Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin marka YIDK kararının iptali ve hükümsüzlük davasına ilişkin gerekçeli kararında markalar arası karıştırılma ihtimali inceleniyor.
Özet: Bu hukuki belge, davacının mevcut tanınmış markası ile davalının başvurusu yapılan marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal ciddi benzerlikler olduğunu, bunun ortalama tüketicilerde karıştırma ve ilişkilendirme ihtimali yaratacağını, davacının tanınmışlığından haksız yararlanma, markasının itibarının zedelenmesi ve haksız rekabet oluşturacağını iddia ederek, Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazı reddeden kararının iptali ile davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği bir davayı özetlemektedir; davalı taraf ise markaların karıştırılacak derecede benzer olmadığını, ilgili tüketici kitlesinin bilinçli olması nedeniyle iltibas ihtimali bulunmadığını ve kötü niyet iddiasının asılsız olduğunu savunurken, mahkeme, markalar ve kapsadıkları mal/hizmetler arasındaki aynılık veya benzerlik nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı gibi nispi ret nedenlerinin kümülatif olarak oluşup oluşmadığını incelemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/268 Esas - 2026/42
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: 2025/268KARAR NO
: 2026/42....DAVA
: Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDAVA TARİHİ
: 26/06/2025KARAR TARİHİ
: 04/02/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 04/02/2026Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahsın ....sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve isabetsiz olduğunu, müvekkili markası ile dava konusu marka arasında çok ciddi düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, markaların ortalama tüketiciler tarafından ilişkilendirilmesi ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı/benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanmasına ve müvekkili markasının itibarının zarar görmesine, ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını, davalı şahsın marka başvurusunun haksız rekabet kurallarına aykırı olduğunu, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinçli kabul edilmesinin somut gerçeğe aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu bir kısım ürünlerin ortalama tüketicilere hitap ettiğini, bir kısım ilaçların reçetesiz alınabildiğini, ilgili tüketicinin doktor/eczacı olması halinde dahi iltibas ihtimali bulunduğunu beyanla; ....” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait mesnet markanın karıştırılacak derecede benzer olmadığını, başvuru markasında “derm” ve “x” ibarelerinin ayrı yazımı sebebiyle markanın derm ve x olarak algılandığını, davacı markasının ise “..." şeklinde hecelendiğini ve okunduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmek istediği 10. sınıftaki ürünlerin ortalama alıcı kitlesinin doktor ve eczacılar olduğunu, ilgili tüketici kitlesinin bilinçli ve yüksek eğitimli olması sebebiyle karıştırılma ihtimali doğmayacağını, davacının tanınmışlık hususuna dayalı itirazlarını destekler nitelikte haklı bir sebep ortaya konulmadığını, davacının kötü niyete dayalı iddialarını ispatlar delil bulunmadığını, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya katılımı olmamıştır.Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE
:Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 10. sınıf için tescil talebiyle 14.12.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 12.01.2024 tarihli 436 sayılı ....Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davacı şirketin yayıma itirazı .... sayılı karar ile reddedildiği, davacı şirket ....kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.DEĞERLENDİRMELER;Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markası Arasında İlişkilendirilme İhtimali;Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır:Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması.Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması.Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması.Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ;Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,Malların fiziksel görünümünün benzerliği,Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik,İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir.Dava konusu marka başvurusu, 10. Sınıf emtia bakımından başvuruya konu edilmiştir.Davacıya ait ... sayılı marka ise 10. Sınıf emtialarda tescilli olmakla birlikte, tescilli olduğu emtia “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.” emtiası ile sınırlıdır. Dolayısıyla, dava konusu marka kapsamında yer alan “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.” emtiası bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu,Dava konusu marka kapsamında yer alan “Yapay organlar ve protezler. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler.” emtiası ise, davacı markası kapsamında yer alan emtialardan farklıdır.Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “10. Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.” emtiası bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı,İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali;Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre;Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir.Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.Dava konusu marka başvurusu, “....” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Markayı oluşturan unsurlardan “...” ibaresi, İngilizce’de “cilt, deri” anlamına gelmekte olup, aynı zamanda Türkçe’de de özellikle medikal, dermatoloji ve kozmetik sektörlerinde yaygın biçimde kullanılan, ürünün niteliğine ve kullanım alanına işaret eden tanımlayıcı bir ifade niteliğindedir. Bu yönüyle “...” ibaresinin ayırt edici gücü sınırlıdır. Nitekim, dava konusu marka kapsamında yer alan ve aynı veya aynı tür olarak değerlendirilen emtialar, cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar ile tıbbi ortopedik malzemeler (tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar) olup, söz konusu emtialar doğrudan sağlık ve tıp alanına ilişkin ürünlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla bu ürünler bakımından, “derm” ibaresinin ayırt edici niteliği bulunmamaktadır. Dava konusu markanın ikinci unsuru olan “... ise Latin alfabesinin bir harfi olup, tek başına belirli ve somut bir kavramsal anlam içermemektedir. Tek başına bir harfin marka vasfı bulunmamaktadır. Bu çerçevede, marka bir bütün olarak değerlendirildiğinde, “... ibaresinin, ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden meydana geldiği, markayı oluşturan ibarelerden hiçbirinin tek başına esas unsur konumunda olmadığı, dava konusu markanın bir bütün olarak marka vasfına sahip olduğu, fakat ayırt edici niteliği zayıf bir marka olduğu değerlendirilmiştir. “....ibaresi, “dermiks” şeklinde okunmaktadır.Davacıya ait marka, “....” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Söz konusu ibare, Türkçe veya yabancı bir dilde doğrudan anlamı bulunan bir kelime niteliği taşımamakta olup, “der-ma-liks” şeklinde telaffuz edilmektedir. Bu yönüyle “...” ibaresi, herhangi bir tanımlayıcı veya jenerik anlam çağrışımı içermeyen bir ibare olup, markanın esas ve ayırt edici unsurunu oluşturmaktadır.Davacıya ait marka, bir yara örtüsü olarak satışı yapılan bir ürün olup, “deriye uygulanarak cilt yüzeyindeki iyileşme sürecini kolaylaştırır. ... Yara Örtüsü, yara iyileşmesini kolaylaştırmak ve lokal derinin hassas dengesini korumak için cildin doğal bileşenlerinden oluşur. .... Yara Örtüsü; kollajen (sığır derisinden elde edilen), jelatin (sığır kemiğinden elde edilen), laminin ve yüzeyde hiyalüronik asit, dipalmitoil fosfatidilkolin ve resveratrolden oluşan mikropartiküller içerir. Kollajen ve jelatin dışında hayvansal kaynak içeren bileşen bulunmamaktadır.” şeklinde açıklamaya sahiptir. Davacıya ait ürün, deri üzerinde kullanılan bir ürün olup, “derm” ibaresinden türetildiği,Dava konusu marka başvurusu “....”, davacıya ait marka ise “...” ibaresinden oluşmakta olup, her iki ibare de ilgili markaların esas unsuru konumundadır. Bununla birlikte, markalar görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karşılaştırıldığında, aralarında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı,Görsel açıdan değerlendirildiğinde; dava konusu “...” ibaresi iki ayrı unsurdan oluşan, kısa bir yapı sergilerken, “...” ibaresi tek kelimeden meydana gelen, daha uzun ve bütüncül bir görünüme sahiptir. Harf dizilimi, kelime uzunluğu ve genel kompozisyon bakımından markalar belirgin şekilde farklılaşmaktadır. ....” ibaresinde yer alan boşluk ve ayrı “X” unsuru, markanın algısını doğrudan etkilemekte; “...” ibaresinde ise kesintisiz ve akıcı bir kelime yapısı söz konusudur. Dolayısıyla markaların görsel açıdan benzer olmadığı,İşitsel açıdan değerlendirildiğinde; dava konusu “....” ibaresi, iki ayrı unsurdan oluşması nedeniyle .... iks” şeklinde, kısa, kesik ve net bir telaffuza sahiptir. Telaffuz sırasında vurgu, ilk unsur olan ...” üzerinde yoğunlaşmakta, ikinci unsur olan “X” harfi ise tek başına, ayrı ve bağımsız bir ses olarak algılanmaktadır. Bu durum, markaya kesintili ve parçalı bir fonetik yapı kazandırmakta; telaffuz süresini kısaltmakta ve markanın akılda kalış biçimini doğrudan etkilemektedir. Buna karşılık, davacıya ait .... ibaresi, tek kelimeden oluşan bütüncül bir yapı sergilemekte olup “der-ma-liks” şeklinde, çok heceli, akıcı ve ritmik bir şekilde telaffuz edilmektedir. Bu ibarede sesler birbirini takip eden bir akış içerisinde algılanmakta; kelime ortasında yer alan “ma” hecesi ve kelime sonunda yer alan “lix” sesi, markaya belirgin bir fonetik karakterkazandırmaktadır. Vurgu ve tonlama, markanın tamamına yayılmakta olup, “... ibaresindeki gibi keskin bir ayrım veya duraksama söz konusu değildir. Bu itibarla, telaffuz uzunluğu, hece sayısı, vurgu düzeni ve ses akışı birlikte değerlendirildiğinde; “.... kökü yer almakla birlikte, bu ibarenin ilgili emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte ve ayırt edici gücü sınırlı olduğu dikkate alındığında, benzerlik değerlendirmesinde belirleyici bir unsur olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı,....” ibaresindeki “X” harfi tek başına belirli bir anlam taşımamakta, “...” ibaresi ise uydurma ve bütüncül bir kelime olarak farklı bir algı yarattığı, dolayısıyla, markalar arasında kavramsal bir benzerlikten de bahsedilemeyeceği,Sonuç olarak, markaların genel izlenimi, esas unsurları ve tüketici nezdinde bıraktıkları algı birlikte değerlendirildiğinde;...ile “...” ibareleri arasında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlanamadığı,Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markaları kapsamında “aynı/aynı tür” olarak işaretlenen cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar ile tıbbi ortopedik malzemeler (tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar) gibi ürünler bakımından ilgili tüketici kitlesi; ağırlıklı olarak doktorlar, cerrahlar, diş hekimleri, veteriner hekimler, fizyoterapistler ile hastaneler, klinikler ve sağlık kuruluşlarının satın alma birimleri gibi sağlık alanında profesyonel olarak faaliyet gösteren kişilerden oluşmaktadır. İlgili tüketicilerin, ürünleri mesleki bilgi ve teknik gereklilikler doğrultusunda temin ettiklerinden yüksek dikkat ve özen göstereceği, ayrıca söz konusu ürünleri çoğunlukla doktor tavsiyesi veya reçete doğrultusunda edinen hastalar ve nihai kullanıcılar da ilgili tüketici kitlesi içinde yer aldığından, bu kullanıcıların dahi uzman yönlendirmesiyle hareket ettiği, dolayısıyla ilgili emtia bakımından karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde ortalamanın üzerinde bir bilgi ve dikkat düzeyinin esas alınması gerektiği,Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “10. Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.” emtiası bakımından taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğu, bu emtialar bakımından ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin yüksek olduğu, dava konusu markanın “... ibaresinden oluştuğu, davacıya ait markanın ise “....” ibaresinden oluştuğu, bu ibarelerin bir bütün olarak esas unsur konumunda olduğu, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı,.... X” iki ayrı unsurdan oluşan kısa ve sade bir yapı sergilerken...” tek kelimeden meydana gelen, daha uzun ve bütüncül bir görünüme sahip olduğu, işitsel açıdan, “... ibaresi “derm iks” şeklinde kesik ve duraksamalı bir telaffuza sahipken, ... ibaresinin “der-ma-liks” şeklinde çok heceli bir fonetik yapıya sahip olduğu, her iki markada yer alan “... kökünün ilgili emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte ve ayırt edici gücünün sınırlı olduğu dikkate alındığında, markalar arasındaki değerlendirmede belirleyici bir ortak unsur olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, aynı/aynı tür olduğu değerlendirilen emtia bakımından ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin de düşük olmadığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markasının imajından uzaklaştığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı,Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği ;6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.“Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir ....Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır;Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesiMarkanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğuMarka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğuMarkanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğüMarkanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamalarıMarkanın ekonomik değeriBu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir.6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan,Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek,Markanın itibarına zarar verebilecek,Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.Davacı taraf, itiraz ve dava aşamasında, davacı markalarının tanınmışlığını gösterir herhangi bir belge dosyaya sunmamıştır.Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, itiraz/dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, mahkememizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacıya ait markanın tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği,Kötü Niyet İddiası;Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. .... kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir.Tüm bu kriterler kapsamında somut uyuşmazlık ele alınacak olursa; davacı tarafça, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli davrandığına yönelik ileri sürdüğü iddiaları ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi davalı yanın anılan başvuruyu kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir emareye de dosya kapsamında rastlanmamıştır. Dolayısıyla salt taraf işaretleri arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı,Netice itibariyle,Dava konusu marka kapsamında yer alan “10. Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.” emtiası bakımından taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğu, ancak davacıya ait marka ile dava konusu marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacıya ait markanın tanınmışlığının ispatlanamadığı,Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, kurum kararının yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Davanın reddine,Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.Kâtip Hâkim....✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır