Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, İzmirdeki 834 parselin kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol olarak terkinine yönelik davada, önceki bozma sonrası verilen kabul kararının arsa vasfı, emsal ve değer kaybı eksiklikleri açısından temyiz incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın yol olarak terkini talebiyle açılan davada, mahkemenin ilk kararının, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesi, kamulaştırmadan arta kalan kısmın değer kaybı ve faiz hesaplaması gibi konularda eksik inceleme nedeniyle bozulmasının ardından, bozmaya uyularak yeniden davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmiştir; ancak bu ikinci karar da, kamulaştırıcı idare tarafından belirlenen bedelin yüksekliği, bilirkişi raporları arasındaki farklar ve faiz hesabındaki eksiklikler, bir kısım davalılar tarafından ise farklı gerekçelerle temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/12526 E.  ,  2026/2592 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2019/437 Esas, 2024/370 Karar
KARAR
: Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalılar ... vd. vekili Avukat ... ile davalılar ... vd. vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 834 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.11.2015 tarihli ve 2014/27 Esas, 2015/499 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ile davalı ... ve davalı ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyada bulunan Belediye Başkanlığı yazı cevapları, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün parsel sorgulama uygulama sitesinden edinilen bilgiler, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2015/6111 Esas, 2015/7817 Esas, 2014/11553 Esas, Dairemizin 2017/28262 Esas sayılı kararları ile denetimden geçen dava dosyalarında, dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 834 parsel sayılı taşınmaz ile aynı özellikte bulunan ve komşu olan 17, 22, 2, 4 ve 705 parsel sayılı taşınmazlara arsa olarak değer biçildiği hususları gözetilerek dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabulü ile, taşınmazın bu niteliğine göre kamulaştırma değerinin emsal karşılaştırması suretiyle tespiti gerektiğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan, dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan 17.272,96 m²lik kısım için otoyol kamulaştırması sebebiyle dava konusu taşınmazın önüne duvar yapılıp yapılmayacağı, duvar yapılması halinde taşınmaza ulaşımın engellenip engellenmeyeceği duvar yapılmasa dahi taşınmazdan otoyola giriş çıkışın mümkün olup olmayacağı ve bu nedenlerle arta kalan alanda değer kaybı olup olmayacağı yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından ve 7139 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun’un 10/8 fıkrası gereğince, bozma sonrası bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedelde artış olması halinde bu kısım için; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden, bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 12.07.2024 tarihli ve 2019/437 Esas, 2024/370 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhal ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ile davalılar ... vd., davalılar ... vd., davalılar ... ve ... Beton Mam. ve İnş. Malz. A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin yüksek olduğunu, bilirkişi raporları arası fahiş farklar bulunduğunu, faiz bitiş tarihinin gösterilmediğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle verilen kesin süre içesinde bedel bloke edilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalılar ... ve ... Beton Mam. ve İnş. Malz. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle verilen kesin süre içesinde bedel bloke edilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle verilen kesin süre içesinde bedel bloke edilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu, belirlenen bedele kamu alacakları için uygulanan en yüksek oranda faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Bir kısım davalılar vekillerince, bozma kararı sonrası artan fark bedel miktarının verilen kesin süre içerisinde bloke edilmemesi nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de mahkemece bloke edilmesi gereken fark bedel miktarı hesaplanırken ilk kararı temyiz etmeyen davalılar payını da kapsar şekilde hatalı fark bedel miktarı belirlenip ara kararlarda bloke edilecek bedel hatalı gösterildiğinden verilen sürelerin usulüne uygun olduğu kabul edilemeyeceği gibi bedel blokesi için süre verilen duruşma zabıtlarının davacı idare vekilinin elektronik tebligat adresine tebliğ edildiğine dair Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) e-tebliğ mazbatası görülmüşse de UETS adresinin avukata ait olduğu, bedel blokesi için süre verilen duruşma zabıtlarının davacı idare vekilinin elektronik tebligat adresine tebliğ edildiğine dair Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) e-tebliğ mazbatası görülmüşse de UETS adresinin avukata ait olduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi ve 06.12.2018 tarihli 30617 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre ''... İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adreslerinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz .'' hükmü uyarınca elektronik tebligatın vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerektiği, bu kapsamda avukatın kişisel elektronik posta adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla mahkemece işin esasına girilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Tespit edilen fark bedele uygulanan faizin başlangıç tarihinin dava tarihinden dört ay sonrası olarak gösterilmesi gerekirken ,dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı ise de bu husus davacı idare vekilince açık temyiz nedeni yapılmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
6. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle değer biçilmesi yöntem itibari ile doğru ise de somut uyuşmazlıkta dava konusu taşınmaza ilişkin acele el koyma dosyasında yapılan yargılamada 2013 yılı değerlendirme yılı itibarıyla taşınmazın m² birim fiyatının 110 TL olarak belirlendiği, mahkemece verilen ilk kararda taşınmazın m² birim fiyatının 73.25TL/m² olarak tespit edildiği, bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporlarında ise taşınmaza 191.72 TL/m², 370.00 TL /m², 779.00 TL/m², 737.00TL/m² gibi birbirinden farklı değerler belirlendiği anlaşılmıştır.
7. Aynı amaçla kamulaştırılan ve dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan 823 parsel sayılı taşınmaza İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/247 Esas, 2013/543 Karar sayılı dosyasında 06.08.2012 itibarıyla 106,00 TL/m² birim fiyat takdir edildiği ve bu bedelin Dairemizin 2020/2455 Esas, 2021 /6836 Karar sayılı dosyası ile taraf temyizi ile onanmak suretiyle denetiminden geçtiği, yine dava konusu taşınmaza yakın mesafede bulunan 2 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara 06.08.2012 itibarıyla 1 50... TL/m² birim fiyatlarının takdir edildiği ve bu bedellerin Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2014/11553 Esas sayılı dosyası ile taraf vekillerinin temyizi ile onanmak suretiyle kesinleştiği hususları da gözetildiğinde dava konusu taşınmaza 16.01.2014 değerlendirme tarihi itibari ile 737.00TL/m² değer belirleyen bilirkişi raporu inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli bulunmamıştır.
8. Bu itibarla; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak, onanmak suretiyle denetimden geçen dosyalarda belirlenen metrekare birim fiyatları da gözetilerek alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
9. Mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden, tüm davalılar bakımından bozma sonrası artan m² birim fiyatı üzerinden ve kalan kısımda değer azalışı hesaplayan raporda belirlenen bedel üzerinden karar verilmesi hatalıdır.
10. Kabule göre de; ilk kararla hükmedilen fark bedele ilk mahkeme karar tarihine kadar, bozma kararı sonrası artan fark bedele ise son karar tarihine kadar faiz uygulanması gerekirken faizin bitiş tarihinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Taraflar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalılara, 40.000,00 TL vekâlet ücretinin de davalılardan alınarak davacı idareye verilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.