Vekaletten azilnameye rağmen gerçekleşen taşınmaz satışında tapu kaydının hatalı tutulmasından kaynaklanan 4721 sayılı TMK 1007 tazminat davasında, tapu iptali ve tescil davası açılmadan tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi kararı.
Özet: Davacı, tapu müdürlüğündeki görevli hatası sonucu vekalet azlinin yanlış işlenmesi nedeniyle taşınmazının usulsüz satıldığını ileri sürerek Hazineden 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca tazminat talep etmiş; ancak mahkeme, önceki Yargıtay bozma kararına uyarak, taşınmazın aynına ilişkin tapu iptal ve tescil davası açma imkanı varken doğrudan tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiş, temyiz incelemesinde de bu ret kararının yerinde olduğu ve davalı Hazine lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2016/198 Esas, 2024/405 KararKARAR
: RetTaraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının hatalı tutulmasından kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4777 parsel sayılı taşınmazda, müvekkilinin 1/5 hisse sahibi iken, vekâletname ile satış konusunda yetki verildiğini, daha sonra azlettiğini, azilnamenin müvekkili tarafından 11.01.2012 tarihinde sabah saatlerinde ... Tapu Sicil Müdürlüğünde görevliye teslim ettiğini, azilnameyi teslim alan görevlinin söz konusu azilnameyi havale ederek sağ üst köşesine teslim tarihini ve saatini yazdığını, birkaç gün sonra haricen taşınmazın satıldığını duyduğunda kontrol etmek için tapu müdürlüğüne gittiğinde taşınmazın azil işleminden sonra satıldığını öğrendiğini, görevli memurca azilnamenin "Vekâletten Azil Defterinin" (S) harfli sayfası yerine (Ş) harfli sayfasına işlendiğini öğrendiğini, tapu müdürlüğünün kendine özgü bilgisayar ortamında da söz konusu azilnamenin kayıt edilmediğini, diğer bir memur tarafından satış işleminin gerçekleştirildiğinden tazminatın davalı idareden tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 17.06.2014 tarihli ve 2012/294 Esas, 2014/181Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün davalı gösterilmesinin ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi, davanın Hazineye yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak verilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, ayrıca, dava konusu taşınmaz son satış işleminden sonra intikal görmemiş olup davacı tarafından, azilname gözetilmeksizin yapılan yolsuz tescil iddiasıyla, tapu iptali tescil davası açılması mümkün olduğundan taşınmazın aynına ilişkin olarak tapu iptali ve tescili istemiyle açılacak dava sonunda, taşınmazın aynen iadesinin mümkün olduğu hallerde tazminat davası açılamayacağından mahkemece, davacı tarafından azilnameye rağmen tapuda usulsüz işlem yaptıran kişi aleyhine, ayın davası açılıp açılmadığı araştırılmaksızın tazminat davasının kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de; kararın hüküm kısmında ıslah tarihinin 10.05.2013 tarihi olması gerekirken bunun yerine 10.05.2012 tarihinin yazılması da hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehe vekâlet ücretine hükmedilerek, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken, aleyhe vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedildiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre yapılan incelemede; taşınmazın aynına ilişkin olarak davacı tarafından tapu iptal ve tescil davası açılmadan, tazminat isteminde bulunulmuş olduğundan ve bu itibarla dava tarihi itibarıyla haklılık durumunun sözkonusu olmadığı anlaşıldığından, davalı Hazine vekili lehine vekâlet ücretine hükmedilerek, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken, vekâlet ve yargılama giderine ilişkin olarak, yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendin çıkartılması, yerine “Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin, devamla (6) numaralı bendin çıkartılması, yerine “Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.