İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, trafik sigortası kaynaklı alacak davasında zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için davanın usulden reddine karar verdi.
Özet: Bir idarenin trafik sigortasından kaynaklanan bir ödeme nedeniyle rücu talebiyle açtığı davada, davalı sigorta şirketinin Anayasaya aykırılık ve rücu şartlarının oluşmadığı yönündeki itirazlarına rağmen, mahkeme, davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili özel mevzuat uyarınca zorunlu dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığına dair son tutanağı, verilen kesin süreye rağmen sunamaması üzerine, Yargıtay içtihadını da gözeterek davanın usulen reddine karar vermiştir.

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: 2026/1733 Esas
KARAR NO
: 2026/657
DAVA
: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: 08/09/2026
KARAR TARİHİ
: 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İdare Mahkemesinin 2018/... Esasına kayıtlı olarak açılan ve 2021/120 karar ve devamındaki kararalar neticesinde davacı idare tarafından ödenen 19.002,02-TL meblağın 8.609,65-TL lik kısmının ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte müteselsilen ve rücuen davalılardan tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta uygulanması istenen 3359 sayılı Kanun’un Ek 18/3. maddesinin; Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, 2. maddesindeki hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesi, 13. maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin yalnızca kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlanabileceği kuralı, 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol m.1’de güvence altına alınan mülkiyet hakkı yönlerinden Anayasa’ya aykırı olduğu itirazımızın değerlendirilerek, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına ve yargılamanın geri bırakılmasına karar verilmesine, ayrıca somut olayda: sigortalı hekimin şahsi kusuru bulunmaması, ileri sürülen kusur atfı ile zarar arasında tespit edilmiş kesin bir illiyet bağı bulunmaması, rücu talebinin Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’ndaki halefiyet hükümleriyle bağdaşmaması, dayanak Yasa ve Yönetmelik gereği yasal rücu şartlarının oluşmaması nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış olan davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizin 10/092026 tarihli tensip tutanağının 11 numaralı ara karar ile; "Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunmasının istenmesi için davetiye çıkarılmasına, sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına," hususunda davacıya ihtaratlı davetiye çıkartılmıştı.
Davacı vekilinin 18/09/2026 tarihli talep dilekçesi ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu fakat arabuluculuk sürecinin sonlanmadığını bildirdiği görüldü.
Dava dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.
HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur.
HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar sayılı ilamı; "Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. şeklindedir.
6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir.
Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi hukmü ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir.
"...Davacı tarafça sunulan tutanağa göre anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden dava açıldığı açık olduğundan 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Fıkrasının birinci cümlesinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, 2021/815 Esas, 2021/894 Karar.
Somut olayda; İşbu davanın 08/09/2026 tarihinde açıldığı, davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı, arabuluculuk aşamasının tamamlanmadığı görülmekle dava tarihi itibariyle usulüne uygun olarak neticelendirilmiş arabuluculuk görüşmesi bulunmadığından, davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle aşağıdaki şekilde usulden reddine karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının ARABULUCULUK ÖZEL DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 8.609,65-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
4-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda karar verildi. 22/09/2026
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸