Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, "..." ibareli marka başvurusu ile "activex" markası arasındaki iltibas iddiasıyla YIDK kararının iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin "ACT..." ibareli marka başvurusuna yapılan itiraz sonucunda YIDK tarafından verilen kararın iptali talebiyle açılan davayı konu almaktadır. Davacı, kendi markasının özgün olduğunu, davalıların "Activex" ve "Actxxxx" gibi markalarıyla görsel, işitsel veya anlamsal bir benzerlik ya da karıştırılma ihtimali bulunmadığını, "ACT" ön ekinin yaygın kullanılması nedeniyle davalıların haksız bir tekel oluşturma çabasında olduğunu savunmaktadır. Davalılar ise markalar arasında telaffuz ve genel izlenim açısından ciddi benzerlikler bulunduğunu, ilgili mal ve hizmetlerin kendi tescilli markalarının kapsamında olduğunu ve iltibas tehlikesi nedeniyle YIDK kararının hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/237 Esas - 2026/106

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No
: 2025/237
Karar No
: 2026/106
....
Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi
: 02/06/2025
Karar Tarihi
: 11/03/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih
: 11/03/2026
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin ....sayılı “...” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilgili tüketicilerin markaların kapsadığı sınıflar ve genel okunuş şeklindeki farkları algılayabilecek düzeyde olduğunu, taraf markalarının kullanılacağı ürünlerin aynı raflarda dahi yer almayacağını, markaların genel görünüş ve bütünüyle bıraktıkları genel izlenim bakımından benzer olmadığını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili markasının özgün bir şekilde oluşturulduğunu, davalı şirket tarafından “05. Sınıf: İnsan sağlığı için ilaç ve takviye edici gıda” ürünlerine yönelik kullanım ispatı sunulmadığını, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana “...” markasını kullandığını, itiraz eden firmaların marka statüsünden faydalanmak ya da haksız kazanç elde etmek gayesi bulunmadığını, davalı şirket markalarının kendine has logolarıyla tasarlandığını, müvekkili markasının da uzun yıllardır kendine has görsel logo ve yazı karakteri ile kullanıldığını, ilgili tüketicilerin aldığı ürün veya hizmetlerin kimin tarafından üretildiği, kalitesi, garantisi konularında yeterli bilince sahip olduğunu, markaların başında yer alan “act” ibaresinin ticari hayatta yaygın olarak kullanılan, jenerik niteliğe yaklaşan bir ön ek olduğunu, her “act” ön ekine sahip markaya itiraz edilmesinin davalı şirketin marka üzerindeki tekelini keyfi şekilde genişletme çabasını gösterdiğini, marka koruma hakkını dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanım sınırlarını aştığını, tüketicilerin markayı bütün olarak algılayacağını ve markaları karıştırmayacağını ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davacı markasının “...” ibaresinden oluştuğunu, ....” şeklinde telaffuz edilecek olan salt kelime markası olduğunu, davalı markalarının ise “activex” ibareli olup “ak-ti-veks” şeklinde telaffuz edileceğini, fonetik olarak markaların başlangıç ve bitiş seslerinin çok benzer olduğunu, ilgili tüketicinin kulağında karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzer sesçil iz bırakacaklarını, taraf markları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak iltibas ihtimali doğabilecek derecede benzerlik bulunduğunu, başvuruya konu mal ve hizmetlerin redde mesnet markalarında kapsamında bulunduğunu, müvekkili Kurum tarafından yapılan iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; dava konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği malların müvekkiline ait markalar ile birebir aynı tür mallar olduğunu, müvekkili şirketin 1927 yılından beri kimyasal maddeler alanında faaliyet gösteren ülkemizin en büyük ve önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, “...ibareli markanın ilk defa 1994 yılında müvekkili adına tescil edildiğini, gelişen ihtiyaçlarla birlikte .. markasının müvekkili tarafından pek çok mal ve hizmette de kullanılmaya başlandığını, .... sayılı markaların müvekkili adına tescil edildiğini, ...” kelimesinin bir anlamı bulunmadığını, ilk defa müvekkili tarafından kullanıldığını ve yaygın faaliyetler sonucu bilinen bir marka haline geldiğini, dava konusu marka başvurusunun da herhangi bir anlamı bulunmadığını, markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik ve ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibas tehlikesi bulunduğunu, ....K kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,.... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ....sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 07/12/2023 tarihinde Uluslararası .... ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın kabulüne ve başvuru markasının reddine karar verildiği, karara karşı davacı yanın itirazda bulunduğu, ..... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusu, 05. Sınıfta yer alan emtia bakımından, başvuruya konu edildiği, davalı şirkete ait redde mesnet .... sayılı markalar hali hazırda 05. Sınıfta tescilli olduğu, netice olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir şekil unsuru bulunmamaktadır. “...” ibaresi yedi harften ve üç heceden oluşmakta olup, Türkçede veya yaygın olarak bilinen yabancı dillerde doğrudan bir anlamı bulunmayan bir ibaredir. “...” ibaresi “ak-ta-reks" şeklinde telaffuz edilmektedir.
Davalı şirkete ait redde mesnet markalar, karma nitelikte olup, söz konusu markalarda ortak ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Anılan markalar, kelime unsurlarının yanı sıra çeşitli şekil, renk ve grafik düzenlemeler içermekte olup, kelime unsuru markaların genel algısında ayırt edici ve hatırlanabilir unsur konumundadır.
Redde mesnet markaların bazılarında, .... teknolojisi” gibi ibarelere yer verilmiştir. Bu ibareler, gerek hedef kitleyi veya ürün özelliklerini tanımlayan ifadeler olmaları, gerekse markada kapladıkları yer itibarıyla tali unsur olarak yer aldıkları anlaşılmıştır. Zira bu ibarelerin, ortalama tüketici nezdinde, markanın ticari kaynağını göstermeye değil, ürüne ilişkin bilgilendirici ve açıklayıcı nitelikte algılanacağı açıktır.
Davalı şirkete ait markalardan birinin ise, doğrudan ürün ambalajı üzerinde yer alan bir marka olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, markanın ambalaj üzerinde kullanılması, ibarenin marka olarak algılanan kelime unsurunun baskınlığını ortadan kaldırmamaktadır.
Bu itibarla, redde mesnet davalı markalarının tamamında, farklı tali unsurlar ve görsel düzenlemeler bulunsa dahi, markaların ayırt edici ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır.
Dava konusu “...” ibaresi ile davalı şirkete ait “...” ibareli redde mesnet markalar, bütünsel izlenim ilkesi çerçevesinde görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Zira her iki taraf markasında da ...–” ibaresi ile başlayan, aynı uzunlukta ve benzer harf dizilimine sahip kelime unsurları yer almaktadır. Dava konusu marka “...” ibaresinden oluşmakta olup, redde mesnet markaların ortak ve baskın unsuru “...” ibaresidir. Markaların; ilk üç harfi (“....”) aynen içermesi, yedi harfli ve üç heceli olmaları nedeniyle, görsel açıdan benzerlik taşıdığı değerlendirilmiştir. Yedi harften oluşan iki markada toplam beş harfin aynı olması ve bu harflerin özellikle markaların başında ve sonunda yer alması, görsel benzerliği güçlendirmiştir.
Markaların işitsel yönden değerlendirmesinde de benzerliğin daha da belirgin hâle geldiği anlaşılmıştır. Dava konusu marka “ak-ta-reks”, davalı şirkete ait redde mesnet markalar ise.... şeklinde telaffuz edilmektedir. İlk hecenin birebir aynı olması, ikinci hecenin aynı harf ile başlaması ve son hecenin ses yapısı itibarıyla birbirine yakın fonetik etki yaratması dikkate alındığında, markalar arasında işitsel benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir. Kelimelerin son hecesi olan “.... ibareleri olup, bu hecelerin başında yer alan “v” ve “r” harfleri işitsel olarak benzer harflerdir. Özellikle ortalama tüketicinin markaları çoğu zaman yan yana karşılaştırma imkânı olmaksızın, hafızasında kalan ses izlenimine göre algıladığı göz önüne alındığında, söz konusu fonetik benzerliğin iltibas ihtimalini artırdığı değerlendirilmiştir.
Kavramsal açıdan bakıldığında ise, her iki markanın da Türkçede veya yaygın olarak bilinen yabancı dillerde doğrudan bir anlama sahip olmayan, uydurma kelimelerden oluştuğu anlaşılmıştır. Bu durum, markalar arasında kavramsal bir farklılık yaratmamakta; aksine, tüketicinin markaları ayırt etmesini sağlayabilecek herhangi bir anlam farklılığının bulunmaması nedeniyle, görsel ve işitsel benzerliğin belirleyici hâle gelmesine neden olmaktadır. Ayrıca davalı şirkete ait markaların herhangi bir anlam içermeyen, uydurma bir ibareden oluşması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, bu yüksek ayırt ediciliğin ise, dava konusu markayla arasındaki görsel ve işitsel benzerliğin tüketici nezdinde daha güçlü bir çağrışım yaratmasına yol açtığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, dava konusu “...” markası ile davalı şirkete ait “...” ibareli redde mesnet markalar arasında, görsel ve işitsel bakımdan benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut olayda, davaya konu 5/1 ve 5/3 alt sınıfında bulunan "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." emtiaları, doktorlar, veterinerler, eczacılar ve diş hekimlerine hitap eden emtialar olup, söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, buna karşılık bu emtialar haricinde kalan mal ve hizmetlerin ise, salt ihtisas sahibi bilinç düzeyi yüksek kimselere hitap etmedikleri, içerisinde farklı sosyo-ekonomik toplumsal kesimlerden gelen bireylerin oluşturduğu halk kesimine de hitap ettikleri, ilgili tüketicinin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı olduğu değerlendirilmiş olup,
Netice itibariyle de, işbu davanın konusunu oluşturan mal ve hizmetlerin davalı şirketin redde mesnet markalarının kapsamı içinde hâlihazırda yer aldığı ve bu nedenle emtia bakımından değerlendirilen taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı şirketin redde mesnet markalarının esas unsurunun ....”, dava konusu marka başvurusunun ise ....” ibaresinden oluştuğu, taraf ibarelerin toplamda beş harf benzerliği taşıdığı, bu beş harfin markaların başında ve sonunda yer aldığı, markalarda sadece iki harfin farklı olduğu ve farklı harflerin kelimelerin ortasında yer aldığı, ortada yer alan farklı harflerin, markanın başında ve sonunda yer alan benzerlik kadar fark edilebilir olmayacağı, dolayısıyla, markalar arasında görsel benzerlik bulunduğu, taraf markaların özellikle işitsel olarak benzer olduğu, zira, okunuşta son heceyi oluşturan “veks” ve “reks” hecelerinin benzer telaffuz edildiği, davalı şirket markalarının orijinal ibareler olarak ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, ayırt edici niteliğinin yüksek olmasının markalar arasındaki iltibası da artırdığı, dava konusu mal ve hizmetler bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalama hatta ortalamanın üzerinde kabul edilmesi hâlinde dahi, tüketicinin taraf markalarını aynı veya aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı markalarla karşı karşıya olduğunu ayırt edebilmesinin mümkün olmadığı ve markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında, somut olayda ilişkilendirme ihtimaline dayalı nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, taraf markaları arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,.... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın Reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2026
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır