğini ve imam nikâhı kıyarak birlikte yaşamaya başladıklarını, olay günü sanığın hastanede yatarak tedavi gören annesini ziyaret etmek için sanık ve sanığın babası tanık ... ile birlikte ilçe merkezine geldiklerini, sanığın denetimli serbestlik kapsamında imza atmak için jandarmaya gittiğini, tanık ... ile birlikte hastanenin yatan hasta servisine çıktıklarını, burada oturdukları sırada maktulün yanlarına geldiğini ve kendisiyle konuşmak istediğini söyleyip ensesinden tutarak kendisini dışarı çıkardığını, hastanenin giriş kısmına inip maktulle konuşmaya başladıklarını, maktulün kendisinden eve dönmesini istediğini, eve dönmeyeceğini, kendi yoluna gitmesini, sanığın gelmesi durumunda olay çıkabileceğini söylediğini, sanığı hastanenin bahçesinde görünce içeri girmemesi için bağırdığını, maktulün arka cebinden bıçak çıkararak sanığa doğru koştuğunu, maktulü tutmaya çalıştığını ancak başaramadığını, sanıkla maktulün bahçede birbirlerine girdiklerini, sanığın elinde bıçak görmediğini, tanık ...’un kavgayı ayırmaya çalıştığını bu esnada maktulün yere düştüğünü,
    Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün, sanıkla olan gönül ilişkilerini öğrenince kendisini dövdüğünü, boşanmak istediğini söylediği maktulün bunu kabul etmediğini, maktulün yanından ayrılarak sanığın yanına yerleştiğini, maktulün sanıkla telefonda görüştüğünü ve sanığa küfrettiğini, olay günü maktulün kendisini, ziyaret için gittikleri hastanenin yatan hasta servisinden zorla çıkarıp aşağı indirdiğini, bir sandalyeye oturtup kendisiyle konuşmaya başladığını, elini arka cebine atıp bir şey tuttuğunu gördüğünü, ucu göründüğü için bunun bıçak olduğunu anladığını, maktulün ''...’ı burada bekleyeceğiz, gelince öldüreceğim.'' dediğini, maktulden gitmesini ve olay çıkarmamasını istediğini, sanık ...’ın geldiğini görünce ''... gelme!'' diye bağırdığını, maktulün bu esnada arka cebinden bıçağı çıkararak sanığa doğru koştuğunu, maktulün sanığa saldırmasıyla arbede yaşandığını, tanık ...’un kavgayı ayırmaya çalıştığını, maktulün yere düştüğünü, sanığın elinde bıçak görmediğini,
    Mahkemede; hastanede hastanın yanına gittikten 2-3 dakika sonra maktulün yanlarına geldiğini, ensesinden tutarak kendisini aşağı indirdiğini, hastanenin girişinde, ''Seni götüreceğim, benimle gelmek istemiyorsan seni babanın yanına bırakacağım. Sen benim namusumu kirlettin, gururumu incittin.'' dediğini, bu esnada maktulün elinde bıçak görmediğini, sanığa saldırdığı sırada maktulün tehdit veya hakaret içeren bir söz sarf etmediğini,
    Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; sanıkla birlikte hastaneye geldiklerini, maktulün küfrederek elinde bıçakla hastaneden çıktığını, bıçakla birkaç kez sanığa hamle yaptığını, sanığın babası ... ile birlikte kavgayı ayırmaya çalıştıklarını, sanığın elinde bıçak görmediğini,
    Tanık ... kollukta; sanığın babası olduğunu, oğlunun yaklaşık iki ay önce ...’yü eve getirdiğini ve ''Ben bu kadını aldım, bundan sonra benim eşim olur.'' dediğini, kendisinin de bu durumu kabullendiğini, hastanede yatarak tedavi gören eşini ziyaret etmek için olay sabahı oğlu sanık ... ve gelini ... ile birlikte ilçe merkezindeki hastaneye geldiklerini, oğlunun bir işi için jandarmaya gittiğini, ... ile birlikte hastanın yanına gidip oturduklarını, önceden tanımadığı maktulün yanlarına geldiğini ve kendilerine hiçbir şey söylemeksizin ...’yü kolundan tutup dışarı çıkardığını, eşinin söylemesi üzerine maktul ile ...’yü izlediğini, oturup konuştuklarını görünce bahçeye çıktığını, oğlu sanık ile arkadaşı ...’un hastaneye gediklerini görünce tatsızlık çıkmasın diye sanığın önüne geçtiğini, maktulün bu esnada bıçakla sanığa saldırdığını, arbede çıktığını, maktulü yaralanmış hâlde yerde gördüğünü, sanığın ise araçla olay yerinden uzaklaştığını,
    Mahkemede; maktul ...’yü yanlarından alıp götürürken elinde bıçak gördüğünü, olay çıkmasın diye peşlerinden gittiğini, oğlu sanığın hastaneye geldiğini gören maktulün bıçakla oğluna saldırdığını, oğlunun da bıçakla maktule hamle yaptığını,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık Cumhuriyet Başsavcılığında; 23 yaşında ve bekâr olduğunu, maktulün eşi ... ile üç yıldır gönül ilişkilerinin bulunduğunu, maktulün bu ilişkiyi öğrenince ...’yü defalarca dövdüğünü ancak ...’nün şikâyetçi olmadığını, bir buçuk ay önce ...’nün maktulü bırakarak yanına taşınmak istediğini söylediğini, nikâhlanmadan böyle bir şey yapmanın doğru olmayacağını ...’ye ifade ettiğini, ancak kocasından dayak yiyen ...’yü dışarıda bırakmamak için yanına taşınmasını kabul ettiğini, maktulü telefonla arayarak ...’nün kendisini sevmediğini, bırakması durumunda kendi yanına geleceğini söylediğini, maktulün ise telefonda kendisine hakaret edip tehdit içeren sözler sarf ettiğini, olay günü Çiftlik Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gören annesi ...’yı ziyaret etmek için babası tanık ... ve ... ile hastaneye gittiklerini, babasını ve ...’yü araçtan indirdikten sonra, denetimli serbestlik kapsamında imza atmak için ilçe jandarma komutanlığına gittiğini, dönüşte rastladığı tanık ...’u da araca alarak yeniden hastaneye geldiğini, babasını bahçede gördüğünü, babasının ''...’nün yeğeni gelmiş, içeride konuşuyorlar.'' demesi üzerine maktulün geldiğini anladığını, polikliniğe doğru yürüdüğü esnada ...’nün kendisine ''Kaç!'' diye bağırdığını, maktulün hastaneden elinde bıçakla çıktığını görünce, cebinde taşıdığı bıçağı çıkarıp eline aldığını, maktulün bıçakla kendisine saldırdığını, karşı hamle yapmaksızın birkaç adım geri çekildiğini, sanığın saldırısı sonucu sol kolundan ve göğsünden yaralandığını, bıçağını maktule salladığını, maktulün yere düştüğünü görünce kendisine bir daha bıçak sallamadığını, kavga sırasında tanık ...’un ayırmak için aralarına girdiğini, maktulün ...’a da bıçak savurduğunu, olaydan sonra aracına binerek olay yerinden uzaklaştığını, maktulü öldürme kastının bulunmadığını, kendisini savunduğunu,
    Sorguda ve mahkemede benzer şekilde; maktulün hastaneden bıçakla çıkıp kendisine saldırması üzerine yanında taşıdığı bıçağı çıkardığını ancak bıçağı açmaya fırsat bulamadan maktulün kendisine hücum ettiğini, bir iki adım geri çekildikten sonra bıçağını açtığını, kendisini korumak için hedef gözetmeksizin bıçağı maktule salladığını, kavga sırasında maktulün kendisine yönelik bir şey söylemediğini,
    Bölge adliye mahkemesinde; olay yerine korku ile gittiğini, birlikte yaşadığı kadının öldürüleceği düşüncesi ile cebindeki bıçağı çıkararak olay yerine vardığını, kendisini müdafaa ettiğini,
    Savunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararlarına (CGK'nın 09.10.2024 tarihli ve 190-290, 23.10.2014 tarihli ve 614-3 22... .10.2024 tarihli ve 368-310 vb.) göre haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
    Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hâl almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun biri diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı; ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Maktulün, tanık ... ile evli olduğu, bu birliktelikten 23 yaşında evli ve çocuklu bir oğullarının bulunduğu, tesisatçılık yapan maktulün zaman zaman il dışına çalışmaya gittiği, maktulün eşi tanık ...’nün, olay tarihinden üç yıl kadar önce 23 yaşındaki bekâr sanıkla gönül ilişkisi yaşamaya başladığı, olay tarihinden bir buçuk ay önce de maktul ile birlikte yaşadığı ikametinden ayrılarak sanıkla birlikte yaşamaya başladığı, sanığın anne ve babasının ...’yü gelinleri olarak eve kabul ettikleri, olay günü ..., sanık ve sanığın babası ...’nin, ilçe merkezindeki hastanede yatarak tedavi gören sanığın annesini ziyarete gittikleri, burada karşılaşan sanıkla maktulün bıçakla birbirlerine saldırdıkları, sanığın göğsünden ve her iki omzundan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralandığı, kavga sırasında sanığın maktulün karın ve göğüs bölgelerine iki kez vurarak maktulü öldürdüğü ve kendisini müdafaa etmek için maktule karşılık verdiğini savunduğu anlaşılan olayda;
    Sanığın evli olduğunu bildiği maktulün resmi nikâhlı eşi ... ile yaklaşık üç yıldır duygusal ilişki yaşaması, olay tarihinden bir buçuk ay önce de hâlen maktul ile evli olan ...'yü kendi ikametine getirerek ailesine karısı olarak takdim etmesi, köy ve çevresinde bu durumun duyulmuş olması, olay günü hastanede karşılaştığı eşi ... ile konuşan maktulün ...’den eve veya babasının evine dönmesini, sanıkla olan gayrimeşru ilişkisini sonlandırmasını istemesi, gururunun çok incindiğini belirtmesi, hastane bahçesinde elinde bıçakla gelmekte olan sanığı görmesi üzerine sanığa bıçakla hücum etmesi, maktulün bu saldırısı sonucu sanığın göğüs ve omuz bölgelerinde oluşan çizik ve kesilerin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte oluşu hususları birlikte değerlendirildiğinde; karşılıklı haksızlık içeren olayda, haksızlık oluşturan eylemlerin nitelikleri ve meydana getirdikleri elem ve hiddet seviyeleri ayrı ayrı gözetildiğinde, etki tepki dengesinin sanık lehine bozulmadığı, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünün sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurul Üyesi; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 13.03.2024 tarihli ve 1-370 sayılı direnme kararına konu hükmün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.