Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda, Anayasa Mahkemesi kararları ışığında basit yargılama usulü avantajının sanık lehine uygulanmaması sebebiyle hükmün bozulması.
Özet: Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, hukuka aykırı bulunan önceki istinaf ve yerel mahkeme kararlarının hükümsüz sayılması ve temyizin ilk mahkûmiyet hükmüne yönelik kabul edilmesi sonucunda, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca kovuşturma aşamasındaki dosyalara da uygulanabilir hale gelen ve sanık lehine cezada dörtte bir indirim sağlayan basit yargılama usulünün uygulanma imkanının değerlendirilmemesi ve gerekçeli karardaki suç tarihi hatası nedeniyle bozulmuştur.
10. Ceza Dairesi         2025/8769 E.  ,  2026/5644 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2024/794 E., 2025/143 K.
SUÇ
: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Bozma üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Yargıtay(kapatılan) 20. Ceza Dairesi'nin 26.04.2017 tarihli ve 2015/4621 esas, 2017/2665 karar sayılı bozma kararı üzerine, Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22.01.2024 tarihli ve 2023/627 Esas, 2024/52 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.09.2025 tarihli ve 2025/7-194 Esas,
2025/342 Karar sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/627 Esas sayılı kararının temyiz kanun yoluna tabi olduğu ancak; sanığın temyiz talebi üzerine, istinaf incelemesi yapılarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 01.10.2024 tarihli ve 2024/4138 Esas, 2024/2108 Karar sayılı kararı ile Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22.01.2024 tarihli ve 2023/627 Esas, 2024/52 Karar sayılı kararının bozulması üzerine Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.02.2025 tarihli ve 2024/794 Esas, 2025/143 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.09.2025 tarihli ve 2025/7-194 Esas, 2025/342 Karar sayılı kararı da gözetilerek Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 01.10.2024 tarihli ve 2024/4138 Esas, 2024/2108 Karar sayılı kararı ile Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.02.2025 tarihli ve 2024/794 Esas, 2025/143 Karar sayılı kararı açıkça hukuka aykırı olduğundan hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla; Sanığın 19.03.2025 tarihli temyiz dilekçesinin Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22.01.2024 tarihli ve 2023/627 Esas, 2024/52 Karar sayılı kararına yönelik temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5/1-d bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun geçici 5/1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı CMK'da yapılan değişiklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı CMK'nın 251/3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden yönünden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “05.01.2014” yerine hatalı olarak “05.01.2013”'' yazılması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.04.2026 tarihinde karar verildi.