Orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali sonucu 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini talepli davada Bölge Adliye Mahkemesi, davanın kabulüne hükmetmiştir.
Özet: Murisin tapulu taşınmazlarının orman vasfıyla Hazine adına tescil edilerek mülkiyet haklarının bedelsiz sona ermesi nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca talep edilen tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin Hazine yönünden kısmen kabul kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi, Hazinenin süresi içinde ileri sürülmeyen zamanaşımı savunmasını dikkate almayarak ilk derece kararını kaldırmış ve davanın tamamının kabulüne karar vermiş olup, davalı idareler bu Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/3817 E.  ,  2026/2588 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2024/2885 Esas, 2025/230 Karar
KARAR
: Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2021/166 Esas, 2024/240 Karar
Taraflar arasındaki taşınmazların tapu kayıtlarının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idareler vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ...'na ait İzmir ili, ... ilçesi, 1 23... parsel nolu taşınmazda, imarlı parseller oluşturulduğunu, Orman İdaresi tarafından açılan davalar sonucunda İzmir ili, ... ilçesi, 12 pafta, 1003 ada l parsel, 1006 ada l parsel, 10 07... parsel, 10 08... parsel, 10 08... parsel, 10 08... parsel, 10 08... parsel, 10 08... parsel, 10 11... parsel, 10 11... parsel, 10 11... parsel, 1012 ada l parsel, 1014 ada l parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 1014 ada ll parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 14... parsel, 10 15... parsel, 10 15... parsel, 10 15... parsel, 10 15... parsel, 10 15... parsel, 10 16... parsel, 10 17... parsel, 10 18... parsel, 10 18... parsel, 10 18... parsel, 10 18... parsel, 10 18... parsel, 1018 ada ll parsel, 10 18... parsel, 1019 ada l parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmek suretiyle davacının murisine ait mülkiyet hakkının sona erdiğini, taşınmazların bedelleri ödenmeksizin davacıya ait mülkiyet haklarının kamu mülkiyetine dönüştüğünden tazminat bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, düşük bedele hükmedildiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin kendilerine düşmediğini, 2.040,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline ilişkin kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine zamanaşımı savunmasında bulunmuş ise de davalı Hazine vekilinin 07.06.2013 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 127 nci maddesi gereğince 2 haftalık esasa cevap süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmadığı, davacı tarafın zamanaşımı def'ine muvafakat etmediği hususları nazara alındığında zamanaşımı itirazı yerinde görülmeyerek yargılamaya devam edilmiş olmasının doğru olduğu, tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak, birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan, 4721 sayılı Kanun'un 1007 maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devletin sorumlu olduğunu, her ne kadar Dairenin kaldırma/gönderme kararında farklı belirtilmiş ise de değerlendirme tarihinin, Yargıtayın son içtihatlarında belirtildiği üzere davanın açıldığı tarih olduğu, davacı taşınmazları hakkında verilen tapu iptal ve tescil kararının kesinleşmesi ile zararın oluştuğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında, devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği, davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu, bu nedenle davalı Hazine vekilinin husumet itirazının dinlenmediğini, dava tarihine göre, tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazların niteliği ve değerinin belirlenmesi gerektiği, arsa ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değerin belirlenmesi gerektiği, tapu iptal davalarının görüldüğü tarihte arsa vasfıyla tapuda kayıtlı olan dava konusu taşınmazların, dava tarihi itibarıyla 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında kaldığı ve düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmış imar parselleri olduğu belirlendiğinden, bu özelliklerine göre taşınmazların arsa niteliğinde kabul edilmesinin doğru olduğunu, karara esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporunda ikili hesaplama yapıldığı, arsa vasfında sayılan taşınmazların hem tapu iptal kararlarının kesinleşme tarihi esas alınarak hem de dava tarihi esas alınarak değerlerinin tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince karara esas alınan bilirkişi raporunda seçilen emsal uygun değil ise de dava konusu taşınmaz ile benzer özellikte bulunan ve İzmir-Çeşme otoyoluna daha yakın konumda yer alan ... Mahallesi 1 37... parsel sayılı taşınmaz açısından davanın açıldığı, 22.05.2014 tarihi itibarıyla belirlenen 403,00 TL/m² birim fiyatı Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/10943 Esas, 2023/2470 Karar sayılı kararı ile uygun bulunduğundan, tespit edilen metrekare birim fiyatına itibar edildiği, tapu iptal kararlarının kesinleştiği tarih esas alınarak belirlenen taşınmaz bedellerinin tazminat olarak hükmedilmiş olmasının hatalı olması nedeniyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; tazminat koşullarının oluşmadığı ve fahiş bedele hükmedildiği hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarına açılmış bulunan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminata hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idareler vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine değer biçilirken değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması, emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kurulu ve ek raporlarında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili dosyasında belirlenmiş olan bedel esas alınarak m² birim bedeli belirlenmiş olduğundan bu raporlara göre hüküm kurulamaz.
5.Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazların değerlendirme tarihi (dava tarihi) itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazların; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmazlar ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
6. Davalı ... yönünden, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı idareler vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.