Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol olarak tapudan terkin ile birleştirilen kamulaştırmasız el atma davasında bozmaya uyma sonrası kararı incelemiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazların yol olarak tescili ile birleştirilen kamulaştırmasız el atma bedeli tahsili taleplerine ilişkin bir davayı incelemektedir; ilk derece mahkemesinin önceki kararı, taşınmazın arsa niteliğinde olmasına rağmen arazi olarak değerlendiren bilirkişi raporu ve emsal incelemesindeki eksiklikler nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuş, dosya bozma ilamına uygun bilirkişi incelemesi yapılması talimatıyla geri gönderilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi üzerine, taraflarca bu yeni karar temyiz edilmiş ve Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2025/14295 E.  ,  2026/2596 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2024/355 Esas, 2025/176 Karar
KARAR
: Kabul/Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinine ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava yönünden ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı idare vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 126, 1 27... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedellerinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; malik oldukları İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 126, 1 27... parsel sayılı taşınmazların ... tarafından 04.11.2013 tarihli ve 2013/275 sayılı kamu yararı kararı gereği kamulaştırıldıkları, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2014 tarihli ve 2014/304 Esas, 2014/661 Karar sayılı ilamı ile 7.462.232,27 TL olarak tespitine ve dava konusu taşınmazların davacı idare adına kayıt ve tesciline karar verildiğini, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 13.12.2016 tarihli ve 2016/11677 Esas, 2016/17516 Karar sayılı kararı ile kararın bozulduğunu, bozma sonrası kamulaştırılan alanın bedelinin 33.095.466,30 TL olarak belirlendiğini, kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için idareye süre verildiğini, belirlenen kamulaştırma bedelinin depo edilmediğini, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasında son bilirkişi raporunda belirlenen 25.633.234,00 TL'nin bedel tespit tescil talepli olarak açılan dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/144 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedellerinin keşif ve bilirkişi marifeti ile tespit edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı idareye yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davalı idare vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.12.2014 tarihli ve 2014/304 Esas, 2014/661 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 04.12.2014 tarihli ve 2014/304 Esas, 2014/661 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, arazi niteliğinde kabulü ile değerlendirme yapan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.07.2023 tarihli ve 2017/144 Esas, 2023/431 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davada karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 11.07.2023 tarihli ve 2017/144 Esas, 2023/431 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazlara yakın parseller için açılan davalarda mahkeme kararı ile kesinleşen bedellerin dava tarihine endekslenmesi suretiyle metrekare birim fiyatı belirlendiğinden bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu belirtilerek ve eldeki davanın açıldığı tarih nazara alınarak fark kamulaştırma bedeline son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gereğince inceleme ve işlem yapılarak asıl davanın kabulüne, birleştirilen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası iptal edildiğinden yasal faiz işletilmesinin yasal dayanağı kalmadığı hâlde, kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve hatalı inceleme yapılarak metrekare birim fiyatının taşınmazın gerçek bedelinin üstünde yüksek belirlendiğini, birleştirilen davanın reddi ile lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma sonrası belirlenen bedelin davalı idarece verilen sürede bankaya bloke edilmediği ve davanın reddini talep ettikleri halde esas hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığını, emsal incelemesinin hatalı ve eksik yapıldığını, bildirdikleri emsal satışların dikkate alınmadığını, tespit edilen ve kesinleşen mahkeme kararları gereği belirlenen metrekare birim fiyatı endekslenmek suretiyle kamulaştırma bedelinin usul ve kanuna aykırı olarak düşük belirlendiğini, faiz hükmü hatalı olduğu gibi tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden son karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, asıl davada lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, birleştirilen davada da lehlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 126, 1 27... parsel sayılı taşınmazlar ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
5. Kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinine ilişkin asıl davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
6. Asıl davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı idareden alınarak davalı tarafa verilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.
7. Birleştirilen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline istemine ilişkin davanın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkin asıl davadan sonra açıldığı gözetildiğinde birleştirilen davada davalı idare aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
a) Asıl davaya ilişkin bölümüne ayrı bir bent olarak "Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalıya verilmesine," cümlesinin yazılması,
b) Asıl davaya ilişkin bölümüne ayrı bir bent olarak "Asıl davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı idareden alınarak davalı tarafa verilmesine" cümlesinin yazılması,
c) Birleştirilen davanın vekâlet ücretine ilişkin 4 numaralı bendinin tümüyle çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Taraflar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye, 40.000,00 TL vekâlet ücretinin de davacı idareden alınarak davalıya verilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.