Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış banka markasının karıştırılma ihtimali ve sulanma iddialarıyla YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davası.
Özet: Bu dava, davacı bankanın tanınmış markasının temel unsuru olan bir ibarenin, davalı tarafından tescil ettirilmek istenen veya tescilli markada bulunması nedeniyle kaynak karışıklığına, marka itibarının zedelenmesine ve markanın sulanmasına yol açtığı iddiasıyla, söz konusu marka tescilinin hükümsüz kılınması ve sicilden terkin edilmesi talebini içermektedir; davalı taraf ise markalar arasında mal/hizmet sınıfı, görsel stil ve ayırt edicilik açısından bir benzerlik ve dolayısıyla karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kendi markasının özgün olduğunu ve kötü niyetle hareket edilmediğini savunurken, diğer davalı ise farklı sektörde faaliyet gösterdiğini ve markasındaki benzer ibarenin aile isimlerinin baş harflerinden kaynaklandığını belirtmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/267 Esas - 2026/66
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No
: 2025/267Karar No
: 2026/66....Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi
: 25/06/2025Karar Tarihi
: 05/02/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih
: 05/02/2026Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçelerinde özetle; “...” ibaresinin, davacı bankanın markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynı sıra ve harf yapısıyla içerdiğini, “...” ibaresi, bankacılık sektöründe yüksek ayırt ediciliğe sahip, tanınmış, kamuoyunca bilinen ve özgün bir işaret olup, farklı alanlarda da çok sayıda tescil başvurusuyla korunduğunu, ... ve ... markaları arasında yapılacak benzerlik incelemesinin ... ibareleri arasında yapılması gerektiğini, başvuru konusu “...” ibaresi görsel, işitsel ve kavramsal olarak "..." markasını çağrıştırmakta olup, başvurunun tescili halinde tüketiciler nezdinde kaynak karışıklığına ve marka itibarı zedelenmesine neden olabilecek nitelikte olduğunu, "..." markasının tescili halinde müvekkiline ait ... markalarının itibarının zedelenme ihtimali ile karşı karşıya kalma riskinin bulunduğunu, müvekkili bankanın tescilli ve tanınmış markaları ile davalı tarafın itiraz edilen markası marka görünüş, kullanılan renkler, seçilen font ve yazı şekli gibi tüm unsurları bir bütün halinde değerlendirildiğinde görsel anlamda müvekkili bankanın markalarına benzediğini ve hitap ettiği kitle açısından da davalı taraf markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, “..." gibi bir ibarenin yaygın kullanıma sahip bir ibare olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, başvuru markasının tescilinin müvekkili markasının sulanmasına sebep olacağından “...” ibareli markanın reddedilmesinin gerektiğini ifade ederek, .... sayılı ve "..." markasının tescili için başvurulan tüm sınıflarda reddine ve tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı.... vekili cevaplarında özetle; davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet gösterilen markaların, tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerliği söz konusu olmadığından tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının da mümkün olmadığını, davalı marka başvurusunun beyaz zemin üzerine, siyah renk büyük harflerle klasik bir tarzda yazılan “...” ibaresinden oluştuğunu, markada başka bir unsurun bulunmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının ise farklı tarzda yazılan, başka kelime ibareleri bulunan markalar olduğunu, davalı tarafından yapılan marka tescil başvurusu incelendiğinde tescil edildiği mal veya hizmet sınıfında markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu; kullanılan renklerin, harflerin, şekil ibaresinin, yazı stilinin ve kelimelerin farklı olduğunu; tescil edildiği sınıflara ilişkin markanın ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, ilgili tüketicinin tescil edilen mal veya hizmetler yönünden markalar arasında benzerlik bulunmadığını ve markaların farklı kaynakları gösterme fonksiyonunu yerine getirdiğini tespit edeceğini, tüketicinin malların veya hizmetlerin, aynı işletmeden veya ticari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riskinin somut olayda söz konusu olmadığını, dava konusu marka tescil başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında karşılaştırma yapıldığında, markaların tescil kapsamında kalan mal veya hizmetler yönünden, benzer veya ilişkili olmadığı, davacının “..." ibareli markaların tanınmışlığının da bu sonucu değiştirmeyeceği ve marka tescil başvurusunun reddini gerektirmeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, itiraz dilekçesinin ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren somut ve her türlü şüpheden uzak delil sunulmadığından başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki davacı iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı şirket vekili (vekillikten çekilen) cevaplarında özetle; ... Bankası ile müvekkili şirketin çalışma alanlarının farklı olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ek olarak ... markasını alırken müvekkili şirket sahiplerinin eşlerinin isimlerinin baş harfleri ile soy isimlerinin baş harflerinin kullanılmış olduğunu, marka adının alınmasında diğer davalı kurum tarafından da bir engel bulunmadığının belirtilmesinin yanı sıra, ... ibaresinin yer alması yalnızca aile ile ilgili olup, faaliyet alanlarının dahi farklı olduğunu, davacı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, yine faaliyet alanları farklılığı ve yalnızca ... ibaresinin kullanılmamış olmasının yanında ... Asansör ibarelerinin de yer alması durumları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ortalama tüketici nezdinde marka adının davacı kurum ile karıştırılmasına hiçbir şekilde yol açmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE
:Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.Davaya konu... sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 15/01/2024 tarihinde .... Sınıflandırma Sisteminin 37.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının......", "... e-fatura", "... e-arşiv", "... sanal hesap ", ".....", "..." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazların reddine karar verildiği, karara karşı davacı şirketin itirazlarını yenilediği, ....sayılı kararı ile itirazın reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır..... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, büyük harflerle “...”, “....” ibarelerinin yer aldığı herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.Davacıya ait markalar, “...” ibaresini münhasıran içeren veya bu ibare ile birlikte farklı kelime ibarelerinin yer aldığı bazılarının figüratif unsur içerdiği kelime markaları veya karma markalardır.Dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup, bu hususun dava konusu marka ile davacı markalarında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; dava konusu markanın davacı markalarının esas unsuru konumundaki “...” ibaresini aynen, marka işaretinin ilk ibaresi olarak içerdiği, ilgili tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak dava konusu markadaki ilk ibare olan “...” ibaresini algılayacağını, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan diğer unsurların dava konusu marka ile davacı markalarını işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırmaya yeterli olmadığı, söz konusu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, dolayısıyla ilgili tüketicinin dava konusu markayı davacının markası olarak düşünmesinin kuvvetle muhtemel olduğu değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.Neticede, hem dava konusu markanın kapsamındaki 37. sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri.” hizmetlerinin redde gerekçe markaların kapsamında benzer/ilişkili olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinç düzeyi yüksek olan tüketici kitlesinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu 37. sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri.” hizmetleri bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:6769 sayılı SMK m. 6/5 düzenlemesi “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” biçimindedir. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır. Markanın halk tarafından tanınmışlık düzeyi, markanın herkes tarafından bilinirliğini, markanın, malın potansiyel ve fiili kullanıcılarının da ötesinde ulaşmış olduğu genel tanınmışlık düzeyi bazı kriterler çerçevesinde değerlendirir. Bunlardan bazıları; markanın tescilinin ve kullanımının süresi, markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam (Yurt içi ve yurt dışı tescilleri), markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özelliklerinin neler olduğu (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafi alan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.), reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetlerin varlığı (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.), markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları, markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, karı, yurt çapında ve yurt dışında sahip olduğu dağıtım kanalları: şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hakimiyeti vs.), eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri, marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği olarak belirtilebilir.Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait markaların sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının, dava konusu markanın davacı markasından haksız yararlanma, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimallerinin ispat edilemediği, ayrıca davacı markasının sınırlı biçimde “bankacılık” sektöründe elde ettiği tanınmışlık yahut bilinirlikten doğan imajın dava konusu markanın kapsamındaki 37. sınıfta yer alan hizmetlere transferinin mümkün olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.Salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu “İnşaat hizmetleri, Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri.” hizmetlerinin redde gerekçe markaların kapsamlarında benzer/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında yukarıda belirtilen hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı,.... kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Davanın Kısmen Kabulüne,.... sayılı kararının 37. Sınıf “İnşaat hizmetleri, Sınai makinelerinve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli veelektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımıhizmetleri.” hizmetleri bakımından iptaline,Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması, davalı .... kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 20.277,60.-TLyargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.05/02/2026Kâtip Hâkim ...✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdırMASRAF DÖKÜMÜİlk Masraf
: 1.318,30.-TLBilirkişi Ücreti
: 16.000,00.-TLİhtiyati Tedbir Harçları
: 1.629,30.-TLP.M.
: 1.330,00.-TLTOPLAM
: 20.277,60.-TL