Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ticari Satımdan Kaynaklı Fatura Alacağı İtirazın İptali Davasında Bilirkişi Raporu ve Hukuki Süreç Özeti.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari satımdan kaynaklanan 170.979,43 TLlik alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasını ele almaktadır; davacı, faturalarla sabit ürün bedellerinin ödenmediğini iddia ederken, davalı herhangi bir teslimat veya borcu reddederek faturaların hatalı düzenlendiğini savunmuştur. Davada yapılan bilirkişi incelemesinde davacı kayıtları ve faturaların geçerliliği tespit edilmiş ancak fatura içeriğindeki malların fiili teslimatı konusunda kesin bir tespitte bulunulamamış, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk başarısız olmuş ve yemin delili değerlendirme aşamasına gelmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.KAYSERİ1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARARESAS NO
: ...KARAR NO
: ...HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: ... - ... ...DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:...KARAR TARİHİ
:...GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: ...Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari alışverişler neticesinde, davalının muhtelif tarihlerde müvekkilinden aldığı - fatura ile sabit - ürünlere ilişkin borcunun 170.979,43 TL'lik kısmını ödemekten kaçındığını ve bunun üzerine davalı aleyhinde Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesinin... E. Sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri ile birlikte vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacıya borcunun da bulunmadığını, davacı şirket tarafından şahsına herhangi bir hizmet verilmediği gibi herhangi bir mal da teslim edilmediğini, buna rağmen teslim edilmeyen mal bedelinin tarafına fatura edildiğini, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturanın ticari deftere işlendiğini, davacıya karşı bahse konu faturalardan veyahut başka bir sebepten bir borcunun bulunmadığını beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, toplam 170.979,43-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 17/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23/10/2024 tarihinde itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mali müşavir bilirkişi 28/01/2026 tarihli raporda özetle;-Davacının 2023-2024 yılına ait yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, e defterlerin beratlarının olduğu, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğunun tespit edildiği,-Takip ve davaya konu faturaların GİB sisteminde kayıtlı geçerli faturalar olduğu ve davacı kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiş, ancak fatura içeriğinin teslimine dönük bir tespit yapılamadığı,-Davacı kayıtlarına göre ise takip ve davaya konu faturadan dolayı takip tarihi itibari ile davacının 165.979,43-TL asıl alacaklı göründüğünün tespit edildiği, takip talebinin 170.979,43-TL olduğunun tespit edildiğini bildirir yönde tespit ve kanaat raporu sunmuştur. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir.Dosya kapsamına göre dava ve cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görülmekle taraflara yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, davalı vekilinin 24/03/2026 havale tarihli dilekçe ile yemin metni sunduğu, yemin metninin davacı şirkete Teb. Kan. 35'e göre usulüne uygun tebliğ edilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyetince yazılı yargılama usulüne göre yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş, ancak anlaşmaya varamamışlardır.Taraflar arasında uyuşmazlık konuları; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine vaki itirazlarının haklı olup olmadığı, davalının borca itirazlarının iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar ve kötüniyet tazminatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;i) İlamsız takip yapılmış olması,ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli, 2017/19-824 Esas ve 2019/885 Karar sayılı kararında da değinilmiştir.Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK'nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas takip dosyasında; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri davalı borçluya tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından takibe ve borca itiraz edilmiş ve icra müdürlüğünce aynı tarihli tensip kararı ile İİK'nun 66. maddesi uyarınca davalı borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 67. maddesine göre itirazın iptali davası, itirazın alacaklı davacıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Takip dosyası kapsamında davalı borçlunun borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle sürenin işlemeye başlamadığı değerlendirilmiştir.Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.Vergi Usul Kanunu'nun (3475 sayılı Kanun) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24/12/2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarihli ve 2001/l Esas, 2003/l Karar sayılı kararında fatura; "Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmıştır.25/01/2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Tebliği (Sıra No:396)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair 523 sıra no'lu tebliğin 1 maddesine "...Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik belge olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılı Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dahil edilmeyecektir." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşme ilişkisini inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi, başka bir ifadeyle (mal) alım-(mal) satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini veya hizmetin verildiğini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.Faturaya itiraz edilmemesi sonucu kabul edilmiş sayılan fatura içeriğinden ne anlaşılması gerektiği hususu da Yargıtay kararlarıyla belirlenmiştir. Faturaya itiraz etmeyen kişi, öncelikle faturada yer alan miktara ilişkin hususları kabul etmiş sayılmaktadır. Faturada sadece sözleşmenin ifası aşamasına dair yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususların var olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla faturaya itiraz edilmemesiyle kabul edilmiş sayılan içerik bunlarla sınırlıdır. Faturaya itiraz etmeyen kişi, bu hususların dışında faturada belirtilen malı teslim aldığını, hizmetten yararlandığını ya da işin yapıldığını da kabul etmiş olmaz.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.Yapılan tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava faturaya dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan ilâmsız icra takibine karşı davalı tarafın itirazı üzerine, davacı tarafça açılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde bu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Davalının cevap dilekçesinde; taraflar arasında takibe dayanak faturalardan kaynaklı hiçbir ticari ilişki bulunmadığı, davalının faturalarda yazılı ürünleri davacı şirketten satın almadığı, faturalara konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmediği ileri sürülmüştür. Cevap dilekçesinde belirtilen bu hususlar ve özellikle davalının faturaların konusu olan mallarla ilgili satım akdinin yapıldığını ve faturalara konu malların teslim edildiğini kabul etmediği nazara alındığında;İspat bir yükümlülük olmayıp, bir yüktür. Yük (külfet) hukuk düzeninin bir kimseye, diğer bir kimse karşısında yüklemiş olduğu davranış olup, külfet üzerine yüklenen kişi bu davranışı yerine getirmediği takdirde ya elde etmesi mümkün olan bir hakkı kazanamaz ya da böyle bir hakkı kaybeder (Eren, F.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 16.b., Ankara 2014, s.45). Buna göre ispat yükü kendisine düşen taraf bunu yerine getirmek zorunda değildir, fakat bunun yerine getirilmemesi halinde dava sonucunda ulaşılmaya çalışılan hakka ulaşılamayacak (Börü. L.: Medeni Usul Hukukunda İddia ve Somutlaştırma Yükü, Ankara 2016, s.66 vd.); mahkemede bu yönde bir kanaat oluşturmak mümkün olmayacaktır.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraf defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişi defter kayıtlarına göre faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak teslime ilişkin kayıt olmadığı , davalınında aralarında sözleşme olmadığını ispat etmesi gerektiği dikkate alındığında; bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf yemini eda ettiği taktirde, yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığını ispat etmiş olur. Yani yeminin eda edilmesi üzerine, artık ortada uyuşmazlık konusu olan vakıa kesin delille kanıtlanmış olacağından, karşı taraf o konuda yeni bir delil getiremez, mahkeme de araştırmada bulunamaz. Yemin eda eden kişi ve mirasçıları lehine kesin delil teşkil eder. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/03/2017 tarihli, 2017/3-1002 Esas ve 2018/494 Karar sayılı emsal kararı) mevcut dosya kapsamına göre dava ve cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından, taraflara yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı taraflara ihtar edilmiş, ancak davacı tarafça bu konuda herhangi bir beyan sunulmadığı, davacının usulüne uygun delillerle davasını ispatlayamadığı gibi davalının yemin teklifini kabul etmemiştir.Yargılama sonunda tüm dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davanın REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 2.065,01-TL harçtan mahsubu ile artan 1.333,01-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye Gelir Kaydına,4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,Dair, davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır