Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararı sonrası yeniden yargılama neticesinde tekrar onaylanan örgüt ve sair suçlara ait mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesi.
Özet: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, hükümlü hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve tehdit suçlarından verilen ilk mahkumiyet kararının Yargıtaydaki temyiz incelemesinin kaybolan dava dosyası nedeniyle adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmesinin ardından, yapılan yargılamanın yenilenmesi neticesinde ağır ceza mahkemesi, önceki mahkumiyet hükmünü oy çokluğuyla onaylamış ve bu karar yeniden temyiz edilmiştir.
8. Ceza Dairesi         2025/13719 E.  ,  2026/5498 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: 2024/46 E., 2025/186 K.
SUÇLAR
: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık, tehdit
KARAR
: Önceki hükmün onaylanması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; hükümlü hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hükümlü ... hakkında ... (Kapatılan) 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin (CMK 250. Madde İle Görevli) 16.06.2009 tarihli ve 2004/175 Esas, 2009/229 Karar sayılı kararı ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 220/1, 220/3, 62, 53... /9. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 59/2 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 366 TL adli para cezası ile
cezalandırılmasına, tehdit suçundan 765 sayılı Kanun'un 191/2, 59/2, 4422 sayılı Kanun'un 1/6. maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hükümlü müdafinin temyizi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.12.2010 tarihli ve 2010/6591 Esas, 2010/14012 Karar sayılı ilamı ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
Hükümlerin onama ilamı ile kesinleşmesini müteakip, sanık müdafince karar düzeltme talebi ile 19.01.2011 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurulduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.01.2011 tarihli yazısı ile "5271 sayılı Kanun'da karar düzeltme yoluna yer verilmediğinden, istemin itiraz niteliğinde olduğunun kabulüyle, ihya edilen ana dosyanın itiraz incelemesine engel olmadığı, gerek ihya edilen dosya gerekse diğer dosyalar dikkate alındığında ileri sürülen itiraz sebeplerinin daha önce dile getirildiği, Dairece yapılan incelemede bu konuların değerlendirildiği, hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı bırakılmadığı dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesi uyarınca karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından itiraz yoluna gidilmemiştir." şeklindeki gerekçe ile Dairemizin onama kararının kaldırılması için itiraz yasa yoluna başvurulmasına gerek görülmemiştir.
Hükümlü hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve tehdit suçlarında verilen hapis cezalarının 13.07.2021; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen adli para cezasının 03.06.2021 tarihinde infaz edildiği anlaşılmıştır.
25.03.2011 tarihinde hükümlü ... tarafından Yargıtayın temyiz incelemesini, kaybolan ve birçok önemli belgeyi içeren ana dosyanın yokluğunda gerçekleştirdiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi kapsamındaki adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden bahisle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurulmuştur.
AİHM .../Türkiye (19202/11) başvurusuna ilişkin olarak 09.05.2023 tarihli karar ile; yargılamayı yürüten mahkemenin başvuranı veya avukatını dava dosyasının kaybolduğu veya yeniden oluşturulacağı hususunda bilgilendirmediğini, eksik belgeleri sunmaya davet etmek için hiçbir somut adım atmadığını ve dava dosyası yeniden oluşturulduktan sonra da başvurana veya avukatlarına dosyanın iletilmediğini, Yargıtay kararında dava dosyasının veya içeriğinin yeniden oluşturulmasından hiç bahsedilmediğini, sonuç olarak başvuranın gerekçeli temyiz dilekçesinin yokluğunda Yargıtay tarafından gerçekleştirilen temyiz incelemesinin Sözleşme’nin 6/1. maddesi uyarınca çekişmeli yargı ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile ihlale hükmetmiştir.
Hükümlü ... müdafi, 20.02.2024 tarihli dilekçesi ile AİHM ihlal kararına ve diğer nedenlere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Bu talep, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 311/1-f maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içerisinde yapılmıştır.
... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli 2004/175 Esas, 2009/229 sayılı ek kararı ile Hükümlü ... müdafinin yargılanmanın yenilenmesi talebinin 5271 sayılı Kanun'un 311/1-f maddesi gereğince kabulüne karar verilmiş ve duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; 16.09.2025 tarihli ve 2024/46 Esas, 2025/186 Karar sayılı karar ile ... (Kapatılan) 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde İle Görevli) 2004/175 Esas, 2009/229 Karar sayılı dava dosyasında hükümlünün üzerine atılı eylemler bakımından cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 323/1. maddesi gereğince oy çokluğuyla onaylanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Hükümlü Müdafiinin Temyiz İstemi
Hükümlüye karşı gerçekleştirilen tüm eylemlerde yer alan şahısların, terör örgütü üyeliğinden ve yöneticiliğinden yargılanarak ceza aldığı, mahkemece bununla ilgili araştırma yapılıp teyit edilmiş olmasına ve yargılamanın yenilenmesi gerekçelerinden birisinin de bu olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığı, birden fazla yargılamanın yenilenmesi talepleri bulunduğu halde mahkemece sadece AHİM kararı doğrultusunda hareket edildiği, somut ve kesin deliller ile sabit olan hususların gözardı edildiği, soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki kamu görevlilerinin yıllar sonra sanığın mahkemedeki ilk ifadesinde de belirttiği üzere FETÖ terör örgütü üyeliğinden hüküm giymelerinin dahi tek başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olacağı, dosyada örgüt kurma ve yönetme suçunun oluşmadığı, usul ve yasaya aykırı olan kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin kural olarak öncelikle davanın kabule değer olup olmadığını duruşmasız olarak incelemesi, kabule değer bulmazsa reddetmesi, kabule şayan bulursa dayanılan delilleri toplaması, tarafların görüşlerini de alarak ya yargılamanın yenilenmesi isteminin gerekçeye dayanmaması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddetmesi, ya da yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar vermesi gerekir. Yeniden yargılamanın temelini, aynı Kanun'un 311/1-f maddesindeki hal oluşturuyorsa mahkemenin yeniden yargılama yapma konusunda bir takdir hakkının bulunmadığı kuşkusuzdur. Mahkeme yargılamanın yenilenmesine karar vermişse bu kez serbestlik kuralı gereğince yeni bir yargılama yapacak, toplanan delilleri mevcut delillerle birlikte tartışıp değerlendirerek maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacak ve sonuçta, önceki hükmü onaylayacak veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verecektir.
Yeni bir yargılama olması nedeniyle bu duruşma önceki duruşmanın devamı olmadığından duruşmaya taalluk eden yasa hükümlerinin hepsinin burada da uygulanması gerektiği, bunun sonucu olarak tensip kararıyla duruşma gününün tespit edilip önceki kararın davasında taraf olanlara tebligat yapıldıktan sonra hükümlü ve müdafinin beyanları alınarak duruşmaya son verilip değerlendirme yapılması gerektiği tartışmasızdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine, hükümlü müdafinin CMK'nin 311/1-f maddesinde belirlenen bir yıllık süre içerisinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, talebin yerel mahkemece kabul edildiği ve duruşma açılmak suretiyle yargılamaya başlanıldığı, tensip kararı ile birlikte hükümlüye duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartıldığı, ancak tebliğ mazbatasının incelemesinde tebliğin "... ... Çaddesi no:.....Silivri-..."adresine yapıldığı, tebligat muhatabın tanınmadığından bahisle iade edildiği, ancak bu adresin hükümlünün bir süre tutuklu kaldığı ... ait olduğu, UYAP üzerinden yapılan incelemede her ne kadar sanığın mernis adresi olarak bu adres yer alıyor ise de hükümlünün tebliğ tarihi itibariyle ceza evinde bulunmadığı, adres araştırması yapılarak hükümlünün duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanmadığı, hükümlünün duruşmada hazır bulunmaması nedeniyle sadece müdafinin savunmalarının dinlenildiği anlaşıldığından; mahkemece, hükümlüye usulüne uygun şekilde duruşma gününü bildirip ifadesine başvurulmadan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde
müdafinin beyanı ile yetinilerek önceki hükmün onaylanmasına karar verilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sair yönleri incelenmeyen ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2024/46 Esas, 2025/186 Karar sayılı kararına karşı hükümlü müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde karar verildi.