Çocuğun cinsel istismarı suçunda, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin sanığın mahkumiyetine dair Yargıtay bozma kararına direnmesiyle Ceza Genel Kuruluna taşınan hukuki uyuşmazlık.
Özet: Çocuk cinsel istismarı suçundan verilen ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararının, istinaf mahkemesince maddi gerçeğin yeterince araştırılmadığı ve eylemin hukuki vasfı yönünden bozulmasının ardından, yeniden kurulan hükmün temyiz incelemesinde yüksek mahkemenin ilgili dairesince delillerdeki çelişkiler ve sanık savunmasındaki tutarlılık nedeniyle tekrar bozulmasına rağmen, ilk derece mahkemesinin bu bozmaya direnerek mahkûmiyette ısrar etmesi sonucu oluşan hukuki uyuşmazlığın Ceza Genel Kurulu tarafından değerlendirilmesi süreci anlatılmaktadır.
Ceza Genel Kurulu         2024/80 E.  ,  2026/133 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza
    SAYISI
    : 97-200
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın katılan mağdureler ... ve ...'a yönelik sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-2 ve 3. cümleler, 103/3-c, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2019 tarihli ve 191-561 sayılı hükümlerin, katılan mağdureler vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 03.06.2020 tarih ve 444-562 sayı ile; "...1- Ceza Hukukunun amacı insan haklarını ihlal etmeden ve hukukun öngördüğü yöntemlerle maddi gerçeğin araştırılarak bulunması olup bu kapsamda CMK’nın 217. maddesine göre hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği nazara alındığında inceleme tarihi itibariyle ifade verebilecek yaşta olan olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurelerin maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından 5271 sayılı CMK'nın 210/1, 2 17... /2. maddeleri gereğince duruşmada dinlenip, mahkemece gözlem yapılıp gerekirse sosyal çalışmacıdan inceleme raporu alınması bu sağlanamaz ise hazırlık aşamasında mağdurların kayda alınan ifadeleri duruşmada bizzat izlenip, yazılı hâle getirilecek çözümleme tutanağının CMK m. 217 kapsamında duruşmada okunması sonrası, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, anılan işlemlerin yapılmaması,
    Kabule göre de
    2- Mahkeme kabulündeki, sanığın mağdurelere cinsel organını öptürmesi eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aşan cinsel istismar suçunu oluşturacağının düşünülmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince 30.10.2020 tarih ve 179-357 sayı ile sanığın katılan mağdureler ... ve ...'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1 ve 3. cümleler, 103/3-c, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 15... ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin resen de istinafa tabi hükümlerin, katılan mağdureler vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 30.12.2020 tarih ve 1632-2033 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bu kararların da katılan mağdureler vekili, katılan vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.12.2022 tarih ve 11746-12097 sayı ile; "...Dosya kapsamına göre sanığın mağdurelere yönelik eylemlerinin 2017 yılının Eylül ayından beri devam ettiğinin belirtilmesine karşın katılan anne ... tarafından 2018 yılı Aralık ayında mağdurelerin okulunda velilere yönelik seminer verilmesinden sonra mağdure ...'a yönelik istismar iddiasında bulunulması, katılan anne hakkında evliliğinde sorunlar bulunduğuna ve ailesinin boşanma isteğine karşı olduğuna dair 24.07.2017 tarihli hastane rapor içeriği, mağdure ...'in soruşturma aşamasında sanığın kendisine yönelik fiziksel teması olmadığına yönelik anlatımı ile kovuşturma aşamasında olayı hatırlamadığını beyan etmesinden sonra kendisine sorulan sorular üzerine ayrıntı içermeyen kısa cevaplardan oluşan anlatımı ve mağdure ...'in verdiği bilgilerin güvenilir olmadığına dair adli görüşme raporu, mağdure ...'un ise aşamalardaki annenin anlatımları ile desteklenmeyen çelişkili beyanları karşısında; sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmaları ile tüm dosya kapsamına nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi ise 23.05.2023 tarih ve 97-200 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan mağdureler vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2023 tarihli ve 83230 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 05.12.2023 tarih ve 10988-8030 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdurelere yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2020 tarihli kararındaki gerekçeyle bozma kararı verip veremeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
    III. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.10.2025 tarihli ve 109-434 sayılı, 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayılı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
    Hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilen Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
    1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
    2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
    Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.
    Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.
    Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."
    Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir.
    Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.
    Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
    Diğer yandan, CMK'nın "Duruşmada hazır bulunacaklar" başlıklı 188. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; "(1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır..." şeklindeki düzenleme ile duruşmada hazır bulunması zorunlu olan kişiler tahdidi olarak sayılmıştır.
    İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdurun, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden hâller saklı kalmak kaydıyla, söz konusu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma da tanık olarak bir kez dinlenebileceği hususu CMK'nın 236/2. maddesinde düzenlenmiş ise de bunların, aynı Kanun'un 188/1. maddesinde duruşmada hazır bulunması zorunlu kişiler arasında yer almadığı görülmektedir. Bu nedenledir ki, İlk Derece Mahkemesince mağdurların soruşturma aşamasındaki ifadeleriyle yetinilerek kovuşturma aşamasında dinlenilmemesinin tek başına, CMK'nın 289. maddesi kapsamında mutlak hukuka aykırılık hallerinden kabul edilemeyeceği de açıktır.
    B. Hukuki Değerlendirme
    Zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 103/1-2 ve 3. cümleler, 103/3-c, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2019 tarihli ve 191-561 sayılı hükümlerin, katılan mağdureler vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 03.06.2020 tarih ve 444-562 sayı ile özetle; olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurelerin maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210/1, 2 17... /2. maddeleri gereğince duruşmada dinlenip, mahkemece gözlem yapılıp gerekirse sosyal çalışmacıdan inceleme raporu alınması, bu sağlanamaz ise hazırlık aşamasında mağdurların kayda alınan ifadeleri duruşmada bizzat izlenip, yazılı hâle getirilecek çözümleme tutanağının CMK'nın 217. maddesi kapsamında duruşmada okunması sonrası, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, anılan işlemlerin yapılmaması ve kabule göre de sanığın mağdurelere cinsel organını öptürmesi eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aşan cinsel istismar suçunu oluşturacağının düşünülmemesinden bahisle bozulması üzerine bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince 30.10.2020 tarih ve 179-357 sayı ile; TCK'nın 103/1-1 ve 3. cümleler, 103/3-c, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine dair verilen resen istinafa tabi hükümlere yönelik katılan mağdureler vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulmasını müteakip İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 30.12.2020 tarih ve 1632-2033 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddedildiği, katılan mağdureler vekili, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından temyiz edilen bu kararların Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.12.2022 tarih ve 11746-12097 sayı ile bozulduğu, Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi ise 23.05.2023 tarih ve 97-200 sayı ile bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükümlerin de temyiz edilmesiyle Özel Dairece 05.12.2023 tarih ve 10988-8030 sayı ile yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada;
    Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılması, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.06.2020 tarih ve 444-562 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasında gösterdiği "olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurelerin maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından 5271 sayılı CMK'nın 210/1, 2 17... /2. maddeleri gereğince duruşmada dinlenip, mahkemece gözlem yapılıp gerekirse sosyal çalışmacıdan inceleme raporu alınması bu sağlanamaz ise ise hazırlık aşamasında mağdurların kayda alınan ifadeleri duruşmada bizzat izlenip, yazılı hale getirilecek çözümleme tutanağının CMK'nın 217. maddesi kapsamında duruşmada okunması sonrası, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, anılan işlemlerin yapılmaması ve kabule göre de sanığın mağdurelere cinsel organını öptürmesi eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aşan cinsel istismar suçunu oluşturacağının düşünülmemesi," gerekçelerinin CMK'nın 280. maddesinde tahdidi olarak düzenlenen sebeplerden olmaması karşısında İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar veremeyeceği kabul edilmelidir.
    Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince verilen 03.06.2020 tarih ve 444-562 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2020 tarih ve 179-357 sayılı hükümlerinin ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 30.12.2020 tarih ve 1632-2033 sayılı kararlarının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 27.12.2022 tarih ve 11746-12097 sayılı bozma, 05.12.2023 tarih ve 10988-8030 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
    İsabetsiz bulunan Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi ise 23.05.2023 tarih ve 97-200 direnme kararına konu hükümlerinin bozulmasına,
    Dava dosyasının, Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2019 tarihli ve 191-561 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
    IV. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince verilen 03.06.2020 tarihli ve 444-562 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2020 tarihli ve 179-357 sayılı hükümlerinin ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 30.12.2020 tarihli ve 1632-2033 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 27.12.2022 tarihli ve 11746-12097 sayılı bozma, 05.12.2023 tarihli ve 10988-8030 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
    2- İsabetsiz bulunan Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 97-200 sayılı direnme hükümlerinin, "Mahkemece verilen 20.12.2019 tarihli ve 191-561 sayılı hükümlerle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    3- Dava dosyasının, Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2019 tarihli ve 191-561 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmesine,
    4- Dava dosyasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.